What do you think?


Fil Saati
Her şey tek bir sorudan evrilir, gelişir ve değişir:
“Bu dünyadaki yerim nedir?”
Elmasın kömürde, ipliğin pamukta gizli olduğu dünya burası.
Sır hem gözünün önünde hem de gören gözün sindiremeyeceği kadar derinde.
Aldığı nefesi kendi içinde kaybettiğini bilmeyen insan, kendi dışında arasa da neyi bulacak sanki?
Hareket ediyoruz. Karşılaşıyoruz. Hatırlıyoruz. Unutuyoruz. Görünmeyeni arayan hareket hali içinde, yalnızca kendimizden kendimize doğru ilerliyoruz.
Kâinat kocaman bir ayna.
Hakikati aramak, kendini bulmak...
Sevginin nefrete dönüşmesi de bunun yokluğundandır. Yeşeremeyen kararır.
“Çok iyi, çok başarılı ve doğrudan yazılmış, büyük bir takdirle okuduğum sarsıcı bir roman.”
Prof. Dr. Uğur Batı
“Her sayfası bir bulmacanın parçası. Çözerken kaybolup gidiyor ve mutlaka kendinizden bir şeyler buluyorsunuz. Beklenmedik bir kurgu, olağanüstü bir final.”
Osman Balcıgil
“Bir kitap içimizdeki donmuş denize inen balta gibi olmalı demiş Franz Kafka ve resmen Fil Saati’ni tarif etmiş. Muhteşem bir roman. Soluksuz okuyacaksınız.”
Ertürk Akşun
“Bu dünyadaki yerim nedir?”
Elmasın kömürde, ipliğin pamukta gizli olduğu dünya burası.
Sır hem gözünün önünde hem de gören gözün sindiremeyeceği kadar derinde.
Aldığı nefesi kendi içinde kaybettiğini bilmeyen insan, kendi dışında arasa da neyi bulacak sanki?
Hareket ediyoruz. Karşılaşıyoruz. Hatırlıyoruz. Unutuyoruz. Görünmeyeni arayan hareket hali içinde, yalnızca kendimizden kendimize doğru ilerliyoruz.
Kâinat kocaman bir ayna.
Hakikati aramak, kendini bulmak...
Sevginin nefrete dönüşmesi de bunun yokluğundandır. Yeşeremeyen kararır.
“Çok iyi, çok başarılı ve doğrudan yazılmış, büyük bir takdirle okuduğum sarsıcı bir roman.”
Prof. Dr. Uğur Batı
“Her sayfası bir bulmacanın parçası. Çözerken kaybolup gidiyor ve mutlaka kendinizden bir şeyler buluyorsunuz. Beklenmedik bir kurgu, olağanüstü bir final.”
Osman Balcıgil
“Bir kitap içimizdeki donmuş denize inen balta gibi olmalı demiş Franz Kafka ve resmen Fil Saati’ni tarif etmiş. Muhteşem bir roman. Soluksuz okuyacaksınız.”
Ertürk Akşun
192 pages, Paperback
Published January 1, 2020
Ratings & Reviews
Friends & Following
Create a free account to discover what your friends think of this book!
Community Reviews
Displaying 1 - 14 of 14 reviews
March 6, 2021
Bazı kitaplarda şey hissi olur hani; off yazar ne kadar uzatmış, anlatmış da anlatmış, bunca öge gerekli miydi gerçekten, veya kitap daha kompakt olsa bir çırpıda bitseydi hikaye diye. İşte okuduğum kitapta gariptir bu bahsettiğimin tam tersi hislerle ilerledi okuma süreci. Yani yazar çok farklı noktalardan hikayeyi zenginleştirmeye çalışmış; polisiye, kuantum fiziği, tarih, din, ilişkiler.. Ama bu kavramların ideal harmanlanması için, bu kısalıkta bir eser biraz eksik kalmış diye düşündüm hep. Biraz daha derine gidebilirdik, konu itibariyle okur da sıkılmazdı sanki. Anlatılanlar değişik, okuru sürekli diri tuttuğu tartışmasız, ama işte önemli mevzuların 1-2 sayfada geçilmesi de ne bileyim. Kitabın en sevdiğim yanı, sonunun ne olduğuna karar verememiş olmaktı. E bunların hangisi gerçekti sorusu en tatlı final bir yerde. Karar da seçim de okura ait, hisler nereye götürürse.
