Bu hikayeler biraz ben, biraz sen… Eren Bey’in panik ataklarının altında neler vardı? Ekim Hanım’ın şahit olduğu ve maruz kaldığı şiddet onda nasıl yaralar açmıştı? Tuna Hanım’ın ilişkisindeki problemlerin nedenleri aslında hangi anılarıydı? Kitaptaki üç kahramanın ukdeleri, bugünlerinde ne şekillerde ortaya çıktı? EMDR Terapisiyle bunlardan nasıl kurtuldular? Psikologlar terapide neler sorar, yanıtlarda neler arar, bulduklarını nasıl çözüme taşır? Bir yerlere süpürdüklerini sandıkları anılarıyla önce yüzleştiler, sonra barıştılar. Geçmişlerinin yüklerini terapi odasında bıraktılar. Oradan dökülenler bu kitapta toplandı. Üç insan, üç gerçek öykü…
Elinizde duran kitap Türkiye'deki ve dünyadaki ilklerden…
Terapinin ne olduğunu ve son yıllarda dünyada hızla yayılan EMDR’nin nasıl uygulandığını bu kitaptaki terapi öykülerinde bulacaksınız. Mehtap Güngör klinik bilgilerini ve titizlikle sürdürdüğü seanslarının uygulayışını çok akıcı bir dille harmanlamış. Bu ilk kitabını öyle güzel kurgulamış ki her hikâyeyi bir solukta okuyacak, süreci takip ederken heyecanlanacak, en olmadık köşelerde sarsılacak ve kendinizden izler yakalayacaksınız.
Loş Sohbet'ten görüp aldım. Cidden Türkiyede nadir yazıldığını gördüğüm bu türde çok başarılı bir kitap. Okurken çok hoşuma gitti, umarım daha da başarılı olur bundan sonraları.
Terapi benim için de çok uzun yıllar bir tabu olarak kaldı. Hani travmatik bir olay yaşandıysa evet gerçekten insan ihtiyaç duyabilir ancak bunun haricindeki sorunları insan kendi içinde çözmeli diye düşündüm hep. 40 yıllık hayatımda ilk kez bu yıl desteğe ihtiyaç duydum. Sadece iki seansa gidebildim.
Terapistim de ilk hikayedeki Eren Bey gibi bende duygu aradı ama bulamadı. Belki yeteri kadar gitmedim, belki EMDR farklı bir sonuç çıkarırdı ama ben o kadar dayanamadım. Aynı Eren Bey gibi %99 mantıktan oluşuyorum. Hepimiz zaman zaman desteğe ihtiyaç duyarız ama bu kadar uzun soluklu ve sonucu belli olmayan birşey halen tam olarak aklıma yatmıyor. Şimdi kitapta geçen üç olayın kahramanı bütün sorunlarını çözdü mü acaba?
EMDR biraz bana hipnoz gibi geldi. Mehtap Güngör eminim ki çok iyi bir terapisttir ancak kitap yazmak ayrı bir konu. Bir kere diyalogların hemen arkasına bilgi yazınca diyaloğun akıcılığı kaçmış. Ancak bunu bütün akademisyenlerde gözlemliyorum. Fikirlerini kağıda dökmek istiyorlar, hikayeleştirmek istiyorlar ancak bilgi vermeden de duramıyorlar. Seansların bazıları rüyayla başlıyor. Rüya da rüya değil Full HD film. Öyle detaylı, öyle detaylı ki kaçımız bu kadar detaylı rüya görüp günler geçtikten sonra hala hatırlayabiliyoruz çok merak ediyorum. Zaten Mehtap Hanım ses kaydı almadıysa diyalogları nasıl bu kadar birebir yazabilir ki?
Zaten editörlük kısmı rezalet. Klavyeden mi böyle çıktı, hiç kimse mi görmedi çok merak ediyorum. Ve nedendir bilinmez bunu Türk yazarların yazdığı kitaplarda daha çok görüyorum. Bazı cümleler vardı ki anlatım bozukluğu sorusu olarak sınavda çıkar. Mesela şöyle bir cümle var "Bu bekleyişi, 'beklenti anksiyetesi' olarak tanımlanırız". Çeviri kitaplarda bu özensizlik yok.
Bu "terapi odasından dökülenler"i yazmak moda oldu zaten. Yakında dizisini görürseniz şaşırmayın. Yazana da çekene de kızmıyorum. Sistem bozuksa herkes bundan pay elde etmeye çalışır. Normal.
