Yaban doğasıyla, sert iklimiyle bilinen doğup büyüdüğü topraklardan genç yaşta kopan Hodan, 6-7 Eylül 1955’te Beyoğlu’na sevk edilen askeri birliğin içinde, 1 Mayıs 1977’de Taksim mitinginde işçiler arasındadır...
Önceki romanlarında kimlik, aidiyet, öteki, göç, yurt edinme, uyruk, azınlık konularına yönelen Doğan Yarıcı dördüncü romanı “Hodan”ile benzer sorunları kültürel, toplumsal, siyasal boyutlarıyla masalsı bir anlatımın içine yerleştiriyor.
“Terk Edilmiş Sofralar” üçlemesinin ilkinde Hodan’ın 1938’den 1980’lere uzanan yaşamöyküsü Yarıcı’nın kaleminde yapısal, anlatımsal, dilsel inceliklerle dolu bir gerçekliğe bürünüyor. Doğan Yarıcı edebiyatın her şeyden önce bir dil ve anlatım olayı olduğunu güçlü bir biçimde duyuruyor.
Bir uzun yol sürücüsünün bilinç akışını anlattığı ilk öyküsü Ama 1986 yılında Özgürlük dergisinde yayımlandı.
İlk öykü kitabı Evlâ, Oğlak Yayınları İlk Yapıtları Serisi'nden 1993 yılında çıktı.
İkinci öykü kitabı Kemik, Oğlak Yayınları Edebiyat Dizisi'nden 1994 yılında yayımlandı. 1994 Yaşar Nabi Nayır Ödülü birinciliğini aldığı Kemik dosyası, bu kitabın üç öyküsünü oluşturur.
Daha sonra Aşk ve Sair adlı bir şiir kitabı, Mehmet Koyunoğlu tarafından desenleri çizilmiş özel bir baskıyla Şiir Atı Yayıncılık tarafından 1995 yılında basıldı.
Yazarın öykü, şiir ve denemeleri Gösteri, Nar, Varlık, Çalıntı, Adam Öykü, Sanat Dünyamız, Sanat Olayı, kitap-lık, Notos dergileri ve Cumhuriyet gazetesinde yer aldı.
10 yıldan fazla emek verdiği Aykırı Sözler Derleme Sözlüğü internette (az bir bölümüyle) yayımlandı, ancak bu çalışmayı henüz kitaplaştırmadı.
NanKör Coğrafya adlı uzun şiiri Nar Selection '96'da İngilizce olarak basıldı.
Gece Kelebekleri kıpkısa öyküler kitabı, Yapı Kredi Yayınları'nın "Yeni Yazı" dizisinden 2004 yılında çıktı. Mart 2007'de Kıyıda adlı romanı Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlandı. Yazarın ilk romanı olan Kıyıda, Radikal Kitap'ın "Türkiye Edebiyatının Okunması Gereken 140 Romanı" listesinde yer almaktadır.
Kıyıda'nın ardından Nisan 2012'de O Boşluk, Mayıs 2013'te Her Aşk Gibi Yarım adlı romanları geldi. Nisan 2014'te, yeni öykülerini bir araya getirdiği İs Odası yayımlandı.
Doğan Yarıcı 1 Haziran 1967'de Beykoz'da doğdu. Selime Vardar ve Hasan Yarıcı'nın oğludur.
1985-1990 yılları arasında TRT'de gösterilen kültür ve eğlence programlarında yazar ve oyuncu, Hodri Meydan ve Masal Gerçek Tiyatrosu'nda oyuncu ve yönetmen olarak çalıştı.
1990 yılında Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın Balina ile Mandalina adlı şiirini oyunlaştırdı ve yönetti.
Gogol'un Burun adlı öyküsünü senaryolaştırdı. Yazarın senaryolaştırdığı Burun, yönetmen Metin Günay tarafından 28 dakikalık orta metrajlı film olarak çekilmiş ve aynı yıl Marmara Üniversitesi Uluslararası Kısa Film Yarışması'nda en iyi film seçilmiştir.
1987 yılından beri reklam sektöründe yazarlık ve yaratıcı yönetmenlik yapmaktadır.
doğan benim arkadaşım. öncelikle onu söyleyeyim. hiç bıkmadan ettiğimiz pastane muhabbetlerinin sonucu olarak bu romanında babamı küçücük bir yere yerleştirmiş. orayı okuduğum an sanırım bu roman okurken en çok ağladığım kitap listesinin başına geçti. hodan, hasan’ın hayat hikayesi. orman köylerinde başlayan, sevgisiz çocukluğu, babası varken babasızlığı -ki romanın ana izleği bu biraz: baba-, sessizliğiyle biçimlenen karakteri çok ince ince işlenmiş. onun hakkında cevaplayamayacağımız soru kalmıyor sanki romanın sonunda. hodan’ın tanık olduklarıyla aslında bir türkiye romanı diyebiliriz. 6-7 eylül, 60 darbesi, 77’nin 1 Mayısı... 6-7 eylül en etkileyici bölümlerden biriydi. iş hayatı özellikle pastane ve aşçılık kısmı roman yazacak birisi için ders niteliğinde çünkü doğan’ın deliler gibi araştırma yaptığı, tüm detayları, püf noktalarını öğrendiği çok belli. kurduğu farklı cümle yapıları, tekrarlar, yuvarlanan benzer sözcükler, noktalamaya kattığı değişiklik, verdiği duyguyu temel alan, kuralsız cümleler doğan yarıcı’nın dil üzerinde de çok çalıştığını belli ediyor. tek sıkıntım bazı yerlerin romana katkısı olmadığını, fazla geldiğini düşünmem. son bölümdeki albüme bakıp geçmişi anma bölümü biraz böyle olmuş. türk edebiyatında taşrayı, tarihi ama en önemlisi değişikliği sevenlere tavsiye.
Babadan, anneden yoksun, oradan oraya savrulmuş bir çocukluk geçirir Hodan, doğanın kucağında gelişir, Papakçı'yı babası bilir, Nazmiye'yi annesi. Asker olur, 6-7 Eylül olaylarına şahit olmanın bile utancını yıllarca taşır, pastacı olmak isterken bir hastanede temizlikçi olur, sonra aşçılığa geçiş yapar ve Sede'yi, karısını bulur. Bir destan gibi başlayan roman insanı içine çeken bir olaylar dizisiyle devam ediyor. Bunca ay beklettiğime yandım, Doğan Yarıcı'nın yeni kitaplarını sabırsızlıkla bekleyeceğim. Yazara ve editöre bir uyarım var yalnız, ikinci baskı yaparsa kitap 194. sayfadaki 12 Mart'ı, 27 Mayıs'la değiştirelim lütfen. Okuyunuz derim bu güzel kitabı...