July 17, 2020
Gayet iyi bir kitaptı. Bazı noktalarda fazla açıklama yapılmış ve biraz eksik yönleri vardı, biraz daha uzun sürsün isterdim.
4,5*
4,5*
June 24, 2020
Tarihi bir saatti de içeren , polisiye , bilim kurgu , fantastik öğeler ve tasavvufu da içinde barındıran tek kelime ile muhteşem bir roman Fil Saati. Kısaca alıp okuyun , çok beğeneceksiniz...
https://kozmokitap.blogspot.com/2020/...
https://kozmokitap.blogspot.com/2020/...
May 17, 2020
Özellikle kuantum fiziği ile ilgilenenler çok keyif alacak.
May 5, 2023
Nisan ayında askere gittim ve döndüm. Bu süre zarfında hayatımı etkileyen çok büyük bir olay yaşadım fakat şu an burada bunu anlatmayacağım. Askerde fazla boş zamanım olacağını söyleyen diğer insanlar yanıma kitap almamı tavsiye etmişti ve ben de dört adet kitapla gittim oraya. Sadece Fil Saati'ni başlayıp bitirebildim içlerinden. Bu benim için o durumda ve askerde yaşadığım olaydan ötürü yine de iyi bir rakam bence, çünkü hiç okumayabilirdim bile. Ben de bu kitaplardan birini Fil Saati ile taçlandırmıştım. Onla da okumaya başladım. Daha öncesinde yanlış hatırlamıyorsam Youtube'da bir booktuber bu kitabı önermişti ve ben de sahaf alışverişimde bu kitabı görüp direkt öneri üstüne alıp kitaplığıma kazandırmıştım. Okumak şimdiye kısmet oldu ki çok da beklemedi rafımda zaten.
Kitap, edebiyatımızda daha önce hiç okumadığım türde bir anlatıma ve olay örgüsüne sahipti. Bu anlamda bile ilgi çekici gelmişti bana. Polisiye ve bilimkurgu karışımı bir türü vardı. Kitapta Eren adında 8 yaşında bir çocuk var, annesi ve babasının suç işlediği ve birilerini öldürdüğü düşünülüyor. Bunu terörizm altında mı yapıyorlar yoksa bir dava mı var diye araştırılırken Eren de bir yandan psikolojik destek alırken bir yandan da okuluna devam ediyor. Fakat bu ölümler artmaya başlıyor. Bir yandan bir profesörün eşi ölürken bir yandan bir festivalde bir adam ölüyor gibi. Bu ölümler belli aralıklara 4-5 farklı insanın başından geçince artık büyük bir araştırmaya giriliyor. Polisten psikologa, eşi ölen profesörden Eren'e kadar her şey birbirine bir yerlerden bağlanana kadar akan olayı ve gelişen şeyleri film izler gibi okuyoruz. Buraya kadarki kısımlarda bilimkurgu işin neresinde diyebilirsiniz, çünkü cinayettir polistir derken bildiğimiz polisiye kurgusu aslında. İşin içine aslında katil olan adamın Eren'in babası olmadığı, belki de gelecekten gelen bir insanın bu suçları işlediği gibi bir soru karışınca her şey bir değişmeye başlıyor. Katilin bıraktığı notlar, ipuçları; profesörün zaman yolculuğu temalı araştırmaları ve tezleri derken işin alt kısmında bilimkurgu teması da yerleşince ortaya çok farklı bir kurgu çıkmış oluyor. O süreci yakalayınca da zaten aktı gitti kitap. Sonda da bizleri iki kere dumur etti, kendimi arka arkaya iki kere şaşırırken buldum. Çok zekice tasarlanmış şeyler vardı içinde.
