Jump to ratings and reviews
Rate this book

Café Esperanza

Rate this book
Ali Teoman’dan “umut” için bir anlatı

“Tıpkı koyu kahve gibi, yalnızlık da gitgide dozu artırılan ve yudum yudum tadına varılan bir alışkanlık haline geliyor zamanla.”

Yaşama ve ölüme, umuda ve beklemeye, gerçeğe ve düşe nirengi işaretleriyle dolu, adı “Umut Kahvesi” olarak çevrilebilecek düşünsel bir anlatı Café Esperanza.

Ali Teoman, 2009’da davetli olarak gittiği Strasburg’da yazdığı, önce Fransa’da yayımlanan kitabı için şöyle demişti: “İnsanların oturup umutlarını, umutsuzluklarını tartışıp paylaştıkları bir kitap. Adı umut ama içeriğinde umutsuzluk, varoluş, yaşam, sanat gibi şeyler tartışılıyor. Hastalığımdan etkilenerek yazdım ama bu benim hayat hikâyem değil, bir tür metafor. O umutsuzluk halinin anlatılması.”

“Dediğim gibi, Café Esperanza’da ya da değil, olduğu yer çok fark etmiyor insanın, nerede oturursanız oturun, Café Esperanza’da oturmaya devam ediyorsunuz.
Çünkü umut her an kapıyı çalabilir.
Çünkü umut heryerde.”

68 pages, Paperback

First published May 1, 2010

2 people are currently reading
78 people want to read

About the author

Ali Teoman

20 books39 followers
Asıl adı Ali Tataroğlu'dur. İstanbul'da doğdu. Orta öğrenimini İstanbul Alman Lisesi’nde, yükseköğrenimini ise İTÜ Mimarlık Fakültesi, MSÜ Mimarlık Fakültesi ve Sorbonne Üniversitesi Plastik Sanatlar Fakültesi’nde tamamladı. Bir süre iş ve öğrenim nedeniyle yurtdışında bulunduktan sonra 1993'de İstanbul’a döndü ve yazmaya daha fazla zaman ayırmak için mimarlığı bırakarak çeşitli üniversitelerde İngilizce okutmanı olarak çalıştı. Bir süre sokak müzisyenliği yaptı.

1980'li yılların sonuna doğru öykü yazmaya başlayan Ali Teoman 1992 yılında, İnsansız Konağın İkonu isimli öyküsüyle, Milliyet Gazetesi'nin düzenlediği yarışmada ikincilik ödülü aldı. Ali Teoman'ın tam 16 yıl gizli kalmış bir sırrı, ortaya çıktığında edebiyat dünyasını çok şaşırtmıştı. 1991'de Haldun Taner Öykü Ödülü alan Gizli Kalmış Bir İstanbul Masalı isimli kitabın yazarı olarak Nurten Ay ödül almıştı. Ancak kitabın asıl yazarının Ali Teoman olduğu 2007 yılında ortaya çıktı. Ali Teoman bunun kendi isteğiyle düzenlenmiş bir oyun olduğunu belirterek şu açıklamayı yapmıştı: "Bu adi dolandırıcılık değil, yazınsal bir oyundur. Nurten Ay birkaç kez oyunu bırakmak istedi. Onu ikna ettim. Bunca yıl açık vermeden bana yardım ettiği için kendisine çok teşekkür ederim."

"Uykuda Çocuk Ölümleri" başta olmak üzere tüm yapıtları edebiyat çevrelerinde etki yaratmakla birlikte Ali Teoman çok satan bir yazar olmadı. Çok satan yazar olmak isteyip istemediği de tartışmalıdır. Ali Teoman, geçirdiği bir rahatsızlık sonucu 23 Mart 2011 sabahı hayata veda etmiştir.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
27 (22%)
4 stars
35 (29%)
3 stars
42 (35%)
2 stars
12 (10%)
1 star
3 (2%)
Displaying 1 - 18 of 18 reviews
Profile Image for Mevsim Yenice.
Author 8 books1,271 followers
July 29, 2020
Zaman zaman "komşunuz kim olsun isterdiniz?" diye soruyorum etrafımdakilere. Bu sohbet havasındaki kitaptan sonra, Ali Teoman'ı da listeme ekledim. Ve her Ali Teoman kitabından sonra olduğu gibi "keşke bu kadar erken ölmeseydi kimbilir neler yazacaktı?" hissiyle dolup taştım.
Profile Image for Korcan Derinsu.
591 reviews417 followers
July 12, 2025
Dünyasına dahil olmak biraz emek istiyor, edebi olarak da artısını eksisini tartışmak mümkün ama beni bambaşka kişisel bir yerden yakaladı bu metin. O yüzden de çok sevdim. Ali Teoman’ı anlamak yerine hissetmeye çalışmak kesinlikle daha doğru.
Profile Image for Neli Krasimirova.
208 reviews99 followers
April 26, 2021
“Café Esperanza sonsuz sayıdaki bu duruş noktalarından biri mi yalnızca? Kuruduk mu? Katıldık mı? Taşıllaştık mı? Öldüğünün farkında olmayan ölüler miyiz? Bir obiter dictum mu yaşadığımız? Bir dipnot mu, eprimiş, sararmış, lime lime olmuş bir sayfanın en altında, küçük harflerle yazılmış, kolayca gözden kaçan, kimsenin durup da okumaya tenezzül etmeyeceği, önemsiz bir dipnot?”

