İyi geçmese de çocukluğuna özlem duyanların, bir bıçak keskinliğinde yaşanan hayatların, işlek caddelerde para kazanıp arka sokaklarda yaşayanların, sol yumruğunu gevşetemeyenlerin, dişlerini sıkanların, uykusu kaçanların hikâyeleri...
“Kitabı okurken, hiç tanık olmadığınız kiraz mevsimine imrenip, erkek şiddetine öfkenizi bileyebilir, sokak müzisyeniyle sohbete dalıp çocukluğunuzdaki kızartma kokusunu özleyebilirsiniz.”
- Çiğdem Toker
“Aramızdan biri kalp işlerine bakar, duygu işlerinin sorumlusu olur. Ayşen, bu çıldırtıcı gürültüde ve tam da bu gürültünün ortasında kalbimizin mümessili. Bu yazıları okuyun da sizin de kalbiniz başı boş kalmasın.”
- Ece Temelkuran
“Yazılarında sevgi de var, öfke, isyan, hayal kırıklığı da. Ama sonunda illaki umut var. Ayakları yere sağlam basan, düşeni kaldıran, paylaştıkça çoğalan bir umut.”
- Elif Ilgaz
“Bu kitapta, acıya gözlerini dikebilen, onu çift görene kadar bakmaya devam eden, sonra bu çifte acıya yaklaşan, ikisini birden on ikiden vurabilen insanlar var. Üstelik bunu sade gülerek yapıyorlar.”
“Yav bu nasıl bir içkidir acı biberli ballı içki mi olur aklımı kaçıracağım bu nasıl bir lezzettir, bu iki şey karışınca böyle güzel tat olur deseler insan inanır mı?” (s.110)
"İnsanın zamanla savaşı da kendiyle savaşı da yıpratıcı. İnsan kendisiyle, zamanla, hayatla ve insanlarla barışık olunca ancak görebiliyor yol kenarında biten papatyaları."
Olay Şöyle Oldu'yu okurken çok farklı duyguları bir arada yaşadım. Kitap okur gibi değil, bir dostla sohbet eder gibi hissettim. Kimi zaman tebessüm ettim, kahkahalar attım, yeri geldi hüzünlendim, hıçkıra hıçkıra ağladım... Ayşen Şahin dört mevsime yaydığı denemelerinde/öykülerinde her birimizin hayatlarına dokunan konuları kaleme almış; bizi bize anlatmış; dünümüze, bugünümüze ayna tutmuş.
Anlamsız bir nostalji ve vıcık vıcık bir (sol) romantizm içinde boğulmuş vasat bir anlatıydı. Kurgu dışı eserlere not vermek pek içimden gelmese de Ayşen Hanım’ın kitabı yazarın kişiliği, anlatılan şeylerin değeri ve anlatımın aracılığı konusunda beni düşüncelere sevk ettiği için kayıtsız kalamadım. Eserin Sohbahar bölümündeki “Nuh’un Gemisi” başlıklı yazı bu konularda yazar ile uzlaşı halinde olamayacağımızın bir göstergesi sayılabilir kanımca.
Cok icten, gercek, samimiyetle anlatilan oyku/denemeler. Aysen Sahin’in guzel Turkcesi ve ifadesinin tadi damagimda kaldi. Neden daha fazla konusulmadigini anlamadigim bir kitap.
Yazar gazetede çıkan yazılarından bir seçki yapmış. Kapak 4 mevsimi simgeliyor. İçinde de dört mevsim var. İlk baharda kirazların çiçeklenmesiyle başlayıp, halk oyunları ekibinin giysilerindeki renklerden işkillenen polislerin ekibi bir gece nezarette tutmaları, bir şeyi beklerken geçirdiğimiz zamanı nasıl harcadığımız ve Kafernahum filmindeki Suriyeli göçmen çocuğun anlatımıyla sürüyor. Yaz: dayak yediği kocasını öldüren bir kadının acısıyla başlayıp, Mardin'de kimsesiz bir çocuğun hüznüyle, Lale ablanın adsız rekleriyle sürüyor. Sonbahar;` babanın gizlice odasına koyduğu armağan kutularıyla başlayıp, Adile teyzenin masal anlattığı uykudan önce saatleriyle, nuhun gemisiyle sürüyor Kış; İstanbul'dan bir kar anısı ile başlayıp, düşünceleri nedeniyle düşünme odasına kapatılan öğretmenle, bir varmış bir yokmuş diye başlayan bir masalla sürüyor ve sarı kahverengi tüyleri bir yaldız gibi parlayan bir yarış atıyla bitiyor. Her mevsim keyifle okunacak sıcacık anlatılar.