Kitap tam tadında bitti, ne uzundu ne de kısa. Ben askerde vakit bulup okumaya çalıştığım için tüm aya yaydım ama aslında 2 3 güne bitecek bir kitaptı çünkü oldukça akıcı ve merak uyandırıcı bir kitaptı. Edebiyatımızda da örneğine çok rastlanmayan bir tür olduğu için farklıydı aynı zamanda. Okuyup geçilecek bir kitap değildi kesinlikle. Ayrıca yazarın dilini de çok sevdim, betimlemeleri güzeldi ve anlatım tarzı edebi hazzı verdi bana. Anlattığı ve aktardığı şeylerden ötürü genelde anlatımdan çok aktarım daha ön plana çıkar diye düşünmüştüm ama yazarın dili kullanışı gerçekten bende beğeni kazandı. Türü ve olay örgüsü de oldukça yaratıcı ve kullanışlıydı, bu yüzden bu noktalarda da farklı bir Türk Edebiyatı eseri okumak isteyenler için güzel bir örnek ve deneyim olacağına eminim. Bilimkurgu ve polisiyeyi normalde bile çok bir arada göremezken, ülkemizde böyle bir eserin çıkması oldukça yenilikçi ve okuduğum için memnun oldum. Kitapta beğenmediğim tek şey ise bazen diyalogların ve yaşam tarzının Türkiye de değil de sanki Amerika'da falan geçiyormuş gibi hissettirmesi oldu. Hani sanki dublajlı film izliyormuş kadar değil tabii ama bazı noktalarda okurken "Türkiye'de böyle olmazdı ki, Amerika mı burası sanki." gibi cümleler kurduğum yerler oldu ama çok da aşırı göze batmıyordu her şekilde. Bu da biraz karakterlerden ötürü sanırım. Bunun dışında kitabı sevdiğimi söylemek istiyorum. Yazar hem diliyle hem de kurgusuyla beğenimi kazandı.
Edebiyatımızdan farklı şeyler okumak isteyen herkese Fil Saati kitabını öneririm. Pişman olacağınızı sanmıyorum, farklı bir kurgu ve güzel bir dilin harmanlandığı bu kitap gerçekten okuduğunuz için sizi mutlu edecek bir duruma sahip. Yazarın diğer kitaplarını da okumak istiyorum.
Kitap, edebiyatımızda daha önce hiç okumadığım türde bir anlatıma ve olay örgüsüne sahipti. Bu anlamda bile ilgi çekici gelmişti bana. Polisiye ve bilimkurgu karışımı bir türü vardı. Kitapta Eren adında 8 yaşında bir çocuk var, annesi ve babasının suç işlediği ve birilerini öldürdüğü düşünülüyor. Bunu terörizm altında mı yapıyorlar yoksa bir dava mı var diye araştırılırken Eren de bir yandan psikolojik destek alırken bir yandan da okuluna devam ediyor. Fakat bu ölümler artmaya başlıyor. Bir yandan bir profesörün eşi ölürken bir yandan bir festivalde bir adam ölüyor gibi. Bu ölümler belli aralıklara 4-5 farklı insanın başından geçince artık büyük bir araştırmaya giriliyor. Polisten psikologa, eşi ölen profesörden Eren'e kadar her şey birbirine bir yerlerden bağlanana kadar akan olayı ve gelişen şeyleri film izler gibi okuyoruz. Buraya kadarki kısımlarda bilimkurgu işin neresinde diyebilirsiniz, çünkü cinayettir polistir derken bildiğimiz polisiye kurgusu aslında. İşin içine aslında katil olan adamın Eren'in babası olmadığı, belki de gelecekten gelen bir insanın bu suçları işlediği gibi bir soru karışınca her şey bir değişmeye başlıyor. Katilin bıraktığı notlar, ipuçları; profesörün zaman yolculuğu temalı araştırmaları ve tezleri derken işin alt kısmında bilimkurgu teması da yerleşince ortaya çok farklı bir kurgu çıkmış oluyor. O süreci yakalayınca da zaten aktı gitti kitap. Sonda da bizleri iki kere dumur etti, kendimi arka arkaya iki kere şaşırırken buldum. Çok zekice tasarlanmış şeyler vardı içinde.
