“Aşk nasip işidir, hesap işi değil. Aşk adayıştır, arayış değil. Sen adanmış ve yanmışsan bu uğurda, aşk sana uzak değil.”
Dünyanın en çok okunan sufisi Mevlana, “Allah’a ulaşacak pek çok yol var. Ben Aşk’ı seçtim...” derken bir “adanmışlık” metaforu olarak aşkı koyar karşımıza.
Aşk, yaşam boyu süren bir anlam arayışı ve anlam deneyimidir onun açısından. Mevlana’ya göre, içinde aşk barındırmayan bir kalp ya deliye aittir ya da ölüye...
Ney enstrümanını insanoğlunun yaradılışıyla özdeşleştiren büyük sufinin Mesnevi adlı yapıtının ilk on sekiz beyti kâinatın sırlarıyla dolu olması bakımından çok kıymetlidir. Bu kitapta aşkla değer bulan hayat penceresinden kâinatın sonsuz sırlarını izliyor olacaksınız.
Bir kaç gündür Mevlana ve Sufizmle ilgili kitaplardan dinliyordum. Aslında Destek yayınlarından sesli kitap olarak dinlediğim '' Mevlana '' adlı eserin sadece Hakan Mengüç'ün derlemesi olduğunu fark edince yazarın bir başka eserini de dinlemeye aldım. Biraz kafamda yazarla ilgili pek de pozitif düşünceler olmasa da yine de merakıma yenildim.
Storytel'den dinlerken, o kadar zevk aldım ki, bazi bölümleri 2. kez dinledim. Felsefeyi özlemeşim belki de. Başlığın bende uyandırdığı imaj, hayatında bir şeyler ters gidiyorsa, olumsuzlukların nasıl hayra yorulabileceğine dair olumlamaların baskın olacağı bir kitaptı. O nedenle biraz endişe ile başlamıştım. Ne mutlu ki içerik bu yönde değildi, hayat, sabır ve sevgiye dair mesnevenin ilk 18 beyitinin hoş bir yorumuydu. En kısa zamanda kitabın basılı kopyasını da edineceğim.
Beğendiğim, okuması ve üzerine düşünülmesi gereken bir çok söz barındırıyor. Yine de bu seriye ait kitapların Farabi'nin kitabında olduğu gibi bu insanlar hakkında nispeten yüzeyel bilgi içerdiğini söylemek gerek. Konunun ve felsefenin derinliğinde kaybolmadan tadına bakmak isteyenler için gayet yeterli.
Aşkı, hatayı, günahı, pişmanlığı, başarıyı, bedeli, sınavı, yolu, cefayı mücadeleyi bilmiş ve deneyimlemiş biriyle bunları işitmiş, okumuş, hikayesine denk gelmiş insan bir olur mu hiç?
bazı kitapları okumak zordur bazıları ise akar gider… bazısı ise tek bir cümle ile düşüncelere iter ve duygulandırır… Mevlana okumakla ilgili herkesin bir doğru zamanı olduğunu düşünüyorum ; gün geldiğinde gelip bir şekilde gelip seni buluyor… hiç bitmesin istediğim bittiğinde ise hala yanımdan ayırmak istemediğim bir kitap oldu… şimdi karşılaşmamız tesadüf değil; biliyorum…
Bu kitabın kapağını görmek bile beni mutlu ediyor, bilemiyorum felsefe benim için muhteşem bir şey; okumak, sorgulamak, düşünmek, yorumlamak ve daha nicesi. Mevlana da zaten Sufi felsefesi açısından ciddi derecede şahane bir insan. Gelelim kitaba, kitapta Mesnevi'nin ilk 18 beyiti bölüm bölüm verilmiş, her bölümün başında Mesnevi'den o beyit verilmiş ve bu beyitle ilgili Hakan Mengüç- ki kendisi bir ney hocası ve yazarmış- yorum yapıyor, ya da konu ile ilgili bir hikaye sunuyor bizlere. Açıkçası okuması hızlı ve zevkli olan bir kitap.Benim için eksik olan yanı şu: bence bu tür kitaplar çıkarılırken konuya ciddi derecede hakim olunması çok önemli, yani referanslar ve kaynakça benim için bu tür eserlerde önem arz ediyor. Ve kitap bu konuda çok eksik. Yani neye refer ederek alınmış, nereden eklenilmiş, kitabın bence bu kısma özellikle yer vermesi gerekir. Çünkü yazdığımız gerek makale gerek tezler, bu konuya değinmeyince bu konunun yorumlanma aşaması okuyucuya gerçekçi gelmiyor. Benim için eksik olan kısım buydu. Kitaba o yüzden bir ney hocasının Mesnevi'ye bakış açısı olarak baktım genel olarak. 2/5
