Ölümün ve yaşamın sokaklarında gezintiye çıkmış, kendi sokağında göçebe bir şiiri var Sinem Sal'ın. Uçmamakta özgürlüğü bulan kanatlı bir şiir.
Geçtiğimiz Altı Ayda Çok Şey Oldu, gökkuşağının tüm renklerinin siyahla dans ettiği bir kitap. Âşıkların, göçebelerin, evini arayanların sığınabileceği, kendilerine ait bir oda bulabileceği devasa bir şiir sokağı.
“geçtiğimiz altı ayda çok şey oldu kendi dalına ağır bir meyveydim lezzetimden eksilmedi ama rendelendim.”
19 Eylül 1987'de, ki yılıyla ilgili çeşitli söylentiler var; ailede iç savaşın olduğu yıllarmış doğumu fark edilmemiş, İstanbul'da hayata başladı.
2010'da Lakuna, 2012'de Anekta ve 2014'te Yine de Âmin kitaplarını Dünya'ya postaladı. Afili Filintalar ve Ot Dergi'de yazıyor.
Şiirlerinde ve hikâyelerinde olmayacak işlerin, ütopyanın, ironinin, kalbe varmanın türlü yollarıyla muhatap. Kadıköy'ün sokak çaycılarında kâinata dair büyük bir ipucu bulduğu gün şükredecek.
“geçtiğimiz altı ayda çok şey oldu kendi dalına ağır bir meyveydim lezzetimden eksilmedi ama rendelendim” . Tabancasının sapını gülle donatıyor bu sefer Sinem Sal. ‘Geçtiğimiz altı ayda çok şey oldu’ ile başlayıp; çözülme devamındaki şiirlerle devam ediyor. Şiirler bir öncekileriyle bağ kuruyor~ Bazen aynı duygunun irinini akıtıyor bazen bir şarkının sözleriyle yoğuruyor hamurunu- . Yine de amin ve anekta’daki dizelerini anımsıyorum,dank’ta öykülerini~ “geçtiğimiz altı ayda çok şey oldu” da ise derinden hissedilen kopamayış var,acı da genişler en nihayetinde.. Sözlere yansır.. Şiirin acı balı da burdan geliyor sanırım.
Sedat Gösterikli’nin çalışması olan kapak tasarımını ise beğenmemek ne mümkün~
Kitabı alıntısını görüp merak ettiğim için satın almıştım. Alırken nasıl bir kitap, ne anlatıyor diye sorgulamamıştım. Şiir kitabı çıkınca şaşırdım açıkçası. Bazı şiirler beni derinden etkiledi. Önceden yaşadığım birtakım şeyler kelimelere dökülmüş gibiydi. Kitabı beğenmemin en büyük sebebi budur. Fakat bazı şiirleri hiç beğenmedim. Okurken anlam veremediğim ve sevmediğim yerler oldu. Bu sebeple kitaba bir puan verecek olsaydım 7/10 olurdu. Şiir kitaplarında alıntıların daha önemli olduğunu düşündüğüm için birkaç alıntı bırakıp kaçıyorum 👋🏻 (Kim bilir belki bir gün yazarın diğer kitaplarını okurum) • 'Yaralıydım o zaman, kabulümdür kafesimi çatlatacak kadar çok bekledim.' • 'sanırım az sonra kalbime düşecek bir bomba kurtulmam gerekecek, yaşamam belli ki zaman alacak.' • 'sonra anlatırım ben sana medeni bir şekilde ayrılamıyor oluşumun ilkellikle açıklanamayacağını mutsuz olmamız için bir neden yokken neden mutlu olamadığımızı kasırgadan medet umduğumu belki beni bir yere götüreceğini ve bunu nasıl beklediğimi gece gündüz. • 'geçtiğimiz altı ayda çok şey oldu seni sevdim bütün takvim yapraklarını önemli diye işaretledim.' •
This entire review has been hidden because of spoilers.
sinem sal beni çok etkileyen ve çok beğendiğim bir öykücü ama şiir konusunda aynı derecede güçlü bulmadım kendisini, en azından bu kitabı. bütünlüklü bir kitap ve birbirine atıfta bulunan şiirlerden hep keyif almışımdır ama öykülerinde lirik bir dili olan yazarın şiirlerinde de çok imgesel bir dili var. hatta arada üslubu bana aylin balboa'yı anımsattı ve her an "osman" diyebilecekmiş gibi hissettim. tabii yine etkilendiğim, altını çizdiğim, yanına bir şeyler yazdığım satırları oldu. (bi yerlerde biraz gözyaşı da döktüm, yalan yok) yine de sinem sal'ın öyküleri ve romanları benim için daha özel kalacak belli ki
// 2025 ağustos. kitapları ikinci defa okumak neredeyse hiç yapmadığım bir şey ama sinem sal'ın kitapları benim kişisel tarihime düştüğüm bir dipnot oluyor bazen. o yüzden beni bu sabah erkenden bu kitap kucakladı, ben de onun bahanesiyle kendimi kucakladım. bazı dizeleri hâlâ düşünüyorum
İlk şiir kitabım, hediye edildi. Sondan bir önceki şiir hariç pek sevmedim, sürekli aynı metaforlar aynı ögeler aynı şey anlatılmıştı, bir de bence şiire yakışmayan anlatılar vardı içinde. Üzücü bir başlangıç oldu.
"seken bir taş olduğumu düşünmeden edemiyorum tam çakılacağım derken, ayaklanıyorum böyle giderse karşı kıyıya varırım hız kesmeden yaşamaya çalışıyorum durursam, kaybolduğumu anlarım." (sf.59)
geçtiğimiz altı ayda çok şey oldu bir pazar tezgahının altına yuvarladım gözden düştüm, seçmece değildim taptaze ve ağzınıza layık olamadım. takas ihtimali yüksek bir hayat yaşadım, tamam!
seninle aramdaki yedi farkı bul Seni seviyorum,bir Seni seviyorum, iki Seni seviyorum, üç . . .
Diğer şiir kitapları kadar büyülenerek okumadım açıkçası Sinem Sal’ın bu kitabını. Bütün şiirler birbirinin aynı gibiydi. Sinem Sal sevdiği söylemleri sürekli tekrar etmiş. Bu durum okuyucu olarak bendeki sihrini devam ettiremedi.