Derin ist Journalistin. Sie ist so türkisch wie französisch und lebt in Paris. Als sie sich gerade auf den Weg machen will, um über einen ermordeten Kollegen in Istanbul zu schreiben, begegnet ihr kurz vor dem Abflug ein Armenier. Seine Geschichte fesselt sie, wirft aber auch Rätsel auf. In Istanbul angekommen, beginnt sie zu recherchieren und eine so irritierende wie dramatische Suche beginnt, deren Ergebnis sie vollkommen erschüttert.
Barbaros Altug arbeitete als Journalist in der Türkei, unter anderem als Kolumnist bei der Tageszeitung Taraf. 1999 gründete er in Istanbul die erste türkische Literaturagentur. 2014 erschien sein erster Roman es geht uns hier gut, der 2022 verfilmt wird. Er lebt und arbeitet momentan in Berlin und publizierte neben seinen Romanen auch Artikel u.a. für Hurriyet, Radikal und den Berliner Tagesspiegel.
Ruhumdaki Yaralar kitabındaki olaylara yabancı değildim Babaannem kitabındaki olaylarda da aynı şeyi anlatıyordu. Acı hem de derin bir acı... Hrant Dink'in vurulmasından sonra Fransa'dan İstanbul'a oradan da Erivan'a giden Derin'in hikayesi aslında. Buraya haber yapmaya gelince öğrendiği Meliha hanım'ın izini sürüyor. Bu topraklarda beraber ama ayrı yaşamışız ama hep acılar içinde... çok duygulandım.
Das Buch behandelt den Völkermord an den Armeniern anhand der Geschichte einer Journalistin. Leider hab ich den Roman als zu schnell und oberflächlich erzählt empfunden und konnte daher keine wirkliche Verbindung zu den Figuren aufbauen.
konu, hatırlamak ve hatırlatmak zorunda olduğumuz bir konu. kesinlikle ve kesinlikle üzerine yazılması cesaret gerektiren bir konuyu işlemiş barbaros altuğ. paris’te gazeteci olan derin’in ve hrant’ın ortaklaşan hikayesi. yani bu toprakların hikayesi.
evet, konu özel ama sadece konusuyla özel bir kitap. onun dışında tarzını, anlatımını sevemedim ben. roman okumadım sanki. ansiklopedik bilgiler yığını gibi yavan geldi. bir kurgu var tabii ama o da çok olağan, biraz fazla dağınık ve sonunda basitçe toparlanmış. bana yetmedi.
ay ne bileyim işte, bir kitaptan ne bekliyor olabilirim ki? abartmamalıyım, herkesin sevdiği kendine. ama ben, beni alıp götürmesini bekliyorum elbette. aklımdan ve ruhumdan çıkmayacak şekilde gezinmesini. ezberlemem, hatırlamam için önüme bilgi sunmasını değil. konu yaralayıcı, anlatım tatsız. bu tatsız anlatım bana sadece bildiğim şeyleri hatırlattı. basit olanı severim ama bazen basit olan da anlatamıyormuş demek ki…
This entire review has been hidden because of spoilers.
Barbaros Altuğ, okuru coğrafyamızın hüzünlü tarihine ve kuşaklar boyu süren sessizliklere davet ettiği "Ruhumdaki Yaralar" adlı romanında, toplumsal hafızada yer eden kırılmaları ve bu kırılmaların bireyler üzerindeki izdüşümlerini konu ediyor.
Ele alınan konunun duygusal ağırlığına rağmen akıcı ve sürükleyici yapısını koruyan romanın, belki de en önemli eksiklerinden biri de bu sürüklenme durumu. Tesadüflerle ivmelenen olay akışının ve çok derinleşmeyen karakter inşasının bu tempoya ayak uyduramaması, romandan ve kurgudan beklenen duygusal etkinin oluşmasına engel olarak, okuru, tarihsel acılara duyulan hüzünden öteye taşımıyor.
"Ruhumdaki Yaralar"ı, tarihsel acıların gölgesi ve yankılarını önceliklendiren romanlardan hoşlanan okurlara öneririm.
I really wanted to like this, I was all prepared to be moved. My father is Armenian, I have read a lot about the genocide.
This left me a bit lost. 2,5 stars.
It had no emotional impact on me whatsoever.
It felt like a short, deliberately disjointed, constructed story based on a lot of quite harrowing life stories of survivors of this genocide.
I have read some retellings of actual survivors, and some non-fiction by people who were witnesses to those events. Those stories and recounts were hard to read, and really hurt.