Yaşlı kadının plastik bir kutu içinde sunduğu lokumları sever, hele pembe olanlara bayılırdı. Yaşlı kadın güllü diyordu onlar için. Tadını tam çıkaramadığı, ama limona benzettiği sarılarını da severdi. Yalnız yeşil olanlardan hoşlanmaz, ağzını yakan keskin nane tadından nefret ederdi. Bazen yaşlı kadın kutuyu masanın üzerinde bırakıp giderdi. Küçük kız o zaman kutudaki lokumları dilinin ucuyla ıslatıp tozlarını siler, renklerini açığa çıkarıp pembelerini seçerdi. Sonra öbürlerini kutunun dibinde biriken toza bular, bir şey olmamış gibi yerine otururdu.
Attilâ Şenkon’un, 1991 Akademi Kitabevi Öykü Özendirme Ödülü’nü alan bu ilk kitabı, gerçek ile masalın, var ile yokun arasında erimiş incecik çizgide gezinen kısacık ve duygu dolu öykülerden oluşuyor.
Her Gün Perşembe Olsa, otuz yıl önce kaleme alınmış olmasına rağmen güncelliğini hiç yitirmemiş öykülerin kitabı.
21 Ağustos 1962’de Ankara’da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini bu kentte tamamladı. 1987’de Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü’nden yüksek lisans derecesiyle mezun oldu. 1990’da yayımlanan ilk kitabı Her Gün Perşembe Olsa ile 1991 Akademi Kitabevi Öykü Özendirme Ödülü’ne değer görüldü. Diğer kitapları: Uykusuz Gece Düşleri (öykü, 1993), Ten Yükü (öykü, 1995), Bütün Düşler ‘Nazlı’dır (roman, 1998), Bıyık İzi Yalanları (öykü, 2002), Sustum Duydun Mu? (öykü, 2009), Geveze Kitap (çocuk kitabı, 2010), Bahar Temizliği (öykü, 2011), Aykırı Üçgenler (öykü, 2011), Geveze Kitap Tatilde (çocuk kitabı, 2012), Telef (roman, 2017).
" ... Nasıl olsa bu yeni halimi de benimserim zamanla. Seninseyemezsin çocuk. Sevgi, hoşgörü, özveri bolca konmuşsa hamuruna ve sen yirmi küsur yıl böyle pismişsen, olmak istediğin bu kişiyi seninseyemezsin." (S. 13)
zaman evrensel evet, ancak her kalbin ritmi kendine has oluyor. böylece zamanın, yani günlerin anlamı da ‘özelleşiyor’. tam otuz yılın öyküleri, dolu dolu💚 iyi okumalar.
Beni her hikayesinde düşündüren kitap. Bir günde aktı gitti. Kısa hikayelerden oluşuyor. Genel olarak ilgimi çeken dostluk ve arkadaşlık hakkında olan hikayeler. İlk hikayede sanki kendi küçüklüğümle konuşuyormuşum gibi hissettim( biraz da üsluptan dolayı) O havayı verdi. Sanki karakter aslında geçmişteki haliyle konuşuyormuş gibiydi. Atilla Şenkon gerçekten sevdiğim bir yazar. Onun Öykü Özendirme Ödülü alan ilk yazdığı kitap bu. Sondaki ilhamıyla olan konuşmaları ve Sait Faik için söylediği şeyler gerçekten çok güzeldi. Yazarın Peter Pan'a olan ilgisini bu ve Yalan Satıcısı kitabında görebilirsiniz. Uyku sınırını yakalama bölümü beni çok etkilemişti
Kitaptaki benzetmeler ve olaylar gerçekten otantik.Kitaptaki üslup ise cidden harika. Kendine çok çabuk ısıtıyor kitap kendini. Bu kitapla tanıştım ben Atilla Şenkon ile. Yazdığı her kitabı almanızı ve okumanızı kesinlikle tavsiye ederim!
selam, romanların arasına okunacak dinlenme kitabı olarak 'her gün perşembe olsa'yı seçtim. kısacık öykülerden oluşuyor, bir şeyler içerken okumalık. tam olarak benlik bir öykü kitabı olmasa da aralarından sevdiğim öyküler oldu. ilk öyküleri hep güzel bulurum onun yanı sıra atlıkarınca nasıl döner, karpuzu görebilmek ve renksiz gökkuşağı da hoştu. artık nadir olarak öykü okuduğum için tadı damağımda kalacak metinler okumayı yeğlerim yine de.
Bazı kitaplar insana mola olur, ne eksik ne fazla, böyle hatırlarsın onları. Bu kitap da onlardan biri işte. Kitaba ismini veren öykü dışında, Ayaküstü bir Ölüm, Renksiz Gökkuşağı ve Karpuzu Görebilmek'i sevdim. Sait Faik tadı var biraz, son sayfada da selam göndermiş yazar ona.