Jump to ratings and reviews
Rate this book

Udi

Rate this book
... Beni hiçbir zaman terk etmeyen, kucağımdan kaçmayan vefakar yarim! Can dostum! Dertlerimi dinleyen, kalbimi anlayan, sırdaşım! Bana daima refakat eden yoldaşım! Beni yalnız sen terk etmedin, benden yalnız sen geçmedin, bana hıyanet etmedin! Bir zaman zevk ve sefa kaynağım, eğlencem oldun. Şimdi de geçim kaynağım! Ekmek teknemsin! Benim yarim sensin!..

144 pages, Paperback

First published January 1, 1899

5 people are currently reading
189 people want to read

About the author

Fatma Aliye Hanım

18 books31 followers
Fatma Aliye Topuz (Fatma Aliye Hanım) Türk edebiyatının ilk kadın romancısı olarak tanınır.

Zafer Hanım'ın 1877 yılında yayımladığı Aşk-ı Vatan adlı bir roman mevcutsa da yazarın tek romanı olduğu için Zafer Hanım değil, beş roman yayımlayan Fatma Aliye Hanım ilk romancı ünvanını almıştı.

9 Ekim 1862'de İstanbul'da doğdu. Tarihçi Ahmed Cevdet Paşa ile Adviye Hanım'ın kızıdır. Kendisine özel bir eğitim verilmese de ağabeyi Ali Sedat Bey'in evde özel hocalardan aldığı dersleri dinlemesi sayesinde kendini geliştirdi. Fransızca merakının ortaya çıkması üzerine ders alarak bu dili çok iyi düzeyde öğrendi.

Fatma Aliye Hanım, 17 yaşında iken 1877-78 Osmanlı Rus harbindeki Plevne Savunması ile ünlü Gazi Osman Paşa'nın yeğeni Kolağası Faik Bey ile evlendi ve dört kızı oldu. (Hatice, Ayşe, İsmet, Nimet)

Evliliğinin ilk 10 yılında ancak eşinden gizli olarak kitap okuyabilen Fatma Aliye Hanım, eşinin bu konudaki tutumunun değişmesinden sonra onun izni ile tercümeler yapmaya başladı. Edebi yaşantısı 1889 yılında Georges Ohnet'in Volonté adlı romanını Meram adıyla çevirmesi ile başladı. Bu romanı Bir Hanım imzasıyla yayımlamıştır. Bu başarısıyla babasının dikkatini çeken Fatma Aliye Hanım, kendisinden ders almaya, fikir tartışmaları yapma olanağına kavuşmuştu. "Bir Hanım"'ın gösterdiği çabalar, ünlü yazar Ahmed Mithat Efendi tarafından Tercüman-ı Hakikat gazetesinde övüldü ve yazar kendisini manevi kızı kabul etti. Fatma Aliye Hanım, bu ilk çevirisinden sonraki çevirilerinde Mütercime-i Meram takma adını kullandı.

1891 yılında Ahmet Mithat Efendi ile birlikte Hayal ve Hakikat adlı romanı yazdı. Romanın kadın ağzından olan kısmı Fatma Aliye Hanım'ın, erkek ağzından olan kısmı Ahmet Mithat Efendi'nin kaleminden çıkmıştı. Eser, Bir kadın ve Ahmet Mithat imzasıyla yayımlandı. Bu romandan sonra ikili uzun süre mektuplaşmış ve bu mektupları Tercüman-ı Hakikat Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