#İstediğinBirŞeyOlursaBirHayırOlmazsaBinHayırAra Ben dostlarımı ruhumla severim🌟 Sonsuz karanlığın içinden doğdum Işığı gördüm, korktum. Ağladım. Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim. Karanlığı gördüm, korktum. Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi... Ağladım. Yaşamayı öğrendim. Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu Aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu Öğrendim.🌟 Zamanı öğrendim. Yarıştım onunla... Zamanla yarışılamayacağını Zamanla barışlacağını, zamanla öğrendim...🌟 İnsanı öğrendim. Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu... Sonra da her insanın içinde İyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.🌟 Sevmeyi öğrendim. Sonra güvenmeyi... Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu❣️ Sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu Öğrendim.🌟 İnsan tenini öğrendim. Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu... Sonra da bu ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim.❣️ Evreni öğrendim. Sorna evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim. Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek Gerektiğini öğrendim. Ekmeği öğrendim. Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini. Sonra da ekmeği hakça ülüşmenin, bolca üretmek kadar Önemli olduğunu öğrendim. Kendime yazıyı öğrettim sonra... Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana...🌟 Gitmeyi öğrendim. Sonra dayanmayıp dönmeyi... Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi...❣️ Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yaşta... Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım. Sonra da asıl yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine vardım. Düşünmeyi öğrendim. Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim. Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek Olduğunu öğrendim.🌟 Namusun önemini öğrendim evde... Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu🌟 Gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el Sürmemek olduğunu öğrendim. ❣️ Gerçeği öğrendim bir gün... Ve gerçeğin acı olduğunu... Sonra dozunda acının, yemeğe olduğu kadar hayata da Lezzet kattığını öğrendim. 🌟 Her canlının ölümü tadacağını Ama sadece bazılarının hayattı tadacağını öğrendim. 🌟 Ben dostlarımı ne kalbimle ne aklımla severim. Olur ya... Kalp durur... Akıl unutur... Ben dostlarımı ruhumla severim. 🌟 O ne durur ne de unutur... 🌟 🎁📚2022 Kitap hediye etme günü @sellythebookworm @selmanuralemdag teşekkürler💕 #HerkesÖzgeyeKitapAlsın
«انکار کردن تضادها انکار کردن تعادل زندگی است. روزی روزگاری در روستایی، درخت بسیار تنومند و خاصی روییده بود. روی این درخت دو شاخه متفاوت رشد کرده بود. روی یکی از این شاخهها میوههای سالم و سودمندی بودند که برای سلامت انسان بسیار مفید و شفابخش بود. در شاخه دیگری میوههای مضر و سمی رشد کرده بود که هر کسی آن را میخورد مسموم میشد. روزها گذشت و گذشت و مردم روستا فراموش کردند که کدام میوه برای کدامین شاخه بوده است. روزی مرد پیری به آهستگی و لنگلنگان به روستا آمد. و به سمت درخت رفت. برای اینکه بتواند بیماری را که در بستر مرگ بود نجات دهد، به میوههای شاخه سالم احتیاج داشت اما نمیدانست در کدام شاخه کدام میوه رشد میکند. به خاطر همین از روستاییان برای حل موضوع کمک خواست. اما آنها هم نمیدانستند کدام میوه شفابخش است. بعد فکری به ذهن پیرمرد رسید. به روستاییان گفت من یکی از میوههای این شاخه را میخورم و میخورم. اگر مردم بدانند شاخه دیگری حامل میوههای شفابخش است پس یکی از آنها را بچینند و برای نوام که بیمار است ببرند. روستاییان پیشنهاد پیرمرد را پذیرفتند. همه منتظر ماندند، پیرمرد میوهای چید و خورد و بعد میدانید که چه دیدند؟ موهای سفید پیرمرد تبدیل به موهای سیاه مانند زغال شد، کمر خمیده او شروع کرد به صاف شدن. چروکهای صورتش باز شد. بله، پیرمرد میوه حیاتبخش را پیدا کرده بود. مرد یک میوه هم برای نوهاش چید و برد و کودک هم بلافاصله خوب شد. روستاییان شروع کردند به جمع کردن میوههای شاخه حیاتبخش. به مرور زمان ذهنشان درگیر موضوعی شد (ممکن است کودکان ما بهاشتباه از میوههای سمی بخورند و بمیرند پس بهتر است که شاخه درخت مضر قطع شود و فقط میوه شاخه مفید باقی بماند.) همه در این مورد همفکر بودند و شاخه زیانبخش را همان روز بریدند. ولی روز بعد اتفاق غیرمنتظری رخ داد. بعد از بریده شدن شاخه زیانبخش، میوههای شاخه شفابخش هم خشک و نابود شد. و بعد از این اتفاق آنها متوجه شدند که در زندگی همه چیز در کنار ضدش معنا پیدا میکند. نادیده گرفتن یا کنار گذاشتن متضادها نادیده گرفتن تعادل زندگی است. و نادیده گرفتن این حقیقت رد کردن هماهنگی و تعادل کائنات است. مقاومت کردن باعث شکستن و از بین رفتن میشود نرم بودن و پذیرش باعث میشود زندگی آغوشش را برای ما بگشاید. و برای همین باید بپذیریم زندگی جریانی دوگانه همراه تضادها، همراه خوبی و بدی است و باید با این باور به زندگی نگاه کنیم.»
