Jump to ratings and reviews
Rate this book

Yanlış Cumhuriyet

Rate this book
Sevan Nişanyan yıllardan beri bize aktarılagelen bilgileri tartışmaya açıyor, bunu da samimiyetle, inanarak ve belgeleriyle gerçekleştiriyor Yanlış Cumhuriyet’te.

Cumhuriyetin “kurucu zihniyetinin” demokrasi ve hukuk anlayışının, dönemin reformlarının, 6 Ok’un, Milli Mücadele’nin perde arkası ilişkilerinin, kısacası 1919-1938 “Kemalist” dönemin, “sistem”le oldukça zıt bir okumasını yapıyor; kışkırtıyor, şaşırtıyor, zihin açıyor. Demokratik bir ülkede elzem olan “dokunulmaz”/”kült” kişi, kurum ve uygulamaları tartışıyor. Hiç de tartışılmaz, dokunulmaz olmadıklarını, hataları, kusurlarıyla da bilinmeleri gerektiğinin altını çiziyor.

O günden bugüne Türkiye’de kritik önemdeki bazı konuların neden bir türlü değiş(tiril)emediğini de şöyle özetliyor:

“Türk devrimi adı verilen süreç, gerçekte Türk milletinin modernleşmeyi başaramayışının hazin hikayesidir.”

592 pages, Paperback

First published October 1, 2010

37 people are currently reading
377 people want to read

About the author

Sevan Nişanyan

43 books137 followers
İstanbul’da doğdu. Robert Kolej’den sonra üniversite eğitimi için gittiği ABD’de felsefe ve siyaset bilimi okudu. Commodore-64 bilgisayarlarını Türkiye’ye getiren Teleteknik firmasını kurdu ve yönetti. Türkiye’nin ilk popüler bilgisayar dergisi olan Commodore’u kurdu. 1986’da orduyu isyana teşvik suçundan hapis yattı. İzmir’in tarihi Şirince köyüne yerleşti; bu köyün onarımına ve tanıtımına emek harcadı. Restore edilmiş köy evlerinden oluşan Nişanyan Evleri adlı oteli kurdu ve büyüttü. Türk turizmine değişik bir bakış açısı getiren Küçük Oteller Kitabı’nı on yıl süreyle yayımladı. Çağdaş Türkçenin bilimsel esaslara dayanan ilk etimoloji sözlüğü olan Sözlerin Soyağacı’nı yazdı. 2004’te İnsan Hakları Derneği’nin Ayşegül Zarakolu Özgür Düşünce Ödülü’nü aldı. Küçük Oteller Sitesi ile 2006’da web tasarımı dalında Altın Örümcek Ödülü’nü kazandı. Şirince’de Ali Nesin ile birlikte Nesin Matematik Köyü’nü inşa etti. Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi tarihine ilişkin sistemli bir eleştiri denemesi olan Yanlış Cumhuriyet’i 2008’de yayımladı. Türkiye’de adı değiştirilen yerlere ilişkin envanter çalışması olan Adını Unutan Ülke 2010’da, Nişanyan’ın Aslanlı Yol adlı otobiyografisi 2012’de yayımlandı. Halen Şirince köyünde oturmakta ve otel yöneticiliğiyle iştigal etmektedir. Beş çocuk babasıdır.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
151 (37%)
4 stars
158 (38%)
3 stars
69 (16%)
2 stars
20 (4%)
1 star
8 (1%)
Displaying 1 - 30 of 35 reviews
Profile Image for Ali Gül.
80 reviews32 followers
September 1, 2015
Kitabı okuduktan sonra Mustafa Kemal Atatürk sevgim 20 ile 25 kat arttı. Teşekkürler Nişanyan, allah kurtarsın.
Profile Image for ehk2.
369 reviews
May 28, 2016
Kiskirtici; bu yonuyle yararli ama pek de orijinalligi olmadigini dusundugum bir okuma.

Ilk olarak soru 17'den okunmaya baslanirsa, Nisanyan'in hic olmazsa teorik siyaset anlayisinin ne oldugunu gorerek, daha rahat degerlendirme yapilabilecektir:

Toplumdaki guc odaklari arasinda var olan rekabet ve bunun hukuken (hukuk devleti) dengelenmesi + buna tarihsel olarak demokrasinin giderek daha fazla kesimle eklemlenmesi + mutlak iktidarin sinirlandirilmasi, bireysel ozgurluklarin korunup genisletilmesi [liberal cogulcu bir anlayis]

Cogu liberale de ozgu olan, sivil toplumun (musluman veya gayrimuslim olsun) akli selimine asiri guvenen, kendi halindeligini, siyasaldan ayri erdemlerini ve yonelimlerini yucelten, onun bir sekilde, sark kurnazligi halinde bile olsa yukaridan baskiyi def etmeyi bilecegini filan soyleyen, belli bir Jakoben aydin tipi ve siyasetine alerjisi olan bir yazar. Bir de Anadolu insaninin gecmisteki haleti ruhiyesi uzerine fazla spekulatif seyler soyluyor; bunlari cok okumasina mi, yoksa bildigimiz gibi cok gezip cok insan tanimasina mi borclu acaba?

