Yolun sonunda her zaman ışık olmak zorunda değil. Bazen yol başladığı yere döner. Şimdi bunu tekrar anlatmanın bir anlamı yok, çünkü daha önce birkaç kez anlatıldı.
Son bölümü eksik bir kutsal kitap, tren yolculuğu ve karmakarışık ilişkiler. Veysel Zebub, Şey’i tamamlamak için çıktığı yol boyunca kutsal şeyler görüyor, yaşıyor ve yazıyor.
Selim Bektaş’tan kutsal kitaplara, ilişkilere ve makinalara dair muzip ve absürd bir yol romanı.
Yazma çabasında, her daim yolunda kalmaya çalışan biri olarak editörlerin diğer koltuğa geçtikleri, yazarlığa soyundukları meydan okumaları seviyorum. Açıkcası bu sefer bir güzel burnumu sürttüm. Can Yayınları'nda editörlük ve Trendeki Yabancı gibi başarılı bir projenin yöneticisi olarak Selim Bektaş'tan beklemediğim (bu da bana dert olsun), cayır cayır kafa açıcı bir öykü-roman ile karşı karşıya kaldım. Yorumlarımı takip edenler bilir "değişik, bakışımı zorlayan, kafa açan anlatılara," meyilliyimdir. Daha doğrusu bir başka överim. İşte sevgili Selim'in kitabı da kesinlikle bu kategoride; korkusuzca bir kurgu, anlatı, bir meydan okuma olmuş. Dil sade, tuhaf ama sonuna kadar sade. Göndermeler, isimlerden tutun ruh hallerindeki gel-gitler acayip bir düzleme (kime göre, hangi düzlem?) bırakıyor sizi. Hem okunurluğu hem de edebi yolda dostuluğu bambaşka. Merak ve gülümseme iç içe bir okuma. Tebrik eder acele tarafından yeni kitap, kitaplar yazmasını temenni ederim ;)
Kitap elime biryudumkitap aracılığı ile geçti. Uzun süredir okumakta olduklarım arasında değişiklik yapmak adına hemen okumaya karar verdim. Bir akşamda bitti, dolayısıyla sürükleyici olduğunu söylemek mümkün.
Kitabın göndermelerini genel olarak sevdim, özellikle kült müzik göndermeleri ve ana uygun yapılmış şarkı seçkisi keyifliydi. Yazarın okuduğum bu ilk kitabında aralara serpiştirdiği farklı "türler" de eserin akıcılığını arttırmıştı.
Bununla birlikte, eserle ilgili sevmediğim yönler de oldu. Esere 2 yıldız vermekle 3 yıldız vermek arasında gidip gelmemin sebepleri şöyle: 1. Adına "yeni edebiyat" diyebileceğim, romandan çok senaryoya benzeyen bir dille yazılmıştı. Sanki dizisi çekilse oyuncu jest ve mimikleriyle karakterler ancak bir bağlama oturacak gibiydi. Roman hâliyle karakterleri büyük oranda yüzeysel buldum. 2. Kitap boyunca karakterler arasında bir cinsel gerilim hissi daima var. Sanki kitabın öne çıkan duygusu bu gibi. Geriye kalan duygular söz seviyesindeydi, gerçek bir üzüntü, kızgınlık, sevgi hissi okur olarak bana geçmedi. 3. Yan hikayeler bir kitaba dokunduysa en azından bir kısmının sonuca erişmesini beklerim. Kitapta bahsi geçen (haydi öyle diyelim) tarikatın yan hikayelerinin hiçbiri tatmin edici bir sonuca bağlanmadı. Genel olarak diyebilirim ki kitabın tamamı genç insanlar arasındaki cinsel gerilime ek yazılmış küçük hikayeler izlenimi bıraktı.
Son olarak, yazarın kaleminin gelecek kitapları için de merak uyandırdığını ve takip etmeye çalışacağımı belirtmek isterim.
Bir yolculuk hikayesi. Kutsal bir kitabın peşinde tren yolculuğu yapan tuhaf karakterler. Eksik bir kutsal kitap, Mercury isimli bir trenin hikayesinin peşinde bir yazar adayı. Absürd bir rpman, acayip bir hikaye.
okuru yormayan bir dili var yazarın. tüm anlatılan absürdlükler absürd olarak kalıyor okumayı bitirdiğinizde. absürdlüğe inandıran, absürdlüğün içine sizi de çekmeyi becerebilen, absürdlüğe karşı bunun kadar doğal birşey yok dedirtebilen yazarlar var. bunu becerebilseydi benim için daha başarılı bir deneme olurdu. ama içerisinde led zeppelin barındıran bir kutsal kitap da hiç fena olmazdı aslında normal dünyada. :) railway to heaven hatırına 3.5
"3. Kahvaltı bıçağıyla kesmeye çalışıyorum, bıçağın üzerinde dünden biraz tereyağı kalmış, kâğıttan kayıp son dizenin üzerini kesiyor, önemli değil, sehpanın üzerindeki tükenmezkalemle o dizeyi tekrar yazıyorum."
Bir cirpida merakla ve su gibi bir sabah okumasi. Sadeligi ve akiciligiyla sizi alan abdurd bir kurgu. Yazarin yeni kitaplarini merakla bekliyor olacagim.
bir türlü tamamlanamayan bir kutsal kitabı tamamlaması istenen veysel zebub'un başından geçen olaylar silsilesi anlatılmaktadır. özgün bir yazın deneyimine açık olan ve farklı anlatım teknikleriyle süslenmiş absürtlük dozu yüksek romanları sevenler için biçilmiş kaftan bir kitap olmuş.
Absürt bir metin. Özgün bir hikâye. Tempolu, akıcı, sıkılmadan okunan bir roman. Murat Menteş tarzına yakın buldum. Kutsal Kitap kavramına yeni bir bakış olarak da görmek mümkün. Okumak güzeldi.