Fatma Aliye Hanım, 1892 yılında Muhadarat adlı ilk romanını kendi adıyla yayımladı. Bu romanında bir kadının ilk aşkını unutamayacağı inancını çürütmeye çalıştı. 1899 yılında yayımlanan Udi adlı romanında görevi üzerine gittiği Halep’te yaşamına tanık olduğu bir kadın udiyi anlattı. Bu kitapta mutsuz bir evlilik yapan Bedia'nın hikâyesini dönemine göre çok yalın bir dille anlatmıştır. Reşat Nuri Güntekin, edebiyata ilgisini güçlendiren yapıtlar arasında lalasından dinlediği romanlardan sonra Fatma Aliye Hanım'ın Udi romanını sayar. Eserlerinde kadın gözüyle evlilik, eşler arasındaki uyum, aşk ve sevgi kavramı, birbirini tanıyarak evlenmenin önemi gibi mühim konuları işleyen Fatma Aliye Hanım'ın diğer romanları Ref'et, Enin, Levayih-i Hayat adlarını taşır. Yazar romanlarında bireyleşme çabasında olan, çalışan, para kazanan, erkeğe ihtiyaç duymayan kadın kahramanlar yaratır.

Fatma Aliye Hanım, edebi eserlerinin yanı sıra kadın sorunları ile ilgili de eser vermişti. Kadınlara Mahsus Gazete'de kadın sorunlarına ilişkin makaleler yazdı ve muhafazakâr görüşlerden kopmadan kadın haklarını savundu. 1892'de yayımlanan Nisvan-ı İslam adlı kitabında Avrupalı kadınlara İslam'da kadının durumunu anlattı. Romanlarında daha modern kadın kahramanlar yaratan yazar, bu kitapta, makalelerinde olduğu gibi, eski gelenekleri savunmuştur.

1893 yılında Ahmet Mithat Efendi tarafından yazılan Bir Osmanlı Kadın Yazarın Doğuşu (Bir Muharrire-i Osmaniye'nin Neşeti) adlı kitap ününü arttırdı. Bu kitap Ahmet Mithat'ın Fatma Aliye'yi anlattığı yazıları ve Fatma Aliye'nin doğrudan kendisini anlattığı mektuplarından oluşmaktadır. Fatma Aliye mektuplarında bitmek tükenmez bilmeyen öğrenme coşkusunu anlatır.

1914 yılında yazdığı Ahmed Cevdet Paşa ve Zamanı son yapıtıdır. Bu romanında Meşrutiyet sonrası siyasal yaşamı ortaya koymayı amaçlamıştır. Resmi tarih tezlerine muhalefet ediyor olması, edebiyat dünyasından dışlanmasına yol açmıştır. (vikipedi)

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
88 (30%)
4 stars
132 (46%)
3 stars
57 (20%)
2 stars
5 (1%)
1 star
2 (<1%)
Displaying 1 - 22 of 22 reviews
Profile Image for Cansu Kargı.
124 reviews72 followers
April 7, 2024
İyi ki okudum.

Yazarla tanışma kitabım.

Fatma Aliye, kadına dair oldukça geniş bir perspektifte romanı kaleme alıyor.

Etik kavramını kadının hayatta duruşu üzerinde sorgularken, genel olarak kadınlık haysiyetine bakışı, kadınlar arasındaki hisleri karşılıklı anlamayı, evlilik kurumunu, mutsuz bir evliliğin sürdürülmesinde kadının sahip olduğu psikolojiyi, aldatılmayı ve kadının buhranlarındaki psikolojiyi yansıtmayı oldukça iyi kaleme alıyor.

Bana göre kadını bu buhranlarda asıl hayata bağlayan şeyin Bedia'nın Ud'uyla olan serüvenini merkezde tutarak anlatmayı oldukça başarılı yapıyor.

Özetle bir kadının kendi ayakları üzerinde durmak adına ona çizilen ve kendi çizdiği yolda tutunduğu yegâne şeyin onun yeteneği, yeteneğine olan inançla süren bir hikayenin geldiği biçime dair iyi bir panoramik kesit okumak güzeldi.

Oldukça vizyonel ve dönemince cesur bir kalem okuduğum için keyifliyim.

Yazarla karaktere yönelik bazı olaylara dair aldığı tavırda mantıken kurguda uyuşmadığımız için puan kırıyorum, okuyunuz öneririm.
Profile Image for Süheyla.
10 reviews1 follower
December 5, 2023
Reşat Nuri Güntekin anılarında Udi romanının eskiden hanım meclislerinde topluca okunduğundan bahsediyor. Kitabı okurken hep bu düşünce aklımdaydi. Yine bir dost meclisi olsaydı da kız kıza okusaydık diye. Zira iffetli bir kadının hayata tutunma çabasından hepimizin alacağı bir şeyler vardır.

