Önümüzdeki yılları bir elimiz yağda, bir elimiz balda geçiştiremeyecekmişiz gibi duruyormuş. Olsun. Güneş her gün daha mütekâmil bir dünyaya doğmaz. Tarih ezelden ebede dümdüz uzanan doğrusal bir hat değil, devirli bir oluşumdur. Gün olur, en gerideki en öndekinden ileride olur. Aristarkus, Kopernik'e ‘zıpçıktı astrolog' diyen devrimci Martin Luther'den daha ilericidir. Ahmet Yesevi, Kadizade Mehmet'in çok ötesinde.
‘Nasihatname' dediğim kalıp, bu yolda bir temrin aslında. Elim henüz kalem tutarken, tecrübemi tecrübenize, bildiklerimi bildiklerinize, hadi lafi dolandırmayayım, ömrümü ömrünüze katarak, 21. yüzyıldaki yolculuğunuzda size belirli bir avans sağlama gayreti. İsterim ki, elinizden geleni değil, yapılması gerekeni yapın, dünyaya bir de benim pencerelerimden bakin. İstemediklerinizi kapatın, yenilerini açın. İstihkâmlarınızı güçlendirin, zor zamanları firsata çevirin. Benim yaşıma geldiğinizde, benim hiç olamadığım kadar hakîm, fehim, müstakim, emin, mekin ve metin olun. (Sözlük kullanmayi da adet edinin.)
Aziz ülkemize gelince; ille bir şeye benzetecekseniz, her budağından sürgün atan salkım saçak bir böğürtlen çalısına benzeteceksiniz Türkiye'yi. Bir sürgünü çiçeğe dururken, diğerinin kurumakta, ötekisinin meyve vermekte olduğunu görün. Tek bir sürgüne takılıp kalmayın, bütüne bakmayı âdet edinin. Unutmayın ki, düz akılla anlaşılmaz, pergele, cetvele gelmez, kendine has bir kimliği vardır Türkiye'nin. Batmaz. Batarsa, okyanuslar taşar.
Alev Alatli was born in 1944 in Izmir, Turkey. After finishing her high school education in Tokyo she went on to gain an undergraduate degree in Economy and Statistics at the prestigious Middle East Technical University in Turkey. After gaining a Fulbright scholarship, she traveled to America and attended the Vanderbilt University in Nashville, Tennessee where she completed her MA degree in Economics. After this Alatli undertook a Doctorate in Philosophy at Dartmouth College, New Hampshire. Her research interests spread to Religion, religious thoughts and the history of civilisation.
In 1974 she returned to Turkey as a lecturer and an economist for the government. Alatli has also served as co-researcher at California Berkeley University looking at psycholinguistics.
Alev Alatlı (d. 1944, İzmir) Türk yazardır. Liseyi Tokyo, Japonya’da okudu. Ekonomi & İstatistik lisansını ODTÜ, Ekonomi ve Ekonometri Yüksek Lisansını Fulbright bursu ile gittiği ABD, Vanderbilt Üniversitesinden (Nashville, Tennessee) aldı. Bunu takiben, felsefe öğrenimine başlayan Alatlı doktora çalışmalarını New Hampshire, Dartmouth College’de sürdürdü. İlahiyat, Düşünce ve Medeniyet Tarihi üzerinde yoğunlaştı. 1974’de Türkiye’ye döndü, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde öğretim görevlisi, Devlet Planlama Teşkilatı'nda kıdemli ekonomist olarak çalıştı. California Üniversitesi (Berkeley) ile ortak psiko-dilbilim çalışmaları yürüttü. Cumhuriyet Gazetesi bünyesinde Bizim English dergisini çıkaran Alatlı, daha sonra Türk Yazarlar Kooperatifinde (YAZKO) başkan yardımcısı olarak görev aldı.
Alev Alatlı'yı uzun zamandır okumak istiyordum. Çok bilinen dizileri "Or'da Kimse Var mı?" ve "Batı'ya Yön Veren Metinler"le başlamayı istiyordum aslında; ama Nasihatname I ve II'yi birlikte iyi bir indirimle bulunca kaçırmadım ve bunlarla başladım. Alev Alatlı'yı son zamanlarda kültür-sanat programlarında sıkça görüp dinlesem de, kitaplarını ilk kez okumuş oldum.
Konuşmalarında kendini belli eden o görmüş-geçirmişlik, çok okumuş-çok gezmişlik kitabında da yoğun olarak kendini gösteriyor. Parçası olduğumuz uygarlığı ve özkültürümüzü değerlendirirken bambaşka bir gözle bakmamız için bize yol gösteren bir kitaptı.
Parıltılı Batı uygarlığının nasıl kurulduğunu ve ne gibi değerler üzerine inşa edildiğini, mimari harikası şehirlerin ve gösterişli sarayların harçlarının nasıl Afrikalı kölelerin kanlarıyla karıldığını bilmiyorsanız öğrenecek; unuttuysanız hatırlayacaksınız. Geri kalmışlığımız gerçi yadsınamazsa da, kimsenin âhını almamışız çok şükür diyeceksiniz.
