Biri kadın üçü çocuk 79 yolcu, altı adet at ve bir de otomobil ile 1919’un 16 Mayıs’ında öğleden sonra saat 16.30’da Galata Rıhtımı’ndan kalkan vapurun üç gün devam eden ve 19 Mayıs 1919 sabahı Samsun’da son bulan yolculuğu, katıldığı dünya savaşından yıkılmış, parçalanmış ve işgale uğramış halde çıkan bir imparatorluğun küllerinden yepyeni bir devletin doğması yolunda atılmış ilk adımdır.
Murat Bardakçı bu kitabında Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a gidişinin gözden kaçmış bazı ayrıntılarını bir kısmı şimdiye kadar yayınlanmamış belgelerin ışığı altında ortaya koyarken, Cumhuriyet’e uzanan millî kurtuluş hareketinin ilk adımını teşkil eden bu yolculuğun Harbiye Nezâreti’nden Dahiliye ve Bahriye Nezâretleri’ne, zamanın Genelkurmayı’ndan Sadaret’e ve Saray’a kadar devletin en üst düzeyinin dünya savaşı bozgunu sonrasında birşeyler yapabilmek için beraberce hazırladıkları bir devlet operasyonu olduğunu anlatıyor.
Murat Gökhan Bardakçı, a Turkish journalist and columnist in Gazete HaberTürk, has two TV shows on HaberTürk TV called Tarihin Arka Odası (Presenting with Pelin Batu and Erhan Afyoncu and special guests on the topic of the day) and Teke Teke Özel (with Fatih Altaylı). His books primarily consist on the history of Ottoman Empire and Turkish music. His bachelor graduate degree is on economics in Istanbul University.
Kitabın neredeyse %70'lik kısmı belgelerin açıklanması ve orijinal belgelerin görsellerinden oluşuyor. Bugüne kadar pek de dillendirilmeyen bir perspektif oluşturuyor ve bazı doğru bilinen yanlışları çürütüyor.
Murat Bardakçı'nın her fikrine katılmasam da kendisini severim ve ülkemizin değerli tarihçi ve araştırmacılarından biri olduğunu düşünüyorum. Bu kitabın konusu, yıllardır ülkemizde tartışma konusu olan, Atatürk'ü Samsun'a Vahdettin mi gönderdi, yoksa kendisi mi imkansızlıklar içinde tek başına mı gitti sorusu. Ülkemizde daha geleneksel kesim ile seküler kesim arasında bu konuda ciddi fikir ayrılıkları var, herkes kendi anlatısını öne çıkarmaya çalışıyor.
Bence Murat Bardakçı'yı bu tartışma konularında öne çıkaran ve dinlenmesi gerektiğini düşündüren özelliği, öne sürdüğü her argümanın arkasında fiziki, gerçek yazılı belgeler sunması. İddia ettiği her şeyin bir kaynağı var. Kendisinin, nasıl olduğunu bilmediğim bir sebepten ötürü, hem Osmanlı arşivlerine hem de Cumhuriyet dönemi arşivlerine erişimi var, ve bu kitapta zaten bunları sunuyor. Bu aslında tam anlamıyla bir tarih kitabından ziyade, günümüz Türkiye'sinde tartışma konusu olan argümanların çoğunu çürüten bir kitap. 400 sayfalık kitabın büyük bir bölümü bu evraklarla dolu. Yani kitapta sadece "ben arşivleri gördüm, bana inanın" denmiyor, bu evrakları kitapta doğrudan sergiliyor.
Kitapta ortaya konan belgeler, Samsun yolculuğunun ne yaygın olarak anlatılan Vahideddin'in Mustafa Kemal Paşa'ya doğrudan bir talimat vererek onu işgale karşı görevlendirmesi hikayesiyle, ne de Paşa'nın tamamen kendi başına, gizlice aldığı bir kararla örtüştüğünü gösteriyor. Bardakçı'nın sunduğu kaynaklara göre gerçek, bu ikisinin ortasında bir yerde: devletin en üst kademelerinin, savaşın yıkımından sonra bir çıkış yolu bulabilmek için birlikte, titizlikle planladığı bir hazırlığın sonucu bu yolculuk. Yani hem "Vahideddin, Mustafa Kemal'i memleketi kurtarsın diye gönderdi" anlatısı, hem de "Paşa, pusulasız bir teknede tek başına dalgalarla boğuşarak gizlice kaçtı" anlatısı, belgelerin ortaya koyduğu gerçeklikten aynı derecede uzak.
Eğer bu konuda objektif bir fikir sahibi olmak istiyorsanız ve söylenenleri belgelerle teyit etmek isterseniz, bu kitap kesinlikle okunması gereken bir kitap.
5 üzerinde 4 yıldız.
------------------------------ ENGLISH REVIEW ------------------------------
While I don't agree with every opinion Murat Bardakçı holds, I respect him and consider him one of our country's valuable historians and researchers. This book tackles a question that has been debated in Turkey for years: did Sultan Vahideddin send Atatürk to Samsun, or did he go there entirely on his own, against impossible odds? There's serious disagreement on this between the more traditional and secular segments of our country, with each side trying to push its own version of events to the forefront.
What makes Bardakçı stand out in these debates, in my opinion, and what makes him worth listening to, is that every argument he makes is backed by physical, real written documents. Everything he claims has a source. For reasons I don't fully understand, he has access to both the Ottoman archives and the Republican-era archives, and in this book, he lays those documents out directly. Because of that, this isn't really a history book in the traditional sense so much as a book that dismantles most of the arguments still debated in modern Turkey. A large portion of the 400-page book is filled with these documents. In other words, it's not just "I saw the archives, trust me," he actually puts the documents themselves on the page.
The documents presented in the book show that the journey to Samsun was neither the commonly told story of Sultan Vahideddin directly instructing Mustafa Kemal Pasha to go and end the occupation, nor was it a decision Pasha made entirely on his own and in secret. According to the sources Bardakçı presents, the truth sits somewhere between the two: the journey was the result of a carefully planned preparation, made together by the highest levels of the state, in an attempt to find a way forward after the devastation of the war. In other words, both the narrative that "Vahideddin sent Mustafa Kemal to save the country" and the narrative that "Pasha secretly slipped away alone on a rudderless boat, fighting the waves by himself" are equally far from what the documents actually show.
If you want to form an objective opinion on this subject and verify it against actual documents, this is absolutely a book worth reading.
Samsun yolculuğu ile alakalı belgeler, bu yolculuğun iddia edildiği gibi Sultan Vahideddin'in Mustafa Kemal Paşa'ya "Git ve işgale son ver" şeklindeki talimatının yahut Paşa'nın kendi başına ve gizlice verdiği bir kararın değil, ayrıntıları devlet tarafından titizlikle yapılmış ciddi bir hazırlığın neticesi olduğunu göstermektedir. Dolayısı ile "Mustafa Kemal Paşa'yı Samsun'a memleketi kurtarması için Sultan Vahideddin gönderdi." demek ne kadar gerçeklerden uzak ise, "Paşa, Samsun'a dümeni bozuk ve pusulası bile olmayan bir tekne ile, dalgalarla boğuşarak gizlice gitti" iddiası da aynı şekilde hatalıdır!