Evrensel gecerli sematik anlayis ile tarihi bir surec olarak kavrayan, konjenktur ve baglamlari goz onunde tutan bir anlayis arasinda gerilim var. Kimi zaman dengeleyici rol oynayabilen sivil guc ve kurumlar (ornegin aristokrasi, tarikatlar vs.) kimi zaman bizzat baskinin adresi olabiliyor, dogal olarak. Bunlari pesinen yaftalayamiyoruz. Tam bir muamma, tarih... Ilerleme denecek degisimleri kabul ediyor etmesine de, bunu yalnizca Ingiliz tarihsel gelisiminde gecilen yolla tasvip ediyor -Fransa, Rusya, Almanya vb. patikalar ise hepten tu kaka.

Bence, ozellikle saltanat ve hilafetinin kaldirilMAMAsi senaryosu (soru 11 ve sonrasi) ve bunun getirebilecegi kimi -OLASI- avantajlar hakkinda soyledikleri bence safsata, bos laf. Karsisina almayi sectigi en dogmatik Kemalist argumanlari (ortacag taassubu, istibdat vs.) safdisi birakmak kolay olabilir; ama hala okuyucuyu bu kurumlarin oynayabilecegi rol hakkinda ikna etmek zor! Ingiliz ornegini vermek yetmiyor.

*

Yanlislara isaret ederken, hizini alamayip, yapilan cogu seyi kotulemek, degersizlestirmek, yok saymak gibi cikarimlara da yol aciyor. Yapilanlar sadece eskiyi "tahrip" etmek, yerine kimi durumda daha beterini koymak, en iyi ihtimalle "ilerici" bile olamamak!

Harf devrimi, isteyenlerin eski yaziyi da ogrenebilecegi olanaklar saglandiginda, olumlu olmustur. Dilde sadelestirme hakkindaki dediklerinde hakli olsa da, bu fakirlesmenin (ki eski ortalama Osmanli tebaasi ne kadar bu zenginlige katiliyordu dilde?) ne kadarinin "devlet" ve "aydinlar" eliyle yukaridan yapildigi, ne kadarinin baska dogal sebeplerinin oldugu acik degil. Dil-Tarih Tezleri sacmaliklari hakkinda da cok sey yazildi zaten.

Reformlarin saiklerinin farkli olmasi ya da amaclanan etkiye ulasamamalari, onlarin bastan gereksiz sayilmasini dogurmaz. Ancak Nisanyan, batililasma, laiklik gibi reformlardaki tutarsizliklari, eksiklikleri ve yuzeysellikleri gostermekte hakli sayilmali. Milliyetcilik ve vatandaslik politikalarinda da kesinlikle hakli (Soru 43 -Turkler Orta Asya'dan mi geldi- ozellikle okunmali).

*

Sonucta, yanlislara isaret ederken, dogrulari da gostermiyor. Atilan "ilerici" adimlar tarihsel perspektife yerlestirilerek onemsizlestiriliyor (ornegin, kadin haklari); obur taraftan, cesitli baskici tedbirler de evrensel, zaman-tanimaz liberal kaidelerce mahkum edilip vurgulaniyor. Osmanli-Cumhuriyet arasi kurulmus karsitliklari, bu kez tersinden yeniden kuruyor. Oysa asil ikisi arasindaki devamliligin altini cizmek gerek.

*

Zehir gibi bir zeka ve teori ama aptalca bir reel-politik ongoru ve tavir alis. Kusurlari da olsa, akraba oldugun cumhuriyetci modernlesmeciligin yerine ondan hic de farki olmayan ummetci muhafazakarlik geleneginin erdemlerini ovmek ve siyasetinden medet ummak! Sanki onlar bizi Anglo-sakson yapacakti!


Profile Image for Asım Kaya.
41 reviews4 followers
September 27, 2021
Okumakta çok geç kaldığım bir kitap.

Nişanyan'ın blog yazıları ve konuşmalarına oranla çok daha analitik, verilere ve kaynaklara dayalı soğukkanlı bir üslup kullandığı çok başarılı bir çalışma. Ben 2020 versiyonunu okudum, içinde bazı bölümlere 2020'de eklediği notlar ve kitabın ilk baskısından bugüne kadar yazdığı bazı yazılar da sonda ek olarak var.

Soru-cevap formatı çok iyi olmuş, uzun ve sıkan bölümler yerine soru soru gidip ilgiyi daha canlı tutan bir akışa sahip olmuş böylece kitap.

