İstanbul kentinin kurulu olduğu tarihi yanmada ve Boğaziçi ile Asya yakasındaki o zamanın belli başlı semtlerini ve Adalar'ı konu alan P Anton Dethier'in küçük kitabı, İstanbul'un tarih ve arkeolojisiyle topografyasını iyi tanıyan ve ayrıca burada uzun yıllar yaşamış gerçek bir bilim adamının elinden çıkmış olmasıyla, ayrı bir önem taşımaktadır.
Dr. Dethier'in eseri bugün artık yüklü geçmişini ve bu geçmişten kaynaklanan kimliğini türlü uygulamalarla giderek yitirmekte olan İstanbul'u; Kuzey ve Batı doğrultusunda yeni yeni yayılmaya başlayan, daha henüz 'yağmaya' uğramamış ve Paganizm, Hıristiyanlık ve İslâm kültürlerinin damgasını vurduğu, o zamanın ölçüleriyle de metropol olma özelliğini taşıyan İstanbul'u; topografya, tarih, arkeoloji ve sanat tarihi açısından ilgilendiren yönleriyle ve zaman zaman şiirsel bir anlatımla tasvir etmektedir.
Dethier Boğaziçi ve İstanbul’un anıtlarını 1873’te basılmış bir kitapçıkta anlatmış. O günlerde bir çok yerin ve anıtın nasıl gözüktüğünü anlamak açısından ilginç bir kitap. Yerebatan sarnıcına bir evin bahçesindeki bir delikten girilmesi gibi o dönemdeki eski eserlerin hallerini görmek mümkün. Bu arada İstanbul tarihi ile ilgili ilginç başlıklar da var. Dethier eski eserler konusunda Türkler için önemli birisi. Osman Hamdi öncesi müze müdürlüğünü yapan , müzeyi düzgün ve modern hale getirip, genişleten , çok miktarda eseri imparatorluktan toplatan, Truva hazinelerini geri almak için davalarda uğraşan , o zamana kadar serbestçe dışarı giden eserler için eski eserler nizamnamesini çıkartıp buna engel çıkartan ve 1847-48 gibi Avusturya Lisesi müdürü olarak geldiği İstanbul’da 1881’de ölen , İstanbul tarihine oldukça emeği geçmiş birisi. Onun gözünden İstanbul tarihini okumak keyifli.