AKP, CHP’ye iki kez yenildi. Ben her iki kampanyayı da yapan kişiyim. CHP AKP’ye karşı ilk kez 2009’da Antalya’da seçim kazandı. O kampanya 2019’da yüzden fazla seçim bölgesine uyarlandı ve sonuç yine zafer oldu. İşin sırrı neydi? Veya her şey zaten göz önünde miydi?
“Seçimden sonra her biri kendi ülkelerinin ana akım medyasından çok fazla yabancı gazeteci benimle röportaj yaptı. Türkiye’de pek soran soruşturan olmadı. 2009 seçiminden sonra CHP’den kimse beni aramamıştı, yine aramadı, bu açıdan bir tutarsızlık yok. 2009 seçiminden sonra AKP’den iki ayrı ekip benle toplamda bir haftadan uzun süre görüştü ve neden yenildiklerini sorguladı, 2019’dan sonraysa bir tek AKP’li bile aramadı. Bu örnek CHP’nin neden kazandığını açıklamıyor ama AKP’nin neden kaybettiğini açıklıyor olabilir. Partiler kendi fanuslarında, kendi destanlarını yazarken Levent’ten metroya binen bir delikanlı, Kartal’da yaşayan sevgilisiyle buluştu. Delikanlı etkileşimli tasarım okumak için İtalya’ya gidecekti, genç kız İmam Hatip son sınıfta üniversiteye hazırlanıyordu. Caddebostan parkında taşların üzerine oturdular ve denizi izlerken birbirlerine sımsıkı sarıldılar. Bu kitap tahrifli tarihten mamul kavanoz siyasetçileri için değil, sahilde sımsıkı sarılmış o gençler için yazıldı.”
Bir siyaset kitabı okuyacağımı sanıyordum. Türkiye için yazılmış bir aşk romanı ve aynı anda, her nasılsa, bir siyasal tarih ansiklopedisi okudum.
1971 Bursa doğumlu, okur ve yazar. Bursa Erkek Lisesi, Kayseri Fen Lisesi ve İktisat Fakültesi'nde öğrenim gördü. 1983 yılından beri yazılarından telif alıyor, 1985 yılından beri gazetelerde çalışıyor. Mizah dergileriyle başlayan yazarlık serüveni, edebiyat ve sanat dergileriyle devam etti. Üniversiteye başladığından beri reklam dünyasının içinde ama kendini "reklamcı" diye tanımlamıyor, çünkü "reklamcı"lığın bir "kimlik" değil, bir "giysi" olduğuna inanıyor. Başsoy "Reklamcı Nedir? Nasıl Reklamcı Olunur?" isimli deneysel "kitabımsı"sında okurlara bu ayrımı anlatıyor.
"ÖSS Matematikte 20 Soru Garanti" isimli kitabında üniversiteye hazırlanan öğrencilerin şartlandırılması ve matematik kavrayışlarının hatalarını ele aldı. Yayınlandığı dönemde çok ses getiren bu matematik kitabı, halen bazı akademisyenler ve üniversiteye hazırlanan öğrenciler tarafından referans kitap olarak görülmekte.
2011 yılında çıkan "AKP Neden Kazanır? CHP Neden Kaybeder?" kitabı ile Türkiye'de AKP dışında hiçbir partinin doğru algı yönetimi yapmadığını, bu nedenle kaybettiklerini ve böyle devam ederlerse sonsuza dek kaybedeceklerini anlattı. Ateşli Kitaplar adını verdiği mini kitaplar dizisiyle, yirmi yıldır yazdığı tüm deneme, öykü, masal ve aforizmalarını bir araya getiriyor.