Nişanyan'ın iddiaları konusunda fazla bir şey demeyeceğim çünkü açıkçası bu konuda çok fazla kitap okumuş değilim, ama öyle tahmin ediyorum ki Türkiye'de böyle bir titizlikle hazırlanmış ve düşünülmüş başka kitap bulmak zordur. Söz konusu iddiaların hepsi doğru olmayabilir, bazı yerlerde abartılmış veya sırf şeytanın avukatlığı yapılmış da olabilir, ama bu kitabın sorgulama çabasındaki başarıyı değiştirmiyor. Bu yüzden eleştirenlerin de benzer bir çaba ve titizlik gösteren karşı argümanlarını zevkle okurdum.

Kısacası erken Cumhuriyet tarihi ile ilgili okunması gereken kitapların başında geliyor Yanlış Cumhuriyet.
Profile Image for Batuhan Can.
60 reviews
August 5, 2018
Abdülhamid Atatürk ve Enver üzerine güzel bilgiler içeriyor okumanızı tavsiye ederim Abdülhamidden nefret eden biri olarak sevmeye başladım. Gerçekten zeki bir adammış aynı zamanda kitap balon patlatıyor.
Profile Image for Jan.
8 reviews14 followers
June 15, 2016
Öncelikle kitabın bir Türkiye Cumhuriyet ideolojisi eleştirisi olduğunu göz ardı etmemek gerek. Dolayısıyla Milli Eğitim Bakanlığı kitaplarında okuyarak büyüdüğümüz bilgileri, "objektiflik" adına dahi olsa bu kitapta bulamamaktan ötürü hayalkırıklığına uğramamalıyız.

Kitap 52 soruda, tarihi süreçleri, kahramanlık hikâyeleriyle değil, dönemin koşullarının yarattığı menfaat ilişkileri doğrultusunda neden sonuç bağlamlarıyla izah ediyor. Sevanyan'ın zaman zaman kendi tezlerine kanıt bulabilmek için biraz zorlama yollara saptığını sezseniz de öne sürülen iddiaları koşulsuz kabul etme zorunluluğumuz olmadığından hepsine şüpheyle yaklaşmamız hayırlı olabilir. Zaten neticede bu Atatürk'ün kendisine ve Cumhuriyeti kuran ideolojiye de şüpheyle bakmamızı sağlamayı amaçlamış bir kitap için sorun teşkil etmeyecektir.

Umarım Türkiye bir gün Atatürk fetişizminden ve milliyetçi paranoyalarından kurtulur ve kendi tarihine objektif yaklaşmayı başarır. Bu kitabı, o yolda atılmış değerli bir adım olmasını umarak ve gayetle faydalanarak okudum.
1 review
Read
February 8, 2016
Sevan Nişanyan Kurtuluş Savaşı ve sonrasına dair tabu olarak adddilen pek çok sorunun cevabını aramış, bunu çoğu zaman akademik bir dille vermeye çalışmış. Kendisi siyaset bilimi alanında ilerlemeye karar verseymiş oldukça iyi bir akademisyen olabilirmiş. Kitap bu iddiamın bir göstergesi sayılabilir.

Ancak, kimi yerlerde oldukça sığ ve gerçeklikle bağdaşmayan yorumlarla da karşılaşmak mümkün. Bunu da kendisinin oldukça sıkı bir liberalizm hayranı oluşuna ve pek çok olguyu en sonunda dönüp dolaştırıp buraya getirmesine bağlıyorum. İşte o anda yapılmış onca dahiyane tespit, vurucu cümleler, insanı ikna etme kabiliyeti oldukça yüksek olan argümanlar bir anda zarar görüyor, kıymeti kalmıyor.

Olumsuz eleştirime rağmen, şahsi ve toplumsal tabulardan kurtulmak, yeni bir bakış açısı edinmeye çalışmak adına kesinlikle okunması gerektiği düşüncesindeyim.
Profile Image for Can Küçükyılmaz.
174 reviews36 followers
June 18, 2017
Resmi tarihin dışında bir şeyler arıyorsanız kitap tam size göre... Tahliller yer yer yüzeysel kalıyor... Daha detaylı olabilirmiş.
Profile Image for Erman.
63 reviews9 followers
August 24, 2018
Öncelikle kabaca yarısını müthiş bir zevkle okuduğum bu kitap hakkında günün sonunda gönül rahatlığıyla olumlu bir hissiyata sahip olamadığım için Sevan Nişanyan’ı tebrik ediyorum! Yazar, göremediği veya tahminimce göz ardı etmek istediği birtakım olgu ve realiteler yüzünden bu cesur çalışmaya adeta ihanet etmiş. Her şeyden önce, bugün (yahut kitabın yazılış tarihi olan 1994’te) gerçekten de iflası üzerinde tartışılabilecek Türk Devrimi’nin bu muvaffakiyetsizliğinin bütün faturasını başta Atatürk olmak üzere CHP İktidarı dönemine çıkarmak kesinlikle adilane bir yaklaşım değil. Kuşkusuz kurucu erk olarak bu 15-20 senelik dönemdeki icraatların bahsi geçen devrim veya modernleşme hareketinin kaderi üzerinde önemli etki bırakacağı açıktır. Ancak sonraki yarım asır boyunca ülke idarecilerinin ve toplumun, baş döndürücü hızla değişen dünyada rasyonaliteden ve bilinçten bu denli kopuk şekilde strateji, öngörü ve feraset fukarası olarak başıboş savrulması birçok farklı faktörle de doğrudan ilişkili bir mevzudur.