Kitap tam tadında bitti, ne uzundu ne de kısa. Ben askerde vakit bulup okumaya çalıştığım için tüm aya yaydım ama aslında 2 3 güne bitecek bir kitaptı çünkü oldukça akıcı ve merak uyandırıcı bir kitaptı. Edebiyatımızda da örneğine çok rastlanmayan bir tür olduğu için farklıydı aynı zamanda. Okuyup geçilecek bir kitap değildi kesinlikle. Ayrıca yazarın dilini de çok sevdim, betimlemeleri güzeldi ve anlatım tarzı edebi hazzı verdi bana. Anlattığı ve aktardığı şeylerden ötürü genelde anlatımdan çok aktarım daha ön plana çıkar diye düşünmüştüm ama yazarın dili kullanışı gerçekten bende beğeni kazandı. Türü ve olay örgüsü de oldukça yaratıcı ve kullanışlıydı, bu yüzden bu noktalarda da farklı bir Türk Edebiyatı eseri okumak isteyenler için güzel bir örnek ve deneyim olacağına eminim. Bilimkurgu ve polisiyeyi normalde bile çok bir arada göremezken, ülkemizde böyle bir eserin çıkması oldukça yenilikçi ve okuduğum için memnun oldum. Kitapta beğenmediğim tek şey ise bazen diyalogların ve yaşam tarzının Türkiye de değil de sanki Amerika'da falan geçiyormuş gibi hissettirmesi oldu. Hani sanki dublajlı film izliyormuş kadar değil tabii ama bazı noktalarda okurken "Türkiye'de böyle olmazdı ki, Amerika mı burası sanki." gibi cümleler kurduğum yerler oldu ama çok da aşırı göze batmıyordu her şekilde. Bu da biraz karakterlerden ötürü sanırım. Bunun dışında kitabı sevdiğimi söylemek istiyorum. Yazar hem diliyle hem de kurgusuyla beğenimi kazandı.
Edebiyatımızdan farklı şeyler okumak isteyen herkese Fil Saati kitabını öneririm. Pişman olacağınızı sanmıyorum, farklı bir kurgu ve güzel bir dilin harmanlandığı bu kitap gerçekten okuduğunuz için sizi mutlu edecek bir duruma sahip. Yazarın diğer kitaplarını da okumak istiyorum.
May 1, 2024
Aslında roman türü eserler, okuma için birinci öncelikle tercihim değil; bu nedenle roman okuyacağım zaman daha seçici olmaya çalışıyorum. Dikkatimi çeken bazı yorumlar üzerine "Fil Saati"ni okudum. Kurgusu, akıcılığı, içeriği ve özgünlüğü ile oldukça beğendiğim bir kitap oldu. Polisiye tarzı bir roman ama kuantum fiziğinden matematiğe, tasavvuftan felsefeye geniş bir yelpazede bilgilendirici, esin kaynağı potansiyeli yüksek bir eser.
Emre Timur'dan sonra, tarzını beğendiğim yeni bir yazar olarak keşfetmiş oldum "Fil Saati"nin yazarı Tuğba Sarıünal'ı. Kitapta zaman zaman Azra Kohen'in "Gör Beni"sinden, Ahmet Ümit'in polisiye romanlarından esintiler hissettim. Ancak "Fil Saati"ni "Gör Beni"den daha akıcı, daha başarılı, daha keyif verici buldum.
Eserde zaman, vefa, gerçek aşk kavramları çok güzel bir şekilde işlenmiş olmasının yanı sıra, hikâyenin okuyucuya sürpriz üzerine sürpriz kapan kurgusu da şık olmuş; okuma keyfi veriyor. Kitabın hacminin, "Gör Beni"de olduğu gibi, aşırı şekilde şişirilmemiş olması da bana göre eserin ayrı bir güzelliği. Hikâye tam kıvamında bırakılmış; ne çok uzun ne çok kısa...
Emre Timur'dan sonra, tarzını beğendiğim yeni bir yazar olarak keşfetmiş oldum "Fil Saati"nin yazarı Tuğba Sarıünal'ı. Kitapta zaman zaman Azra Kohen'in "Gör Beni"sinden, Ahmet Ümit'in polisiye romanlarından esintiler hissettim. Ancak "Fil Saati"ni "Gör Beni"den daha akıcı, daha başarılı, daha keyif verici buldum.
