"Beni iki kadin cok yanliz ben oldugum icin,oteki mevkim icin."Mustafa Kemal'i karsilik beklemeden,yurekten,yalnizca "O" oldugu icin seven tek kadin Fikriye... Milli mucadelede her zaman onun yaninda olmasa da destegini hep hissettiren Fikriye...Ne yazik ki Fikriye'nin ,bu icten sevgisi karsiliginda elde edebildigi tek seybuyuk bir hayal kirikligi olmustu....Sayfa 286Baski 2015 Remzi Kitabevi
Galatasaray Lisesi’ni 1942, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni 1948 yılında bitirdi. Strasbourg Üniversitesi’nde devletler hukuku ve gazetecilik alanlarında yüksek lisans (1957-59) ve yine Strasbourg Hukuk Fakültesi’nde gazetecilik alanında doktorasını yaptı (1960). 1947-58 yılları arasında Akşam gazetesinde önce istihbarat şefi, sonra yazı işleri müdürü olarak çalıştı. İstanbul Gazeteciler Sendikası’nın kurucuları arasında yer aldı ve başkanlığını yaptı. Paris’te Unesco Genel Merkezi’nde Özgür Haber Dolaşımı şefi olarak çalıştı (1959-1983). Uluslararası gazetecilik örgütleri arasında mesleksel işbirliği, basın ahlâkı, gazetecilik eğitimi ve gazetecilerin korunması projelerini yönetti. Afrika ülkelerinde, Hindistan’da, Filipinler’de gazetecilik eğitimi seminerleri düzenledi. Kara Afrika'da kırsal basın projesini oluşturdu. 1962 yılında Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin, o zamanki adıyla Basın-Yayın Yüksek Okulu’nun kuruluşu için, Paris’te Unesco’nun merkezinde ilk projeleri hazırladı. 1974-75 yılları arasında TRT’de Radyolardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı yaptı. 1986’da halen başkanlığını sürdürdüğü İletişim Araştırmaları Derneği’ni (İLAD) kurdu. Vatan, Milliyet ve Cumhuriyet gazeteleriyle çeşitli dergilerde diziler ve inceleme yazıları yazdı. Anadolu Üniversitesi, Galatasaray ve İstanbul Üniversiteleri iletişim fakültelerinde basın, radyo-televizyon tarihi, uluslararası iletişim ve siyasal iletişim dersleri verdi.
Hıfzı Topuz bu Kitab'ında Fikriye'nin kederli aşkının yanı sıra M.Kemal'in Milli Mücadele'deki günlerini de çok güzel anlatmış. Bilinenden ötesini keyifle okudum.
Fikriye'nin hikayesi hep üzmüştür beni. Icim burkuluyor. Atatürk'ü Karşılık beklemeden seven kadın. Vereme yakalandıktan sonra cani pahasına olsa bile sevdiğinin evlendiğini duyunca Almanya Münih sanatoryumundan memlekete donecek kadar cesur.
Hıfzı Topuz hem milli mücadele yıllarını hem de Mustafa Kemal’in baştan sona Fikriye ile ilişkisini anlatıyor. Edebi açıdan çok güçlü diyemem fakat daha önce hiç bilmediğim detayları okumak çok hoşuma gitti. Çocukken hiç sorgulamadan ezberlediğimiz tarihin ardında aslında sadece insana dair hisler ve kararlar olduğunu bir kez daha hissettirdi.
Kurgusal bir roman olmasına rağmen gerçekleri saptırmadan anlatması etkileyiciydi. Sonun nasıl bittiğini bilmeme rağmen heyecanla okuduğumsürükleyici bir kitaptı. Fikriye'nin yaşadığı dram beni derinden etkiledi. Latife hanım konusunda pek hoş olmayan duygular içindeyim.
Bu kitap Mustafa Kemal Atatürk‘ün nasil kendi hirsi ve isteğiyle, yolunu kapatmaya çalışanları dinlemeyip kendi bildiği doğruya göre davranmasını ve böylece nerelere ulaştığını anlatıyor. Ayni andada ilişkileri hakkındada bilgi edinebilmemiz olayları daha da ilginç yapıyor.
Kitaptan önemli alintilar:
‚Bu nedir?‘ diye kükredi. ‚Paşam Yunan bayrağı. Kral Konstantin bu evde kalmıştı. O zamanda Türk bayrağı sermişlerdi, çiğneyip geçmişti.’ ‘Hata etmiş. Bayrak bir ulusun onurudur. Çiğnenemez. Kaldırın hemen şu bayrağı.’ Bu bayrak olayı bütün yabancı basına yansıdı...