Kitabın metodolojisinde de içe sinmezlik duygusunu yaratan bir taraf var. Yazar zaten önsözde Cumhuriyet’in kurucusu ve kuruluşu ‘lehine’ ileri sürülen önermelere muhalefet edeceğini vurgulamış. Fakat bu ‘önermelerin’ sorulara dönüştürülme sürecinde çok bariz bir abartıya kaçma hâli seziliyor. Bazıları oldukça komik olan bu sorular yerine bir iki tane de olsa Cumhuriyet ‘aleyhine’ ortaya atılan ve belli kesimlerde sürekli ses getiren iddialar hakkında da adamakıllı sözler söyleyebilirdi.

“Batılılaşma” başlığında analiz ettiği hususlar oldukça kıymetli. Belki de en çok ‘ezber bozduğu’ kısım burası. Nesnel gerçekleri ortaya sermesi kadar fikir yürütmeleri ve taşı gediğine oturtan tenkitleriyle neredeyse tamamına katıldığım cevaplara imza atmış. “Ulusçuluk” kısmındaki eleştirileri ve detaylı şekilde analizini yaptığı tutarsızlıklar da önemli keza; ve haklı olduğu noktalar çoğunlukta. “Milli Mücadele” başlığı ‘hasta adam’ Osmanlı Devleti’nin son 150 yılındaki başarısız ve aciz dış siyasetine de vurgu yaparak döneme ‘dış güçler’ ekseninde objektif bir bakış açısı getiriyor ki, doğrusunu söylemek gerekirse argümanları oldukça sağlam buldum. Lise tarih kitaplarıyla çelişen tonlarca hisse var! Nişanyan özellikle İngiltere ve ABD’nin niyetlerini iyi okumuş görünüyor.

Evet, yolun bundan sonrasına katırlarla devam edeceğiz! Kitabın geri kalan kısmında o kadar safsata var ki nereden söze gireceğini şaşırıyor insan. Kâğıt üzerindeki sübjektif bir demokrasi tanımıyla radikal bir rejim değişikliğine saldırmak nereden baksan ahmakça! Dünya üzerindeki hangi medeniyetin sadece beş on sene içinde kusursuz, gıpta edilen bir demokrasi atmosferine girdiğine dair örnek mevcut? Tanzimat döneminde kör topal denenmiş, despot padişahın 30 yıl boyunca lağvettiği meclise öyle bir anlam yüklemiş ki sanırsınız Türk toplumu asırlardır ideal bir siyaset denizinde yüzüyordu. Üslup öylesine kaypak bir yapıda ki nasıl bir yönetim anlayışının kendisini mutlu edeceğini kestirmek zor! Cumhuriyet’in kurucusuna bok atmak adına en fanatik yobazlardan istibdatçı padişahlara kadar yerli yersiz her zevatın savunuculuğunu yapmasının iyi niyetle açıklanacak zerre tarafı yok.

Yazarın, kitabın özeti olarak tanımladığı “Kemalist rejim, Türkiye’de hukuk devletinin ön koşullarını hazırlamış mıdır?” sorusu da ayrı bir titizlik gerektiriyor. Cevabın giriş kısmında ideal hukuk devletinin özellikleri ‘monarşi seviciliğinden’ fırsat bulundukça güzelce açıklanmış. Gelişme kısmında hukuk devletinin olmazsa olmaz kurumlarının arasında ‘din’ ve ‘cemaat’ sayılmış; ki bugün ideal refah toplumu modeli olarak ağız sulandıran İskandinav devletlerinde bu öğelerin varlığını bulmak zor olsa gerek. Sonuç kısmında ise ‘Osmanlı vs Türkiye’ karşılaştırması yaparken Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin kurulmasından tekkelerin yasaklanmasına kadar Cumhuriyet yönetiminin nasıl yanlışlar yaptığını; mülkiyet hakkı ve bilime verilen değer hususlarında Osmanlı’ya kıyasla nasıl geriye gittiğimizi öğreniyoruz!

Aslında bu noktadan sonra kitaba devam etmenin de pek bir manası kalmıyor. Böylesine göze perde inmiş şekilde düşmanca ve komik bir tarzın ciddiye alınma ihtimali zorlaşıyor. Derken, harf devriminin “kâinatta son 2000 yılda devlet eliyle girişilmiş en büyük kültür katliamı” olduğunu duyarak titreyip özümüze dönüyoruz. Lisan konusunda ne derece bilgili olduğu su götürmez olan müellif burada da ne hikmetse ‘Arapsevici’ bir kimliğe bürünüyor. Oysa ki eski alfabenin dilimize uygun olmadığı ve son derece kullanışsız olduğu gayet açık. Anadolu nüfusunun okuryazarlık oranı en iyimser tahminle 5% bile değilken korunması gereken hangi hafıza diye sorası geliyor insanın. Ortak kültür hazinesinin telef olması gibi bir durum söz konusu değil, çünkü ortada ciddiye alınabilecek bir kültür birikimi yok. Sevan Nişanyan’ın, porno yıldızı kılığındaki, estetik operasyonlar esnasında yanlışlıkla beynini de plastikle kaplatan kadınların sunduğu gündem ötesi, öteki gündem, zart zurt gibi gece programlarına çıkan çakma profesörlere özenip ‘beşeri hafıza’ tırıvırısı üzerinden böyle bir gaflete düşmesi maalesef esef verici.