Eserde zaman, vefa, gerçek aşk kavramları çok güzel bir şekilde işlenmiş olmasının yanı sıra, hikâyenin okuyucuya sürpriz üzerine sürpriz kapan kurgusu da şık olmuş; okuma keyfi veriyor. Kitabın hacminin, "Gör Beni"de olduğu gibi, aşırı şekilde şişirilmemiş olması da bana göre eserin ayrı bir güzelliği. Hikâye tam kıvamında bırakılmış; ne çok uzun ne çok kısa...
September 20, 2020
"- Peki geleceği bilen biriyle mücadele etmemiz mümkün mü?
- Çocukluğu elimizde. " ( 106. sayfa )
Son derece etkileyici bir anlatım, şaşırtıcı bir kurgu ve ters köşe bir final.
Dünyanın altının üst olması ve yeniden ters yüz olması son yedi sayfa ( acaba ayarlandı mı sayfa sayısı diye düşünmedim değil) yetmiş sayfa da olabilirdi daha okumak istedim 👏 Kimbilir belki de devam kitabı yoldadır?
Bu arada okurken bir film gibi izledim de zihnimde ki bence bu yazarın ayrıntılardaki başarısı.. Senaryolaştırılırsa ekranda izlemek de keyifli olur eminim.
- Çocukluğu elimizde. " ( 106. sayfa )
Son derece etkileyici bir anlatım, şaşırtıcı bir kurgu ve ters köşe bir final.
Dünyanın altının üst olması ve yeniden ters yüz olması son yedi sayfa ( acaba ayarlandı mı sayfa sayısı diye düşünmedim değil) yetmiş sayfa da olabilirdi daha okumak istedim 👏 Kimbilir belki de devam kitabı yoldadır?
Bu arada okurken bir film gibi izledim de zihnimde ki bence bu yazarın ayrıntılardaki başarısı.. Senaryolaştırılırsa ekranda izlemek de keyifli olur eminim.
April 20, 2021
İlginç ve kendine has anlatımı olan oldukça sürükleyici bir kitaptı. Fazla detaya yer verilmesi acaba devamı da gelecek mi hissi uyandırdı bende. Farklı bir türde yazılmış olması ve birbirinden bağımsız gibi gözüken bir çok fikri ve öğeyi bir arada toplamış olması kitabı oldukça enteresan kıldı benim için.
March 28, 2022
Sürüklenerek okuduğum bir kitap oldu, detaylar güzel düşünülmüş. İşlenen konu kolay bir konu değil, açık uçların, mantıksızlıkların çok muhtemel olduğu bir konu ama yazar güzel kotarmış. Kurduğu bağlantılardan etkilendim, çokça okuyup araştırdığı belli ama bu tarz bağlantılar kurabilmek için sağlam hayal gücü lazım. Biraz daha uzun olmasını isterdim.
January 29, 2024
Vay be! Ne olacak diye sayfaları hızlı hızlı çevirdiğim ve inanılmaz zevk aldığım bir roman oldu. Zaman, kuantum fiziği ve Mevlana hakkında daha çok şey öğrenme isteğimi kamçıladı. Keşke biraz daha uzun olsa ve hemencecik bitmeseydi. Umarım devamı gelir.
September 9, 2020
Bu kitabı bu kadar iyi beklemiyordum bi yerde kötü olur dedim ama baştan sona harika devamı gelmeli
Read
October 14, 2021"Zaman düz bir çizgi olduğuna inandığımız bir çember midir?"
