Jump to ratings and reviews
Rate this book

Artık Hiç Anlaşamıyoruz!

Rate this book
12-17 yaş aralığında çocuğu olan anne babalar! Bu kitap sizin için.
İlle de marka giyinmek mi istiyor?
Akran zorbalığına maruz kalıyor veya başkalarına zorbalık mı yapıyor?
Hiç arkadaşı yok mu?
Hep bir şeyler istiyor ve hemen olsun mu istiyor?
Size korkunç şeyler mi söylüyor?
Verdiği sözlerde durmuyor mu?
Sigara, alkol ya da uyuşturucu mu kullanıyor?
Düşüncesizce tehlikeye mi atılıyor?
Piercing veya dövme yaptırmak mı istiyor?
Çocuğunuzun bu tür can sıkıcı davranışları aslında hiç tahmin etmediğiniz nedenlerden kaynaklanıyor olabilir. Bu kitap var gücünüzle ittiğiniz halde açamadığınız kapıları belki de sadece çekerek kolayca açabileceğinizi gösteriyor.
Denemediğim Yol Kalmadı kitabında 1-5 yaş, Sabrımı Zorluyorsun kitabında 6-11 yaş arasında çocuğu olan anne babalara hitap eden Isabelle Filliozat, bu kez 12-17 yaş aralığındaki ergenlerde en sık karşılaşılan sorunları ele alıyor ve üç kitaplık seriyi tamamlıyor.
Deneyimli bir psikolog ve iki çocuk annesi olan yazar, zengin mesleki ve kişisel deneyimlerini paylaşıyor. Sorunların nedenlerini ve bunlara nasıl yaklaşılabileceğini sevimli çizimler eşliğinde anlatıyor. Herkesin anlayabileceği yalın bir dil kullanması ve bol örnek vermesi kitabı daha da ilgi çekici kılıyor.
Filliozat’ın kitapları çocuklarla ilişkinizi değiştirecek, daha donanımlı ebeveynler haline geleceksiniz.

