Sararmış bıyıkları, kısa boyu, tek tük kalmış dişleri ve hatları belirgin, zengin yüzüyle İhsan Yüce, çoğu filmde mahallemizden ve köyümüzden tanıdığımız birilerinin perdedeki yansımasıdır. “Çöpçüler Kralı”ndaki baba karakterini sinemaseverlerin belleğinde unutulmaz kılan tam da budur. Onu perdede gördüğümüzde dedemizi, babamızı, dertlendiğimizde çat kapı gidip sohbet edebileceğimiz bir mahalle bilgesini görmüş gibi oluruz.
Erhan Tuncer, hepimizin çok sevdiği İhsan Yüce’nin hayatını ilk kez tüm bilinmeyen yönleriyle gözler önüne seriyor. Bu titiz çalışma, Yavuz Turgul, İlyas Salman, Kaya Ererez, Yılmaz Atadeniz, Ahmet Sezerel gibi Yeşilçam’ a emek vermiş önemli isimlerin yanı sıra İhsan Yüce’nin, hayatına dokunduğu altmıştan fazla kişinin röportajlarıyla destekleniyor ve Yeşilçam’dan az bilinen anekdotlara yer veriyor.
Gül Gibi Zabıta Dururken Kızını Çöpçüye Veren Adam bu özelliğiyle bir biyografiden çok daha fazlası. İhsan Yüce’yi ve onun sanatla örülmüş hayatını merak edenler ile Yeşilçam’ın nostaljik ruhunu özleyenler için...
Yeşilçam filmlerinde fırça bıyıkları ve kısa boyuyla gördüğümüz, genelde ya muhtar, ya da ailenin babası rolünü oynayan İhsan Yüce'nin aslında muazzam bir insan olduğunu duymuştum ama ayrıntılarını bilmiyordum. Kitabı görünce, biraz da isminin hoşuma gitmesiyle hemen satın aldım. Yazar iyi bir araştırma yapmış ve yaşarken kıymeti pek de bilinmemiş bir isme vefa borcumuzu biraz olsun ödememizi sağlamış. Edebiyat tarafından bakınca belki çok yüksek bir düzey yok, ama böyle çalışmaların az olması ve özellikle de İhsan Yüce için böyle bir esere gerek olması nedeniyle, bence değerli bir kitap.
İhsan Yüce, yeşilçamda karakter oyuncusu denince ilk akla gelen ve çoğu insanın ismini bilmese dahi yüzüne kesinlikle aşina olduğu bir isim. Herkesin bilmediği ama benim gibi sinemaseverlerin bildiği şey aynı zamanda "Kibar Feyzo" gibi kalburüstü işlere de imza atmış bir senarist olduğu. Benim gibi sinemaseverlerin de bilmediği daha bir çok şey daha varmış rahmetli hakkında ki Erhan Tuncer'in kitabı sayesinde bunlar hakkında fikir sahibi olabiliyoruz. İhsan Yüce'nin hayatı ve kariyeri üzerine odaklanan kitap daha ziyade bir sözel tarih kitabı denebilir çünkü makul bir çoğunluğu Yüce'nin hayatına girip çıkmış kişilerin tanıklıklarının aktarılmasından ibaret. Tuncer nadir olarak sazı eline alıp kendi kelimelerini kağıda dökmüş, dolayısıyla Yüce'nin ortaya koyduğu işlerin çok derin analizlerini yapan bir kitap değil. Hatta çoğu zaman Yeşilçamın kıyısında bile gezmeyen bir kitap. Ama gene de dönemin sinema anlayışı ve sevdiğimiz saydığımız bir çok isim-film hakkında keyifli anektodlar okuma imkanı veren, son derece sürükleyici ve bir çırpıda bitiveren bir eser. Aslında kitaptan ziyade bir belgesel olsaymış daha da iyi olabilirmiş eldeki materyalin uygunluğu nispetinde ama gene de Türk sineması tarihçiliği için önemli bir yapıt.