June 13, 2025
Vasat
April 21, 2026
Fil Saati, Tuğba Sarıünal
192 sayfa, Destek Yayınları
Elinizden düşüremeyeceğiniz bir kitapla daha geldim. Bulmaca çözer gibi okuyacağınız, kainatla ilgili derin suallere yanıtlar aradığınız, zamanın içinde belki de kaybolacağınız bir roman Fil Saati. Akıcı bir üsluba sahip, sürükleyici bir kurgu içeriyor kitap. Yazarın daha önce Çarpışma isminde bir kitabını daha okuyup onu da çöp beğenmiştim. Bu da okumaktan büyük keyif aldığım kitaplardan birisi oldu benim için. Büyük merak uyandıracak konusuna da gelecek olursak şu şekilde;
Yetiştirme yurduna verilen sekiz yaşındaki Eren’in annesi ve babası bir kaçaktır. Ülkede terör kapsamına girecek bir suçtan aranmaktadır. Annesi ile babası, Eren’e her an ulaşabilir düşüncesiyle de Eren polisler tarafından hep göz hapsindedir. Okula giderken, yurda geri dönerken, yemek yerken, gezilere götürüldüğünde vs. Bir gün yurda geri döndüğünde panayıra götürülür çocuklar. Panayırda kendisiyle iletişim kurmaya çalışan bir palyaço olur. Polisler bu durumdan işkillenir ve peşine düşerler adamın. Adam kaçar ve kaçarken de vurulur. Vurulduktan sonra denize atar kendini ve bir daha da izine rastlayamaz polisler. Adamdan geriye kalan kan izlerinin DNA incelemesi sonucunda çok ilginç bir detay çıkar ortaya. Sekiz yaşındaki Eren ile vurulup kayıplara karışan adamın DNA örnekleri birebir aynıdır. Yani adam sekiz yaşındaki Eren’in bizzat kendisidir sonuca göre. Artık herkesin beyni yanmak üzeredir ve olay da bir Arap saçına dönmüştür.
Bakın konusu itibariyle bile oldukça ilgi çekici bir kitap. Bulmaca çözer gibi adım adım yaklaşıyorsunuz ve elinizden bırakamıyorsunuz kitabı. Macera, merak duygusu, cinayet çözümlemesi gibi konuları seviyorsanız keyifle okuyacağınız bir roman. Benden size gönülden tavsiye olsun. İyi okumalar 📚
#alıntı
🐘 “Dervişin söylediği cümle nasıl güzeldi. “Ruhunla süpür sevgilinin kapının önünü. Ancak o zaman aşkı bulursun.”
192 sayfa, Destek Yayınları
Elinizden düşüremeyeceğiniz bir kitapla daha geldim. Bulmaca çözer gibi okuyacağınız, kainatla ilgili derin suallere yanıtlar aradığınız, zamanın içinde belki de kaybolacağınız bir roman Fil Saati. Akıcı bir üsluba sahip, sürükleyici bir kurgu içeriyor kitap. Yazarın daha önce Çarpışma isminde bir kitabını daha okuyup onu da çöp beğenmiştim. Bu da okumaktan büyük keyif aldığım kitaplardan birisi oldu benim için. Büyük merak uyandıracak konusuna da gelecek olursak şu şekilde;
Yetiştirme yurduna verilen sekiz yaşındaki Eren’in annesi ve babası bir kaçaktır. Ülkede terör kapsamına girecek bir suçtan aranmaktadır. Annesi ile babası, Eren’e her an ulaşabilir düşüncesiyle de Eren polisler tarafından hep göz hapsindedir. Okula giderken, yurda geri dönerken, yemek yerken, gezilere götürüldüğünde vs. Bir gün yurda geri döndüğünde panayıra götürülür çocuklar. Panayırda kendisiyle iletişim kurmaya çalışan bir palyaço olur. Polisler bu durumdan işkillenir ve peşine düşerler adamın. Adam kaçar ve kaçarken de vurulur. Vurulduktan sonra denize atar kendini ve bir daha da izine rastlayamaz polisler. Adamdan geriye kalan kan izlerinin DNA incelemesi sonucunda çok ilginç bir detay çıkar ortaya. Sekiz yaşındaki Eren ile vurulup kayıplara karışan adamın DNA örnekleri birebir aynıdır. Yani adam sekiz yaşındaki Eren’in bizzat kendisidir sonuca göre. Artık herkesin beyni yanmak üzeredir ve olay da bir Arap saçına dönmüştür.
Bakın konusu itibariyle bile oldukça ilgi çekici bir kitap. Bulmaca çözer gibi adım adım yaklaşıyorsunuz ve elinizden bırakamıyorsunuz kitabı. Macera, merak duygusu, cinayet çözümlemesi gibi konuları seviyorsanız keyifle okuyacağınız bir roman. Benden size gönülden tavsiye olsun. İyi okumalar 📚
#alıntı
🐘 “Dervişin söylediği cümle nasıl güzeldi. “Ruhunla süpür sevgilinin kapının önünü. Ancak o zaman aşkı bulursun.”
Displaying 1 - 14 of 14 reviews