248 pages, Paperback

Published January 1, 2018

5 people are currently reading
47 people want to read

About the author

Isabelle Filliozat

147 books79 followers
Isabelle Filliozat is a French psychotherapist and mother of two children. She has accompanied both adults and children on their way to greater freedom and happiness over the last 30 years. Author of 15 books published in France, the french edition of Heart to Heart, « Au cœur des emotions de l’enfant » has been a best-seller since its publication in 1999 and is still top of the charts on Amazon.fr. Her books have been translated into 16 languages.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
18 (54%)
4 stars
10 (30%)
3 stars
4 (12%)
2 stars
1 (3%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 5 of 5 reviews
Profile Image for Onur.
349 reviews20 followers
February 16, 2025
-Birlikte vakit geçirmenin önemi.
-Gerginlik döneminde sakin ve derin nefes almanın önemi.
-Söyleyeceklerini şarkı olarak söyle..!
-Ergenlik bir yapılanma sürecidir, hassas bir dönemdir, problemli hastalık bir süreç yada kişisel bir durumdur, bir süreçtir.
-Ergen çocuk çok ciddi şekilde akranları ile iletişim kurma ihtiyacı içindedir.-
-Okulda en popülerler en kural tanımalardan çıkacaktır.
-Her üç ergenden biri okulda ve çevrede dışlanır. Ona sevgimizi göstermemiz gerekir.
-Ergen için kısa bir temas bile bazen onun kendini iyi hissetmesini sağlayacaktır.
-Kötü beslenme şekli ve hareketsizlik erken ergenliğe sebep verebilir.
-Israrla istenen şeyin altında yatan başka bir gerçek problemdir. Bu stres neden olabilir? Şefkat eksikliği, özgürlük, yürek sızısı yada çatışma olabilir. Ona hızlıca istediğini vermek yerine bunun altına yatan probleme yönelmemiz gerekir.
-Hareket, hareket, hareket.
-Ergen beyni ödülle çalışır.
-Beslenmeye dikkat. Reklendirici, pestisid, fosfat, glifostat ve işlenmiş şekere dikkat.
-Ebeveynin kontrolü ve otoriterliği ergen çocuk tarafından tehdit olarak algılanır ve 3 stresi tetikleyebilir. Saldırma, kaçma ya da dona kalma.
-Odasını dağınık bırakması normaldir, belki ondan birkaç günde bir kendi bulaşıklarını götürmesi istenebilir.
-Gülümseme, şefkatla yaklaşmak ve işbirliğinde bulunmak uzun uzun söylevlerden ve komutlardan daha işe yarayacaktır.
-Zor bir durumla karşılaşıldığında, ona onun beynini hareketlendirecek, muhakeme yaptıracak şeyler sorabiliriz. Bu onun düşünmeye sevk edecektir.
-Mutlaka seçme şansı ve alternatifler sunulmalıdır.
-Senin teklif ettiğin bireye karşı ergen çocuk cevap olarak sen bilirsin diyorsa bu büyük ihtimal istediğini, evet dediğini göstermektedir.
-Muhakeme için soru sor.
-Ergenler basit şeyler içinde karar vermek için zorlanırlar.
-Onu harekete geçirmek için, ucunda ödül olan motive olan şeyler kullanılabilir.
-Çok mu yemek yiyor? Stresini sevginizi göstererek düşürmeye çalışın.
-Bağırsak florasını dengelemeyi ihmal etme..!
-Bazen açık sorularla tartışma yapın, mesela, dünyada bir şeyleri değiştirmek istersen neleri değiştirmek isterdin?
-Sevdiği, yapmayı istediği bir şey varsa, sinema, müzik, spor, sanat, hobi vsi mutlaka destekleyin.
-Nutuk, yargı, empoze etme yerine soru sor! Beynini muhakeme yapmaya yönlendir.
-Ergeni havalanan bir uçak sende uçak gemisi olarak görmelisin. Ona destek gerektiğinde inebileceği bir limansın, lazım olduğunda kaliteli yakıt olarak sevgi ve güven vermelisin, yoksa o kötü yakıt ile dolduracaktır deposunu.
-Gerçek gücünüz sertlik değil çocukla kurduğunuz bağdır.
-Birlikte vakit geçirelim ama müdahaleci olmadan.
-Bize bir konu hakkında soru sorduğunda ona otomatik olarak fikirler, açıklamalar, öğütler, çözümler vermeden dinlemek daha doğru olacaktır. Daha doğru bağlar kurulacaktır.
“Ergen: Seninle konuşmayı seviyorum, özelliklede sorunlarımı çözemeye çalışmadığın dönemlerde.”
-Konuşmak için zamanlada önemlidir, onun meşgul olduğu yada konuşmak için uygun olmadığı zamanları seçmemek lazımdır. Uygun zaman her hangi bir anda olabilir, mutfakta dolabı karıştırken bile, o zaman hemen direk konuya girip konuşabiliriz, tatlı randevular da olabilir.
Profile Image for Evren Bay.
64 reviews11 followers
September 14, 2021
Kapısını kilitliyor
Telefonuyla yapışık yaşıyor
Artık beni dinlemiyor
Küstahlığı karşısında duygularıma hakim olamıyorum
Hep bir şeyler istiyor, hemen olsun istiyor
Dürtülerini pek kontrol edemiyor
Başka bir öğrenciyle alay ediyor
Bana korkunç şeyler söylüyor
Sakin durmayı başaramıyor
Çalışmaya konsantre olamıyor
Yalan söylüyor
Kolayca sıkılıyor, sürekli kımıldanıyor ve saçlarını didikliyor
Kriz geçiriyor
Odası savaş alanı gibi
Duş almayı reddediyor
Söz veriyor ama tutmuyor
Dinlemiyor
Sürekli gözlerini deviriyor
Ev işlerine katkıda bulunmuyor
Sakar
Her şeye itiraz ediyor ve son sözü kendisi söylemek istiyor
Bana kötü şeyler söylüyor
Saygısız
Derslerde kafası karışıyor
Her şeyi unutuyor
Önce yanında olmamı istiyor sonra reddediyor
Sabahları onu yatağından kaldırmak imkansız
Fazlasıyla umursamaz, okulda hiçbir şeyi kafasına takmıyor
Ödevlerini yapması için tepesinde dikilmek gerekiyor
Durmadan selfi çekip sosyal ağlarda yayınlıyor
Beni eleştiriyor
Benden utanıyor ve arkadaşlarının yanında bana saldırganca davranıyor
Düşüncesizce tehlikeye atılıyor…

