Jump to ratings and reviews
Rate this book

Zenciler Birbirine Benzemez

Rate this book
"Kitap, 'soğuk savaş'ın en belalı döneminde yazıldı, yayınlandı. Çok ikircikli bir sorunu tartışıyordum. Romanın kahramanı, İstanbul'daki ve Paris'teki 'solcu' çevrelerle düşüp kalkıyor, bunlarla ilişkilerini ve tartışmalarını anlatıyordu, her şeyi olduğu gibi yazmak, romanın yayınlanmasından vazgeçmekle eşitti. Bu bakımdan, içeriğine hafif flu bir hava verdim... Hernandez, Marie-te, Hilde, Zevilla, Lale, Ecvet, Sabiha vb. kuşkusuz başka isimlerle, başka bir yaşama kesiti içinde tanıdığım kişilerdi. Mehmed-Ali, gerçekte varolan birkaç kişiden süzdüğüm bir bileşim; onun küçük burjuvadan çok, işçiye yakın toplumsal sınıfsal kökeni, sorunlara başka bir açıdan yaklaşmama fırsat verdi..."

295 pages, Paperback

First published May 1, 1957

4 people are currently reading
63 people want to read

About the author

Attilâ İlhan

66 books194 followers
Attilâ İlhan was born in Menemen in İzmir Province, Turkey on 15 June 1925. He received most of his primary education in İzmir. However, because of his father's job, he completed his junior high school education in different cities. Aged 16 and enrolled in İzmir Atatürk High School, he got into trouble for sending a poem by Nazım Hikmet, a famous dissident communist Turkish poet, to a girl he was in love with. He was arrested and taken into custody for three weeks. He was also dismissed from school and jailed for two months. After his imprisonment, İlhan was forbidden from attending any schools in Turkey, thus interrupting his education.

Following a favorable court decision in 1941, he received permission to continue his education again and enrolled in Istanbul Işık High School. During the last year of his high school education, his uncle sent one of his poems to CHP Poetry Competition without telling Attilâ. The poem, Cebbaroğlu Mehemmed, won the second prize among many poems written by famous poets. He graduated from high school in 1942 and enrolled in Istanbul University's law school. However, he left midway through his legal education to pursue his own endeavors and published his first poetry book, Duvar (The Wall).

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
18 (30%)
4 stars
20 (33%)
3 stars
19 (31%)
2 stars
1 (1%)
1 star
2 (3%)
Displaying 1 - 4 of 4 reviews
Profile Image for Mina.
101 reviews2 followers
September 24, 2024
“...biz, desin, biz tükenecek miyiz? Yoksa tükendik mi? Hayır, tükenmedik! Biz hala arıyoruz. Kim ne derse desin, biz hala arıyoruz. Ellerimiz parçalanıyor, yüreğimiz darmadağın oluyor; daima oynuyor, daima kaybediyoruz; fakat daima arıyoruz. Bu var ya bu, böyle aramamız, yeter bize!”

Bu kitap Attila İlhan obsesyonumun başlangıcıdır…
Bu kitap üzerine yorum yazmak inanılmaz zor geliyor. Çünkü bahsetmek istediğim her şeyi içerse çok çok uzun olacak, yazmak istediklerimi de kısaltmam mümkün değil. O yüzden çareyi sükutta buluyorum. Mutlaka okuyunuz, İkinci Dünya Savaşı sonrası tüm ruhları adeta bir salgın gibi ele geçiren nihilist buhranı kavramak açısından çok değerli. Bu eksende Türk gençliğinin bunalımı ve zihinsel evrimi de başarılı bir biçimde anlatılmış.
Diline, tekniğine, olay örgüsüne, karakterlere ve tiplemelere, her şeye, her şeye bayıldım. İnanılmaz keyifli bir okuma oldu, şimdi de Attila İlhan’ın kendi tavsiyesi üzerine Abbas Yolcu’ya geçeceğim. Daha sonra da sırayla tüm romanlarını okuyacağım gibi duruyor. (Şiir kitapları çoktan kütüphanemizde ;) )

