12-17 yaş aralığında çocuğu olan anne babalar! Bu kitap sizin için. İlle de marka giyinmek mi istiyor? Akran zorbalığına maruz kalıyor veya başkalarına zorbalık mı yapıyor? Hiç arkadaşı yok mu? Hep bir şeyler istiyor ve hemen olsun mu istiyor? Size korkunç şeyler mi söylüyor? Verdiği sözlerde durmuyor mu? Sigara, alkol ya da uyuşturucu mu kullanıyor? Düşüncesizce tehlikeye mi atılıyor? Piercing veya dövme yaptırmak mı istiyor? Çocuğunuzun bu tür can sıkıcı davranışları aslında hiç tahmin etmediğiniz nedenlerden kaynaklanıyor olabilir. Bu kitap var gücünüzle ittiğiniz halde açamadığınız kapıları belki de sadece çekerek kolayca açabileceğinizi gösteriyor. Denemediğim Yol Kalmadı kitabında 1-5 yaş, Sabrımı Zorluyorsun kitabında 6-11 yaş arasında çocuğu olan anne babalara hitap eden Isabelle Filliozat, bu kez 12-17 yaş aralığındaki ergenlerde en sık karşılaşılan sorunları ele alıyor ve üç kitaplık seriyi tamamlıyor. Deneyimli bir psikolog ve iki çocuk annesi olan yazar, zengin mesleki ve kişisel deneyimlerini paylaşıyor. Sorunların nedenlerini ve bunlara nasıl yaklaşılabileceğini sevimli çizimler eşliğinde anlatıyor. Herkesin anlayabileceği yalın bir dil kullanması ve bol örnek vermesi kitabı daha da ilgi çekici kılıyor. Filliozat’ın kitapları çocuklarla ilişkinizi değiştirecek, daha donanımlı ebeveynler haline geleceksiniz.
Isabelle Filliozat is a French psychotherapist and mother of two children. She has accompanied both adults and children on their way to greater freedom and happiness over the last 30 years. Author of 15 books published in France, the french edition of Heart to Heart, « Au cœur des emotions de l’enfant » has been a best-seller since its publication in 1999 and is still top of the charts on Amazon.fr. Her books have been translated into 16 languages.
-Birlikte vakit geçirmenin önemi. -Gerginlik döneminde sakin ve derin nefes almanın önemi. -Söyleyeceklerini şarkı olarak söyle..! -Ergenlik bir yapılanma sürecidir, hassas bir dönemdir, problemli hastalık bir süreç yada kişisel bir durumdur, bir süreçtir. -Ergen çocuk çok ciddi şekilde akranları ile iletişim kurma ihtiyacı içindedir.- -Okulda en popülerler en kural tanımalardan çıkacaktır. -Her üç ergenden biri okulda ve çevrede dışlanır. Ona sevgimizi göstermemiz gerekir. -Ergen için kısa bir temas bile bazen onun kendini iyi hissetmesini sağlayacaktır. -Kötü beslenme şekli ve hareketsizlik erken ergenliğe sebep verebilir. -Israrla istenen şeyin altında yatan başka bir gerçek problemdir. Bu stres neden olabilir? Şefkat eksikliği, özgürlük, yürek sızısı yada çatışma olabilir. Ona hızlıca istediğini vermek yerine bunun altına yatan probleme yönelmemiz gerekir. -Hareket, hareket, hareket. -Ergen beyni ödülle çalışır. -Beslenmeye dikkat. Reklendirici, pestisid, fosfat, glifostat ve işlenmiş şekere dikkat. -Ebeveynin kontrolü ve otoriterliği ergen çocuk tarafından tehdit olarak algılanır ve 3 stresi tetikleyebilir. Saldırma, kaçma ya da dona kalma. -Odasını dağınık bırakması normaldir, belki ondan birkaç günde bir kendi bulaşıklarını götürmesi istenebilir. -Gülümseme, şefkatla yaklaşmak ve işbirliğinde bulunmak uzun uzun söylevlerden ve komutlardan daha işe yarayacaktır. -Zor bir durumla karşılaşıldığında, ona onun beynini hareketlendirecek, muhakeme yaptıracak şeyler sorabiliriz. Bu onun düşünmeye sevk edecektir. -Mutlaka seçme şansı ve alternatifler sunulmalıdır. -Senin teklif ettiğin bireye karşı ergen çocuk cevap olarak sen bilirsin diyorsa bu büyük ihtimal istediğini, evet dediğini göstermektedir. -Muhakeme için soru sor. -Ergenler basit şeyler içinde karar vermek için zorlanırlar. -Onu harekete geçirmek için, ucunda ödül olan motive olan şeyler kullanılabilir. -Çok mu yemek yiyor? Stresini sevginizi göstererek düşürmeye çalışın. -Bağırsak florasını dengelemeyi ihmal etme..! -Bazen açık sorularla tartışma yapın, mesela, dünyada bir şeyleri değiştirmek istersen neleri değiştirmek isterdin? -Sevdiği, yapmayı istediği bir şey varsa, sinema, müzik, spor, sanat, hobi vsi mutlaka