Hasta iken Strasburg’a davet edilerek yazdığı kitabı bu Ali Teoman’ın, sanırım yukardaki pasajdan anlamamızı istediği üzere birçok yabancı dilde kelime, öbek hatta cümle kullanmasına rağmen hiç dipnot eklememiş, anlatının içeriğine yedirmiş. Bu içerik-şekil uyumundan çok fazla bulmak mümkün.

Hastalığından etkilendiğini de kitaptan bahsederken dile getiriyor, adı “umut” olan bir kafede umutsuzluk, varoluş, yaşam, sanat gibi şeyler tartışıyor. Okurken bir Ali Teoman metni okuduğunuzdan tamamen emin oluyorsunuz çünkü bunu ondan başkası yapamaz.

Ali Teoman çok yetenekli ve onun dille yapabileceklerini yapan yazar bulmak için birden fazla isim sıralamamız gerek, yazmaya başlayınca kendini hepsini birden yapmaktan pek alıkoyamıyor. Bu bazılarınca gösteriş kabul ediliyor bazılarınca entellik… Bana göre bu sadece yetenekli bir aşçının elinden gelen her şeyi tabağa koyup müşterisini ihya etme çabası ancak bu her zaman iyi sonuçlanmıyor. Bence farklı tabaklarda birer ikişer yapsa bizler her birini çok sevebilecekken böylesiyle hiçbirini tam almamıza izin vermiyor, kafalar karışık sofradan kalkıveriyoruz.
Profile Image for Şafak Akyazıcı.
134 reviews55 followers
October 12, 2021
“Herkes her zaman uzak mı olacak? Hiç
varılamayacak mı gidilen, gitmek için yola çıkılan o yere?
Hedefine hiçbir zaman varamayacak olan bir ok muyuz biz?
Kirişten kurtulup hedef tahtasını bulana dek havada çizdiği eğrinin her noktasında sonsuzca duran bir ok. Devinimsiz bir ok. Sonsuza dek yerinde sayan, ölü, taşlaşmış bir ok. Calé Esperanza sonsuz sayıdaki bu durus noktalarından biri mi yalnızca? Kuruduk mu? Katıldık mı?Taşıllaştık mı? Öldüğünün farkında olmayan ölüler miyiz? Bir obiter dictum mu yaşadığımız? Bir dipnot mu, eprimiş, sararmış, lime lime olmuş bir
sayfanın en altında, küçük harflerle yazılmış, kolayca gözden kaçan, kimsenin durup da okumaya tenezzül etmeyeceği, önemsiz bir dipnot?”
Syf.15

“Mutluluğun yalnızlıkla, kesin ve kusursuz bir yalnızlıkla gelmesi tuhaf.”
Syf.20

“Tıpkı koyu kahve gibi, yalnızlık da gitgide dozu
artırılan ve yudum yudum tadına varlan bir alışkanlık
galine geliyor zamanla.”
Syf.20

“Duyguların en güçlüsu, en kalıcısı, en kapsayıcısının hüzün oldugunu unutma.”
Syf. 25

“Benim kitaplarım düşlerim.”
Syf. 28

“Bu denli çok soru, bu denli az zaman... Neden
yanıtını vermeye ne gücümüzün ne de zamanımızın yeteceği bunca soru soruyor bize yasam?”
Syf.37

“Yolculuğu çıkılmaya değer kılan, yolda görülecek olanlardır, iyi ya da kötü... Sen işte ateşin karşısındaki koltukta pinekleyen o adam olmak istiyorsun, deniz dibindeki bir midye gibi yosun tutmayı özlüyorsun sağlam bir kayaya yapışıp. Olanaksızlığını
bir kenara bırak, istenecek birşey de değil ki bu! Yo, dostum, yo, senin için gerçekten çok üzülüyorum. Çamura bata çıka ilerleyen, ama yine de hiç olmazsa ilerleyen bir yolcu olmayı her zaman yeğlerim ben."
Syf.45
Profile Image for Meltem.
28 reviews11 followers
January 10, 2021
Özellikle hikayenin ilk sayfaları fazla zorlama cümlelerden oluşuyordu. Açıkcası keyif alamadım. İlerleyen sayfalarda dili güzelleşti ancak yine de beğenmedim. Sanki cümleler bir matematik formülüyle yazılmıştı. Bir pastanın tadını güzelleştirmek için tüm tadlandırıcılardan koymaya çalışmak gibi bir çaba içeriyordu. Ben edebiyatçı değilim tabi ki ancak bir okuyucu olarak bu yorumu yapıyorum. Tavsiyem ise okunmaya değmeyeceği.
Profile Image for Ferda Nihat Koksoy.
519 reviews29 followers
February 10, 2016
CAFE ESPERANZA
-KONFORMİST, "araziye uyup" gemisini kurtaran; OPORTUNİST ise "ne ve kim pahasına olursa olsun" gemisini kurtaran ve "voliyi vuran" demektir.