…ve daha nice zorlandığımız başlık, Isabelle Filliozat’ın yazdığı “Artık Hiç Anlaşamıyoruz!” kitabında. Evet yanlış okumadınız, bu başlıkların hepsi kitaptan. “Kapıların çarpıldığı 12-17 yaş arası dönemi keyifli, doyumlu ve sorunsuz geçirme rehberi” yazıyor kapağında. Zaten o yüzden hemen aldım okudum, çünkü bizimki de kurulmuş saat gibi, yaşı 12’yi vurduğunda bir anda odasında vakit geçirmeye, “yüzünü göremiyoruz, seni özlüyoruz” dedikçe kapıları çarpmaya başlamıştı. Eskiden asla kendi başına kalmak istemeyen, 5 dakika tuvalete girdiğimizde dünyanın öbür ucuna gitmişiz muamelesi yapan kızımız ergenlikle birlikte bambaşka birine dönüşmüştü. Artık onu tanıyamaz olmuştuk; kitabın başlığındaki gibi “artık hiç anlaşamıyorduk!” O büyüme sancıları çekerken, biz de 12 yıldır çiçek gibi büyüttüğümüz, koklamaya kıyamadığımız kızımızı kaybetme sancıları çekiyorduk. Sonuçta büyümüş, olgunlaşmış bir kızımız olacaktı ama arada geçecek olan süre… ah keşke bu kadar zorlu olmasaydı…

Aslında süreci önceden görüp konuyla ilgili kitaplar okumaya başlamıştım. Bir dönüşüm geçireceğini, hep bizim ağacımızda bir tırtıl olarak kalmayacağını, bir gün kelebek olup uçacağını biliyordum amma velakin insanın başına gelmeden ne olduğunu anlamakı pek mümkün değilmiş. Hoş, yaşansa da anlaşılmayabiliyor. Tıpkı koza gibi; içeride neler olduğunu gözlemleyemediğiniz için hep bir şüphe, hep bir endişe…

Belki birisi bana en başında deseydi “Sakin ol, sabırlı ol, çocuğunun içindeki öz bir yere gitmedi; bu bir geçiş süreci, hep böyle kalmayacak; değişecek, dönüşecek, olgunlaşacak; aranızdaki ilişki eski haline dönmeyecek ama dönüşeceği ilişkiniz de çok güzel olacak” diye, o zaman bu kadar çok strese girmezdim. Gerçi deseydi de anlamazdım, çünkü insan o anların içerisinde yaşarken sanki hiç bitmeyecek, sonsuza dek o şekilde sürecekmiş gibi geliyor. Düşünsenize çocuğunuz sonsuza kadar ergen kalıyor. “Aman yarabbi, düşüncesi bile korkunç!” diyordum ki ya Didem bu kitabı karşıma çıkardı.

Kitabı okuyunca, anksiyeteye sebep olan asıl olayın ergenimizin davranışları olmadığını öğrendim. Anksiyeteye sebep olan, bizim; bunları ergenlik döneminde her çocuğun yaşadığı doğal şeyler olarak değil bir ‘bozulma’ olarak görmemiz ve onu ‘tamir etmek’, eski haline çevirmek için çeşitli yollar denememiz, hiçbir şeyin fayda etmediğini gördüğümüzde de daha çok strese girmemiz.