destekleyin. -Nutuk, yargı, empoze etme yerine soru sor! Beynini muhakeme yapmaya yönlendir. -Ergeni havalanan bir uçak sende uçak gemisi olarak görmelisin. Ona destek gerektiğinde inebileceği bir limansın, lazım olduğunda kaliteli yakıt olarak sevgi ve güven vermelisin, yoksa o kötü yakıt ile dolduracaktır deposunu. -Gerçek gücünüz sertlik değil çocukla kurduğunuz bağdır. -Birlikte vakit geçirelim ama müdahaleci olmadan. -Bize bir konu hakkında soru sorduğunda ona otomatik olarak fikirler, açıklamalar, öğütler, çözümler vermeden dinlemek daha doğru olacaktır. Daha doğru bağlar kurulacaktır. “Ergen: Seninle konuşmayı seviyorum, özelliklede sorunlarımı çözemeye çalışmadığın dönemlerde.” -Konuşmak için zamanlada önemlidir, onun meşgul olduğu yada konuşmak için uygun olmadığı zamanları seçmemek lazımdır. Uygun zaman her hangi bir anda olabilir, mutfakta dolabı karıştırken bile, o zaman hemen direk konuya girip konuşabiliriz, tatlı randevular da olabilir.
Kapısını kilitliyor Telefonuyla yapışık yaşıyor Artık beni dinlemiyor Küstahlığı karşısında duygularıma hakim olamıyorum Hep bir şeyler istiyor, hemen olsun istiyor Dürtülerini pek kontrol edemiyor Başka bir öğrenciyle alay ediyor Bana korkunç şeyler söylüyor Sakin durmayı başaramıyor Çalışmaya konsantre olamıyor Yalan söylüyor Kolayca sıkılıyor, sürekli kımıldanıyor ve saçlarını didikliyor Kriz geçiriyor Odası savaş alanı gibi Duş almayı reddediyor Söz veriyor ama tutmuyor Dinlemiyor Sürekli gözlerini deviriyor Ev işlerine katkıda bulunmuyor Sakar Her şeye itiraz ediyor ve son sözü kendisi söylemek istiyor Bana kötü şeyler söylüyor Saygısız Derslerde kafası karışıyor Her şeyi unutuyor Önce yanında olmamı istiyor sonra reddediyor Sabahları onu yatağından kaldırmak imkansız Fazlasıyla umursamaz, okulda hiçbir şeyi kafasına takmıyor Ödevlerini yapması için tepesinde dikilmek gerekiyor Durmadan selfi çekip sosyal ağlarda yayınlıyor Beni eleştiriyor Benden utanıyor ve arkadaşlarının yanında bana saldırganca davranıyor Düşüncesizce tehlikeye atılıyor…
…ve daha nice zorlandığımız başlık, Isabelle Filliozat’ın yazdığı “Artık Hiç Anlaşamıyoruz!” kitabında. Evet yanlış okumadınız, bu başlıkların hepsi kitaptan. “Kapıların çarpıldığı 12-17 yaş arası dönemi keyifli, doyumlu ve sorunsuz geçirme rehberi” yazıyor kapağında. Zaten o yüzden hemen aldım okudum, çünkü bizimki de kurulmuş saat gibi, yaşı 12’yi vurduğunda bir anda odasında vakit geçirmeye, “yüzünü göremiyoruz, seni özlüyoruz” dedikçe kapıları çarpmaya başlamıştı. Eskiden asla kendi başına kalmak istemeyen, 5 dakika tuvalete girdiğimizde dünyanın öbür ucuna gitmişiz muamelesi yapan kızımız ergenlikle birlikte bambaşka birine dönüşmüştü. Artık onu tanıyamaz olmuştuk; kitabın başlığındaki gibi “artık hiç anlaşamıyorduk!” O büyüme sancıları çekerken, biz de 12 yıldır çiçek gibi büyüttüğümüz, koklamaya kıyamadığımız kızımızı kaybetme sancıları çekiyorduk. Sonuçta büyümüş, olgunlaşmış bir kızımız olacaktı ama arada geçecek olan süre… ah keşke bu kadar zorlu olmasaydı…
Aslında süreci önceden görüp konuyla ilgili kitaplar okumaya başlamıştım. Bir dönüşüm geçireceğini, hep bizim ağacımızda bir tırtıl olarak kalmayacağını, bir gün kelebek olup uçacağını biliyordum amma velakin insanın başına gelmeden ne olduğunu anlamakı pek mümkün değilmiş. Hoş, yaşansa da anlaşılmayabiliyor. Tıpkı koza gibi; içeride neler olduğunu gözlemleyemediğiniz için hep bir şüphe, hep bir endişe…
Belki birisi bana en başında deseydi “Sakin ol, sabırlı ol, çocuğunun içindeki öz bir yere gitmedi; bu bir geçiş süreci, hep böyle kalmayacak; değişecek, dönüşecek, olgunlaşacak; aranızdaki ilişki eski haline dönmeyecek ama dönüşeceği ilişkiniz de çok güzel olacak” diye, o zaman bu kadar çok strese girmezdim. Gerçi deseydi de anlamazdım, çünkü insan o anların içerisinde yaşarken sanki hiç bitmeyecek, sonsuza dek o şekilde sürecekmiş gibi geliyor. Düşünsenize çocuğunuz sonsuza kadar ergen kalıyor. “Aman yarabbi, düşüncesi bile korkunç!” diyordum ki ya Didem bu kitabı karşıma çıkardı.
