Jump to ratings and reviews
Rate this book

Kat: Sinema ve Etik

Rate this book
Bugün muhafazakârlığın şiddetinden, vaazlarından ve dayatmalarından farklı, yaşadığımız gezegeni merkeze alan ve insanın ne olduğunu yeniden sorgulayan bir etiğe ihtiyacımız var. Seyrettiğimiz onca film üzerinde sosyal kuramın terimleriyle düşünmeye de ihtiyacımız var. Kat buna girişiyor, filmleri kesip parçalara ayırarak bağlantılar arıyor: Bu bağlantılar yoluyla, filmlerin bize etik varlıklar oluşumuzu hatırlatma, seçim yapmaya zorlama, zevk ve yanılsamalarımızı üstlenme sorumluluğumuzla tanıştırma, bizi başka bir dünyaya değil bu dünyadaki başkalıklara inandırma kabiliyetlerini ve güçlerini araştırıyor. Bize bu esini veren filmler hakkında şunu söylüyor Umut Tümay Arslan:

“Görülecek bir çıplak gerçek yok. Biz insanlar seçimlerimizle hakikati yaratıyoruz. Filmler gündelik gerçekliği kesinti ve bozulmaya uğrattıklarında, başka türlü görebilmemizi sağlayan mercekler ve gözlükler icat ettiklerinde, bizi ikamet ettiğimiz yerden koparabilecek etik karşılaşmalara imkân yaratabiliyorlar.

“Bu ufuksuz dünyada, birbirimize dokunmaya ve komşu olmaya devam edebilmenin sinemadaki tezahürlerinin görülebilir, işitilebilir ve düşünülebilir olanın manzarasını nasıl değiştirebildiğini anlamaya çalışıyorum. Filmlerin mucizelerinden yayılan ışık altında... ”

368 pages, Paperback

First published March 20, 2020

2 people are currently reading
89 people want to read

About the author

Umut Tümay Arslan

7 books7 followers

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
8 (61%)
4 stars
5 (38%)
3 stars
0 (0%)
2 stars
0 (0%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 2 of 2 reviews
Profile Image for merve şen.
6 reviews
June 27, 2020
sinema katlar, keser, kesintiye uğratır, kateder.

dünyada olma hâllerimizi, bu hâllerin kırılganlığını, görünür, bilinir, işitilir olanı -sınırları ve tam da bu sınırlardan doğabilecek imkânlarıyla- yoklar, işaret eder, açar böylelikle. kimi zamansa bir bütünlüğe, belirli bir istikâmete, anlam birliğine doğru daralır; dışa değil, içe doğru katlanarak sınırlar, kapalılıklar yaratır kendine. tüm bu faaliyetler ve gerilimlerin hattında, bir karşılaşmalar pratiği olarak gösterir kendini etik de. başkalıklara, farklara, yüzleşmelere açılan, şimdi’nin ve olagelenin sarsıntıya uğradığı, bize sunalan bakış ve duyuş ile mevcut bakış ve duyuşumuz arasındaki tercüme faaliyetinde.

bu nedenledir ki, etiği sarih ve steril bir biçimde değil; pürüzleri, gözenekleri, kesikleri, yara izleriyle kırılgan bir yüzey olarak tarifler kat. kendi yargılarımızı tartarken, başka yargıların, arayışların, beklentilerin, varoluşların mevcudiyetini de tanımaya yönelen, iktidarın tesis ve pay ettiği yaşayış ekonomisinin parçası olan hayatların olağancalığını sekteye uğratan, anlam ve eylem güzergâhlarını çatallaştırıp çoğaltan anların, çekimlerin, referansların peşine düşer. temsilin, temsilin şiddetinin tekil ve kolektif üretimi ile yaygınlığını coğrafyanın, bedenlerin konumlandırılışında, sesin maddiliğinde, çerçevenin dışında kalan/tutulanlarda arar. geçmişi şimdi'ye katlamanın, şimdi'nin geçmişe katlanmasının çatlakları ve söyledikleri de serilir yüzeye.

kitabın anlam dünyasından el alan bu birkaç söz fikir verebilecek olsa da, kat'ın yapıp ettiklerin layıkıyla ifade etmek zor. kat'ın inceliğinde keşfedilecek, yeniden dönülecek çok şey olduğu kuşkusuz. bilhassa da dünyada olma hâllerimizi açıklıkları kadar şiddetiyle ve daima bir sorumluluk kabiliyetine ilişkin olarak düşünmek için.

okuma deneyimine ve baskıya ilişkin iki küçük notla da bitireyim o nedenle. cezbedici ve dikkat celbleriyle yüklü bir kitap olsa da kat, bir o kadar da duraklatıcı. düşünmeye, soluklanmaya açtığı duraklarla kendi kesiklerini, kesintilerini yaratıyor zira. ve tam da bu jestle okuma eyleminin kendisini de dönüştürüyor; metnin seyre, sinemaya ilişkin sunduğu mercekler okumaya ilişkin mercekler, yönteme dair bir kafa yoruş hâline geliyor aynı zamanda.

aceleye gelmiş olabileceğini düşündüğüm baskı nedeniyle kitapta birkaç dizgi hatası mevcut. bunlar ve yazıların solması durumunun da yeni baskıda gözden geçirilmesi iyi olacaktır.
Profile Image for atito.
732 reviews13 followers
June 12, 2025
umut tümay arslan bir armağan, armağanı kabul etmek başlı başına emektir. kitabın didaktik sanata karşı açtığı eleştiriyi, özellikle görme ve işitmenin edilgen eylemler olduğu yanılsamasını bozduğu derecede bereketli buldum. arslan'ın bahsettiği gibi görmek/dinlemek politik bilincin oluşumunu başlatan ama tamamlanmak için eyleme gereksinim duyan bir sürecin ilk adımı değildir. çünkü görmek/işitmek zaten kusurludur, kısmidir, parçalanmıştır. bu sinemaya özgü bir durum da değildir ancak sinema bu tikelliği estetikleştirebilir, estetiğini görme eşiğinden kurabilir. kamerayı ulaşım araçları gibi coğrafyayı mümkün kılan bir muhayyilenin uzvu olarak anlamak gerekir ki kendi görümüzün de olağan sandığının aslında sanrı olduğuna uyanalım. uyanmak yani kenardan, köşeden, az görebilmek. kıssadan hisse elimizde bir tane ortak dünya var, onu da böyle parçalı görüyoruz. dünyada olanlar net olmadığı için etik özneler oluyoruz, öngörülmüş cevapları peşin sunabildiğimizden değil. bu açıklıktan da sinemanın yapabileceği hem deneyimi parça parça, tümlemeden kat eden hem de bizim birbirimize cavellvari sorumluluğumuzu--bilemediğimiz, göremediğimiz için edindiğimiz o yükü--hatırlatan mecraya evrilebiliyor. bu bağlamda ranciere'ın aptallaştıran öğretmen düşüncesi ufuk açıcıydı. aynı zamanda sinemanın siyasete katabileceğiyle ilgili de yeterince (ne az ne fazla) mütevaziydi. tam itiraz edebileceğim bir yer yok ama umut tümay arslan'la karşılaşsam birkaç sözcük seçimi üzerine iki çift söz etmek isterdim. teveccüh göstermek mesela ya da atalet ya da malul. birkaç da söz dizimi, cümle kurumu
Displaying 1 - 2 of 2 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.