Altı krallığın uyum içinde yaşadığı Terra'da patlak veren isyan, yüzyıllar boyunca süregelmiş barış ve huzurun son bulmasına neden olmuştu. Başkent Lotus'ta can veren her bir beden, topraklarını kana bulamış düşmanın öfkesini daha da alevlendirmişti. Düzen altüst olmuştu, üstelik düşmanın pes etme gibi bir arzusu da yoktu. Hiçbir şeyden haberi olmayan iki küçük çocuk, sonu gelmez gibi görünen bu büyük savaşın tam ortasında kalmıştı. Bir kehanet vardı ve bu iki çocuğun da kaderlerinin tekrar kesişmesini sağlayacaktı. Birbirinden habersiz, ait olmadıkları, evlerinden uzak yerlerde büyüyerek daha onlar doğmadan önce belirlenmiş gelecek için savaşacaklardı. Ancak sadece biri hayatta kalabilecekti.
Kayıp: Ruhlar Savaşı, altı farklı krallığın; ateş, su, toprak, hava, ay ve güneş güçleri etrafında şekillenen zengin bir fantastik evrene sahip. Savaşın eşiğindeki bu dünyada sırlar, kehanetler ve birbirine bağlanan kaderler üzerinden ilerleyen hikâye, daha ilk sayfalardan itibaren “sonra ne olacak?” hissini başarılı bir şekilde veriyor.
Kitabın en sevdiğim yanı kesinlikle kurgusuydu. Yaratılan dünya, güç sistemi ve krallıklar özenle düşünülmüş. Hatta bazı yönleriyle bana Avatar: The Last Airbender’ı anımsattı. Fakat bunu bir benzerlikten çok, aynı hissi veren başarılı bir element sistemi olarak gördüm. Hikâye boyunca ortaya çıkan sırlar ve olayların yavaş yavaş birbirine bağlanması da merak duygusunu canlı tuttu.
Ana karakterimiz Ay’ın varisi, kimsesiz kalmış ve kendisine yazılmış bir kehaneti gerçekleştirmek için Güneş Varisini öldürmesi gerektiğini biliyor. Bunu yaparsa Ay yeniden güçlenecek ve topraklarını geri alabilecekler. Ama kızın geçmiş yaşamı olduğunu düşündüğüm ve ona imgelerle gelen başka bir kız daha var ve geçmişte aynı güneşin varisine benzeyen birisi ile beraber olamayacaklarına rağmen kaçmış ve bir aşk yaşamış. Bizim kızın da bu varise karşı inanılmaz bir çekimi var. Ne oldu ne olacak derken bir sürü heyecanlı şey oluyor.
Beni puan kırmaya iten taraf ise daha çok anlatımdı. Özellikle ilk bölümlerde karakter betimlemelerinin gereğinden uzun tutulduğunu hissettim ve bu durum hikâyenin temposunu zaman zaman düşürdü. Sonlara doğru bu sorun büyük ölçüde ortadan kalkıyor. Ayrıca olay örgüsünün sık sık farklı karakterlere ve mekânlara geçmesi, bir süre sonra akıcılığı biraz sekteye uğrattı. Bazı sahneler kısaltılsaydı hikâyenin etkisinin daha da artacağını düşünüyorum.
Genel olarak oldukça yaratıcı bir evren ve merak uyandıran bir hikâyeydi. Editöryel anlamda biraz daha sıkı bir çalışma ile benim için çok daha yüksek puan alabilecek bir kitaptı. Özellikle yerli fantastik okumayı sevenlere rahatlıkla önerebileceğim bir seri başlangıcı. 💗🙂↕️