-Düşen saksının ve aşkın bile NEDENSELLİĞİ vardır.

-YALNIZLIK, giderek dozu artarak koyulaşan kahverengi gibi bir ALIŞKANLIK'tır; hem yalnızlık hem de alışkanlık "GERİ DÖNÜLMEZE" gider.

-Zaman ve ölüm, kana susamış aç tazılardır; ben ise, kaçacağıma önlerinden, sakince Cafe Esperanza'da oturuyorum.

-Günümüzde, DİYALEKTİK (karşılıklı; tez-antitez) yerine ERİSTİK (başarı uğruna polemik, münakaşa) konuşma egemenlik sağlamış durumda.

-ESTETİK'in GERÇEKLİK'ten öncelik almasına TUTKULUYUM.

-Satrancın ŞAH'ı, kovanın KRALİÇE ARI'sı gibidir.

-YOLUNDA GİDEMEYEN benim; direksiyonla arabanın uyumunu bir türlü sağlamayamıyorum. Bu seri arabaların çoğunda bu tip arıza çıkıyor zaten: bir GİDEMEZLİĞE, bir OTURAKALMIŞLIĞA varıyorlar.

-YAŞAM belalı bir yolculuk ve MUTLULUK, uçsuz-bucaksız bir BOZKIR'daki, birbirlerinden fersahlarca uzak, KISA bir moladan sonra hemen yeniden yola koyulmak için uğranılan ÜCRA KONAK YERLERİ gibi.

-MOBİLİTE, bir İÇSEL GERİLİME ihtiyaç duyar; insan denilen varlıkta bu gerilimi İRADE oluşturur.

-Ateşin karşısındaki koltukta pinekleyen ve denizin dibindeki sağlam bir kayaya yapışıp yosun tutmayı özleyen midye gibi birisiydi.

-Susuşa susuşla karşılık veren ve böylece olumsuzlamayı olumsuzlayarak diyalektik sarmalı bir üst seviyeye çıkaran bir tarzı vardı.

-Artık zaman, ROMANLARDA bile, faydacı, pragmatik, sağlıklı, çabuk yırtan karakterlerin zamanı.

-Aslında tüm ROMANLARDA herkes KENDİNİ yazıyor.

-MÜKEMMELLİYETÇİ'nin romanı/eseri hiç bitmez, ilave ve düzeltmelere hep ihtiyaçlıdır.

-UMUT, hazzın ertelenmesi, muhtemel bozgunun ise ötelenmesidir.

-Cafe Esperanza'da oturuyoruz. Her yerdeki Cafe Esperanza'larda oturuyor, sohbet ediyor, YALNIZLIĞI yaşıyoruz: Ben (Altuğ), felsefik, varoluşsal, bitirmeye üşenen; Xeno, pragmatik, mükemmelliyetçi, bitiremeyen ve Rapazinho, akıl/bilinç ötesi, fantastik, bitirmeyen.

Profile Image for Lica.
82 reviews6 followers
April 29, 2020
Her saat yaralar, sonuncusu öldürür.
Profile Image for Sultan Sağlam.
3 reviews
July 19, 2020
Ali Teoman’ın aldığım ikinci kitabı ama okuduğum ilk kitabı. Kanser hastalığından genç yaşta hayatını yitiren bir yazarımız. Duymuşluğum 2016 yıllarındaydı ve o zamanlar ilk kitabını almıştım.
Keşke sağlıklı uzun bir ömrü olsaymış da daha çok yazsaymış. İsmini çok az insanın duyması ve öldüğünü de kimsenin bilmemesi üzüyor insanı.

Cafe Esperanza’ya gelecek olursak, umutsuzluk içindeki insanların umudundan ve umutsuzluğundan bahseden, yazarın hastalığından etkilenerek yazdığı bir kurgusal anlatı.

Altuğ, Xeno, Rapazinho...
Üç farklı kültürden farklı karakterden Fransa’da (çeşitli nedenlerle) yaşayan arkadaşlardır.
Altuğ ile Xeno kitap yazmaya çalışmaktadır. Rapazinho ise resim ile ilgilenmektedir. Üçünün de umutları vardır. Cafe Esperanza onlar için bir Umut Kahvesi’dir.

