Bülent Somay'ı bir kaç sene önce keşfetmiştim. Şimdiye kadar karşılaştığım en az ve öz konuşan akademisyen. :-) Bu özelliğinden dolayı kendisini geç keşfetmiş gibi de hissetmiyorum doğrusu. Tüm kitaplarını daha doğrusu kitaplaştırılmış makalelerini okumuştum ama kitapçılarda bulamayınca "Geriye Kalan Devrimdir" eksik kalmıştı. Sahaflardan bularak okuyabildim ancak.
Kitabın ilk yarısı ikinci yarısına göre çok daha akıcı geldi bana. Öte yandan, hem güncel hem de gözden geçirilip güncellense iyi olurdu diyebileceğim yanları olduğunu düşünüyorum bu ilk yarının. Mesela Somay'ın ele aldığı yurttaşın devlete karşı kendini koruması meselesi hâlâ en büyük sorunlardan biri. Güncel olmayan tarafı, gerekli korunmanın boyutları. Somay, üzerinde durduğu kavramları, kitabın yeni bir versiyonunda bugün yaşananlar üzerinden bir kere daha anlatsa ne iyi olurdu. Bazı konularda bugün geldiğimiz noktayı da hesaba katan yeni bir baskı güzel olurdu bence. Ama sanki nedense, bu kitabın yeni baskısına niyet pek yok gibi geldi bana.
Kitabın daha ilk yarısında yazarın kaleminin zamanla nasıl gelişip güzelleştiğini, berraklaştığını fark ettim. Ayrıca, bu kitabı oluşturan makaleleri yazdığı yıllarda Bülent Somay sanki daha sert, katı bir tutum içindeymiş gibi geldi bana. Yazdıklarına sonradan eklediği notlardaki öz eleştirilerde bugün tanıdığım (ya da tanıdığımı zannettiğim) Bülent Somay'ı görmek zor olmadı ama. Psikanaliz incelemeleri, galiba, zamanla yazarın zaten sahip olduğu hoşgörü ve anlayışa çok şey katmış. Zaman tam da sevdiğim gibi bir bilge kıvamına getirmiş kendisini. :-) Bir de, o eski yıllarda da çözüm odaklıymış gibi geldi bana.
Kitabın ilk yarısı sayesinde yazarın neden deneme türünde yazmayı tercih ettiğini de öğrenmiş oldum. Anlaşılabilir ve hoş sebepler bence.
Kitabın ikinci yarısında çok yavaş ilerleyebildim ve pek bir şey anlayamadım doğrusu. Sosyalizm ve marksizmin temel kavramlarından, dünya işçi hareketlerinin tarihinden, bunlar hakkında yapılan tartışmalardan bihaber olduğum için hiç de verimli bir okuma olmadı benim için açıkçası. Anladığım tek şey; yeryüzünde şimdiye kadar sosyalist bir devrimin hiç olmadığı, ama bundan sonra da olmayacağını kimsenin söyleyemeyeceği, devrimin yavaş yavaş gerçekleşerek olgunlaşıp, yenilenerek ilelebet devam edeceği.
Keşke marksizmin, sosyalizmin ABC'sini bir de Bülent Somay yazsa ve ben de ondan öğrensem. Ben bilmiyorum ama bu konuları gerçekten bilen de çok değil galiba anladığım kadarıyla. :-) Bilgim kıt olsa da, Somay'ın bu konularda güvenebileceğim ender isimlerden olduğunu seziyorum. Yazar ya da sadece çevirmen, editör, önsöz ya da son söz yazarı olarak elinin değdiği diğer tüm eserleri de okumak niyetindeyim. Şimdilik aşağıdakileri belirledim internetten.
Okunacaklar:
Bülent Somay bağlantılı:
1) Tekeşlilik: İhanet ve Sadakat Üzerine Aforizmalar, Adam Phillips, Bülent Somay
2) Asker Kaçağı
3) Kadınlar, Rüyalar ve Ejderhalar, Ursula K. Le Guin
4) Ursula K. Le Guin Yorumuyla Tao Te Ching, Lao Tzu, Bülent Somay
5) Tarih, Otobiyografi ve Hakikat, Bülent Somay (Derleyen)
Diğer:
1) Cinselliğin Diyalektiği: Kadın Özgürlüğü Davası, Shulamith Firestone