25. soruda TC’yi bu sefer de keskin şekilde sayısı azalan ilkokul ve ortaokullar üzerinden gömüyor. Abdülhamit dönemindeki seviyeye ancak 1950’de erişebilmişiz. Sunduğu istatistikleri oluştururken kullandığı kaynaklar ne kadar güvenilir, ayrı bir tartışma konusu. Okul/derslik alanındaki atılımlar tıpkı günümüz Türkiyesi’ndeki gibi salt nicelik üzerinden sağlıklı değerlendirilebilir mi? Kaldı ki bu istatistikleri şişiren ‘sıbyan mektepleri’ üzerindeki hassasiyet ayrıca dikkat çekici. Merkezi denetimden yoksun, ekseriyeti cami veya tarikat bünyesinde vücut bulan; elifba ve din bilgisinden başka bir şey öğretilmeyen bu okul benzeri yapılarla, tahrip edilmeden önce ciddi ciddi matematik, fen bilgisi, gramer eğitimi verilen rejimin ilkokullarını kıyaslamak için klorak falan içmek gerekiyor zannımca. Beyefendi kendi çocuklarını bu yere göre koyamadığı sıbyan mekteplerinin muadili sayılabilecek kuran kurslarına yollamış mıdır peki?

Yapılan demagojiler keşke bunlarla sınırlı kalsaydı. Cidden “seni çöpe atacağım poşete yazık” kıvamında o kadar mesnetsiz iddia var ki hepsine vakit ayırmak bu platformun sınırını aşıyor. Gayet ayakları yere basan, nesnellikle bağını yitirmemiş eleştiriler varken insanların kitabı bu saçmalıklarla anımsayacak olmaları üzücü. Tarikatlara, cemaatlere coşkuyla bağlı, laikliğe karşı takıntılı “afedersiniz Ermeni” Nişanyan, bu muazzam ‘ileri demokrasi’ ikliminde ülkeden kaçmak yerine mutlu mesut, şirince yaşayıp cumhuriyetin doğrusunu niçin yazmadı diye hayıflanıyorum kendi kendime.
Profile Image for Mert.
45 reviews2 followers
July 19, 2021
Bu kitaba bana kalırsa birkaç sayfalık Sonsöz bölümü okunarak başlanmalı. Bu bölüm kitabın bir özeti niteliğinde. Eğer burası ilginizi çekerse baştan başlayarak okuyabilirsiniz.

Aldığım güzel bir ders her şeyden önce tartışma yöntemi oldu. Nişanyan kısa ve basit görünen bir soru soruyor. Ardından soruda kullanılmış kavramların tanımlarından ne anladığından başlayarak tuğla tuğla tezini örüyor. Bu yöntem çok etkileyici. Okuyanı da birlikte düşünmeye teşvik edecek şekilde ve iyi yapılandırılmış ilerliyor.

Özünde ne anlatıyor derseniz şu çok kısa alıntıyı paylaşırdım: “Milli Mücadele ve Cumhuriyet, Müslüman Türk milletinin, Tanzimattan beri süren kabuk değiştirme çabasına ‘dur’ dediği noktadır. Türk devrimi adı verilen süreç, gerçekte Türk milletinin modernleşmeyi başaramayışının hazin hikayesidir.” [sonsöz]

Bir de Nişanyan’ın 1994 yılında yazmış olduğu bu kitaptan şöyle bir alıntı paylaşayım; 2021 yılının “benefit of hindsight”ı ile müstehzi gülümseme eşliğinde okuyun: “1950’den sonra Türkiye’de kitle tahakkümüne dayalı yeni bir totaliter iktidarın ortaya çıkmamış olmasını, açıklaması güç bir talih eseri olarak değerlendirmek gerekiyor. Bu talihin sonsuza dek süreceğine inanmak, aşırı bir iyimserlik olabilir.” [soru 18]
Profile Image for Utku Sakallıoğlu.
35 reviews1 follower
July 6, 2018
Kitabı uzun bir aralıkta okudum, bu yüzden bu yorumu yazarken biraz korkarak yazıyorum fakat yine de sonradan yazmayı unutacağımı varsayarak başlıyorum...