Neyse ki bu kitap ve bir de Diren Ergen Annesi facebook grubu sayesinde çocuğumun içine kaçan bir şey olmadığını, girişteki başlıkların ergenlik döneminde her çocuğun yaşadığı doğal şeyler olduğunu ve suratımıza çarpılan kapıları açmanın çok güzel yolları olduğunu öğrendim. Bir çilingir ustası gibi imdadıma yetişen bu kitabı ve grubu tüm ergen ebeveynlerine tavsiye ediyorum.


Notlar:
1. Yazarın, 1-5 yaş arası için yazdığı “Denemediğim Yol Kalmadı”, 6-11 yaş için yazdığı “Sabrımı Zorluyorsun” kitapları da var. Onları da ilgili ebeveynlere tavsiye ederim. Isabelle Filliozat konuyu tüm boyutlarıyla ele alan çok çok iyi bir psikoterapist, yazar, öğretim görevlisi ve eğitmen.

2. Yazarın 18 yaş sonrası için “Ve Özgürlük…” diye bir kitap yazmasını bekliyorum. O zamana kadar bu şarkıyla bekliyorum:

Ey Özgürlük*
Mutfakta tezgahıma
Ocağıma fırınıma
Yazarım adını

Yemek takımlarıma
Kabıma kacağıma
Yazarım adını

Yaldızlı paspaslara
Elektrik süpürgeme
Çamaşır makineme

Yıkanmış çamaşıra
Bembeyaz havlulara
Yazarım adını

Camlara kapılara
Pencerenin pervazına
Balkondaki masama
Yazarım

Kurulmuş turşulara
Serilmiş tarhanaya
Hınca hınç dolaplara adını
Ey özgürlük

Kızların oyununa
Uyanık yanaklara
Yazarım adını

Yıkılmış hayalime
Sönmüş ümitlerime
Ergenimin kapısına

Geri gelen çocuğa
Geçen her tehlikeye
Yazarım ben adını
Yazarım

Bir sözün coşkusuyla
Dönüyorum hayata
Senin için doğmuşum haykırmaya
Ey özgürlük
Ey özgürlük
….

* Şarkının Orijinali Zülfü Livaneli’ye aittir.
Profile Image for Serpil  Ka.
43 reviews1 follower
August 16, 2021
Kitabın tümünden çıkardıklarım. Ortak keyif alabileceğimiz etkinliklerle ( yemek, pasta yapmak, alışverişe çıkmak, yürümek vesaire) rutinlerle ( cuma akşamları en sevdiğimiz yemeği yemek, Pazar günleri kutu oyunu oynamak gibi) aramızdaki bağı güçlü tutmak, derdini anlattığında hemen çözüm üretmemek, olumlu ya da olumsuz hemen tepki vermemek, dinlemek, sosyalleştirmek, enerjisini atabileceği spor sanat vesaire olması, fiziksel teması bırakmamak falan filan. Klasik ebeveyn kitaplarından farklı bir akışı var.
Profile Image for N. Asli Ercin.
24 reviews
April 17, 2022
Aslında ebeveynlere yönelik birçok kitapta yazan, çocukları belli bir yaşa gelmiş çoğu ebeveynin de genelde bildiği klasik noktaları vurgulamış. Hatırlatma olması, aynı zamanda aralarda ufak ipuçları vermesi açısından yine de faydalı, çizimleri ile de okuması kolay ve eğlenceli bir kitap.
Profile Image for Beril Aksoy Gonullu.
2 reviews
July 18, 2022
Bir solukta okudum. Cok yalin anlatimli bir kitap. Klasik ebeveyn kitaplarina kiyasla daha hap bilgiler veriyor ve farkindalik arttiriyor. El altinda bulunabilecek bir kaynak. Kitaptan bir suru alip ergenlik caginda cocugu olan arkadaslarima hediye ettim.
Displaying 1 - 5 of 5 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.