Perihan Mağden ile tanışma kitabım, ilk defa okuyorum. Tehlikeli Temayüller sadece bu kitap için kaleme alınmış yazılardan oluşuyor. "Ancak bu kez, malzemesini farklı bir şekilde işliyor Mağden. Küçük detaylardan, anekdotlardan yola çıkıp hayati meselelere uzanıyor. Kapısına dadanan bir kediden boğucu ikili ilişkilere, İlle-de-doğurması-gereken-kadınlardan, Milletçe mankafalaşmamızın nedenlerine açılıyor. Son model mirasyemezleri, Hayatı bize dar eden taksicileri, Popüler kültürün yaratıklandırdığı yeni nesli, İçinde boğulduğumuz kesintisiz kast toplumunu, Ve hakikat sevmezliğin gönüllü müritleri olma halimizi deşifre ediyor." diyor arka kapakta. Bunların içinde en çok dikkatimi çeken bölüm; 'Hayatı bize dar eden taksicileri'. Kitap 2014 yılında yazılmış, biz hala taksi / taksici sorununu çözemedik. Hatta bu konu ile ilgili Ayşe Kulin de 'Taksiii' adlı kitap yazarak bu soruna değinmişti.
Gene arka kapakta kırmızı ile yazılarak dikkat çeken bir cümle: “Ellilerde, altmışlarda “cool” olmak mühimdi; zira az bulunan bir özellikti “cool”luk. Şimdi herkes, Ölü Canlar kastingi için hazırmış gibi dolanıyor ortalıkta.” bu dolanma da 10 senedir artarak devam etmekte maalesef."
Kitabın adına gelince; 'Temayül' ne demek? Temayül: bir yana eğilme, eğilim anlamına gelmekte.
'Siyamlı Eşler' adlı bölümde "Herkes o kadar sosyalleşme hastası / bağımlısı ki günümüzde, biriyle evleniyorsan, "eş" konumu gereği onun sosyal / profesyonel / bilumum çevresiyle de ödüllendirilmiş oluyorsun. Bonus hayat ( sözüm ona) kazanıyorsun." "Kocam var; ben DE meşgulüm." Bu süper tespite ben de katılmaktayım. Bu hanımların durumu bana 'refakatçi sendromu'nu hatırlattı. Kısaca bu sendrom, refakatçinin kendini hasta ile bütünleştirmesi, sorulduğu zaman ' geceyi rahat geçirdik, ateşimiz çıktı, ağrımız var' gibi hastanın şikayetlerini kendi de yaşıyormuşçasına çoğul anlatması.
'Babalık Miti: Kadınla Gelen Kadınla Gider Mi?' adlı bölümde babaların evlatlarına yaptıkları / yapmadıkları, ilgileri, sevgilerini göstermelerini anlatıyor. Örnek olarak iyi baba Halit Ergenç ve evlat ayrımı yapan Fahrettin Aslan'ı vermiş. Benim babam da iyi üstü bir babaydı, döneminin çok ilerisinde. Gene de belgesellerden takip ettiğim kadarıyla doğadaki en mükemmel baba: Penguenler 🙂
Okuduğu / izlediği birkaç film / kitap ile ilgili değerlendirmeler de yapmış. Bunlardan bildiklerim dışında olan; Ettore Scola'nın 1981 yapımı (müthiş ötesi olarak bahsetmiş) Passione d'amore adlı filmi, Murakami'nin İmkansızın Şarkısı (okumayan bir ben kaldım herhalde), Philip Seymour Hoffman'ın yönettiği Jack Goes Boating (2010) ile The Master (2012 - Usta), Funny Games (1997- Ölümcül Oyunlar), The Baader Meinhof Complex (2008-Bir Terör Filmi) izlenecek. Kaçırdığım / izlemediğim film çok ama kitap bir tane, sevineyim bari.
Kalemi ile ilk defa tanışacağım için endişeli başlamıştım ama keyifle okudum. Sizlere de denemenizi tavsiye ederim.