3.5 yıldız ama 4'e yuvarlamadım. Yuvarlamak istemedim çünkü hoşuma gitmeyen ve aklıma yatmayan çok fazla şey vardı.
Önce sevdiklerimden başlayalım... Bengi Hatun'un emanetinin arandığı sahneleri sevdim. Müzik kullanılarak açılan kapılar, Alamut'tan önce emanete erişme yarışı...En sevdiğim sahne olabilir. Kitabının sonunda bir yüksek tempolu sahne daha mevcuttu. Genel olarak bu sahnelerin yazılışını sevsem de o son sahnenin biraz fazla uzun olduğunu düşümdüm çünkü bir noktadan sonra dikkatim dağılmaya başladı.
SPOILERS
Kitabın ilk yarısında Yedileri resmen özledim. Vampirlere (ya da Geceliler, ne derseniz), o kadar fazla yer verilmiş ki Yediler neredeyse tamamen ihmal edilmiş ve bu kısım bu yüzden hoşuma gitmedi. Yani, Doğan'ın bir vampir tarafından (hem de adımı taşıyan, cırtlak sesli bir vampir tarafından) ayartılmasını okudum da ne oldu?
Kitap, ikinci yarısında daha bir açılıyor gibi ama yine de soru ve sorunlarım var.
Bunu ilk kitapta da düşünmüştüm ve hala cevap bulamadım. Neden erkek Yediler "usta" da kadınlar "hatun"? Yani mesela neden İdris Usta ama Bengi Hatun? Neden Salih Usta ama Elif Hatun? Neden Behruz Usta ama Niran Hatun? Hele de Behruz kitabın sonunda Lokman Hekimle gitmiş ve ocağın başına Niran geçmişken? Kadınlar neden usta olamıyor? Yok, eğer cinsiyet ayrımı yapmak şartsa, ki olabilir, bununla bir sıkıntım yok, erkekler neden "bey" yahut "efendi" değil? Çünkü bildiğim kadarıyla "usta" kelimesi herhangi herhangi bir cinsiyete özgü değil.
Elif'in ihaneti... evet, herkes için üzücü bir olay ama neden bu kadar şaşırdılar, anlamadım doğrusu. İlk kitap Elif Alamut'un elinde zorla tutuluyormuş gibi bitmişti, eyvallah ama bu kitabın çeşitli yerlerinde Elif'in işe dahil olduğu o kadar belliydi ki... Yani, Alamut Yedilerle ilgili gizli bilgileri biliyor, emanetleri eliyle koymuş gibi buluyor ama kimsenin aklına Elif'in dahli gelmiyor, öyle mi?
İnanmam.
Elif'in pişmanlığı hoş bir ayrıntıydı, sanırım yazar onu kötü karakter yapmaya kıyamamış... Elif ocak tarafından öldürülmedi, sadece ocaktan atıldı ama Niran onu yanında tutmaya karar verip onu bir nevi hizmetkârı yaptı. Bu işin sonunun nereye varacağını da son kitapta göreceğiz, sanırım.
Son olarak Sarp'ın eski nişanlısı Bahar'dan bahsetmek istiyorum. Kitabın en yamuk yapılan karakteri istisnasız Bahar bence. İlk kitapta da Sarp ve Doğan'a yardım etmişti ama bu kitabın olaylarına olan katkısı efsaneydi. Yani, Bengi'nin emanetini Bahar olmadan bulamazlardı mesela. Ne var ki Bahar'dan ne zaman bahsedilse, koskoca kadın, (ve yardımcı doçent) şımarık ve kaprisli bir kız çocuğu gibi yazılmış. Bahar'a aşık olduğunu iddia eden Sarp da onu küçük görenlerin, hafife alanların başını çekiyor adeta ve ben, bu duruma hem kendi adıma hem de Bahar adına duble sinir oldum desem yeri var.