bu “biz kazandık, hiç kaybetmedik, onlar hiç sevilmedi hep o yüzden” lafları artık peynir gemisi bile yürütmüyor. böylesi romantik, melankolik, nostaljik ve anakronik anlatılar yerine biraz diyalektik düşünebilse şu “kanaat önderleri” her şey başka olurdu sanırım. hele nuh’un gemisi meselesine hiç girmeyelim, kalpler kırılmasın!
ps: o özlemle anlatılan köylerde kadınların, genç kızların ve çocukların neler çekip yaşadığını bilmesek, şahit olmasak ya da kendimiz yaşamasak inanıvereceğiz mazallah. gerçeklerle yüzleşmeden hiçbir sonuca varılamıyor işte. hem kendinizi, hem de okuru kandırmaya devam. daha çok bekleriz o güneşli günleri!
Ayşen Şahin, her bir öyküyle insanı geçmişe götürüp içimizi özlemle doldurup içimizi burarken bir taraftan da umutla doldurup kuyruğu dik tutmamızı sağlıyor. Müthiş ayrıntılarla insanı saniyelik olaylara götürüp o anlarda neler hissettiğimiz ve ne düşündüğümüzü derinlerimizden çıkarıp bizi zaman zaman duygulandırıp zaman zaman da gülümsetmeyi başarıyor. İnsanın içine içine yazılmış, beş duyuyu çalıştıran sıcacık öyküler🌟
Ayşen'le bir on sene kadar önce tanışmıştık. Erdem ile beraber ne kadar uyumlu ve aydınlık insanlar diye şaşırmış, çok sevinmiştim. Gerçekten umut verici bir bulusmaydi. Bu kitapta o umudu devam ettiriyor bence Ayşen, çeşitli makaleleri, kısa hikayeleri 4 mevsime ayırmış ve kitap haline getirmiş. Çok da güzel olmuş :)
Bonus olarak eksisozluk'te "sonra bir daha gördün mü abi o kızı" başlıklı hikayeyi onereyim.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Kitap kesinlikle insan duygularına ayna tutuyor. Masumiyet,paylaşma,sevme,nefret etme duygularının muhteşem bir akıcılık ve samimiyet duygusu çerçevesinde anlatıldığı, yazarının kendi zarafetini kelimelerine yansıttığını düşündüğüm bir kitap olmuş. Şu boğucu günlerde içimiz ısınsın diyenlere önerilcek bir kitap...
Güldürürken ağlatan, söylenirken umut ettiren deneme/ öykülerden oluşan bir derleme kitap. Samimi ve duygu yoğun. Mevsimlere bölünmüş yazıların dizimi de oldukça başarılıydı. Kısa parçalar okumayı sevenlere tavsiye ederim.
bitmemesini istediğim, hayatın tam içinden, çoğu satırılarında kendimi bulduğum, zaman zaman sinirlendiğim, tebessüm ettiğim, huzur bulduğum, umut dolduğum; “Olaylar Şöyle Oldu” kitabı için yürekten teşekkürlerler Ayşen Hanım.
Kitap okumak gibi değildi bu. Sohbetine, enerjisine hayran olduğum, her koşulda inadına seven, direnişini gülerek yapan bir dostu dinlemek gibiydi. Tüm bitmişliklerin, umutsuzlukların altından size bir omuz vererek sizi su yüzüne çıkaran bir dostla muhabbet gibiydi.
İlk defa stroytel de bir kitabı yarım bıraktım. Orada birisi yandaş medyanın diğer türlüsü yazmıştı kesinlikle katılıyorum. Kendi yankı odalarınızda yaşayıp, en hümanist biziz, ne de muhteşemiz diye yaşamaya devam ettiğiniz hayatınızda mutluluklar.
Ayşen Şahin'i twitter'dan takip ederdim. Yaptığı muhalefeti severim. Kimi zaman aşırıya kaçsa da söylediklerinin doğruluğundan mütevellit dikkatimi çekmiştir. Ancak yazar olduğunu bilmiyordum. Kitabını görünce hemen takip etmeye koyuldum. Yine sosyal medyada olduğu tarzda içerikler var kitapta. Tepkiler, isyan ve gözyaşının tanımı var. Muhalif duruşu hem sisteme, hem sistemi yönetenlere. Siz de bu yönetime karşı iseniz, içinizi biraz olsun soğutmak, sizin gibi düşünenlerin olduğunu görmek için deneyebilirsiniz.