Hayatı savunmak adına durmadan ölüme bakmak, iyiliği savunmak adına durmadan kötülüğü tartmak zamanla insanın ruhunu köreltebilir. Uzun süre karanlıkta kaldıktan sonra güneşe çıktığında gözleri kamaşan adamın körleşmesi gibi. Eğilmiş gündeme bakıyoruz. sırtımız ağrıyor, birbirimize diyebileceklerimizi çoktan tükettik. En tehlikelisi, dünyayla ilişkimiz tahammül sanatına dönüştü. Aydınlığı da paylaşabilmeliyiz. Bu dünyayı yaşanılası kılan insanların serüvenlerine dahil olabilmeliyiz. Kısır gündemlerin arasında kuruyup kalmamak için. Bahçe’de sizinle o insanları paylaşacağım. Yıldırım Türker
Bir yazılar derlemesinden oluşmuş kitap. Okurken Yıldırım Türker’in ev sahipliğini yaptığı bir davette olduğumu hissettirdi. Yazılarından, şarkılarından, dünya görüşlerinin vücut bulmasından tanıdığım, bazılarını tanımadığım konuklar arasında dolaşıp hikayelerini dinler gibi okutuyor kendisini. Yeni birileriyle karşılaştıkça internetten araştırdığım, okumadığım kitapları okumak için not ettiğim, şarkıları arka planda dinlediğim “serendipity” anları yaşattı.