Kelimelerle düşünen insanın, diliyle zihni arasında kuvvetli bir bağ vardır. Zihnimizin kanavasına yerleşen düşünce, dil sayesinde hayat bulurken dil de insanın tarihî macerası içinde gelişerek yeni düşüncelere yol almamızı sağlar. Bu, bilhassa Türkçe için her dilden fazla geçerlidir. Türkçe, kelimenin tam anlamıyla düşünen bir dildir. Başlıbaşına bir duygu, mantık ve felsefe içerisinde şekillenen zihinsel bir birikimle dünyayı tanımlar, anlamlandırır. Bu ilişkiler ağı içerisinde Moğol bozkırlarında kuma anlamına gelen küniden Anadolu’da kıskanmak anlamında kullanılan günülemeke ulaşır, dilimizin arkaik unsurlarından buñ sayesinde çağdaş bir dil temrini içinde bunalır, uz sayesinde uzmanlaşırız.
Prof. Dr. Ali Akar’ın kaleme aldığı Düşünen Türkçe, anadilimizin kaybolmuş anlam derinlikleri ve söz yapma mantığı üzerine Türkçenin söz ve eklerinden tadımlık denemeler sunuyor, bizi, derinlere kök salmış sözlerin sihirli dünyasına götürüyor.
Kitap kimisi artık kullanılmıyor ya da sadece ağızlarda yaşıyor olsa da kökeni Türkçe olan kelimelerin tarihî seyrini anlatıyor. Her sayfada bir kelimenin etimolojisi var. Önsözde yazar bu kitabın hedef okur kitlesinin bu alana meraklı insanlar, öğrenciler hatta sokakta Türkçe konuşan herkes olduğunu söylemiş. Evet etimolojiye meraklı olanlar ya da öğrenciler için harika bir kitap. Ama kelimelerin diğer Türk lehçelerindeki farklı şekillerini okumak, kelimelerdeki ses olaylarını anlamaya çalışmak, dil tarihiyle ilgili herhangi bir ön bilgi olmaksızın Eski Türkçe, Batı Türkçesi, Oğuz Türkçesi gibi kavramlarla karşılaşmak yazarın gayet sade anlatımına rağmen sokakta Türkçe konuşan insan için zaman zaman sıkıcı olur mu, bilmiyorum. Ben çok beğendim, zevkle ve heyecanla okudum. Türkçenin nasıl düşündüğünü ve düşünerek nasıl sözcük ürettiğini merak eden herkesin okumasını tavsiye eder, Ali Hoca'ya teşekkür ederim. :)