Bunun yanı sıra bir solukta okuduğum Udi, tarz olarak da insanda çok hoş bir his bırakıyor.
Anlatım, diyaloglar o kadar kibar bir dille yazılmış ki, bu aslında bize dönem hakkında da ip uçları veriyor. Zaten Türk edebiyatından böyle kadın yazarların kitaplarını okumayı sevmemin sebeplerinden biri bu: satır aralarından o dönemdeki kadınlarin yaşayışlarından detaylar bulabiliyorsunuz. Osmanlı'nın son yıllarında geçen Udi'de de en dikkatimi çeken nokta aile bireyleri arasındaki saygı ve uslup oldu. Anne babaya, eşe olan bu saygı "Ya ne kadar değişmişiz" dememe sebep oldu.

Velhasıl bu hoş kitabı tüm arkadaşlarıma tavsiye ediyorum. Ve bu kitapla tanışmamı sağlayan "Kitapzane" hesabına teşekkür ediyorum 🖤
Profile Image for Aslınur Memiş.
14 reviews4 followers
Read
January 4, 2019
Edebiyat eleştirisi ve toplumsal cinsiyet okumalarından ayrı olarak romandaki müzik izleğinin işlenişini çok beğendim. Müziğin Bedia için bir varolma biçimi olması, daha sonra hayatını kazanmak için bir araca dönüşmesi ve müziğin bu iki işlevinin iç içe geçişinin işlenişi Rebetiko filmini izlediğimde bende uyanan hisleri uyandırdı. Ayrıca Bedia’nın Arap müzik geleneğinden gelip alaturkaya adapte olma çabaları ve daha sonra iki türden gelen yeteneğini kullanarak nadir bulunan bir sanatçı olması çok güzeldi. Bedia’nın Mail’e olan arzusunun müziğe duyduğu arzuyla yer değiştirmesi belki daha yakın okunup kadınların arzusu konusunun başka romanlarda işlenişiyle akrabalıklar kurulabilir.
Profile Image for Duygu.
14 reviews
November 4, 2025
Bir çırpıda okunacak naif bir Osmanlı’da kadın hikayesi. Osmanlı’nın kadını dışlayan kapalı yapısına rağmen Fatma Aliye’nin görgü ve ifade zenginliği ile dönemine göre aydın bakış açısı etkileyici. Günümüz Türkçesine çevrilmiş olsa da cümlelerde dilimizin eski zenginliğini görmek mümkün. Daha önce yazdığı Refet romanı gibi Udî de oldukça acıklı bir roman. İffet düşkünü eril bir toplum içinde kendine yer yaratabildiği için Fatma Aliye Hanım’a, asla popüler bir çok satan olmayacağını bilerek bu eserleri basmaya devam eden İş Kültür Yayınlarına teşekkürü borç bilirim.
Profile Image for ouliana.
644 reviews46 followers
November 11, 2025
the only thing a girl can rely on is her hobby
Profile Image for osqhe.
222 reviews
August 28, 2025
Fatma Aliye’den okuduğum ilk kitap oldu. Dönemin kadınlarını, toplumu aktarması ve yazarın bilgi birikimini çok beğendim.
Bedia adlı müziğe yetenekli kız çocuğunun, babası tarafından yetiştirilmesini ve hayat hikayesini okuyoruz. Hikayenin yer olarak Şam’da başlaması da farklılık katmış. Fatma Aliye dönemin feminist yazarları arasında görünse de, Udi kitabında feminizm’den çok ahlakçılığı ön planda bence. Toplumun ahlaki ve örf değerlerini keskin şekilde belirtmiş. Tabi bu değerler sadece kadınlar tarafından uygulanmaya zorlanıyor. Erkeklerin yaptıkları toplumda herkes tarafından bilinirken, hiç bir şekilde dillendirilmiyor.
19. yüzyılda kadınların hayatta varolabilmesi için babalarının oynadığı rolün önemini yazar çok güzel aktarmış. Dönemin musiki tercihlerinin de şehirlerarasında bile farklılıklar oluşturması kültürel çeşitliliğe güzel örnek oluşturmuş.
Kitabın kurgusu da okuduğum çoğu klasik Türk edebiyatından farklıydı. Fatma Aliye sanki romandaki Bedia karakterini gerçekte tanıyormuş gibi aktarmış, aralarındaki konuşmalar o kadar gerçekçi şekilde okura sunulmuş ki bir an Bedia’nın gerçekte yaşadığına ikna oldum.
Hoşuma gitmeyen tek şey hikayedeki karamsarlık, umutsuzluk oldu ancak dönemin şartları düşünülünce mantıklı geldi. Umarım diğer kitaplarını da okuma fırsatı bulabilirim.
Profile Image for Oğuzhan Bahar.
43 reviews
October 7, 2025
Kadının; erkeği mesleğidir.

