Bir gün corona geldi ve hiçbir şey eskisi gibi olmadı.
Ölümler, yoğun bakımlar, maske ve eldivenler, sosyal mesafeler… Nedenini araştıran herkes gözünü Çin’e dikmiş aynı merakla soruyordu…
Yaratıcı Türk zekâsı tek cümlede neden sonuç ilişkisini bir pazar esnafının gözünden tek cümlede özetleyiveriyordu: Tanrı vermiş pırasa, hiç yenir mi yarasa?
Metin Uca, şahsına münhasır muzip ve eleştirel üslubuyla, değişen hayatlarımız, alışkanlıklarımız ve nedeni konusunda inanılmaz komplo iddiaları ve cevap sanılan cevapları yani coronanın Türkiye yolculuğunu anlatıyor.
Tanrı vermiş pırasa, hiç yenir mi yarasa? Türkiye’deki sağlık sistemine ve kriz yönetimine dair hasar tespit raporu niteliğinde.
Sokağa çıkmak kimlere, ne zaman, ne kadar yasak? Corona hafta sonları daha mı çok bulaşıyor? Uçak yolculuğunda zararsız olan corona, kültür etkinliklerinde niye saldırganlaşıyor?
Ev içlerinden tarihin derinliklerine, sanattaki corona ve salgın izlerinden geçmiş günlerin ağzımızı birkaç karış açık bırakacak tedavi yöntemlerine, CoronaTurca renklerinden salgının hiç bilinmeyen yönlerine, bu küçücük virüsün öyküsünü okumak isterseniz maskelerinizi takın, sosyal mesafenizi alın ve kendinizi sayfalara bırakın.
Sevgili Metin Uca, ışıklar içinde uyu. Kendin kadar eğlenceli bir kitap kapağı ve adı düşünmene şaşırmamalı. Bence sen aynı zamanda bir trajikomedya uzmanıydın. Çooook keyifle okudum, diğer kitaplarını da okuyacağım. Pandemiyi bunaltmadan, darlamadan, tüm hikayeyi baştan sona bilmemize rağmen, öyle güzel anlatmışsın ki. Pandemi çocuklarının ileride elden ele okuyup düşüncekleri bir eser bırakmışsın. Yattığın yer incitmesin. 🙏
Araştırılan bilgiler çok faydalı. Bir Metin Uca klasiği olarak nüktedan anlatım, okumayı keyifli hale getiriyor. Bazı yazım hataları (eksik harf ve kelimeler, yanlış harf) gözüme çarptı, herhalde sonraki baskıda düzeltilir.