1907 yilinda Galata Kulesi'nin eteklerinde insa edilmis, art nouveau tarziyla goze carpan, yuzyili askin bir suredir tarihe tanik olmus ve zamanin tum acimasizligina inat ayakta durmayi basaran Papadopulos Apartmani... Fotograflari ve enstelasyonlariyla tanidigimiz M. Altar Kaplan, bu defa anlatici kimligini ortaya koyarak bizleri Galata'da, farkli oldugu kadar da tanidik bir dunyaya davet ediyor. Papadopulos Apartmani'nda, renkli kisilikleri ve gondermeleriyle gunumuz insanini, yasadiklarini, ozellikle de toplumun bireyler uzerindeki yansimalarini biraz alayci, ama bir o kadar gercekci sekilde dile getiriyor. Bu kendine ozgu binanin tarihiyle Cumhuriyet tarihine paralel bir patika acan Kaplan'dan keyifli bir okuma... (Tanitim Bulteninden)Sayfa Sayisi: 390Baski Yili: 2015Dili: TurkceYayinevi: Alfa Yayincilik
Artık biliyorsunuz apartman hikayelerine ayrı bir düşkünlüğüm var:) Papadopulos Apartmanı dördüncü baskısını yaptı, ilk baskıyı beğenmiştim, yeni baskısını da okudum, bu sefer daha çok sevdim…
Roman 1900'lerin başında Galata'da inşa edilen PA'nın ve sakinlerinin hikayesini anlatıyor. Bugünle geçmiş arasında gidip gelerek, sanatın çeşitli dallarına dokunarak, arka planda ise çok dikkate değer bir insan ve toplum tablosu çizerek kurgulanmış. Hem roman hem öykü tadı alarak okudum. Bunun ötesinde satırlar arasında serpiştirilen bilgilerle sanata, düşünceye dair yeni şeyler öğrendim, bildiklerime başka bir gözle yeniden bakma imkanı buldum…
Altar Kaplan genel akıntıya kapılmadan, popülerlik kaygısı taşımadan yazıyor, eserlerinde sanatın pek çok dalını birbirleriyle konuşturuyor, bu sayede okura yeni bir ufuk sunuyor… Farklı bir kalem, öyle olduğu için de kıymetli…
Yazar belli ki çok bilgili, kurgu da iyi, hikayeler çok çeşitli. Ama hepsi biraraya gelince minik bir karmaşa olmuş. Sürekli bak şimdi durun size başka bir şey anlatacağım kıvamında bölümler beni kurgudan biraz uzaklaştırdı.
Keyifle başladığım bir kitaptı, ama "taraflı" bazı tarih hataları görünce dayanamadım. Bir örnek 4.baskinin 60. sayfasından. "(16 Mart 1923 tarihinde Mustafa Kemal'in Adana'da esnafa yaptığı konuşmada, "Memleket en sonunda yine gerçek sahiplerinin elinde karar kıldı. Ermeniler ve diğerlerinin burada hiçbir hakkı yoktur....") Üşenmedim Mustafa Kemal'in Adana konuşmalarının izini sürdüm. O tarihteki Adana gezisindeki konuşmaların hiç birinde böyle bir cümle yok, çok sonra 1931 tarihindeki bir Adana ziyaretinde Ermenilerden (Lazlar, Gürcüler, v.d. ile birlikte) bahsediliyor ama konu ile alakasız. Ben Mustafa Kemal konusunda fazla hassas olabilirim, sonuçta kurgu bir kitaptaki bir tarih hatası ama benim kitabı yarım bırakmama yol açtı.
Hem bir hikayeyi takip ediyorsunuz, hem de ufuk açıcı genel kültür bilgilerine erişiyorsunuz. Ben çok beğendim, tarih ve kurgu iç içe üstelik çok yalın ve naif bir dille. Fakat biraz da üzülmeye hazırlıklı olunması lazım.