Ateş İlyas Başsoy ulusal ve uluslararası çok sayıda reklam ödülü kazandı. Fayda isimli reklam ajansının ve Da isimli algı yönetim stüdyosunun sahibidir. BirGün Gazetesi'nde her pazartesi "günışığı"nı arar. Reklam Yaratıcıları Derneği Başkanı ve Türkiye Zeka Vakfı Genel Kurul üyesidir
"Yerel siyasal iletişim" kitabı iyi bir tanımlama olabilir gibi. Yazar reklamcı olarak tanımlanmak istemediğini dile getiriyor ama reklamcı diliyle konuştuğu epeyce bölüm var kitapta. Ayrıca birçok hatalı ön kabulden hareketle Türkiye toplumunu tanımlamış kitabın başlarında. Üstelik başarı olarak sunduğu 2019 seçim sonuçlarına etkisi olan konjonktürden neredeyse hiç söz etmiyor. Tüm bunlara rağmen, önerdiği yöntem dikkate şayan. Hakikatin belirleyici gücünü kaybettiği bu çağda insanları bir şeye ikna etmek çok zor ama onlara bir şey hissettirmek nispeten kolay. Yazar bu değişimi yakalamış. Tabii bu yolun sonunun bizi nereye çıkaracağı ayrı bir tartışmanın konusu.
Siyasal iletişimle ilgili çok yakın tarihli bir başarı hikayesi olan 31 Mart yerel seçimleri üzerinden örneklerle anlatılmış, birinci elden yorumlar ve anekdotlar da içeren, Türkiye’yi, her kesimden halkı tanımak isteyen herkese önerebileceğim bir kitap. Hem de radikal sevgi gibi (kitapta detayı var) evrensel bir mesaj da ihtiva ediyor.
Bir genç kızın avucunda bir cam parçası var. Kız camın içinde kedi fotoğrafını gördü ve güldü. Sonra bir şehit fotosuna üzüldü. Ardından eski sevgilisinin bir arkadaşını kıskandı. Bir başka fotoğraftan tiksindi, bir başkasını küçümsedi. Beğendi ve beğenmedi. Tüm bunlar on saniye içinde oldu.
Siyasetle ilgili kitap okumayı bana sevdiren Ateş İlyas Baysoy, AKP Neden Kazanır, CHP Neden Kaybeder? ile CHP'nin iletişim ve örgütlenme problemlerini tüm açıklığıyla anlatmıştı. Bu kitapta benim de gözümü açmış ve iletişim sorunlarını daha iyi görebilmemi sağlamıştı.
Ne mutlu ki CHP'nin aynı hataları tekrarlamadığını, kapsayıcı bir dil konuştuğunu, takipçi olmadığını, her türlü yalan ve hileye karşın sakin kalabildiğini, kucaklayıcı olduğunu, gülümsediğini, kendisine gönül vermeyen seçmeni de "radikal sevdiğini" seçime 3 gün kala daha iyi gözlemliyorum. Bu yüzden geçmişe göre çok daha fazla umutluyum.
Ateş İlyas Başsoy henüz 2020'den 2023 seçimlerini öngörmüş. Şöyle diyor: Bahçeli şimdiden başladı, Erdoğan da katılırsa bilin ki bu seçim boyunca "CHP ile PKK ittifakı" lafını dillerinden düşürmeyecekler. Zaten her mitingde ötekileştirdiklerinden, aynı nefret söylemlerinden, yalanlarından, propaganlarından, sahte afişlerden de belli değil mi?
AKP sürekli nefreti körüklemeye çalışıyor. Hakaret ediyor, küfür ediyor, taş atıyor, yaftalıyor, etiketliyor. Ancak AİB denklemde bir değişiklik yapıyor ve bütün kimya bozuluyor.
"Erdoğan ve AKP seçmeni birbirini sevmeye devam ediyor ama CHP, Erdoğan'dan nefret etmeyi bırakıyor. Seviyor demiyorum, sevmesi gerekmiyor... Sadece nefret etmeyi bırakıyor. Erdoğan tabii ki nefrete tek taraflı devam ediyor ama bir yankı yok.
Bir yankı almak için çok zorlayacak, her gün daha sert sözler söyleyecek çünkü bu nefrete ihtiyacı var. Ama bu besini ona vermeyeceğiz, ondan nefret etmeyeceğiz, çok zor olacak ama onu görmezden geleceğiz."
Son olarak "yoksul, yoksul mudur?"
Bir bankacı arkadaşım ziyarete gelmişti. Beraberce şarap içerken şöyle dedi: "Bu çürümüş üzüm suyuna kaç lira verdin? Yetmiş lira mı yüz lira mı? Bir şişe üzüm suyuna bu parayı öldürsen vermeyecek milyonlarca insan var bu ülkede. Ve biliyor musun, sen kirada oturuyorsun ama onların büyük bölümü ev sahibi