sinema katlar, keser, kesintiye uğratır, kateder.
dünyada olma hâllerimizi, bu hâllerin kırılganlığını, görünür, bilinir, işitilir olanı -sınırları ve tam da bu sınırlardan doğabilecek imkânlarıyla- yoklar, işaret eder, açar böylelikle. kimi zamansa bir bütünlüğe, belirli bir istikâmete, anlam birliğine doğru daralır; dışa değil, içe doğru katlanarak sınırlar, kapalılıklar yaratır kendine. tüm bu faaliyetler ve gerilimlerin hattında, bir karşılaşmalar pratiği olarak gösterir kendini etik de. başkalıklara, farklara, yüzleşmelere açılan, şimdi’nin ve olagelenin sarsıntıya uğradığı, bize sunalan bakış ve duyuş ile mevcut bakış ve duyuşumuz arasındaki tercüme faaliyetinde.
bu nedenledir ki, etiği sarih ve steril bir biçimde değil; pürüzleri, gözenekleri, kesikleri, yara izleriyle kırılgan bir yüzey olarak tarifler kat. kendi yargılarımızı tartarken, başka yargıların, arayışların, beklentilerin, varoluşların mevcudiyetini de tanımaya yönelen, iktidarın tesis ve pay ettiği yaşayış ekonomisinin parçası olan hayatların olağancalığını sekteye uğratan, anlam ve eylem güzergâhlarını çatallaştırıp çoğaltan anların, çekimlerin, referansların peşine düşer. temsilin, temsilin şiddetinin tekil ve kolektif üretimi ile yaygınlığını coğrafyanın, bedenlerin konumlandırılışında, sesin maddiliğinde, çerçevenin dışında kalan/tutulanlarda arar. geçmişi şimdi'ye katlamanın, şimdi'nin geçmişe katlanmasının çatlakları ve söyledikleri de serilir yüzeye.
kitabın anlam dünyasından el alan bu birkaç söz fikir verebilecek olsa da, kat'ın yapıp ettiklerin layıkıyla ifade etmek zor. kat'ın inceliğinde keşfedilecek, yeniden dönülecek çok şey olduğu kuşkusuz. bilhassa da dünyada olma hâllerimizi açıklıkları kadar şiddetiyle ve daima bir sorumluluk kabiliyetine ilişkin olarak düşünmek için.
okuma deneyimine ve baskıya ilişkin iki küçük notla da bitireyim o nedenle. cezbedici ve dikkat celbleriyle yüklü bir kitap olsa da kat, bir o kadar da duraklatıcı. düşünmeye, soluklanmaya açtığı duraklarla kendi kesiklerini, kesintilerini yaratıyor zira. ve tam da bu jestle okuma eyleminin kendisini de dönüştürüyor; metnin seyre, sinemaya ilişkin sunduğu mercekler okumaya ilişkin mercekler, yönteme dair bir kafa yoruş hâline geliyor aynı zamanda.
aceleye gelmiş olabileceğini düşündüğüm baskı nedeniyle kitapta birkaç dizgi hatası mevcut. bunlar ve yazıların solması durumunun da yeni baskıda gözden geçirilmesi iyi olacaktır.