Bu güzel eser, yazarın insanın iç dünyasına ve ahlaki çatışmalarına dair derin analizlerini içeren iki kısa romanından oluşur. Kitap, bireyin tutkuları, günahları ve içsel mücadeleleri karşısında nasıl bir yol izlediğini sorgular.
Şeytan
Bu hikâye, toprak sahibi genç bir adam olan Yevgeni İrtenyev’in içsel çatışmasını anlatır. Babasının ölümünden sonra ailesinin işlerini devralan Yevgeni, köylü bir kadın olan Stepanida ile tutkulu bir ilişkiye girer. Ancak zamanla bu ilişkinin onu yoldan çıkardığını hisseder ve toplumsal normlara uygun bir evlilik yaparak bu tutkudan kurtulmak ister. Ne var ki, içindeki arzu bastırılamaz hale gelir ve Yevgeni, şeytani bir dürtüyle yüzleşmek zorunda kalır. Tolstoy, burada insanın iradesi ve ahlaki değerleri ile tutkuları arasındaki mücadeleyi çarpıcı bir şekilde işler.
Peder Sergi
Bu hikâye ise dünyevi zevklerden kaçıp Tanrı’ya sığınmaya çalışan bir adamın öyküsünü anlatır. Asker olan Prens Stepan Kasatski, nişanlısının Çar’la ilişkisi olduğunu öğrenince dünyadan elini eteğini çekerek manastıra kapanır ve Peder Sergi olur. Ancak yıllar geçtikçe, dünyevi arzular onu rahat bırakmaz ve kendini tamamen Tanrı’ya adamanın zorluklarıyla yüzleşmek zorunda kalır. Hikâye, dini bağnazlık, içsel arınma ve insanın doğası üzerine derin bir sorgulama sunar.
Tolstoy, bu iki hikâyede de insanın iç dünyasındaki çatışmaları, vicdan muhasebesini ve ahlaki ikilemleri ustalıkla işler. Şeytan, bastırılmış arzuların insanı nasıl yok edebileceğini gösterirken, Peder Sergi dünyevi zevklerden kaçmanın gerçekten mümkün olup olmadığını sorgular. Her iki hikâye de Tolstoy’un insan doğasına dair derin gözlemlerini ve ahlaki sorgulamalarını yansıtır.
Genelde Tolstoy okurken kendimi sorgularken bulurum. Bir nevi içsel hesaplaşma. Özellikle Diriliş romanında bunu iliklerime kadar hissettim... Masum değiliz...
Tavsiyedir...