"Estetik yaklaşımının yanı sıra, iç dünyalarında yaşatılmış Sait Faik'le Tanpınar; acıları, kaygıları, huzursuzluklarıyla, az sevinçleri, bol mutsuzluklarıyla, yıllar öncesinden bugüne çıkageliyorlar. Ancak Ürgüp gibi sanat duyuşu çok yüksek bir yazarın sonsuz şefkatiyle. Veda ediş, özleyiş yazıların, Ürgüp, bakıyorsunuz, sanki kendinden sonraki zamana seslenmiş."
Cumhuriyet devri hikâyecilerinden. Doğum ve ölümü 1914- 8 Mart 1977 İstanbul. Galatasaray Lisesi'ni, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni (1940) bitirdi, iç hastalıkları uzmanı olarak İstanbul'da serbest hekimlik yaptı. Amerika'da psikiyatri öğrenimi (1954-1959) gördü. Özellikle Yeni İnsan (1963-69) ve Yeditepe (1951-1971) dergilerinde yayımladığı yazı ve öykülerle tanındı. Dr. Ürgüp, çağımız insanının yalnızlıklarını, geçerlikteki değerlere karşı yabancılaşmasını simgeleyen, mecazlı, alegorili ve özgün hikâyeler yazdı, bunlarla iki kitap çıkardı: Van (1966), Kısa Lodos Hikâyeleri (1968). Bu kitaplar, Levent Yılmaz'ın önsözüyle yeniden basıldı (Gece Yay. 1991). Ülkemizde, konusunda ilk özgün örnek olan Şizofreni başlıklı bilimsel bir monografisi daha önce çıkmıştı (1964). Ölümü üzerine iki yazı Milliyet Sanat Dergisi (sayı 223, 18 Mart 1977) ve Varlık (sayı 825, Nisan 1977)'tadır. Çengelköy mezarlığına gömüldü. Fikret Ürgüp'ün YKY'deki kitapları (1995)
Cevapsız Kalan Telgraf kitabında öykü ve deneme yazarı, şair, ressam ve doktor olan (iç hastalıkları ve psikiyatri), edebiyatımızın bohem kişiliklerinden Fikret Ürgüp'ün hem yakın dostu hem de hastası Sait Faik'ten ve bir başka dostu Ahmet Hamdi Tanpınar'dan bahsettiği yazıları var. İlgiyle okudum ama yazılarda epey anlatım bozukluğu mevcut.
Sait Faik Abasıyanık'ın cinsel yönelimi için yazılanlar beni biraz rahatsız etti. Yazarın annesiyle olan sorunlu ilişkisine bağlanmış bazı şeyler. Psikiyatri eğitimi almış bir yazardan daha derin çözümlemeler beklerdim. Ahmet Hamdi Tanpınar bölümü oldukça kısa ve yazar hakkında pek bir şey söylemiyor bence.