Jump to ratings and reviews
Rate this book

Koca Ren

Rate this book
Almanya’da bir işçi çocuğudur Adem. Daha on dördünde dertlerin altında ezilmiş, güzel gözlü bir delikanlıdır. Memleket özlemi, daha doğrusu, memlekette kalan sevdiklerinin özlemi yakar yüreğini. En çok da darağacına gönderilmek istenen, siyasi suçlu Adnan Abi’si için yanar. Yetmezmiş gibi, okulda da işler iyi değildir. Ne öğretmeni sever onu, ne de sıra arkadaşı Melanie. Memleketteki o zehir gibi çocuk gitmiş, yerine zayıfları inci gibi dizen Adem gelmiştir.

İçine kapanır günbegün. Biraz açılsın, sosyalleşsin diye, babası onu Kenan isminde bir hemşerisinin yanına katar. Sağlam pabuç değildir bu genç adam. Zaten Adem de ondan pek hoşlanmaz. Ama Kenan’ın kendisiyle birlikte uçuruma sürüklediği kederli güzel Gül ile vicdanlı bir genç olan Cemal’e hemen ısınır içi. Günler işte böyle gelip geçerken, dertlerini paylaştığı tek bir dostu vardır Adem’in: Ren Nehri. Fırsat buldukça kıyısında uzun uzun yürüyüp, içinde ne var ne yoksa döker nehre. Bir gün mutluluklarını da paylaşabilmek umuduyla…

Fakir Baykurt Almanya’da kaleme aldığı Duisburg üçlemesinin bu ikinci kitabında, dizinin diğer romanları Yüksek Fırınlar ve Yarım Ekmek de olduğu gibi yine işçi ailelerinin sorunlarına değiniyor. Ancak bu kez sorunları, yine o her zamanki sahici, sıcak ve buruk bir tat bırakan üslubuyla, ikinci kuşağın gözünden anlatıyor.

312 pages, Paperback

First published January 1, 2008

Loading...
Loading...

About the author

Fakir Baykurt

76 books103 followers
Asıl adı Tahir olan Fakir Baykurt 1929 yılında Burdur’da doğdu. 1948’de Gönen Köy Enstitüsü’nü bitirdikten sonra köy öğretmeni olarak çalışan yazar, 1955’te Gazi Eğitim Enstitüsü’ndeki eğitimini tamamladıktan sonra Sivas, Hafik ve Şavşat’ta Türkçe öğretmenliği yaptı. Demokrat Parti yönetimi tarafından öğretmenlikten alınarak pasif bir göreve getirildi.

1958’de Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan ilk romanı Yılanların Öcü nedeniyle hakkında kovuşturma açıldı. 1960 yılındaki askeri müdahalenin ardından ilköğretim müfettişliğine getirildi.

1962-63 yıllarında ABD Bloomington Indiana Üniversitesi’nde ders araçları konusunda uzmanlık eğitimi gören Baykurt, Türkiye Öğretmenler Sendikası’nın (TÖS) ve Türkiye Öğretmenler Dernekleri Milli Federasyonu’nun (TÖDMF) genel başkanlığına seçildi.

1969 yılında Türkiye çapındaki ilk öğretmenler boykotuna katıldığı için bir kez daha açığa alındı ve 12 Mart 1971’deki askeri darbeden sonra uzun süre tutuklu kaldı.

Edebiyata şiirle adım atan Fakir Baykurt, yazın hayatını toplumcu gerçekçi bir yaklaşımla yazdığı kısa öyküler ve köy notlarıyla sürdürdü. Yeditepe, Varlık, Cumhuriyet, Evrensel ve Yön gibi dergi ve gazetelerde çeşitli yazıları çıkan Baykurt, 1955’te öykülerini derlediği ilk kitabı Çilli’yi yayımladı. Bunu, köy yaşamını, köylünün arzularını, sıkıntılarını ve çelişkilerini dile getirdiği hikâye kitapları ve romanları izledi.
Yalın, şiirsel bir dil kullanan yazar, eserlerinde halka mal olmuş deyişlere ve deyimlere de sıklıkla yer vermiştir. Tırpan ile 1970 TRT ve 1971 TDK ödüllerini, Can Parası (1973) ile Sait Faik Hikâye Armağanı’nı, Kara Ahmet Destanı’yla Orhan Kemal Roman Armağanı’nı kazanan yazarın Yılanların Öcü adlı yapıtı 1961’de Metin Erksan, 1985’te Şerif Gören tarafından filme çekildi.

11 Ekim 1999’da Almanya’nın Essen kentinde vefat eden Fakir Baykurt’un cenazesi, 1977’den beri yaşadığı Duisburg’da düzenlenen bir törenden sonra İstanbul’a getirilerek Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Fakir Baykurt’un Yılanların Öcü (1958), Irazca’nın Dirliği (1961), Onuncu Köy (1961), Kamlumbağalar (1967), Amerikan Sargısı (1967), Tırpan (1970), Köygöçüren (1973), Keklik (1975), Kara Ahmet Destanı (1977), Yayla (1977), Yüksek Fırınlar (1983), Koca Ren (1986), Yarım Ekmek (1998), Eşekli Kütüphaneci (2000) adlı romanları yanında, onlarca hikâye, şiir ve çocuk kitapları yayımlanmıştır. Kitapları çeşitli dillere çevrilmiş, Türkiye’de ve çevrildiği ülkelerde birçok ödül almıştır.

---------------------------------------

Fakir Baykurt, who wrote under various pen names such as Osman Akpürçek, Tarik Kirat, Yasar Yalçin, and Mehmet Gazi, was born on June 15, 1929 in the Burdur province of Turkey. In his works, Baykurt deals with the problems and the conflicts that rural folk experience. Yet he is not a mere onlooker, but also an activist who strived to change both society and individuals.

Baykurt claimed that the importance of literature came not from its subject matter, but from the language that it used. His works featured the same natural, plain Turkish that the people used. In his own words, “I have always written with the beautiful words I heard from my mother, from my aunt, and from my villagers. And then they became my own words. I have never been an extreme nationalist, yet when it comes to language I am more king than the king — if such a thing can be measured. In other words, I would sacrifice my life for language. Language is a confidant, and it is the source of my courage. That is where the light is.” Hence, his works featured plain and familiar language that could easily appeal to various groups within society. In his works, he frequently used proverbs, idioms and regional words that he had collected from Turkish folk literature.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
6 (37%)
4 stars
6 (37%)
3 stars
3 (18%)
2 stars
1 (6%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 1 of 1 review
Displaying 1 - 1 of 1 review