“Sona Ertekin'in kitabı Arızanın Merkezine Seyahat, bana sanki benim için yazılmış gibi geldi. Kurgusu, âhir zaman kâşifleri/arayıcıları bir yana, dili resmen bir hazine. Leyla'nın cehennemi de, benim cehennemim, evet: Buzdan bir mekân...” Sevin Okyay
Gizemli bir kitabın peşindeki maceraperest bir ödül avcısını ve kırgın bir kitap dedektifini Moda’nın dar sokaklarından Kamboçya ve Bali sahillerine, yağmur ormanlarından yanardağların zirvesine sürükleyen soluk soluğa bir dünya yolculuğu… “Macera her an bir adım ötemizde olsa da kaçınılmaz değildir. Ama bilinmezliğe bir kez adım attığınızda, asla geri dönmek istemezsiniz.”
Keyifle okudum. Yazar, sağolsun, bizi bol bol gezdiriyor. Şarkılar tavsiye ediyor, ‘hakkaten yahu öyle bir şey vardı’ dedirtiyor. Ayrıca aşkın türlü türlü evrelerini de hikaye içerisinde bizlere hissettiriyor.
Eğlenceli, hareketli bir macera. Kadıköy söylemlerine yer yer çok düşse de, tanıdık küçük kültürü -kültür denir mi emin değilim- bir kitapta okumak bazı bazı eğlendiriyor. Okuması akıcı, Leyla ile Hakan beyaz yakalı bizlerin hayalini yaşıyor. Haftasonu öğlenleri izlenen tatlı holywood filmleri gibi. Sıkıcı hayattan uzaklaşmak için okunur!
Bizi nerelere götürdü! Çok sürükleyici ve akıcı bir dille yazılmış... Yeni yerler ve müzikler keşfetmek için keyifli bir roman - Spotify'da bir playlist oluşturdum merak edenler varsa.
Bazı noktalarda İlgilizce'den çevirilmiş gibi bir hissiyatı olmasını yazarın iki dile de hakim oluşuna veriyorum (Kovboy Kızlar da Hüzünlenir'i çevirmiş.) Eğlenceli ve birazcık da aşklı çok zevkli bir roman, tavsiye ediyorum ve kitaptan çok sevdiğim bir kesiti aşağıya bırakıyorum:
"Zira aşk dendi mi temelde iki çeşit insan vardır: İlişkiyi iyiye götürmek isteyenler ve zora sokmak isteyenler. Hakan'ın o sırada ilk guruba girmediği kesindi ama pişmiş aşa da su katmak için de oldukça dolambaçlı bir yol seçmişti. Ama bir dakika... yoksa onları da üçüncü bir grup olarak mı görmeliyiz? Öyleyse bir de ilişkiyi nereye götürmek istediğini bilmeyip kafa karıştıranlar vardır diyebilir miyiz? Yoo hayır, onlar aslında ikinci grubun ta kendisidir. İstemem yan cebime koycular... Sonunu bile bile işi yokuşa sürenler... Yanında su tabancasıyla gezen saman alevi sevenler... Diskoya götürüp diskosuz getirenler...
O zaman onlara, "Vay şerefsiz adiler," diyerek kendimizi rahatlatalım mı? Gerçi en kolayı bu olurdu ama ilişkiyi zorla iyiye götürmek isteyenlere ne demeli? Olmayacak duaların seri aminciler... Daha karpuz kesecektikçiler... Onların hiç mi suçu yok?"
Sona, samimi üslubu, akıcı ve tempolu anlatım tarzı ile hikayeye doğal bir şekilde kendinizi kaptırmanızı sağlıyor. Gizemli dokunuşlarla örülmüş bu heyecanlı kurgu, gündemden sıyrılıp sevgi, umut ve empati toplayacağınız, keyifli bir terapi tadında.
Arızanın Merkezine Seyahat çekiliş sonucu elime geçen bir kitaptı. Evet çekilişlerde gerçekten kitap kazanılabiliyor 😄 Uzunca bir süre de okunmayı bekleyen kitaplarımın arasında durdu. Artık okumam lazım diyerek elime aldım ve böylece bir kitabı daha o uzun bekleyişten kurtarmış oldum. Başlangıçta eğer beğenmezsem yarıda bırakmayı planlamıştım. Artık bir kitabın ilk 20-40 sayfası hiçbir şekilde ilgimi çekmediyse yarıda bırakmakta çok zorluk yaşamıyorum. Bu kitabın ilk 30 sayfasında herhangi bir sıkıntı yaşamadığım için okumaya devam etmeye karar verdim. Eğlenceli ve merak uyandırıcı şekilde başlamıştı. Ancak devam ettikçe beğenim çeşitli sebeplerden azalmaya başladı. Dan Brown’ı hafiften anımsatan bir tarza sahip ama biraz daha acemice yapılmış gibi hissettirdi. Mekan, olay geçişleri çok fazlaydı ki daldan dala atlanılıyormuş gibiydi. Anlatım tarzını yer yer beğendim ama bazı kısımlarda konuşmalar yapay gibiydi. Merak uyandırıcılığını sonuna kadar kaybetmedi. Bu yönden iyiydi çünkü öbür türlü okumaya devam etmesi can sıkıcı olurdu. Kitap arayıcılığı gibi bir meslek düşüncesi oldukça ilginçti farklı ülkelere giderken tanıtılan mekanları okuması da zevkliydi. Ama genel olarak baktığımda okumaktan çok keyif alamadım.
Sona Ertekin bizi fantastik macera dolu cesur bir hikayenin içinde gezdiriyor. Eşi benzeri olmayan bir yazar, yer yer kahkahayı patlattığınız, yeri geldiğinde tamda hissettiğim bu dedirten, diliyle bizi sarıp sarmalayan, kitabın sayfalarına yapışıp hiç bitmesin diyerek soluk soluğa okunacak bir kitap. Kendi tabiriyle Indiana Jones ile romantik komedi karışımı bu şahane eserde kurgunun keyfinden, anlatımın o eşsiz yolculuğundan, yazarının varoluşunun o benzersiz ilhamından keyfe gelmiş bizleri sepetine koyup alem alem gezdiriyor. Hiç bitmesin isteyeceğiniz, bittikten sonra içinizde yolculuğa devam edecek bir macera.