Kitabı okuyunca, anksiyeteye sebep olan asıl olayın ergenimizin davranışları olmadığını öğrendim. Anksiyeteye sebep olan, bizim; bunları ergenlik döneminde her çocuğun yaşadığı doğal şeyler olarak değil bir ‘bozulma’ olarak görmemiz ve onu ‘tamir etmek’, eski haline çevirmek için çeşitli yollar denememiz, hiçbir şeyin fayda etmediğini gördüğümüzde de daha çok strese girmemiz.
Neyse ki bu kitap ve bir de Diren Ergen Annesi facebook grubu sayesinde çocuğumun içine kaçan bir şey olmadığını, girişteki başlıkların ergenlik döneminde her çocuğun yaşadığı doğal şeyler olduğunu ve suratımıza çarpılan kapıları açmanın çok güzel yolları olduğunu öğrendim. Bir çilingir ustası gibi imdadıma yetişen bu kitabı ve grubu tüm ergen ebeveynlerine tavsiye ediyorum.
Notlar: 1. Yazarın, 1-5 yaş arası için yazdığı “Denemediğim Yol Kalmadı”, 6-11 yaş için yazdığı “Sabrımı Zorluyorsun” kitapları da var. Onları da ilgili ebeveynlere tavsiye ederim. Isabelle Filliozat konuyu tüm boyutlarıyla ele alan çok çok iyi bir psikoterapist, yazar, öğretim görevlisi ve eğitmen.
2. Yazarın 18 yaş sonrası için “Ve Özgürlük…” diye bir kitap yazmasını bekliyorum. O zamana kadar bu şarkıyla bekliyorum:
Ey Özgürlük* Mutfakta tezgahıma Ocağıma fırınıma Yazarım adını
Yemek takımlarıma Kabıma kacağıma Yazarım adını
Yaldızlı paspaslara Elektrik süpürgeme Çamaşır makineme
Yıkanmış çamaşıra Bembeyaz havlulara Yazarım adını
Kitabın tümünden çıkardıklarım. Ortak keyif alabileceğimiz etkinliklerle ( yemek, pasta yapmak, alışverişe çıkmak, yürümek vesaire) rutinlerle ( cuma akşamları en sevdiğimiz yemeği yemek, Pazar günleri kutu oyunu oynamak gibi) aramızdaki bağı güçlü tutmak, derdini anlattığında hemen çözüm üretmemek, olumlu ya da olumsuz hemen tepki vermemek, dinlemek, sosyalleştirmek, enerjisini atabileceği spor sanat vesaire olması, fiziksel teması bırakmamak falan filan. Klasik ebeveyn kitaplarından farklı bir akışı var.
Aslında ebeveynlere yönelik birçok kitapta yazan, çocukları belli bir yaşa gelmiş çoğu ebeveynin de genelde bildiği klasik noktaları vurgulamış. Hatırlatma olması, aynı zamanda aralarda ufak ipuçları vermesi açısından yine de faydalı, çizimleri ile de okuması kolay ve eğlenceli bir kitap.
Bir solukta okudum. Cok yalin anlatimli bir kitap. Klasik ebeveyn kitaplarina kiyasla daha hap bilgiler veriyor ve farkindalik arttiriyor. El altinda bulunabilecek bir kaynak. Kitaptan bir suru alip ergenlik caginda cocugu olan arkadaslarima hediye ettim.