Hayatın bi denge mi yoksa tutarsizliklardan mi ibaret olduğunu düşünürken neden hep batı ya da uzak doğu felsefesi okuyorum dedim bu yüzden bu topraklarda(bir baskadir benim memleketimden etkilendim ) yaşamış birini okumaya karar verdim. İnançsız bir insan olduğumu düşünüyorum ya da sadece böyle diyip geçiştiriyorum İnanç konusunu çünkü İnanç olunca insana fiziksel durumunu aşan her zorluğa karşı koyabilecekmis gibi bir güç geliyor. bence İnancın yanlışı ya da doğrusu yoktur. Sadece inanırsın bir olaya, duruma ya da bir şeye. İnancın yanlış ya da doğru olmadığını kendimden gozlemledim. Belki inandığım şey yanlış olabilir ama bu benim inancımin yanlış olduğunu göstermez. Bu tam tersi için de geçerlidir. Bu İnanç konusunu çok spontane yazdım normalde kitapta genelde nasıl yaşanması gerektigini veya hayatın neye benzediği üzerinde duruluyor. En çok sabır ve hayatın dengesi ile ilgili olan yerler ilgimi çekti. Sınav döneminde günlerimin nasıl geçtiğini anlayamiyordum. Bi baktım sabah bi baktım uyuyorum. Bunun farkına varmistim ama düzeltmek için bir sey yapmiyordum. Şu sıralar derslerin de bitmesiyle acele etmemeye çalışıyorum yaptığım şeylerde veya direkt bi sonuc beklememeye. Daha yeni yeni yapmaya başladığım için illaki pes edip ara vereceğim ama asıl olay da pes ettikten sonra geri dönmek değil mi? Daha çok Doğu felsefesi okumaya karar verdim yani uzun lafın kısası 🙆♀️🙆♀️.
Destek Yayınları'nın bu cep kitapları serisini yolda okumak için "ne kadar kötü olabilir ki" diyerek almıştım.
Özellikle bu kitabı kapağı itibariyle (dikkatle bakarsanız farkedersiniz), Mevlana'dan derlemeler olduğunu düşünüyordum. "Yayıma hazırlayan" ifadesi "Yazan" kelimesinin karşılığı değil, yazarın eserlerinden derleyen gibi bir anlam taşıyor bana göre. Bu serinin kitaplarından nefret etmemin nedeni yayına hazırlayanların aslında kendilerine "yazar" diyecek sorumluluğu almayacak kadar vasat olmaları ve derledikleri özetledikleri yazarların isimlerinin arkasına saklanmaları.
Hızlı okunan içinde Mevlana'nın sözlerinin kişisel-kişisel gelişim kitabı gibi alt alta sıralaması gibi bir kitap. Yazar bunun için Mesnevi'nin Mevlana'nın yazdığı ilk 18 beytini kullanmış. Kitabın başlığı kitabın içinde bir yerde yazılmış. Ama hani kitabın başlığı niye "İstediğin Bir Şey Olursa Bir Hayır, Olmazsa Bin Hayır Ara" bu sözü, Mesnevi'nin ilk beytinin "dinle neyden duy neler söyler sana/ derdi vardır ayrılıklardan yana" bölümünde alt başlığında 45. sayfada geçiyor. Kitabın arasına işte Mevlana'dan deyişler yerleştirilmiş.
