🕵🏻♀️📸🦌🌲
📚”Kate, ben... oldukça kötü durumdaydım. Sadece düşündüm ki, bilmiyorum sadece seni rahat bırakmanın daha iyi olacağını düşündüm. Tüm bunların bir parçası olmana gerek yoktu.”
Yüzündeki acı dolu ifade ve sesindeki kırgınlık nedeniyle içim acıyarak ona yaklaştım.
“Öyleyse niye şimdi söylüyorsun? diye sordum.
“Özledim... Seninle konuşmayı özlüyorum, Kate. Şu an... konuşabileceğim çok az insan var. Seni her gün görmenin ne kadar zor olabileceğini bilmiyordum. Seni tanıyormuşum gibi hissediyorum, sanki aramızda bir şey varmış gibi ama sen bana baktığında ben senin için bir yabancıyım. Bu beni mahvediyor.”
Geçen yıl çıktığında koşa koşa aldığım ama okunacaklar yığınında unuttuğum bir kitaptı. İyi ki unutmuşum, tam da iyi bir kitaba ihtiyaç duyduğumda elime aldım. Hem polisiye yönünü, hem de karakterlerinin yaşları küçük olsa da yazarın bunu hiç hissettirmemesini çok sevdim.
Konunun anlatımı üçe ayrılmıştı; çoğunluğu savcılık bürosunda görevli esas kızımız Kate’in ağzından yazılmıştı. Aralarda katilin ağzından yazılan bölümlere ve şüpheli ya da tanıkların ifade verirken yapılan video kayıtlarının, röportaj şeklinde yazıldığı bölümlere bayıldım. Savcılığın elindeki polis dosyalarını okuyormuşum hissi verdi.
Lise son sınıf öğrencisi olan ve bir şekilde konunun içine giren Kate, en sevdiğim karakter oldu. Adaletin yerini bulması için uğraşması, yardımcı olmaya çalışırken acemice hatalar yaparak kendini zor duruma sokması, 100 sayfa sonra birlikte yaşadığımız şaşkınlık ve sonrasında kendini hemen toplayabilmesi çok güzel anlatılmıştı. Fotoğrafa olan ilgisini, en ufak detayı bile atlamamasını, kimsenin önemsemeyeceği şeylerin üstüne gidip didiklemesini kendime çok yakın buldum. Vizörden bakarak bir çok duyguya tanık olmanın ve o duyguları fotoğraf karesinde saklamanın zevkini Kate’le birlikte tekrar hatırladım. Özellikle sonlara doğru ben Kate’ten daha çok heyecan yaptım, yerimde duramadım. Bazı şeyler öğrendiğinde de kendisiyle, inancıyla, azmiyle gurur duydum.
Bir de tabii esas oğlanımız, ağzından bal damlayan Shep vardı. Hakkında çok fazla bir şey yazamasam da -spoiler olmasın- katil olup olmamasını hiç umursamadım ve kendisini çok sevdim. En kötü anlarında bile içindeki sevgiye sarılmasına, ne kadar sinirli ya da üzgün olursa olsun Kate’e şefkatle, sevgiyle yaklaşmasına bayıldım.
Kitabın en sevdiğim özelliği 150. sayfadan sonra bazı tahminler yapsam da hiç birinin tutmaması oldu. Geriye kalan 4 kişi de eşit derecede suçlu görünüyordu, en sonunda pes edip Kate’in olayları çözmesini heyecanla bekledim. Bütün kitap boyunca da ‘ölende mi öldürende mi suç?’ çelişkisini yaşadım çünkü Grant pek sevilecek bir karakter olmadı benim için.
Neden sevdiğimi çok fazla anlatamıyorum, çünkü bundan fazla ne söylesem spoiler olacaktır. Kitabı polisiye okumayı seven, young adult olmasına takılmayacak herkese tavsiye ederim. Küçük sürprizleriyle güzel bir kitaptı, bana tam zamanında, ilaç gibi geldi.
(‼️Bu alıntı için ufak bir spoiler uyarısı koyayım.)
📚”...bana güvenemiyorsun. Ve şu an tek istediğin şey de adaletin sağlanması... bu benim hakkımda en kötüsünü; en yakın arkadaşlarımdan birini öldürdüğümü düşünmem anlamına gelse de. Neden peki?” Bir adım daha atıp aramızdaki mesafeyi kapattı ve elimi alıp göğsüne koydu. Kalbinin attığını avucumun içinde hissediyordum. “Haftalardır geceler boyunca konuştuğun kişi o değildi. Bendim. O akşam seni görmeyi bekleyen o değildi. Bendim.”
Biraz daha yaklaştı.
“Her gece uyumadan hemen önce sana mesaj atan kişi o değildi. Bendim.”
Küçük bir adım daha.
“Uyanır uyanmaz sana mesaj atan kişi o değildi. Bendim.”
Kendimi sarsılmış hissettim. Ve de kafası karışık. “Biliyorum,” diye fısıldadım.
“Biliyor musun gerçekten?”
📚(Soruşturmayı yürüten dedektifin, şüpheli oğlanların gittiği lisenin müdür yardımcısıyla yaptığı görüşme)
Dedektif Pierce: Burada ne kadar çılgın bir öğrenci kitleniz var.
Bayan Flynn: St. Bartholomew öğrencilerinin örnek bireyler olmadıklarını ima etmediğinizi umuyorum elbette.
Dedektif Pierce: Diyorum ki, bir ölü öğrenciniz var ve tetiği sınıf arkadaşlarından biri çekti ama hangisinin çektiğini bilemiyoruz çünkü ya ne olduğunu saklıyorlar ya da bunu hatırlayamayacak kadar içmiş ya da uyuşturucu kullanmışlar. O partilerdekilerin çoğu ya içkiden ya da uyuşturucudan kafayı buluyorlar. Spor karşılaşmaları üstüne bahis oynama ve uyuşturucu satışı söylentileri var. Bir veliniz kızının arabasının havalandırma sistemine inek gübresi konduğunu rapor etti. Ayrıca duvar yazısı ve sis bombası olayları var ve konuştuğum herkes bu gruptaki oğlanlardan olası suçlular olarak bahsediyor. Dolayısıyla Bayan Flynn, burada çılgın bir öğrenci kitleniz var derken en kibar şekliyle söylüyorum.