Kitap gayet rasyonel ve kısmen bilimsel bir ciddiyetle Atatürk dönemini (ve hatta biraz öncesini) resmi tarih okumalarının dışına çıkarak irdeliyor. Nişanyan'ın üslubuna alışık değilseniz biraz sert bir üslup sizi karşılayabilir. Nişanyan kitapta, Türkiye'de 2000 öncesine kadar hakim olan Kemalist düşünce biçimi ve tarih anlayışını; tarihi kaynaklara da dayanarak kendi çıkarımlarını sunmuş. Kitapta bir kaç maddi hatayı bir tarih cahili olarak ben bile tespit edip araştırarak da teyit etsem de kitap, bütünü esasında kendi içinde tutarlı.

Özellikle Türkiye'de eğitim görmüş her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının ta ilkokuldan başlayarak ezberlettirilen cumhuriyet dönemi tarih yazımını eleştirel bir gözle tekrar gözden geçirmek adına şiddetle tavsiye ederim. Yaratılan efsanevi kurtuluş savaşı mitlerini ve Atatürk kültünü başarılı bir şekilde irdeleyen bir çalışma.

Fakat Nişanyan, benim okuduğum her kitabında olduğu gibi bu kitapta da savunduğu tezi açıklamaya çalışırken (ve de özellikle kendi görüşünü subjektif olarak eklerken) fazla coşup konuyu çok anlamsız ve yersiz tartışmalara çekebiliyor. Bunu aslında bilerek yaptığını ve biraz da okuyucusunu gıdıklamak için yaptığını düşünsem de dört başı mamur bir inceleme olacak esere bu tip bölümlerle fazla subjektiflik katarak bütünlüğü bozduğu kanaatindeyim.

Eminim yıllar içinde tekrar tekrar dönüp okuyacağım bir kitap olacak.
Profile Image for Telat Erdoğan.
5 reviews10 followers
June 13, 2023
Kemalizm ve Cumhuriyet üzerine hem sezarın hakkını sezara veren hem de bu dönemi Tanzimat ve sonrasının iç ve dış siyasi koşul ve gelişmelerini dikkate alarak değerlendiren, olumlu manada kafa karıştıran bir kitap.
Profile Image for Hasan Yilmaz.
13 reviews1 follower
October 26, 2021
nişanyan'ı dinlemeyi ve okumayı seviyorum. favori aktivitem nisanyanmap'te arkadaşlarımın köylerini araştırmak ve gayrimüslimlerle alakalı bir şey varsa " kanka sizin köyde kıbleye bakmayan mezar var mı bir sorsana babana falan.." diye şakalar yapmak. bu şakalara sadece ben gülüyorum. kitabı kesinlikle çok daha saldırgan bekliyodum fakat serol teber'in tutunamayanlar'ından ya da sürekli yarım bıraktığım yarım yamalak okuduğum kaynakçalarında kaybolduğum tanıl bora'nın cereyanlar'ından daha controversial değildi. bayağı böyle aşağılık bir tavırla niyet okumaya çalıştım ama pek olmuyor. nişanyan bunu düşünmüş olmalı bayağı ince eleyip sık dokumuş. kemalist de olsam "hasiktir oradan" yerine "YA NE OLACAĞDI" tarzı tepkileri daha çok verirdim diye düşünüyorum.

kaynakçaları ve aldığım notlar neticesinde yapacağım okumaları düşünürsek yıllar sürecek bir ödevle lanetledi beni kitap. kafama takılan ya da sakat bulduğum birkaç mesele var. ittihatçı darbenin kesintiye uğrattığı -ki ilginç bir şekilde ittihatçılara utanmasa ana bacı sövecekken abdülhamid'e çok da bir şey demiyor. abdülhamid'e yeterince giydirilmeyen metinler özgürlükçü-seküler bedenime daima rahatsızlık vermiştir.- osmanlı'nın müthişli harikalı batılılaşma serüvenini cumhuriyet'in kazanımlarından yüce görmesi hatta erken cumhuriyet'i o sürecin ekmeğini yemekle suçlaması(?) bunların başında geliyor. saltanat, hilafet ve islamcı kesimin varlığını böylesi önemsiz bulması da şaşırtıcıydı. islamcılara yapılan baskının islamcılığı marjinal kıldığı fikri bence haklılık payı olan bir şey ama islami reform ihtimalinin önünde bir engel teşkil ettiği iması biraz naif geldi. kurtuluş savaşının ve öncesinde sevr antlaşmasının uluslarası entrikalardan ve tarafların savaşmaya mecali kalmamasından ötürü ankara'nın bu mücadelelerden 300 spartalı destanı gibi değil de makul, fizik kurallarını sorgulatmayacak bir şekilde muzaffer çıkmış olması ne kadar gözardı edilebilir bir başarı ondan da emin değilim. son olarak dil-alfabe konusunda etimoloji sözlüğü yazmış birine nitelikli bir eleştiri nasıl getirebilirim bilmiyorum ama şu an bu incelemeyi latin harfleriyle sade bir şekilde yazdığım için inanılmaz mesudum.