Gerçekten çok akıcı olmuş. 2 günde hemencecik bitirdim.
Hikayelerin başındaki sahneler biraz spoiler içeriyor. Okuduktan sonra konunun oraya gelmesini bekledim sürekli. Son hikayede perdeyi okumadım daha güzel oldu. Ayrıca bir kapanış olsa fena olmazdı.
Yazarın kitabın başında dediği gibi terapi odasında neler olduğunu merak eden insanlara sade ve teknik bilgilerden arındırılmış bir şekilde emdr seanslarının nasıl geçtiği aktarılmış. Kitabın adının yazarın kendi ukdesini de temsil etmesi beni etkiledi. Kitaba başlamadan önce bilgilendirici bir yanının da olacağını varsayımıştım (neden bilmiyorum) ama kitabın öyle bir vaadi yok. Daha öyküleştirilmiş seanslar okuyoruz bu da üç hayat hikâyesi ve çözümlenmesi olarak karşımıza çıkıyor. Akıcı, güzel öyküleştirilmiş bir kitap olduğunu düşünüyorum. Kitapta yer yer yazım hataları mevcut. Okuma zevkimi çok etkilemese bile ordalardı.
EMDR terapilerinin etkisi konusunda biraz ön yargılıydım ama kitabı okuduktan sonra bu yönteme olan inancım arttı. Kitapta işlenilen hayatların gelişimini okumak benim için kitabın keyifli kısmıydı. Kitap, birçok insanın hayatına dokunan sorunlardan ve bunlar için kendimize sormamız gereken sorulara erişilebilirliği kolaylaştırıyor. Keyifle okudum.
Bir Youtube kanalında Mehtap hanım'ın konuk olduğu programı izlerken "Gerçekten o kadar iyi bir kitap mı yahu? Bu kadar mı etkileyici olur? Okuyan herkes mi bayılır?" diye sorgulamıştım açıkçası. Belli bir süre bir rüyanın tetiklediği bir motivle kitabı çok yeni temin ettim. Etmemle birlikte kitabı bir çırpıda okumam bir oldu. Ama öyle hızlı okumak değil. Sanki bir terapideymiş hissi zaten kitabın su gibi akmasını sağlıyor. Her bir hikâyede (seansta) bir tutam kendimden izler buldum fakat özellikle Ekim hanım faslı beni bir o kadar derinden etkiledi. Hafıza insanoğluna verilmiş en büyük ceza ve yine aynı zamanda lütuf olabilir. Kitabı okurken nonlinear bir hafıza akışının nasıl lineer hâle geldiğini - getirildiğini- görünce gerçekten çok etkilendim. Yanlış yere konulan parçalar doğru yeri bulduğunda resmi tamamlamak zor da olmuyor. Mehtap hanımın Yalom tarzı bu seans kayıtları aynı zamanda rüya tasvirleriyle de bezenmiş. Rüyalar..Mesaj elçileridir ve olduklarını "Ukde" ile kanıtladılar. Anlatış tarzı, kullanılan üslup ve soru cevap stili gerçek bir seans ortamını tasvir etmekte çok başarılı. Seçilen hikâyeler zaten her birimizin bir yarasına dokunur cinsten. Yaraya tuz basmak belki de o yaranın iltihap almasını önleyip geride kendinden eser kalmamasını sağlayan en önemli eylem belki de. Kitabı okurken bu şekilde düşünür bulabiliyor insan kendini. "hafıza-ı beşer nisyan ile malüldür" önermesini haklı çıkarırken bir o kadar da unutul(a)mayanları ortaya çıkarmakta oldukça etkili bir kitap. Mehtap hanıma ayrıca son bir haftadır çektiğim sinüzit illetinden beni - ikinci rahatlama atağıyla - kurtardığı için de teşekkür ediyorum :) Göz yaşlarının böyle bir işlevi de olduğunu böylelikle öğrenmiş oldum.
Emdr tekniğini öykülere yedirip anlatan, terapistler için geliştirici danışanlar için netleştirici bir kitap. Oldukça sürükleyici, kesinlikle devamı da gelmeli diye düşünüyorum.