Kitap, genel olarak Hıristiyan dünyasının değerlerini sorgulayan, doğuşunu ve gelişimini ayrıntılıca irdeleyen bir eser. Amerikan toplumunu ve Avrupa'yı Avrupa yapan Hıristiyanlık üzerine kurulu ortak kültürü derinlemesine anlamak, Batı uygarlığının içyüzüne bakmak istiyorsanız muhakkak okumalısınız. Fakat, açıkça söyleyeyim ki, konuya özel bir ilginiz yoksa, Batı uygarlığının kurucu figürleri üzerine yüzeysel de olsa biraz bilgi sahibi değilseniz, anlaşılması epey güç olabilir kitabın.
Açıkçası, benim uzun zamandır yanıt aradığım birtakım sorulara ışık tuttu. Fakat öylesine bilgiyle yüklendim ki, ikinci kitabı okumak için bir süre bekleyeceğim. Evet bilgi bakımından son derece doyurucuydu ama dikkatimi çeken birkaç husus da olmadı değil. Alev Alatlı'nın bugüne dek gözümde çizdiği, düşünen, sorgulayan, duyduğunu doğrulamadan kabullenmeyen ve her şeye farklı açılardan bakmayı öğütleyen Alev Alatlı tarzına yakışmayan satırlar, sözler çarptı gözüme. Miş'li, mış'lı bilgiler hadi neyse ama bir iki yerde Vikipedi'yi kaynak gösterdi söylediklerine. Alev Hanım'dan beklenmeyecek bir iş! Herkesin kafasına göre değiştirebildiği ya da yanlı kaynaklardan alınarak oluşturulan içeriklere atıfta bulunmak, akademi dünyasında artık bir mizah konusu hâline gelen Vikipedi'yi kaynak göstermek pek Alev Alatlı işi değil ya neyse. Pireye kızıp yorgan yakmak olmaz. Eserin geneli, Avrupa'ya, Birleşik Krallık'a, Amerika Birleşik Devletleri'ne, Hıristiyanlık inancına ve mezheplerine bakış açımı çok ama çok genişletmemi sağladı. Bakalım ikinci kitap bunun üzerine ne katacak?
Kitabın konu bütünlüğü yok fakat ilk satırdan son satırına kadar bilgi aktarıyor. Okuyucuyu da sıkmamak için belli başlıklarla bölmüş. Bu da okumaya kolaylaştırmış. Okuyucuya bir anneanne edasıyla “yavrum” diye sık sık hitap etmektedir. Konuları orta çağdan dinler tarihine, amerika geçmişinden günümüze kadar değinilmiştir. Bilinen olayların arka yüzlerini anlatmıştır ki bu da ilgi çekicidir ama bence yine de teyide muhtaç. Değişik şeyler öğrendiğimi söyleyebilirim. Okumanızı tavsiye ederim zira yeni şeyler öğrenebileceğiniz gibi merak uyandıracak konularla karşılayabilirsiniz ki sonundaki kaynakçada çok farklı kitaplardan alıntılar yaptığını göreceksiniz. İyi okumalar diliyorum.
Malümatfuruş bir kitap. Yazar kaynakları varmış taklidi yapıp kendi gazete röportajlarına atıf yapıp duruyor. Nesnesi tarih olan kitaplar arasında okurken bu kadar sıkıldığım bir başkası olmamıştı. Batının ıncığını cıncığını biliyor, o yüzden tiksiniyor batıdan, Aryanizmle Athanasiusçuların arasındaki farklara değiniyor da, konu İslam'a gelince ben ilahiyatçı değilim yavruuum diye çıkıyor işin içinden. Belki bu toprakları sevmesinin sebebi bu toprakları tanımaması mı? Bizim kendisini aydın sanmamız bizim kendisini tam da anlamamamız mı?
Kendisinin okuduğum ilk eseri o yüzden çok da genelleme yapmak istemiyorum. Ama edisyon sürecinden geçmesin, samimi olsun diye arapsaçına dönmüş, birbiriyle biraz alakalı anekdotlar silsilesinden ibaret, gereksizlikleri de "Necefli Maşrapa" diye isimlendirilmiş bir kitabı okumasam da olmaz mıydı? Gerçekte, niteliği gereğince anneannem olmasını reddeceğim bir yaşlı bana yavrum diye seslense ortamı terkederdim. Sırf bu hadsizlik bir kitapta yapılıyor diye neden göz yumdum?
Ahir ömrümde en çok hayal ettiğim bir şeydir Alev Alatlı ile sohbet edebilmek; soru sormak ve o konuyla ilgili fikirlerini duymak. Kitap öncelikle bu hissi tatmin ediyor; adı üstünde nasihat şefkatiyle kaleme alınmış. Dolayısıyla uslüp bakımından bence benzersiz ve insana bilgi yanında farklı bir güç veriyor. Bu ilk kitap ekseriyetle Amerika'nın kurucu atalarıyla dolayısıyla da İngiltere ve Avrupa dönemi ile ilgili. Bu konulara meraklıysanız mükemmel. Tarihi konulardan sıkılan biriyseniz size hitap etmeyebilir ama bana kalırsa zorlansanız da okunması gereken bir kitaptır. Nasıl bir medeniyetle dans ettiğimizi öğrenmemiz, maskenin ardındaki yüzü tanıyabilmemiz açısından.
Oldukça bilgilendirici değerli siyasi bilgiler var. İyi seçilmişler. Dünyayı tamamen bu pencereden anlamak doğru olmaz ama bu pencerenin de ihmal edilmesi doğru olmaz. Batı'nın farklı yüzlerini tanımakta yarar var ve bu anlamda bu çalışma da iyi bir çalışma.