Kitabın bir belgesel olmadığını söylememiz gerek. Bir tarihi kurgu. Kitapta geçen Fikriye ile Gazi’nin evliliği konusunda tanıklıklara dayalı iddialar var, tarafsız kalarak olayı anlattığını yazar Hıfzı Topuz da sonsözde belirtmiş. Kitabı okuduktan sonra Fikriye’ye üzülmemek ve Gazi’ye gücenmemek elinizden gelmiyor...
Milli mücadele yıllarını çok güzel anlatmış, harika bir özet olmuş. Fikriye'ye çok üzüldüm Atatürk'ü sevmiş ama talihi yüzüne gülmemiş. Yazık olmuş kıza.
"Gazi ve Fikriye" Hıfzı Topuz tarafından yazılmış bir roman/biyografi kitabıdır. Kitap, Türkiye'nin ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün hayatındaki önemli bir döneme odaklanır ve Atatürk'ün sevgilisi olarak bilinen Fikriye Hanım'ın hayatını anlatır.
Hıfzı Topuz, tarih ve biyografi alanında birçok başarılı esere imza atmış bir yazar ve "Gazi ve Fikriye" de bu eserlerden biridir. Kitap, gerçek olaylara dayanan bir kurgusal anlatıma sahiptir ve okuyuculara Atatürk'ün özel hayatına ve aşk hayatına farklı bir bakış açısı sunar.
Kitap, Türk tarihi ve Atatürk'ün hayatına ilgi duyan okuyucular için oldukça ilgi çekici bir okuma deneyimi sunar. Ancak, kitabın içeriğinde yer alan bazı ayrıntılar ve olaylar, okuyucular tarafından tartışmalı olarak değerlendirilebilir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile ona gönülden bağlanan Fikriye’nin arasında geçen yaşanmışlıklara bir roman edasıyla tanıklık ettiğimiz bir kitap. Yazarın uyarısı ile bu kitabın bir biyografi değil de tarihsel ve belgesel bir roman niteliğinde olduğunu öğreniyoruz. Fakat yazar kronolojik olarak ele aldığı savaşlar, cesaret öyküleri ve kararlılık hikayesini çok başarılı bir şekilde bizlere sunmuş. Tarih beni sıkar, boğar, fakat bir roman şeklinde meydana gelen ilerleme sonucunda sıkılmadan kitabın içerisinde yerimi buldum.
Açıkçası Fikriye ile Gazi arasında geçen ilişki kitapta belki de %20 lik bir kısmı kaplamakta. Diğer kısımlar ağırlık olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin ne gibi zorluklarla kurulduğunu, bu psikolojik savaş sırasında Ata’mızın psikolojik ve fiziksel olarak ne gibi engellerle karşılaştığını da bizlere sunmakta.
Ayrıca başarılarını çoğumuzun da bildiği Atatürk’ün yanı sıra annesi, kardeşi ve Fikriye ile de tanışarak onların özelliklerini de görüyoruz.
Belki de kitapta beni en çok etkileyen şey Ulu Önder Atatürk’ün de insani yönlerini yansıtması, savaş alanlarında kararlı, dik başlı ve mücadeleci tutumunun yanı sıra onun da bir insan olarak zaaflarının ve duygularının olduğunun görülmesi idi.
Aynı zamanda Fikriye’nin şahit olduğumuz bağlılığı, aşkı ve onu sonunda ölüme götüren kararlılığı da takdir edilmeye değer.
Bu ülke kolay kurulmadı. Bu Cumhuriyet kolay kurulmadı. Şu sıralarda içerisinde olduğumuz zor dönemlere bakıldığında Atatürk’ün ve silah arkadaşlarının verdikleri mücadeleyi okumak içimi burktu.
Umuyorum ki hepimizin atalarının verdiği bu mücadele ziyan olmaz ve şehitlerimizin kanları boş yere akmamış olur.
Sonuç olarak her Türk insanının, tarihi sevmiyor olsalar bile bu kitapla tanışmalarını dilerim.
Atatürk'ün Türkiye'yi kurarken neler yaşadığı, hangi ruh hali içinde olduğu ve hangi devrimi neden yaptığını, laikliği neden bu kadar çok benimsediğini görebileceğiniz tarihi bir roman. Okudum, tekrar okumayı düşünüyorum. Kesinlikle tavsiye ederim.
This is a historical novel tells us what Ataturk, the founder of modern Turkey, faced during the foundation of Turkey, his psychological moods, reasons why he accomplished each of his revolutions and why he embraced secualarism so much. I read it and would like to read again. I absolutely suggest it.