Hermes Sahaf'ın Kitapla Kör Randevu'sunda denk gelmişti bu kitap birkaç yıl önce. Niyedir bilemem, başlayamadım bir türlü. İyi ki denk gelmişim ama.
Çok karmaşık duygularla okudum kitabı. Şirin Devrim'i kitabı okuyana kadar tanımıyordum fakat kitapta yazarın tanıştığı, anısı olduğu, bir şeyler paylaştığı insanlardan bildiğim isimler o kadar çoktu ki... Hayretler içerisinde bu kadar etki yaratan isimle bir ömrün nasıl geçtiğini idrak etmeye çalıştım.
1930'lar Nazi Almanya'sında diplomatların yaşamı, 1940'lardaki ABD'sindeki gençlerin yaşamları ve günümüz Türkiye'sinde bile halen hiçbir temel edinememiş date kültürünün o dönemlerde oralarda nasıl olduğuna dair anılar, Irak Cumhuriyeti öncesi Krallık ve Kraliyet ailesinin varlığı, 14 Temmuz Devrimi, Darbe dönemi Türkiye'sinde tiyatroların halleri, Filistin-İsrail sorunları, Türkiye Sosyetesi, Türkiye Intelligentsiası... Ne kadar çok konu geçiyor bir kişinin hayatı üzerinden.
Sınıf kini hissettiğim kısımlar çoktu. Onun dışında zevkle okudum. Tiyatroya adanmış bir hayat. Değişikti. Kendisini hiç duymamama da üzüldüm fakat yine de kendi hayatımı da sorgulatan bir eser bıraktığından dolayı müteşekkirim.
Şakirpaşa ailesinde kendinden çok annes ve ailesini anlatan Şirin Devrim bence merceği yakın plana almakla iyi yapmış. Tekrarlar beni sıkmadı aksine başka bir kamera açısıyla görmüş oldum. Bir de dopdolu, farklı coğrafyalarda, farklı parasal ve ruhsal durumlarda geçen böylesi bir hayatı kendinden sonrakilere aktarmasa yazık olurdu. Annesinden korkan Anka kuşu parıltılı kuyruğunu saklayamamış, son evliliğinde bulduğu mutluluğu heyecanı ne de güzel anlatmış.
Ah Fahrelnissa gibi güçlü bir kadının kızı işte böyle olur! Dedirten kitap. İyi ki okumuşum, kitap çok sürükleyici bir dille yazılmış özellikle otobiyografi okumayı seviyorsanız öneririm. Kendisi istanbul şehir tiyatrolarında oyun sahneleyen ilk kadın rejisör. Dolu dolu hayatını okumak bana ilham verdi.