Fatma Aliye Hanım 1862 doğumlu, Ahmet Cevdet Paşa gibi inanılmaz bir adamın kızı. Bu adam Osmanlı’da Adalet, Eğitim, Ticaret, Ziraat.. defalarca, nerede ihtiyaç varsa orada bakanlık yapmış, Tarih-i Cevdet adında, 12 ciltlik Osmanlı Tarihi yazmış, Mecelle gibi İslam Hukukuna dayalı, Türkçe medeni kanun yazmış, ki 1851 maddelik bu kanun, 1926’ya kadar Türkiye’de, 1949’a kadar Suriye’de, 1953’e kadar Irak’ta yürürlükte kalmış. Böyle dahi, böyle mükemmel bir adamın kızı Fatma Aliye.

Ahmet Mithat Efendi onun biyografisini 1893 yılında yazmış, Fatma Aliye hanım 31 yaşında o zamanlar. Bu biyografiden ancak, bebekliği, çocukluğu ve gençliğini görebiliyoruz. Yani henüz 1896’da yazdığı Refet ve 1899’da yazdığı Udi romanları ile hayatının sonraki dönemlerinde yaşadığı olaylar falan yok bu biyografide. Fatma Aliye hanım 73 yaşında vefat ediyor çünkü… Tıpkı.. babası Ahmet Cevdet Paşa gibi… o da 73’ünde vefat etmişti.

Öncelikle, Fatma Aliye, bizim edebiyatımızın ilk kadın yazarıdır. Ahmet Mithat, Avrupa’da bile birkaç kadın yazar ancak varken ülkemizden böyle bir yazarın çıkmış olmasını olağandışı bulduğunu söylüyor. Kitapta ilginç bulduğum diğer noktaları da sizlerle paylaşmak istiyorum.

İlki; Osmanlı sosyetesinin çocuk yetiştirme şekli. Bunlar tıpkı Avrupa elitleri gibi, çocukları doğar doğmaz bir dadı ekibi ve süt anneye verir, iyice büyüyüp 4-5 yaşına gelene kadar da çok görmezlermiş. Fatma Aliye de bu şekilde büyümüş. Böyle olunca Ahmet Mithat, çocuğu annesine-babasına soramayıp dadılarına sormuş. Onlar da çocuğun erken yürüyüp, erken konuştuğunu ve çok duygusal olduğunu söylemişler. Öyle ki, sütten kesme döneminde, sütle birlikte süt anneyi de evden gönderirlermiş ki, çocuğun süte, memeye ilişkin hiçbir bağı kalmasın. Bunu açıklamak için de “süt anneni umacılar* kaçırdı, memesini yediler” derlermiş. Bebek Fatma Aliye de süt annesini ne kadar seviyorsa artık, memesini istemem, ninemi geri getirsin diye ağlamış epey bi zaman.