PS: şahsen ben kemalizm'i debunk etme motivasyonuyla kitap yazsam kadınların seçme ve seçilme hakkı meselesinden kesinlikle daha detaylı bahsederdim. gözlerim nezihe muhiddin'i, kadınlar halk fırkasını, "efendiler ben feministim" diyerek herkesi kahkahaya boğan kenan bey'i falan aradı fakat nişanyan "kardeşim demokrasi yoksa oy verme hakkının ne önemi var" diye geçmiş.
Profile Image for Enes Bahadır Kızak.
36 reviews23 followers
October 23, 2018
Bu kadar makul ve elverişli malzemelerin bulunduğu bir alanda nasıl bu kadar sığ ve basit yorumlar yapıldığına aklım ermedi. Zira Nişanyan ufku geniş bir adam. Fakat Kemalizm ya da kurucu değerlere yönelik duyduğu öfke, objektif bakışını tamamen ortadan kaldırmış ki bugün kendisini hapse atanlara ve geçmişte eleştirdiği birçok uygulamanın gerçekleşmesine karşın kendisi, Yunanistan'dan Kemalizm eleştirisini sürdürüyor. Kitapta Kadir Mısıroğlu'nu kaynak olarak kullanmış, "Aslanlı Yol"da okuduğum adam kesinlikle bu değildi.
Profile Image for Omer Kukul.
18 reviews3 followers
December 29, 2017
Resmi tarih söylemini sorular ve cevapları ile zorlayan ve tekrar tekrar sorgulamaya düşünmeye iten bir kitap. Bazı sorulardaki cevaplar sanki Cumhuriyet'in kuruluşu ve dönemle ilgili hiç iyi birşey söylememeye yemin etmiş gibi hissettiriyor ama bu bile iyi. Bence katılıp katılmamanın ötesinde sadece kalıpları kırmaya çalışması bile çok değerli. Böyle yazarlara ihtiyacımız var, sırf inanışlarımızı tekrar sorgulayabilmek için. Kesinlikle okunmalı.
1 review
August 17, 2017
Tabularıma hücum eden, farklı bakış açıları veren kitapların her zaman en çok şey kazandıranlar olduğunu düşünürüm. Nişanyan bu eseriyle bunu gayet iyi başarıyor. Kıtabın objektif bir çizgide olmadığı muhakkak fakat yazar,genelde bu tip eserlere hakim olan ifrat-tefrit durumunu aşmayı başarmış.

Sorular adeta nokta atışı seçilmişler ve her tarihte günceller denilebilir. Okumak gerek.
69 reviews
July 22, 2017
keşke kitap yazmadan önce bir bilene danışsaydı, hem rezil olmaktan kurtulurdu, hem de bilgilenirdi. Şeytan diyor her sorusuna madde madde cevap ver... Aslında her sorusuna başka soru sormak bile yeterdi...
Profile Image for Ömer Faruk.
165 reviews26 followers
November 8, 2021
Manipülatif ve yüzeysel. Cherrypicking denilen şey ile en marjinal kemalizm savunularından alıntılar seçilmiş, bunlar makul önermelere çevrilerek sorular oluşturulmuş ve bu sorular ile münazaraya girişilmiş. Kitap tam bir münazara üslubuna sahip. Bu zaten Nişanyan'ın sevdiği bir tarzdır. Kendisi savunmasa da sırf sevmediği insanların, yahut müesses nizamın kabullerini hırpalamaktan keyif alır. Yoksa 1922'de Türkiye’nin istikrarlı oturmuş bir devlet olduğunu söyleyip sanki iddia T.C yıkılmanın eşiğindeymiş gibiymişçesine, T.C.yi "neden demokrat değilsin, milli iradeyi tahakkuk ettirmedin" diye tenkit etmezdi.

Bir soruda örneğin sayfalarca "aslında Türkiye hiçbir zaman bağımsızlığını yitirmeyecekti"yi kanıtlamaya çalışmış. “Lozanla sevr ancak kaybedilen toprağın miktarı ve egemenlik kısıtlamalarının niteliği ölçüsünde farklıdır” diyor. Ne yani şimdi bu. Kendi hipotezine tarihten açıklama arayan bir tarzı var. Sorulara cevap verirken çelişkili sonuçlara uzanan düşünme prosesleri oluyor. Sonuçlar çelişkili çıkında bunlar araştırılmalı diye mevzuyu bitiriyor. Mustafa Kemal idealinde batıcıydı dediği yerler de var, Sevr'in tehdidine boyun eğip batıya yöneldi dediği yer de. Bu ikinciyi anlattığı 49. soruda; 1918'de aslında lozandaki şartların belli olduğunu ama sevr hamlesiyle ve başka birtakım hırpalamalarla Türklerin dizginlenmeye çalışıldığını vs anlatıyor. Tam olarak neye tekabül ettiği de belli değil, İngiltere düşman mıydı yoksa basireti mi bağlandı yazar neye temayül ediyor anlaşılmıyor.