Doğrusu bu kitap serinin şimdiye okuduğum/başladığım kitapları içinde en okunabilir, eh seviyesinde olanı. Belki iki yıldız verebilirdim ama benim açımdan bir miktar zaman kaybı oldu. Beklentimin çok altında kaldı.
".... mi yapmak istiyorsun? -Layık ol! Sabırla.." Başlangıçtaki cümlenin noktalarını her şey ile değiştirebiliriz. Ne kadar rahatlatıcı.. "Sabır öyle bir iptir ki sen kopacak sanırsın o gittikçe güçlenir, çoğalır." Kitabın hiç bir yerini beğenmeyecek olsam sadece şurasını tekrardan farkına vardırdığı için yüzlerce kez teşekkür edebilirdim Mevlana'ya. Sabretmeden, hayat sen olsan bile kendisi emin olmadan vermiyor sana istediğini, ne güzel hatırladım. Gerçekten onu istediğine emin olmak istiyor vermeden önce, hem de her fırsatta sorguluyor bunu üzerimizde.
Sevgisiz hayatın hiç bir önemi ve değeri yoktur diyor 10. beyitinde Mevlana ve ekliyor "yaşamak ve anlamdırmak, sevgiden geçer."
Bu kadar kötü yazılmış bir Mevlana biyografisi daha okumadım sanırım. Hakan Mengüç sürekli "ben ben ben"li cümlelerle sözümona tasavvufu, ben'den vazgeçmeyi anlatıyor..... Destek Yayınları'nın felsefe ve biyografi serisinde şimdiye dek hiç böyle kötü bir bölüme denk gelmemiştim, ola ki en büyük merakla okumaya başladığım bölüm olsun! Hakan Mengüç, önce kendisi pişsin, sonra başkalarını ısıtmaya çalışsın bence.....
Kitap adında belirttiği gibi Mesnevî 'nin ilk 18 beyitini açıklıyor. - Giriş ve orta kısma kadar açıklamalar çok uzun, hatta beyit dışındaki konulara da kayıyor. - Son kısımlarda başta çok uzattık, kitabı kısa tutayım diye açıklamalar çok kısılmış ve açıklayıcı olmamış. - Yer yer güz kısımları var ama içeriği yeterli derecede doyurucu bulmadım.
Kitapta, Mesnevi'nin ilk 18 beyti (Ney Mesnevi) günlük hayat ile ilişkilendirilerek anlatılıyor. İnsanların hayatlarının aslında Ney'in yapım süreci gibi ilerlediği güzel bir metafor olarak karşımıza çıkıyor.
Tek oturuşta bitirilebilecek ama üstünde belirli bir süre düşünülmesi gereken bir kitap...
Mevlâna nın yazdığı Mesnevi nin ilk 18 beytini açıklarken hayatla ilgili de dersler veren, özet bir kitap. Okunabilir. Tavsiye ederim. Mevlâna yı anlamaya değil ama anlamaya başlamaya yaracayacak bir eser.
Bir çırpıda okunacak bir kitap. Mevlana'nın mesnevide kendi yazdığı ilk 18 beyit in açıklamasını yapıyor Hakan MENGÜÇ ve hikayeler ilde de destekliyor bunu. güzel bir kitap tavsiye ederim. emeğine sağlık Hakan MENGÜÇ. Aşk olsun vesselam HU
Mevlana'nin Mesnevi'sinin ilk 18 beytini kısa ama etkili bir şekilde anlatmış. Her sayfada sizi etkileyecek. Mesnevi'yi okumak isteyenler için harika bir başlangıç kitabı.
Kitap şahaneydi. Elimden bir an olsun bırakamadım. Her insanın bir değil birden çok dönüp dönüp okuması, kendini orada yazanları hatırlatması gerekiyor. Çok keyifliydi.
Mesnevi’nin ilk 18 beyti ve buna dair yorumları içeren kitap. Bir derleme olduğu bilinerek okunmalı. Derin öğretilere getirilen bazı yorumlar çok basit kalmış o yüzden bir yıldız kırdım. Ney ve neyzenliğe dair çok güzel bilgiler edinebilirsiniz