Terapi sürecinin nasıl ilerlediğini ve EMDR modelinin nasıl çalıştığını anlatan güzel bir kitap olmuş. Özellikle terapistlerin danışanlarına yaklaşma biçimi ve onlara sordukları sorular hakkında bir fikriniz oluyor. Kitapla ilgili tek küçük rahatsızlığım anlatım bozukluğu olan cümlelerdi. Belki ilerideki basımlarda bu durum düzeltilir.
Kitabı bir macera romanı gibi okudum. İlk başta, EMDR bilimsel olamayacak kadar büyülü bir yöntem gibi geldi. Kitabı bitirip biraz araştırma yapınca beyni hacklemenin yolunu bulmuşlar diye düşündüm. Seri kitaplarını heyecanla bekliyorum.
kitabi okurken yalniz olmadigimi hissettim. insanlar neler yasiyor, yasamis ve bunu nasil asabilirin yontemi birarada. dili yalin okumasi kolay bir kitapti. umarim devami gelir bu tarz kitaplarin..
"Konuşmadılar ama konuşulmayanları da duyuyor insan."... "..bazı şeyler, tam olarak kelimelere dökülmesi de hissediliyor. Anlaşılıyor. Duyuluyor. " Sayfa 262- ALINTIDIR.
Kitabımız Psikolog Mehtap Güngör’ün üç danışmanının hikayesi ile ilgili. Kitapta asıl gösterilmek istenen EMDR tedavisi olsa da, yazarın da dediği gibi direkt olarak bu tedaviyi anlatmıyor, çünkü bu bir öykü kitabı.
Sanırım Gülseren Budayıcıoğlu sonrasında bu tarz psikologların yazdığı kitaplarda bir ivme artışı oldu. Açıkçası ben çok mutlu oluyorum bu tarz kitaplara denk geldikçe. Ülkemizin ve dünyanın biraz kafayı yemiş mevcut durumu sonucunda çoğu insan psikolog ya da psikiyatr desteği ihtiyacı duyuyor, ama ne yazık ki çoğu kişi bunu kendisine itiraf edemiyor. Bu kitapta yazarın dediği gibi nasıl karnımız ağrıdığında ya da gözlerimiz bozulduğunda doktora gitmeye çekinmiyorsak, belki de iç organlarımızdan daha da önemli olan ruh sağlığımız için de terapi seansı almaktan çekinmemek lazım.
Yazarımız kitabın başında çok samimi olarak kendisinin bir ukdesini paylaşıyor. Babasının “kızım bu terapi nasıl bir şey?” sorusuna cevap verememesi (ne yazık ki babasını kaybetmiş kısa bir süre sonra) işte bu kitabı yazmasına vesile oluyor. Çünkü çok fazla insanın aklında bu soru var. Hatta hiç terapi almamış kişilerin bile “ya bana ne yapacak ki, sorular soracak v.s. işte” diye küçümsediği terapinin önemini anlatıyor.
Terapi desteğini hayatımın belli evrelerinde aldığımı gururla ve çekinmeden söylemişimdir bir kaç kitabın altında eminim. Ve insanların bu konuda hala neden bu kadar çekingen olduğunu anlayamıyorum. Umarım sizler bu konuda açık fikirlisinizdir canım takipçilerim 🙂
Okunması gereken, kendinizden bir şeyler bulacağınızı düşündüğüm, benim tüylerimi diken diken eden bir kitap…
"İçimizdeki çocuğun ruh hali büyüdüğümüz evin ruhuna benzer. O evde mutluluk ve huzur varsa, çocuğun içine de yansır. sakin, mutlu, yaşamdan keyif alan bir çocuk olur. O evde çatışma ve kavgalar varsa o huzursuzluğu o çökkünlüğü ve mutsuzluğu içine alır çocuk. Hayatındaki güzellikleri göremez, fark edemez. Görse, fark etse de inanamaz. " "O evde şiddete uğramışsa çocuk, o ev onun için güvenli bir sığınak değildir artık. insanlara, kendine güveni kaybolur. tedirgindir hep..." "Travmalar konusunda beynimiz derin dondurucu görevi yapıyor. Ne duygularımız, ne de olaya bakış açımız değişiyor. Üzerinden yıllar geçse de aynı tazelikte kalıyor maalesef..." Bir seans sırasında neler oluyoru olabildiğince gösteren bir kitap. İnsanın bazı tekrar eden davranışlarının altında hiç ummadığı, farkında olmadığı, bazen 'bu ufak şey mi bunca şeyi etkilemiş' diyeceğimiz anılar, hatta hafızamıza gerçeği farklı kaydettiğimi anılar çıkabiliyor. O rahatsız eden duygunun anının tespitiyle birlikte uygulanan EMDR tekniği oldukça etkili görünüyor.
