Paperback. 11,00 / 18,00 cm. In Turkish. 88 p. Edited by Devrim Yalkut Editor in chief : Ertürk Aksun Yilmaz Sener "Hayat kendiliginden ne iyi ne de kötüdür. Ona iyiligi ya da kötülügü katan yine sizsiniz." Hayat nasil yasanmali? Hayatin amaci nedir? Eylemlerimiz hayatimiz üzerinde ne kadar etkilidir? 16. yüzyilin Fransa'sinda dünyaya gelen ünlü deneme yazari Montaigne, yüzyillar sonrasini dahi berraklikla görebilen güçlü bir vizyona ve öngörüye sahip ender düsünürlerden biri... "Hayat nasil yasanmali?" fikri üzerinde duran Montaigne, sosyal yasamin zihinsel, duygusal ve tepkisel olarak nasil yasanmasi gerektigi yolunda önemli bir düsünüs biçimi koymustur ortaya... "Bir seyin ne kadar büyük ya da küçük oldugu degil, hayat üstünde ne kadar etkili oldugu önemlidir..." diye düsünen ünlü yazar, hayat üzerinde etkili olan her seyin daima öncelikli oldugunun da altini çiziyor.
Michel Eyquem de Montaigne (1532-1592) was one of the most influential writers of the French Renaissance. Montaigne is known for popularizing the essay as a literary genre. He became famous for his effortless ability to merge serious intellectual speculation with casual anecdotes and autobiography—and his massive volume Essais (translated literally as "Attempts") contains, to this day, some of the most widely influential essays ever written. Montaigne had a direct influence on writers the world over, from William Shakespeare to René Descartes, from Ralph Waldo Emerson to Stephan Zweig, from Friedrich Nietzsche to Jean-Jacques Rousseau. He was a conservative and earnest Catholic but, as a result of his anti-dogmatic cast of mind, he is considered the father, alongside his contemporary and intimate friend Étienne de La Boétie, of the "anti-conformist" tradition in French literature.
In his own time, Montaigne was admired more as a statesman then as an author. The tendency in his essays to digress into anecdotes and personal ruminations was seen as detrimental to proper style rather than as an innovation, and his declaration that, "I am myself the matter of my book", was viewed by his contemporaries as self-indulgent. In time, however, Montaigne would be recognized as embodying, perhaps better than any other author of his time, the spirit of freely entertaining doubt which began to emerge at that time. He is most famously known for his skeptical remark, "Que sais-je?" ("What do I know?").
Remarkably modern even to readers today, Montaigne's attempt to examine the world through the lens of the only thing he can depend on implicitly—his own judgment—makes him more accessible to modern readers than any other author of the Renaissance. Much of modern literary nonfiction has found inspiration in Montaigne, and writers of all kinds continue to read him for his masterful balance of intellectual knowledge and personal storytelling.
"Kendini tanı" der Montaigne. Sokrates'in sık sık kullandığı bu sözü tüm yazı hayatınızın merkezi haline getirir. Yazdığı her şeyde kendinden yola çıkar ve hayatını deştikçe tanımaya başlar kendini. Bir insanda tüm insanlığın halleri olduğuna inanır ve kendi benliği üzerinden tüm insanlığın benliğine inmeye çalışır. Çünkü toplum, her insanın köküdür Montaigne için. İnsanlar da bu kök üzerinde büyüyen ağacın dalları, yaprakları ve meyvesidir.
"Herkes kendisi için bir derstir, Plinius'a göre. Ve bu ders, insanın kendini yakından görmeyi bilmesiyle ilgilidir. Benim yaptığım, bildiklerimi söylemekten çok kendimi öğrenmekle ilgilidir. Dersim başkalarına değil, kendime. Ve bunları başkasına anlatmakla da kötü bir iş yaptığımı düşünmüyorum. Belki de bana yararlı olan bu iş, başkasına da yararlı olabilir. Sadece kendimle uğraşıyorum. Bu bir delilik de olabilir ama Farklı bir delilik; benimle başlayıp benimle bitiyor, kimseye bir kötülüğü yok."
Montaigne düşüncesinde esas olan şey, insanın kendini anlatmasıdır.
"İnsan kendinden yola çıkar bir başkasına varmak için."
"hayatın değeri uzun yaşanmasında değil, iyi yaşanmasındadır. çok uzun yaşamış insanlar vardır, aslında prek az yaşamışlardır. doya doya yaşamanın yılların çokluğuna değil, kişinin gücüne bağlı olduğunu unutmamalı."
"yarına duyulan endişe, şimdiyi katleder"
"oysa kendini tanımayan bir insan, ne kadar tanıya bilir ki dünyayı?"
"kendine dil olmayan bir insan, ancak başkalarına kulak olur."
duz 1 ildir ki, bu kitab mendedir, lakin oxumaq ucun duzgun zamani gozleyirdim, indi de tam yerine dusmus oldu. kitabi oxumaga baslayandan yene oxumaq haqqinda dusunurdum. cox qisa, rahat ve sade dille yazilib, boyuk ehtimal yene oxuyacam:)
Montaigne i her zaman komik bulmuşumdur. Sahip olduğu inziva lüksü ile içinde yaşadığı hayatın dogmalarından kurtuluşu ve her yeniliğe karşı büyük bir yabancılık çekmesi, benim için okumayı en eğlenceli kılan yanıdır. Tabii ki bazı gözlemlerinin yorumlarına katılmasam da görüşlerinin tutarlılığı ve sistematik düşünme şekli beni oldukça etkiliyor.
Bu kitapta ise büyük puntolarla montaigne sözlerini bekliyordum. Veya belki bir özet gibi. Ancak yazar(ne kadar kendisini yayıma hazırlayan olarak tanımlıyor olsa da) montaigne in görüşlerini tekrardan yorumluyor ve -kitabın benim için en önemli olan yönü olarak- bunu montaigne in hayatındaki değişikliklerin düşünceleri üzerindeki etkisini vurgulayarak yapıyor.
Denemeleri okuyan herkes montaigne e veda edebilmek için bu kitabı okuyabilir. Aftercredits gibi. Tebrikler yılmaz şener
Montaigne’nin “Aşırılık ve abartı yaşamla, vicdanla, dostlukla, kendini tanımak ve bencillikle, doğrulukla, pişmanlıkla, empatiyle,yaşamayı bilmekle, öfkeli olmakla ilgil düşüncelerinin yer aldığı bir kitap. Akıcı bir dil var. Hızlıca okunuyor.
“Talih insana bütün nimetlerini verse,onları tadabilecek bir ruh gerekir. Bizi mutlu eden; bir şeyin sahibi olmak değil,o şeyin tadına varabilmektir.”