Bir diğer detay için Fatma Aliye hanımın hayatının sonraki yıllarına da değinmem gerek. Fatma Aliye hanım, 2 kızını iyi eğitim almaları, iyi Fransızca öğrenmeleri için, Paris’e Fransız okuluna yazdırmış. Bu kızlardan Nimet, annesine mektup yazıp diyor ki, “Bu okulda bize zorla haç öptürüyorlar, hristiyan semboller gösteriyorlar.” Bunu öğrenince Fatma Aliye, kızını bu okuldan aldırıp Robert Kolejine veriyor. Ama diğer kızı Zübeyde İsmet, okuldan alınmak istemiyor. Arkadaşlarım, öğretmenlerim hepsi burada gelmek istemiyorum diyor. Okulu bitirip öyle geliyor. Geldiğinde bakıyorlar ki gizliden haç takmaya, İsa’nın resmini yastığının altında saklama başlamış. Zaten bir süre sonra da “özgür yaşamak için gidiyorum.” diye bir mektup bırakıp evden kaçıyor. Epey sonra polis aracılığıyla öğreniyorlar ki Zübeyde İsmet, Paris’e kaçmış, din değiştirip rahibe olmuş. Adını da Margerit diye değiştirmiş. Zaten o günden sonra Fatma Aliye epey kötü oluyor. Yazı işlerini falan bırakıyor. Köşkünde içine kapanık bir hayat yaşıyor. Çünkü Fatma Aliye gayet muhafazakar, gayet İslam ve Osmanlı köklerine sadık bir kadındı hep. İslam içerisinde kadının rolünü, önemini ve gücünü, kendi bakış açısınca anlatmaya çalışıyordu. Ünlü İslam Kadınları - Nisvan-ı İslam, Osmanlı’da Kadın gibi kadın haklarını islamiyetle harmanlayan bir çok yazı da yazmıştı. Kendi kızından bu şekilde bir darbe onu tabii ki, çok etkiledi.

Bu kızının hristiyan olması detayı, kendi çocukluğunda şöyle bir konuyla tesadüf ediyor. O dönemlerde Osmanlı sosyetesinde,Fransızca erkek çocuklarına öğretilir de kız çocuklarına öğretilmezmiş. Fatma Aliye’nin ailesi de böyleymiş. Sonradan babası izin vermiş ama annesi hiç izin vermemiş hep kızmış hatta. Kendi ağzıyla diyor ki; “Annem Fransızca okuduğumu görecek olsa maazallah, dinimi değiştirmişim gibi kızar engel olmaya çalışırdı.” Çocukluğunda böyle diyor, büyüyünce kendi kızı Fransızca öğrenirken dinini değiştiriyor. Hayat …

Bir diğer detay da -işte Ahmet Mithat Efendi’nin filozof kızım dediği noktalar-, babası sohbet esnasında Aristo, Platon, İbn-i Rüşd ve İmam Gazali felsefelerini kıyaslarken Fatma Aliye, konuya Descartes’ı, Spinoza’yı, Darwin’i ve Auguste Comte’yi dahil ederek mukayeseyi genişletti, diyor. Yani onun yakın tarih felsefesine de hakim olduğunu onları da okuyup, yazıştırdığını söylüyor.

Tüm bu elit ortama rağmen Fatma Aliye hanım da lise veya üniversiteye gidemiyor çünkü o dönemde kadınlar için öyle bir okul, öyle bir ortam yok Osmanlı’da.14 yaşına kadar evde eğitim görüyor. 14 yaşından sonra erkek öğretmenlerden eğitim alması da yasaklanıyor. Zaten 17 yaşında, Abdülhamid’în Kolağası Mehmet Faik Bey ile evlendiriliyor. Hatta Mehmet Faik, bi 10 yıl falan Fatma Aliye hanımın, okuma-yazma işine izin vermiyor. Sonra bi şekilde ikna oluyor da Fatma Aliye hanım o yaşından sonra çeviriler yapıyor, Ahmet Mithat Efendi ile de bu şekilde tanışık oluyorlar. 30 yaşında ilk kitabını Hayal ve Hakikat’i Ahmet Mithat Efendi ile ortaklaşa yazıyorlar.
.

