... Herhangi bir romanın konusu olabilecek o genç adamlardan biriydim ben de. Genç adam evinde oturur, genç adam hülyalara kapılır, genç adam sever, sevmez, sevmeyi bilmez, hayat ona yabancı gelir. Genç adam... Bıkıp usanmadan birbirinden sıkıcı sayfalarda dolaşır durur. Genç adam paltosunu giyer, genç adam ellerini ovuşturur, genç adam mor çiçekler alır, genç adam mor çiçekler almaz, yürür gider, durup bekler, hayat genç adamın etrafında döner, genç adam evimize gelir, koltuğumuza oturur, biz o genç adam oluruz, ah, deriz, hayat ne tuhaf, ne acı, ama neyse, kapatalım artık bu konuyu. O genç adamdan nefret ediyorum, dedim odamda oturmuş içimdeki kasveti dağıtmaya çalışırken, onun hayatını dolduran bütün o berbat ayrıntıların ne kadar sıkıcı olduğunu düşündüm. O ayrıntıların hiçbirinin romanımda yeri olmayacak, dedim, benim romanımda bütün olayların bir ağırlığı olacak. ...
İroniler kitabı. Romanın ironisi, yazarın ironisi, editörün ironisi ve hatta ironinin ironisi.. Uzun zamandır, okurken bu kadar eğlendiğim bir kitap okumamıştım.
Kerem Eksen son zamanlarda dikkatimi çekmeyi başarmış ve aslında bu ilgiyi hakkeden bir yazar. Burdayız, yazarın ilk romanı ve aslında bir ilk roman olarak göze alındığında başarılı sayılabilecek bir anlatımı da sahip. Roman ve romancı, yaratıcı olma süreci ve arayışını hoş bir kara mizah içinde anlatıyor. Fakat benim için sıkıntı, bu romanın konusu ve yazarın derdi açısından bakıldığında ister istemez Ben Lerner Atocha'dan Ayrılış ile karşılaştırmam gibi bir tahlilsizliğin gölgesinde okunması oldu.Bazı yerlerde özgünlüğünü sert bir şekilde irdelediğim ve bu nedenle de beni kitaba başlarken aldığım keyfin ertelenmesinden dolayı da rahatsızlık da duydum. Bu nedenle de kitabın yorumlanmasını biraz bekletmek istedim.
Özetleyecek olursam, Kerem Eksen kafası çalışan bir yazar ve aslında kitabın olay örgüsünü bir yazarın ilk romanı olarak düşündüğümüzde cesur bir konuya girişmiş. Kitabın arka planında yer alan politik yergiler, aile ilişkileri (özellik baba-oğul ilişkisi), dostluklar, entellektüel gönderimlerin üstünden roman-romancı kavramının gerçeklik ve düşler/düşünceler üstünden irdelenmesi bu kitabın duruşunu benim açımdan özel bir yere girmesini sağlıyor. Fakat, romanda yer alan kadın erkek ilişkilerinin eklenmesindeki yazarın tonlaması fazla gereksiz geldi. Romanın özgünlüğü konusunda hala şüpheliyim ve bu konuda biraz aşırı bir duruş içine girmiş olabilirim. Romanın en büyük sıkıntısı fazla tekrara düşen temaların fazla göze sokulmasıydı.
Her şeye rağmen Türk Edebiyatı için Kerem Eksen gibi bir yazarla tanışmak çok keyif verici. Diğer 2 romanını okuyup özgünlük vs konularda eleştirdiklerim için geri adım atabileceğim süreci sabırsızlıkla bekliyorum. Kerem Eksen tanınmayı okunmayı hakkeden bir yazar. Keyifli okumalar!
önce ikinci romanı uyku krallığı'nı okuyup çok beğenip zamanında kaçırdığım ilk romanını okudum. yine çok beğendim. özellikle roman yazma, atalet hali, yazamama üzerine çok doğal bir roman, sonra ilişkiler konusunda filan bayağı komik. yer yer kikirdeyerek okudum. iyi ki tanımışım kerem eksen'i :)
Kerem Eksen’in 2013’de yayınlanan ilk romanı benim için hoş bir sürpriz oldu. Sağlam ve berrak dili, zeki, ucuza kaçmayan mizah ve ironi gücü, bunalımları okuru bunaltmadan anlatabilmesi, hakikilik duygusu veren, yapay kaçmayan yaklaşımı - ki işlediği konu itibarıyla yapaylığa düşme riski yabana atılamaz - bu kitabın güçlü yönlerinden. Ana kahraman Selim’in ilk romanını yazma sıkıntıları ile baş etmeye çalışması kitabın temel teması. Ancak bu temanın etrafına, Selim’in ailesi, sevdiği kız, ev ve iş arkadaşları ile ilişkilerinde yaşadığı sınamalar gayet iyi bir şekilde eklemlenmiş. Kitabın diğer bana güzel gelen bir yönü de, kitaplardan, yazarlardan bolca bahsedilmesi ve bunun bilgiççe yapılmaması.