Ekmek Şarap Sen ve Ben”den '' ula ağa pohunun üstüne poh olurmu laaaa.''ya.. Covid-19 gunlerinin belki de en mutlulukla hatirlayacagim olayi hic kuskusuz bu kitap olacak. Hepimiz onun yer aldigi bir filmi mutlaka izlemisizdir. Nice filmlerde figuranlik yapmis, ustelik cogunda da gicik rollere burundugunu biliriz, yan roller ya kaale bile almamisizdir kimi yerlerde. Figuran iste.. Ne yalan soyleyeyim o zamanlarki cocuk aklimla onun oynadigi filmleri izlerken ben de ona gicik olurdum. Sigaradan sararmis biyiklarina, muzur ve hinlik pesindeymis gibi bakan kisik gozlerine, agzinda tek tuk kalmis disleriyle attigi boguk kahkahasina.. Emekcide olsa o bir Kemal Sunal’in, bir Sener Sen’in, bir Ilyas Salman’in oyunculuklarinin sahikasani sunduklari gorsel solenlerde mutevazilikle arka planda kalmayi secmis.. Onlarin alkislarla goz onunde olmalarini, en cok konusulanlar olmalarini dert edinmeden bildigi yoldan devam etmis.. Sonra gel zaman git zaman 1995 yilinin bir gunu hayrani oldugum degerli sanatci Mazlum Cimen’in “Cimen Turkuleri”adli kasedi cikti.. Ve ben kasette yer alan Ekmek Şarap Sen ve Ben adli siire denk geldim. O basimda kavak yelleri genclik donemimde ilk etapta siirin sozlerinden cok huzur icinde uyusun Mumtaz Sevinc’in o etkileyici sesi ile siiri okumasindan ve Mazlum Cimen’in yaptigi muzigi ve nakarat kisminda eslik ettigi sesiden etkilenmistim. Ve her Mazlum Cimen dinledigimde o siiri mutlaka dinler oldum.Ki ben nazimdan cok nesirciyimdir ama neden bilmem o siir beni her dinleyisimde etkilemistir. Bir zaman sonra belki yavastan yavastan yas almanin verdigi yasanmisliklarla, tecrubelerle siirin sozleri gittikce anlam kazanmaya basladi.Oturup siiri irdelemeye basladim. Nedense o gune kadar aklima siiri kim yazmis diye sorgulamak da gelmemis. Ve karsima sair Ihsan Yuce bilgisi cikti. Ben soyle bir dogruldum ve kalakaldim. Nasil yani Neseli Gunler’deki ayyas rolundeki “figuran”mi bu yazmis dedim. Ve hayatini merak etmeye basladim. Arastirdikca bir insani tanimadan ne kadar cabuk hukum verip onyargili olmusum, utandim kendimden.Bu da benim ayibim olarak kalsin. O cocuk aklimla gicik oldugum adam bir anda benim cok cok buyuk bir hayranlik duymaya basladigim bir insan oluverdi. Kibar Feyzo dahil olmak uzere altmisdan fazla tiyatro, sinema eseri yazmis, oynamis. Bir filmde oynadigi yardimci karakterde o kadar muhtesem oyunculuk sergilemis ki ana karakterden daha cok on plana cikarak Altin Portakal odulu almis. Yetmemis ressam olmus, heykeltras olmus, arkeolojiyle ilgilenmis. Halkı bu kadar iyi anlayip, bizi bize anlatan kac kisi geldi bu ulkeye de degeri bu kadar bilinmez oldu diye hayiflandim. Hayranligim arttikca keske onu bire bir taniyanlar hala hayattayken onun hayatini kaleme alsa da tarihin tozlu sayfalarinda oylesine bir yer almasa, daha cok bilinse diye cok dusundum. Iste bir gun biri bunu yapti. Ve ben tesadufu bir bicimde bu kitabi gordum. Kelimenin tam manasiyla yasadigimiz bu karanlik aylarin icinde bana nasil da gunes gibi dogdu. Ve iyisiyle kotusuyle gecirdigim bir kac ayi iyi yad edeyim diye kitabi kendime hediye ettim. Hayal bu ya; ne isterdim onun meshur dost meclislerinin birinde masanin kenarinda gozden kacip kullanilmayan catal olup Aristo’ya hocalik etmesine taniklik etmeyi.. Ya da Asik Meluli ile tanisip sohbetinden bir dem almak icin Mazlum Cimen’le gittigi evdeki perdeden belli belirsiz esen ruzgar olup o yarenlikten nasiplenmeyi… Ve kitap elime gecince yaptim ekmegimi, aldim bir kadeh sarabimi, arka fonda Ekmek Şarap Sen ve Ben calarken basladim sayfalari karistirmaya…
Senaryosunu yazdığı veya oynadığı İhsan Yüce filmlerini hepimiz izlemişizdir. Ama onu görmemişizdir. Hakkında hiçbir şey bilmiyoruzdur. Bu kitap onun hayatı hakkında yazılmış. İyi ki yazılmış. Türk sinemasının böyle gizli kahramanlarının biyografi kitapları yapılmalı, yapılmak zorunda. Piyasa o kadar saçma sapan kitap çöplüğüne döndü ki. Bu tarz kitapların değerini bilmek lazım.