Kitabın başlarında çok ağladım. Sonlarına doğru ağlamamam, belki de ağlayamamam şaşırttı beni. Bana fazla yakın gelmeye başladığında bazı yaşananlar hissizleştim belki de. Gözlerimi açan bir kitap oldu. EMDR tanıtımı gibi hissetmemeye çalıştım. Çünkü reklam hissi veren bazı EMDR'ye giriş cümleleri vardı. Fakat kitabın etkisinin yanında rahatsız etmedi beni. Başımıza gelen olayları küçümseyebiliyoruz bazen. Güçlü olmanın gerektirdiklerini yapamıyoruz sanıyoruz. Utanıyoruz bizi etkileyen olaylardan, duygularımızdan. Bu mu beni sarstı gerçekten? Bu küçük şeyi kim takar bu kadar? Böyle böyle takılı kalıyoruz. Gömüyoruz hislerimizle birlikte o anki bizi. Bu kitap da bunları ve çok daha fazlasını içimize işleyerek anlatıyor. Kısacası hepimizin terapiye ihtiyacı var :D.
Kitabı ben de Caner Özyurtlu sayesinde keşfettim. Teşekkür ederim.
terapi deneyiminin bizim kültürel kodlarımızda nasıl bir karşılık bulduğuyla ilgili bir şeyler okumak isterken -pek çoğumuz gibi loş sohbet programında- denk geldim bu kitaba. ama açıkçası türkiye'de alanda çalışanlarca yazılan çoğu kitap "o odada neler neler dönüyo bilseniz" gibi bir yerde durduğu ve gözyaşı fetişizmi üzerinden temellendirildiği için çok da beklentiyle başlamadım, fakat mehtap hanım gerçekten klinik deneyimini de yansıtarak, okuyucusuna duygu iletmek ve magazinel merakları gıdıklamaktan öte bir niyetle yazmış kitabı, bu belli. daha ziyade emdr seansları üzerinden yapılandırılmış üç öykü üzerinden, oturumlarıda problemlerle nasıl çalışıldığını anlatıyor. alanda çalışan bir okur olarak hem keyif aldığım hem de faydalandığım bir okumaydı.
EMDR yöntemini çok merak etmeme sebep olan kitap. Psikoterapide ne yapılır, psikoterapiden neler beklenmelidir gibi soruların cevaplandığı üç hikaye okumak güzeldi.
Ekim’in hikayesi bence şahane. Sorunun sebebinin farkında olduğunu sanan, çözmek için kendince yöntemler deneyen biri için bile hiç ama hiç anımsamadığı kuytu köşeleri bulabilmek şahane bir deneyim olmalı. Çok acayip cidden.
Yıllarca terapiste giden insanların bence muhakkak okuması gerekli. Olaylar emdr başladıktan sonra ilginçleşiyor. Telkinle vs ile yıllarca yapılamayan şeyler için bellek resmen hackleniyor. Pırıl pırıl bir hayat başlıyor ☺️
Mehtap Güngör'ün danışanı olduğum için belki de biraz yönlü bir yorum olacak, önceden belirtmek istedim. Ukde'de hem EMDR terapi yöntemiyle ilgili detaylı bilgi bulabilirsiniz hem de 3 tane oldukça etkileyici hikaye ve iyileşmeye şahit olabilirsiniz. Kendi EMDR yolculuğum için de yol gösterici bir kitap oldu. EMDR oldukça yoğun bir terapi türü, başkalarının hikayelerini dinlemek baya yardımcı oldu.
EMDR terapisi alanında Türkiye'de yazılmış belki de en önemli kitaplardan biri, kesinlikle tavsiye ediyorum.
Herkesin kendinden izler bulabileceği, sarsıcı ama bir bakıma da umut dolu bir kitap. En önemlisi de bence bu kitap 'ufak' görülen sıkıntıları göz ardı etmeyip, ihtiyaç hissedildiğinde tereddütsüz bir şekilde işinin ehli bir terapiste gitmeyi vurguluyor.
Piyasadaki popüler psikoloji kitaplarının aksine bu kitaptaki niyetin gerçekten doğal ve doğru bir yerden olduğunu söyleyebilirim. Psikolojiye dair kitaplar okumak isteyen tanıdıklarıma gönül rahatlığıyla önerebileceğim bir kitap.
