3,5 / 5
On yıllar sonra ikinci okuma; o vakitlerde daha çok etkilenmiştim. Kitabın bu kadar akıcı olmasının ve insana bu kadar yakın gelmesinin sebebi yalnızca Erdal Öz'ün hapishaneyi yaşamış olmasından değil bence; yaşadığı gerçekliği edebi bir kurmacaya çok iyi dönüştürmesinden de kaynaklanıyor. Nuri meselesi tek tipleşmenin simgesi açısından önemli; Kıdemli Nuri, Ufaklık Nuri, Sarışın/Terzi Nuri, Kıral Nuri, Yozgatlı Nuri...
"Soruları bitiyor gibi. Ama bitmiyor. Bir sorusu daha var:
Nurilerden biri ilk kez adını soruyor sana.
Sesini kısıyorsun, fısıldar gibi:
«Nuri,>> diyorsun yavaşça. «Nuri.»syf277
Herkese keyifli okumalar.
Ölü sözcüklerin kokusu, acı bir is gibi bütün eve, bütün eşyaya sinmiş. Ne yapsan işlediğin ağır günahın izlerini uzun süre yok edemeyeceksin. Yok edemiyorsun. Sonunda, odalara inen külleri belki kabaca temizlemiş oluyorsun. Ya içinin külleri?syf155
Yine bir uzak çığlık seni silkeliyor. Kaskatı-sın. Biri uzun uzun bağırıyor uzaklarda. Kimbilir neler yapıyorlar ona şimdi? Bir yerlerini mi buruyorlar, kollarını parmaklarını mı kırıyorlar, tırnaklarını mı söküyorlar, umulmadık yerlerini mi dağlıyorlar? Ama yok, bu da bir çığlık değil. Ses daha yakınlarda şimdi, daha belirgin. «Yoğurtçuuuu! diye bağıran bir satıcının sesi bu.
Yakın bir yerlerde, sokak aralarında bir adam yoğurt satıyor.
İlkokul çocuklarının sesleri, yoğurt satan bir gurbetçinin sesi; insan sesleri. Sanki başka güzel dünyaların güzel sesleri. Bu çirkinliklerin yanı-başında bu güzelliklerin ne işi var. Yan yana, iç içe iki ayrı dünya. Hangisi gerçek olan? İkisi de belki. Dünyanın iki ayrı yüzü belki. Bir yanı ışık-lı, bir yanı karanlıklar içinde. Bir yüzünde gü-neşli aydınlıklar, bir yüzünde karanlıklar, gece-ler. Sen gecenin içindesin, karanlıklara boğulmuş-sun. Birgün o aydınlıklara çıkabilecek misin? Geceleri gündüzlere çevirmek, çok mu uzak bir umut?syf78
Sensin bu. İğrenç bir yüz. Bozarmış kafanda yol yol koyuluklar. Gözlerin şiş. Yüzün yağlı. İki büyücek morluk. Anlamsız. Çirkin. Yüzün sığmıyor aynaya. Yan dönüyorsun. Ensende kalmış, kesilmemiş saçlar. Yer yer tüyleri dökülmüş uyuz bir köpek gibisin.
Sen misin bu?
Sesine de, aynadaki görüntüne de yabancısın-syf275
Acılar nice büyük olsa da uzun sürmez diyorsun, uzun sürmez, biter bir yerde. Bu işin sonunda birgün bir kurtuluş ola-caksa, insanca olmalı, onurlu olmalı diyorsun, hep bunları diyorsun içinden. Kendi kendinle yüz yüze gelebilmelisin, bakabilmelisin kendi yüzüne. Başkalarının yüzüne de. Ama kendi yüzüne bakamayan biri ne yüzle çıkar başkalarının karşısına? En korkuncu bu işte; kendi yüzüne bile bakamaz olmak.syf91
Mahsus mahal' dedikleri zindanda / Kalırım kalırım dostlar yandadır / İk'elleri kızıl kandadır kanda / Ölürüm ölürüm aklım sendedir.>