Sadece umuda değil felsefi konulara da değinmiş Ali Teoman. Varoluştan, sanattan ve yaşamın çeşitli yönlerinde tartışmalara yer vermiş. Birbirlerini sanatlarını da kısmen sert dille eleştirmişler.

Çok kaliteli cümleler okudum ve yeni kelimeler öğrendim. İçim de çok burkuldu kitabın sonunda.

Kitap tavsiyemdir.
Profile Image for Aytuğ.
5 reviews
August 17, 2023
Bir yapıttan fazlası Cafè Esperanza. 7/24 açık olan bu cafe Altuğ’un personalarıyla kesişim yeri. “Ne oldu?” sorusunun değil, “Neler oluyor, neden oluyor, niye oluşmakta..?” gibi soruların yapıtı. Kişilik bunalımının, hayatta savrulmanın, olasılıklar evreninin en ince detaylarının düşünüldüğü bir yapıt. Satranç tahtası (hayat) üzerinden metaforik bir anlatımın baskın olduğu, felsefi, kimi zaman romantik, biraz avant-garde ve post-modern bir örgü.
199 reviews3 followers
November 5, 2024
Ali Teoman’la çok yeni tanışıyorum. Bu okuduğum ikinci kitabi, ço k sevdim ! Kurmaca Cafe Esperanza’da buluşup ağır konulardan dem vuran 3 arkadaşın hikayesi. Niteliksiz ve derinliksiz muhabbetlerin döndüğü kalabalık ortamlarda, modern dünyanın yalnızlık virüsüne yakalanmış haldeyiz. Böylesi bir kırılganlıkla, ağır konular üzerine hararetle sohbet eden üç arkadaşın hikayesini derinlemesine, hakikatiyle aktaran Ali Teoman’ı keşfetmek, içten içe bir “keşke daha önce tanısaydım” hissi uyandırdı.
Profile Image for Korhan Kalabalık.
42 reviews6 followers
April 19, 2020
Ali Teoman'ın birbirinden 3 farklı Cafe Esperanza müdavimi üzerinden kurguladığı sürükleyici bir eser. Hayatın kendisi gibi bir kitap tam anlamıyla ve pasajlar içinde bunu kendisi de belirtiyor. Zaman zaman sıkıcı, zaman zaman merak uyandıran ama akıp giden.
Profile Image for Tubanur.
21 reviews1 follower
May 29, 2020
Okuduğum en tatlı kitaplardan biriydi. Altını çizmediğim sayfası neredeyse yok. Henüz tanışmadıysanız mutlaka okuyun Ali Teoman'ı. Zor bir yazar, kitaplarına herkesi hemen almıyor ama alıştığınızda da çok keyif alıyorsunuz.
Profile Image for Sabina.
23 reviews13 followers
March 25, 2021
Benim zevkime göre biraz fazla zorlamaydı, özellikle karakterler arasında geçen diyaloglar.
13 reviews1 follower
April 11, 2024
Herkese hitap edecek bir kitap değil. Ben keyifle okudum. Nedense Aylak Adam’ı anımsattı bana.
4 reviews
December 2, 2022
Kitaptaki anlatı özünde çok kısa, gereksiz uzatılmış ve bundan dolayı okurken sıkılmaya müsait bir hava oluşmuş. Gereksiz uzatılmasının yanında tamamen okuyucuya verilmemiş bile, sonunda karmakarışık bir fikir yığınından başka pek bir şey kalmıyor elinizde. Bu güzel bir şekilde yapılmış olsaydı kitap için artı olabilirdi ama ne yazık ki kötü bir şekilde yapılmış.

Kitabın güzel yanlarından birisi ise birçok bilinmeyen kelime kullanmasına rağmen metne çok güzel yedirdiği için kelimelerin anlamı hissedilebiliyor, bazı yabancı söz öbekleri müstesna.

Ayrıca kitapta ciddi bir olay örgüsü yerine spontanelik hakim, herkesin beğeneceği türden bir yazı değil.

Günün sonunda size pek de bir şey vermeyen bir kitap var, okunmasa da olur ama okuyunca pişman etmez.

3.5/5
Profile Image for Oğuzcan Önver.
93 reviews15 followers
April 18, 2017
Ali Teoman, Fransız Kültür Bakanlığı tarafından üç aylığına Strasbourg'a davet edilir bir şeyler yazması için, Fransız Kültür Bakanlığının zoruyla da ancak bu kadar yazılırdı zaten. Yazarın en kötü kitabı. Adımı söylersen artık orada olmam. Kimim ben?
Displaying 1 - 18 of 18 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.