Geçelim Udi romanına.

Udi, romanında diyor ki, Refet romanım, yayınlandıktan sonra Bedia, yani Udi’nin ana karakteri, bana müracaat etti ve kendi hikayesini de anlatmamı istedi.

Refet’te olduğu gibi bunun da bir gerçek hikaye olduğunu vurgulamak istiyor.

Bu kitapta karakterler arası ilişki daha derin verilmişti. Bedia, hali vakti yerinde müziğe meraklı bir memur olan Nazmi’nin son çocuğu, diğer çocuklarıyla da epey yaş farkı var. Tekne kazıntısı derler ya, öyle bir çocuk. Nazmi, eski alemci ama şimdi durulmuş kendisini müziğe, ailesine ve dinine adamış bir adam. Bedia’nın kendisinden 13 yaş büyük abisi Şemi, babasının eski hallerini bildiği için araları soğuk, ama Bedia, babasının hep iyi halini bildiği için onu çok seviyor. Bedia’ya da müziği babası öğretiyor zaten. Önce keman, kanun derken bir gün bir yerde Ud sesi duyuyor ve aşık oluyor. Artık ud çalmaya başlıyor.

Yaşı geliyor 19’a. Önceleri çok isteyeni çıkıyor ama babası kıyamıyor kızına, kimseye vermiyor. Bu arada olaylar Şam’da geçiyor. Zaten 19 yaş evlenmek için çok geç kalınmış bir yaş, burada Araplar kızlarını 11-12 yaşında evlendiriyorlar diyor. Bunu dengelemek için midir bilinmez, kitabın bir çok yerinde Arapların sesleri çok güzel, at becerileri çok iyi gibi bariz övgüleri de vardı.

Bir müddet sonra Bedia’nın babası Nazmi efendi rahatsızlanıyor, ölüm döşeğine giriyor. Ölmeden evvel kızının mürüvvetini görsün diye Bedia’yı apar topar evlendirmeye kalkıyorlar. İstenmediği zaman onlarca gelen görücüye, istendiği zaman kimse gelmiyor. Yalnızca 2 kişi var Bedia’yı isteyen. Biri yaşlı zengin, diğeri de huyu suyu pek bilinmeyen genç bir yüzbaşı Mail Bey. Elbette ki Bedia, Mail Bey’i kabul ediyor.

Hayat Bedia için burada başlıyor. Çünkü Mail gerçek yüzünü daha 6 ay olmadan belli ediyor. İçkisi, kumarı, kadını, eve gelmemesi, her türlü kötü alışkanlığı olan biri. Refet romanında Fatma Aliye’nin “böyle yapmalısınız, böyle davranmalısınız” dediği yerleri özellikle belirtmiştim. Bu romanda da Bedia, evi terk edip boşanmak istiyor ve ona abisi Şemi sahip çıkıyor. Her kararında arkasında duruyor ve bize öyle mükemmel bir abi-kız kardeş ilişkisi gösteriliyor ki gıpta ediyorsunuz okurken.

Fatma Aliye, kötü evliliği olan kızınızı, kız kardeşinizi sahiplenin boşanmasına yardımcı olun, kendisine yeni bir hayat kurmasına yardımcı olun diye bağırıyor resmen kitapta.

Bedia’nın kocasının birlikte olduğu hayat kadını ile olan konuşması da iyiydi. Para için yaptığını biliyorum ancak para kazanmak için başka yollar da var, bu suç senin değil benim kocamın ve onun gibilerin diyerek dönemine göre cesur bir feminist çizgi çiziyordu o bölümlerde.

Mesela kadın diyor ki; yardıma, insanlığa başvurmaksızın mı giriştik sanıyorsun. Dilenme derecesine varan ricalarımıza, yalvarmalarımıza bir para veren olmadı ama bir şarkımıza, bir göz süzüşümüze altınlar saçıldı. Allah versin diyenler, “malım mülküm senin olsun” demeye başladılar.