Hayatı boyunca parasızlık çekmiş. Şimdi bir Youtube fenomeni iki video yüklüyor ve dünyaları kazanıyor. En iyi evlerde oturuyor. O dönem Kemal Sunal'a gelen senaryoları bile oynamadan önce İhsan Yüce'ye gönderin dediği bir adam bu. Sürekli yazmış. Hiç evi olmamış. Hep kirada oturmuş. Kiraları hep sarkmış. Her şeyi kızı için yapmış. Kızına o gün harçlık veremediği için okula bugün gitme demiş. Oturduğu evler hep kalabalık, hep misafir ağırlamış. Gönlü zengin bir insanmış. Kimseyi kırmamış. Sessiz sedasız bu dünyadan göçmüş.
İhsan Yüce'yi yakından tanımak isteyenlerin veya istemeyenlerin mutlaka okuması gereken bir kitap olmuş. İçerisindeki materyallerin çoğu kızının arşivinden. Yer yer göz doldurucu, yer yer güldürücü.
Bugün kadar pek çok filmde izlediğimiz yün takkeli, sigaranın sarattığı bıyıkları ve eksik dişleriyle sıradan bir yardımcı oyuncu olarak gördüğümüz İhsan Yüce'nin ne denli bilge bir insan olduğunu kitapta dostlarının kaleminden okurken anlıyorsunuz. Değeri yeterince bilinmemiş, hep gölgede kalmış ama onlarca tiyatro oyununda oynayıp yüzlerce filmin senaryosuna katkıda bulunmuş ve oynadığı her rolü hakkıyla canlandırmış sanatçının ne denli dervişane bir karakteri olduğunu bu kitap sayesinde anlıyorsunuz. Yeşilçam'ı ve oyuncuyu sevenler için mutlaka okunması gereken bir kitap...
Erhan Tuncer güzel ve kapsamlı bir biyografi hazırlamış. Türk sinema sektörü için güzel bir arşiv. Ne yazık ki, sıradan bir sinema izleyicisi ve çok iyi bir okur olarak oyuncu ve senarist yönünü çok takdir ettiğim İhsan Yüce'nin, imkansızlıklar içinde geçen hayatını, küçücük kızını peşinde sürükleyerek, alkolik olarak bitirmesine çok üzüldüm. Keşke okumasaydım.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Yeşilçam denilince akla ilk gelen isimlerden olan, herkesin mutlaka bir filmine denk geldiği güzel insan İhsan Yüce’nin hayatına dair geniş bir bilgiseli sunan bu eseri keyifle okudum ve tavsiye edeceğim bir kitaptır.
İhsan Yüce’yi bu kitapla tanıdım, keşke daha önceden de tanısaymışım… Çok büyük birisiymiş gerçekten ve yaşadığı hayatı hak etmemiş asla. Elinde daha çok imkan olsaydı ve bizlere daha çok eserler bıraksaydı keşke.
Roman aromalı, belgesel lezzetli, sinema aşkıyla dolu, edebiyatla iç içe bir biyografi. İhsan Yüce için tembel yazarların yapamadığını 87'li o vefalı yazar-sinemacı yapmış. Bravo Erhan Tuncer, teşekkürler Nemesis. Okuyalım, okutalım.
İhsan Yüce'nin ne kadar dolu, dost canlısı ve sevilen birisi olduğunu ve sürekli bir mücadele içinde olduğunu anlatan hayat hikayesi. Bu hikaye sadece İhsan Yüce'yi değil aynı zamanda Yeşilçam'ın farklı bir yüzünü anlatıyor. Sinemadaki tekelleşme, sansür dönemlerine İhsan Yüce'nin hayatı üzerinden tanık oluyoruz. Yeşilçam'a ilgisi olanların okumasını öneririm.
This entire review has been hidden because of spoilers.