Severek okudum. İnsanın tüm travmalarının kaynağının çocukluk yılları olduğunun farkına varmış oldum. Çocukluk dönemi gerçekten tüm hayatımızı etkileyen bir süreç. Sürekli akan bir su gibi. Kesemiyorsunuz karakterinizle davranışlarınızla olan bağlantınızı. En çok Tuna Hanım'ın öyküsü dikkatimi çekti. Ben de ilişkisindeki davranışlarının gereksiz bir kıskançlık ve şımarıklıktan kaynaklandığını düşünmüştüm. Ön yargılı olmak insanı mantıklı bir sonuca ulaştırmıyor.
Hikayeler bana biraz saklanmis geldi. Bilincaltimizda saklanmis olanlarin aciga cikmasindan bahsetmiyorum, genel olarak oykulestirmek icin biraz kurgulanmis. Tabi bu bir kitap oldugu icin kurgulanmasi normal ama o zaman da terapi surecinin neresi gercek neresi oynanmis anlasilmiyor sanki. Ilk sahne kisimleri okununca oykuler kendini cok ele veriyor, biraz sasirmak istiyorsaniz bastaki sahneleri okumayin.
bayıldım. sanki bir psikoloğun terapi odasından toparladığı öyküleri değil de usta bir yazarın terapi hakkında yazdığı kurguyu okuyormuşum gibiydi. duygusal olarak yoğun ve belki sert hikayeleri çok duru ve basit anlatmasına rağmen müthiş akıcı ve etkileyici olmuş. hatta kişisel olarak üç hikayeyle de duygusal bağ kuramama rağmen üçünü de dolu gözlerle okudum.
bilim ve edebiyatın duygusal harmanı hem kalbimi hem de zihnim doyurdu. çok çok teşekkürler.
1 günde okudum. Bu terapi yöntemini Beden Kayıt Tutar kitabında okumuştum ne olduğunu bu kadar anlamamıştım. Yazar da aslında bu kitabı kendi ukde'si için yazmış babasına terapi odasında ne yaptığına dair anlatmadıklarını anlatmış. Bu bir tür hikayeyi bütünleme yöntemi. Çok etkileyiciydi, tavsiye ederim.
Kitap okurken ağlanır mı? Evet bazı bölümleri okurken ağladım, bazı bölümlerde boğazım düğüm düğüm oldu… Gerçekten çok etkilendim. Bazı davranışlarımızın altında ya da arkasında bambaşka şeyler olabiliyor evet ama, neler neye nasıl etki etmiş çok şaşırarak bir o kadar da heyecanla okudum. Mehtap Güngör o kadar akıcı ve güzel anlatmış ki …
Çok etkileyici bir kitap olmuş. Çok akıcı. Üç farklı terapi öyküsünü hiç yormadan anlatmış. Okurken Mehtap Güngör’ün analiz yeteneğinin ne kadar derin olduğunu anlıyorsunuz. EMDR’a merakım bir kat daha arttı.
Cok hizli bir sekilde ve severek okudugum bir kitap oldu. Ozellikle psikoloji ve EMDR'a merak duyuyorsun kesinlikle okumanizi tavsiye ederim. Gercek oykuler ve gercek insanlar. Bircogunsa kendinizi bulabilirsiniz.
Çok beğendim. Zamanımı çok keyifle geçirmemi sağladı ve bu sırada bibliyoterapi oldu bana :) emdr yi uygulama üzerinden çok güzel anlaşmış. Kültürel yapimiza uygun bir seans nasıl olabilir bunu da görmüş olduk.Bu tarz kitaplarin artmasi dileklerimle:)
Terapisiz kaldığım bu pandemi döneminde yeniden terapi koltuğuna oturmamı sağlayan güzel bir kitaptı. Mehtap hanımı biraz tanırım, daha önce bu tarz vaka çalışmalarının olduğu kitaplar da okudum, gerçekten başarılı bir örneği olduğunu söyleyebilirim.
güzel bir kitaptı ancak benim beklentim biraz yüksek kalmış sanırım kitap için. o yüzden bittiğinde de psikilojiye diar verimli birşey okumuş olmaktan çok biraz magazinsel öyküler okumusum hissi bıraktı bende. herhangi bir beklentiye girmeden daha keyifle okunabilir.