Bedia, abisi de vefat edince çok zor durumlara düşüyor ve kadının bu konuşması aklına geliyor ama öleceğini bilse bile bu yola başvurmuyor. İstanbul’a taşınıyor ve Uduyla özel ders vererek ekmeğini taştan çıkararak, bazı günler aç kalarak hayatta kalmaya çalışıyor ve bir süre sonra gerçekten iyi bir hoca olarak tanınıyor hayatını kurtarıyor.

Finalde elindeki Ud’una söylediği sözler tüyleri diken diken ediyordu gerçekten.
“Beni yalnız sen terk etmedin, benden geçmedin, bana ihanet etmedin. Bir zaman zevk ve keyif sebebim, eğlencem oldun.., şimdi de geçim kaynağım, ekmek paramı kazandıranımsın! Benim yarim, benim cananım, benim erkeğim sensin.”

Kadınlar için bir beceriye, bir mesleğe sahip olmanın değeri, kıymeti daha iyi anlatılamazdı sanırım.

Daha detaylı ve kitaptan alıntılarla, görsellerle desteklenmiş video incelememi izlemek için aşağıdaki linki kullanabilirsiniz.

ytbe.one/5nB13NSA4zg

Bir sonraki kitaplarda görüşmek dileğiyle diyelim.
Profile Image for Tülay.
478 reviews44 followers
September 25, 2024
4/5
Yazarı ilk bu kitabıyla tanısaydım eminim çok seveceğim hatta bayılacağım bir kitap olacaktı. Fakat ben yazarı ilk Levayih-i Hayat kitabı ile tanıdım ve o kitabı geçebilecek başka bir kitap henüz yoktur diye tahmin ediyorum. Bu kitap da maalesef Levayih-i Hayat’ın yanında biraz sönük kaldı. Ama yine de okurken içlendiğim, hüzünlendiğim beni çokça duygulandıran çok güzel bir kitaptı, mutlaka okuyun derim. ❤️
Profile Image for Bircan özdağ.
152 reviews1 follower
June 15, 2025
Fatma Aliye Hanım’ın Udi adlı eseri, dönemi göz önüne alındığında devrim niteliğinde bir roman. Gerçek bir hayat hikâyesine dayanan bu eser, bir kadının sanatla var olma mücadelesini ve onuru için gösterdiği direnci son derece etkileyici bir dille anlatıyor.

Başkahraman Bedia’nın ud çalarak hem ekonomik hem de duygusal anlamda ayakta kalmaya çalışması, sadece bireysel değil, dönemin kadınlarına ilham verecek türden kolektif bir duruş sunuyor. Müzik ve sanatın bir kadın için sadece estetik değil, özgürlük alanı olduğu çok güzel yansıtılmış.

Her ne kadar günümüz Türkçesine uyarlanmış olsa da kullanılan bazı eski kelimeler okuma ritmini yavaşlatabiliyor. Yine de bu, metnin tarihsel dokusunu koruduğu için kıymetli.

Udi, kadın kimliğinin, bağımsızlığının ve sanatın birleştiği güçlü bir metin. Sessiz ama sarsıcı bir direnmenin romanı.
Profile Image for Rümeysa Kara.
14 reviews
January 17, 2026
"Bedia feryat figana, ah edip inlemeye muhtaç bulunduğu o anda yalnız olmadığından, istediği gibi ağlayamadığından, söylenemediğinden ıstırap çekiyordu. Öyle bir yerde, öyle bir musiki ahengi içinde bol bol ağlamaya ihtiyaç duyuyordu. Nihayet ağlamaya da başladı."