Elbette Nişanyan keskin zekalı bir yazar. Bu meselede saplantılı olduğu aşikar ama farklı bir bakış açısıdır. Özellikle hukuk devleti tanımı çok doyurucu. Demokrasi dışı bir "hukuk devleti"nin unsurlarını açıkladığı bölüm tavsiye edilir.
Profile Image for Deniz Ergun.
5 reviews
November 28, 2023
Tarafsız bir şekilde olabildiğince de uzun bir süre okudum Sevan Nişanyan’ın bu kitabını. Hak verdiğim katıldığım noktaları oldu ancak bunlar genellikle kavramsal noktalardı, tanımlardı. Bu kavramların kitabın konusu dahilinde kullanımı, tarafgirlidir.

Kitabın başından itibaren sunulan argümanlar özensiz ve rastgele. Perspektifini bu kadar daraltarak, arzu ettiği noktaya varmak için konuştuğu aşikar. Okuma sürem boyunca, beyfendininin iddialarına, yargılamadan nötr olarak yaklaşmış olmama rağmen 21. soru itibariyle pes edip kendisine karşı yeni yargılar edindim.
Dil devrimiyle ilgili olarak yaptığı açıklamalar arasında sunduğu bilgiler günümüzde internetten erişilebilecek arşivlerce bile çürütülebilecek kadar üstünkörü. Eğer alıntısı kendi görüşünü destekleyecekse, okuyucuya sunduğu bilgilerin kaçınılmaz olarak kabul edilesi olduğunu aksi durumda da sunduğu alıntıların “hayali” olduğunu iddia ediyor.

Sözün özü; duygularla yazılmış, kendi kendini ikna etmeye çalışan bir yazı. Tarihi oturduğu yerden/zamandan değerlendiren, yargılarını da peşinen edinen biri belli ki.
Ancak tüm bunlara rağmen Türkiye’nin bir demokrasi olamayışıyla ilgili söylediklerine katılıyorum. Ancak onunla taban tabana ters bir noktadan; DP dönemi itibariyle demokrasinin, cumhuriyetin adı kaldı.
Profile Image for Haluk İrten.
77 reviews
April 30, 2022
Her zaman resmi tarih dışında ki görüşlere merakım olmuştur. Sevan Nişanyan'ın bu kitabı da sinirlere hakim olunduğu ölçüde okunabilen ve yazarın ilginç fikirlerini içeren bir yapıt. Bugünün muhafazakarların Ulusal Kurtuluş Savaşı ve Atatürk hakkında söylemeye cesaret dahi edemeyecekleri düşünceleri açıklıkla soran ve yorumlayan yazarın kitabı dil bakımından mükemmel olsa da - benim gibi - çapraz okumaya meraklı okuyucular için okunması zor, hiç olmazsa okunması zaman alan bir kitap. Son olarak kitabın sonuç bölümünde yer alan kimi görüşlere katılmamak elde değil.
Profile Image for Turker Alexander .
24 reviews
October 29, 2023
Kitabı okurken basımı itibarıyla bazı bilgilerde değişiklik var.
-İsveç'in devlet kilisesine sahip olması vs.
Bu yüzden kitaptaki bilgilerin ardından searchlemeyi unutmayın. Bunlar güncellenmediği için bir yıldız kırdım

Yoruma geçersek:
Okullarda öğretilenden farklı bir tarihi yolculuğa çıkacak, Atatürk'e dair fikirlerini bilimsel metotla(yanlışlama ile) sınayacak cesareti olanlar mutlaka okusun.
Profile Image for Ersin.
42 reviews5 followers
March 26, 2018
Resmi olmayan tarih okumaları her zaman ilginç ve zihin açıcıdır. Kitabın genel sanının aksine anti-kemalist düşüncelerle yazıldığını düşünmüyorum. Çözümün neden kemalizm olamayacağını cevaplamaya çalışmış SN...

Profile Image for lynchculture.
145 reviews
February 14, 2023
İyi kitap. Türkiye'de 1. dünya savaşı sonrası için anlatılara karşı skeptikseniz veya başka bir görüş de istiyorsanız okunabilecek iyi bir kitap.
Profile Image for adem çoban.
2 reviews
November 7, 2015
milli mücadele konusunda zayıf kalmış. 23-30 arası dönem kitabın esas eğildiği periyod, 30-38 arası dönemden pek az bahsediliyor. atatürk'ün 29 yılında kafa iznine çıktığı dönem pek aydınlatılmamış, benim en çok merak ettiğim konu bu oldu. diğer konulara az çok aşinaydım zaten, pek ilgi çekici gelmedi.
Profile Image for Rüzgar Şanlı.
13 reviews
September 8, 2025
Bugün Cumhuriyetin eğittiği kuşaklara egemen olan büyük siyasi akımların ortak paydası, Batı düşmanlığıdır: İslamcılık, Milliyetçilik ve Sosyalizm, evrensel uygarlığın yaratıcısı olan toplumlara karşı Türkiye’nin ufuklarını kapatma arzusunda birleşirler.
Displaying 1 - 30 of 35 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.