Samimiyeti, konusu, dili ve kurgusuyla kendini zevkle okutan bir roman Buradayız. Daha fazla ilgiyi haketmiş olmalıydı diye düşünüyorum. 2017’de yayınlanan ikinci romanı Uyku Krallığı’nı da ilk fırsatta okuyacağım. Böyle genç yazarlarımızın olması edebiyatımızın geleceği bakımından umut kaynağı...
buradayız'ı okumaya, ne umduğumu bilmeden başladım, umduğumdan çok daha fazla sevdim. şimdi kütüphaneye, kerem eksen'in diğer kitabı uyku krallığı'nı ödünç almaya gidiyorum. :)
Yaklaşık dokuz yıl sonra bir kez daha okudum ‘’Buradayız’’ı. Bu romana otuzlu yaşlarımın bilinci ve kavrayışıyla geri dönmek bambaşkaydı diyebilirim. Ne kadar iyi bir ilk romanmış, bu defa ne çok ayrıntının, icadın farkına varıp hakkını teslim ettiğime kendim de şaşırdım. Bir olgunlaşma romanı olmasıyla Ben Lerner’ın ‘’Atocha’dan Ayrılış’’ını da anımsattı bu defa. Kerem Eksen’in romancılığıyla Ben Lerner’ın romancılığı arasında paralellikler kurarken buldum kendimi. Biri çağdaş Amerikan edebiyatının, diğeri çağdaş Türk edebiyatının yüz akı.
Kerem Eksen’in üç romanını da okuduktan sonra rahatlıkla söyleyebilirim ki bu romanlar yarına kalacak, tekrar tekrar okunacaklar.
Derli toplu bir ilk roman. Akıcı, mizaha ve ironiye dayayan bir anlatıma sahip. Baş karakterin yaşadığı sorunlar ve kurduğu ilişkiler pek de ilginç değil açıkçası. Özellikle aile bireyleriyle olan ilişkisi. Fakat karakterin yaşadığı değişimi, gittikçe karamsarlaşıp saldırganlaşmasını romana yedirerek, aceleye getirmeden, planlı bir şekilde anlatmış yazar. Selim karakteri için Huzur'un Mümtaz'ının bir parodisi diyebiliriz. Her an patlak vermeye hazır olan savaş karşısında nasıl bir duruş sergileyeceğini kestiremeyen, sanat ve edebiyat karşısında tutarlı bir tavır takınmaya çalışan, roman yazmak isteyen ve kendisinde akıl hocaları, yol göstericileri bulmaya çalışan biri. Fakat bunları Mümtaz kadar ciddiyetle ve adanmışlıkla yapmıyor. Yazar bu durumdan çıkardığı mizahı başarıyla kullanmış roman boyunca. Finali de eğlenceliydi.
İlk Kerem Eksen okumamı bitirdim. Tam bir ironiler kitabı. Kapalı, açık montajı fazla. Kitabın talihsizliği Suç ve Ceza’nın üstüne okumam oldu. Okurken yazar öykünmelerinden (Dostoyevski ve Orhan Pamuk) bunaldığımı itiraf etmek zorundayım. @__r12__ tavsiyesiyle Uyku Krallığı’nı aldım. Çok iyi kitapların bahsi geçiyor anlatıda. Hemen bir okuma listesi yaptım kendime. 😉 3,5’tan 4/5 bence (7/10)
Modern Türk Edebiyatı’nda iz bırakacak bir kitap kesinlikle. Uzun zamandır bu kadar etkilendiğim ilk kitap. Tutunamayanlar’dan sonra bile edebiyatta hala bir taşı yerinden oynatabileceğimize dair bir umut ve ışık. Kitapta filozofların neden kitap yazmadıklarından/yazamadıklarından eğlenceli bir üslupla bahsetmesine inat, bir felsefecinin neden kitap yazması gerektiğine dair bir kanıt. Yeni eserlerini dört gözle bekleyeceğim.
son derece başarılı bir ilk roman. mizahı, ironisi, gözlemleri, karakterin kendi kendisine konuşmaları, oradan oraya savrulmaları, konudan konuya sapmaları... oğuz atay'ın tehlikeli oyunları'nı andıran ama onun resmen komik hâli olan bir kitap. En sevdiğim roman Gecenin Sonuna Yolculuk'a selam çakması da cherry on the top oldu.
Bir ilk roman için gayet başarılı. Post modern okumak klasik usül okumalardan daha zor elbette. O nedenle de belirgin bir post modern okuma geçmişi istiyor. Yine de "temas" edebilen roman olmuş. Bitince düşündüren romanları okumayı sevenler için hazine:)
Herkes çok beğenmiş ama ben beğenmedim pek yada baş karakterimize çok gıcık olduğum için de olabilir. Bomboş egosu abuk sabuk düşünceleri kendini bir halt zannetmesi oysa ismi kapağı beni kendisine çekmişti kitabın
“Dostoyevski, dedim, asla ruhunu ağırlaştırmaktan kaçınmıyordu. Asla bizim Yurdaer’le yaptığımız şeyi yapmıyordu o, ne bileyim, insanlık öldü, dedikten sonra öğle yemeğine çıkmıyordu.”