Ah Bedia üzümlü kekim! Sen ne kadar güçlü ne kadar asil bir kadınsın yaa! O hep kocasına muhtaç olarak ya da kötü yola düşmüş şekilde yazılan kadınlardan sonra böyle güzel bir irade ve kuvvete sahip bir kadını okumak çok iyi geldi. Ayrıca kendisi de acı çekse dahi asla aldığı kararlardan vazgeçmedi. TAM BİR DİVA! Kitabın tek sıkıntısı ilk sayfalarda müzikle alakalı verilen ayrıntılı teknik bilgiler. Onun dışında çok sevdim. Özellikle Bedia'ın babası ve abisiyle ilişkileri, uda ve müziğe olan sonsuz aşkı çok tatlıydı. Bir de Mail tam bir pislik ve karaktersiz.
Profile Image for Yasemin.
155 reviews1 follower
May 24, 2025
Yazar Fatma Aliye ile sadece iffet kavramı üzerinden dağıtılan yargılarda anlaşamadık ve bunu da aramızda bir asır geçmesinin doğal sonucu olarak görüyorum. Günümüzde de karşılığı olan özellikle aile büyüklerine hürmet kisvesi altında onların sorgulanamazlığını, imalı sözlerle anca ucundan kıyısından yapılan yüzleşmeleri aktarma şeklini de oldukça dürüst buldum. Bedia’nın kocasıyla yüzleşmesi, Helula’yla konuşmalarını ve bu iki kadın karakterin ne olursa olsun kendi yolunu çizme konusunda gösterdikleri kararlılık gerçekten kıymetli. Anakronik hataya düşmeden yaşasın kadın dayanışması♥️
Profile Image for Zeynep.
14 reviews11 followers
January 29, 2025
Her ne kadar iffet hakkındaki ultra muhafazakar görüşler (döneme uygun olsa da) canımı sıksa da bir kadının tek başına var olma ve bir babanın ya da kocanın gölgesinden çıkıp kendini bulma hikâyesi olarak okunduğunda önemli bir eser olduğunu düşünüyorum.
Profile Image for Didem.
179 reviews17 followers
March 11, 2025
Yazıldığı dönemi göz önüne alınca, kadın bir yazar tarafından yazılmış iyi bir hikaye olduğunu düşünüyorum. Karakterler ve genellemelerde beğenmediğim şeyler vardı ama onu da yine yazıldığı döneme bağlamak istiyorum.
Profile Image for Loren.
64 reviews1 follower
July 29, 2025
Toksik bir ilişkiden bulunduğu döneme göre gayet iyi bir şekilde kurtulmayı başaran Bedia karakterinin çocukluktan ölümüne kadar olan tüm hayatını okuyoruz. Kitabın konusu güzel olsa da dili beni bir miktar sıktı. Puanım 3.5.
1 review
September 2, 2025
Özellikle dönemine göre cok cesurca yazılmış bir kitaptı. Kitabın son sayfası beni gerçekten o ana itti sanki oradayım ve belki son sayfayı 5 kere okudum. Yazarla tanışma kitabımdi devamının da geleceğini biliyorum. Çevirmeninin dediği gibi "Bize düşense yeni nesillerle Udi'yi bulusturmak"
♡♡
Profile Image for Melisa.
136 reviews3 followers
Read
June 19, 2019
hiç beğeneceğimi beklemediğim halde gerçekten iyi geldi.
Profile Image for Hafif Adımlarla Gülümseyerek.
163 reviews2 followers
November 26, 2022
Kısa; kelimeleri, konsepti, pek çok değer sistemiyle eskiye dair, fakat etkileyici bir hikaye.
Tahmin ettiğimden daha çok sevdim. Refet’i de okuma isteği yarattı.
Profile Image for ase.
29 reviews
April 25, 2023
o dönemde iffetsiz diye yaftalasa da Helula gibi bir karakterin kendi ağzından derdini dinlettigi için fatma aliyeden razıyız.
87 reviews1 follower
May 27, 2025
Refet'e göre daha başarılı buldum. Yazarın kendini satırlarda belli etmesi ve o dönemin yaşayışına ve İstanbul'una dair anektodlar vermesi anlatımı güzelleştiriyor.
Profile Image for Fatma Bilgen.
5 reviews
November 30, 2025
çok akıcı ve tatlı bir kitaptı. keşke her daim yanımda duran şemi gibi bir abim olsaydı dedim hep okurken.
Displaying 1 - 22 of 22 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.