“Adımız enayiye çıkmıştı. Biz çünkü yalın ve açıktık. Biz sıkıntıları çekendik. Hem de ne sıkıntılar!
Biz o toplumsal rahatsızlığı, sahiden yaşıyorduk. Onlar toplumsal rahatsızlığın sırtından geçinme yolları arıyorlardı. Hepsi birbirine yalan söylüyordu. Hepsi birbirini aldatıyordu. İnsanlık, insanlığın büyük sorunları lafta kalmıştı. Aslolan, hepsini deli gibi heyecanlandıran, kendi küçük ve bayağı işleri idi.
Bir de Ecvet gibileri!.. Ne hayatıyla, ne kafasıyla; benliğinin, çevresinin, benliği ile çevresi arasındaki ilişkilerin üzerine bir kere bile eğilmemiş; fakat işsizliğin ve rahatın verdiği can sıkıntısı yüzünden, belki de bu sıkıntıyı gidermek için burnunu bu saklambaç oyununa sokmuş olanlar!..”

“Biz buranın, bu sululuğun, bu cıvıklığın insanı mıyız? Bizim, inanılacak ve inanılmayacak ne varsa, ne kalmışsa, hepsinin içine tükürüp, bir bağırsak solucanı gibi uzayıp gitmeye niyetimiz mi var? Peki, o halde o kahırlı çocukluğumuzun; o kahırlı ve yarı aç, yarı çıplak gençliğimizin, omuzlarımıza tepeleme yığdığı yeminler ne oluyor?”

“İçin için, "Biz," diyoruz, "polisle dövüşen, kalabalığa tabanca gibi laflar sıkan göstericiler arasında olabilirdik. Belki o zaman, başımız, kıçımıza denk olurdu. Şikayetçi olmazdı. Onların arasında değiliz. İyi ama, onlara karşı gidenlerin arasında da değiliz. Biz, etli kemikli bir tereddüdüz.”

“Birisi çıksa dese ki, hayaller bir yerde, geleceğe olan güvenin görüntüsüdür; yalandır diye itiraz edeceğiz. Biz, hayallerimizle, körler gibi el yordamıyla dibine kadar gelip de, gerçekte yaşamadığımız şimdiki anımızı yaşamaya çalışıyoruz. Bizim geleceğimiz yok. Belki geleceğemiz olmadığı için, hayallerimiz var. Bizim yalnız hayallerimiz var. Bu da acı ve utandırıcı bir şey. Geleceğinden emin olduğu için değil; geleceği ve şimdiki anı askıda olduğu için, hayaller kuran bir adam!”
Profile Image for Burcu.
391 reviews46 followers
Read
July 19, 2021
Attila Ilhan'in edebiyatinda toplumsal olanla bireysel olani bir araya getirmeye gayret ettigi bilinir. Yazar kendisi de bunu daha once defalarca ifade etmistir. Bu roman soz konusu gayretin bir ifadesi olarak cekiyor. Ama bireysel olanin daha on plana ciktigini soylemek mumkun. Toplumsal dusunceler ve nedenlerle Paris'e giden anlaticinin orada yasadiklari ozellikle duygulari ve psikolojisi uzerinde yogunlasarak anlatiliyor. Karakterlerin toplumsal duruslari aslinda arka planda kaliyor, ya da sadece biraz deginilerek veriliyor. Bu elbette bir zayiflik degil, cunku yabanci bir ulkede, oteki olan insanlarin paylasilmis yalnizliklari anlatilirken cizilen psikolojik portreler cok basarili. Dil bilme/bilmeme sorunu ise bir kere daha insanin tek vataninin, tek evinin dili oldugunu gosterir nitelikte. Keyifle okudum.
Profile Image for Behçet Necatigil.
478 reviews46 followers
Read
May 25, 2017
Attilâ İlhan’ın romanı (1957). "Biri eksi, biri artı iki Mehmed-Ali"nin iç çatışmalarına, bunalımlarına yaslanan roman, yazarın bir değer yargıları anarşisini, bir nihilizmi belirleyen Sokaktaki Adam (1953) romanının, gene sinema tekniğine bağlı, devamı gibidir.
Displaying 1 - 4 of 4 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.