Zamanı kullanmayı Sükûneti korumayı, İçtenliğe inanmayı öğren.
“Etrafında sevmediklerinle ilgilenme. Sana ilham verenlere yönel. Ruhun ve bedenin için nereden, ne aldın? Ona bak. Bazı olaylar ve hâller, hiç işleyeceği olmayan sanatsal yaratıcılıkları bile devreye sokar. Sanatçı, bir olayda aniden yeniden doğar. Her an her şey olabilir. Ki Türkiye; her an her şey olabilir babında zengin bir ülkedir. Sen almana bak, almamana değil. Kendinle savaşma, dialektik düşün. Yazarsan, yazdığın anın okuru ol. Müzisyensen, o an çaldığının dinleyicisi ol. Kendine dışarıdan bak ki; kendi savaşını, en kısa bu yolla bitirirsin.”
1970 yılında Ankara’da doğan Fazıl Say, Ankara Devlet Konservatuvarı’nda piyano ve bestecilik eğitimi gördü. 17 yaşında, Düsseldorf’taki Robert Schumann Enstitüsü’nde ünlü piyanist ve pedagog David Levine ile beş yıl çalışmasını sağlayacak olan DAAD bursunu kazandı. 1992-1995 yılları arasındaki öğrenimini Berlin Konservatuvarı’nda sürdürdü. 1994 yılında “Genç Konser Sanatçıları Uluslararası Seçmeler Ödülü”nü kazanmasının ardından uluslararası kariyerinde hızlı bir yükselişe geçti Bugüne değin, Amsterdam Concertgebouw, Berlin Philharmonie, Vienna Musikverein, Tokyo Suntory Hall, New York Carnegie Hall ve Avery Fisher Hall gibi prestijli salonlarda; New York, İsrail, Baltimore, St. Petersburg ve BBC filarmoni orkestraları, Fransız Ulusal Orkestrası, Amsterdam Kraliyet Concertgebouw Orkestrası gibi dünyaca ünlü topluluklar eşliğinde çalan Say; Lucerne, Ruhr, Rheingau, Salzburg, Verbier, Montpellier ve Bonn Beethoven festivallerinde defalarca sahneye çıktı. Konser kariyerinin yanı sıra, verimli bir kayıt sanatçısı da olan Fazıl Say’ın Mozart ve J. S. Bach’ın solo piyano yapıtlarından oluşturduğu ilk iki CD kaydı tüm dünyada büyük bir ilgiyle karşılandı ve önemli ödüller aldı. Say’ın daha sonra kaydettiği Stravinsky, Çaykovski ve Liszt’in eserlerini içeren CD kayıtları da büyük ilgi gördü. Son yıllarda dünyanın önde gelen kayıt firmalarından Naive’in özel anlaşmalı sanatçıları arasına giren Say, bu firmadan çıkardığı Mozart, Beethoven ve Haydn’ın solo ve eşlikli piyano yapıtlarının yanı sıra kendi bestelerine ayırdığı kayıtlarıyla, ECHO, Deutschen Schallplattenpreis, Altın Diapason gibi klasik müzik dünyasının en prestijli kayıt ödüllerine layık görülmüştür. Fazıl Say, kızı Kumru, iki köpeği ve dört kedisiyle birlikte İstanbul’da yaşamaktadır.
Yine yolculuklar, eserler, sahnenin öte tarafı ve Fazıl’ın zihin kavgalarına şahit olduğumuz deneme yazıları. Sanatta ismi büyük olan kişilerin perdenin arkasında neler yaşadığına dair merakı olanlar için bu deneme yazıları gerçekten tatmin edici oluyor.
Say'dan daha önce de okuduğum iki kitap vardı,bu eser de onlarla aynı doğrultuda,aynı üslupta...Bence çok güzel ve yerinde bir kitap;müzisyenlerden böyle kitaplar okumayı hep güzel bulmuşumdur.
Kitap içeriğinde yazarın hem anıları var hem de dünyadaki-ülkemizdeki olaylar üstüne görüşlerini belirten yazıları.Akıcı ve yormayan bir tarzda kaleme alınmış yazılar.
Gelgelelim anlatım bozuklukları,özne-yüklem uyumsuzlukları,noktalama işaretleri,büyük küçük harf kullanımı ve bağlaçların yazımı hususunda pek çok yanlış var.Bu konuyu ne yazara ne de yayınevine yakıştırabildim.Hepsinden önce bağlaçlar öncesinde noktalama işareti kullanılmaz,hadi bunlar gözünüzden kaçtı bağlaçları büyük harfle başlatmak da neyin nesi?
Eser belki de büyük bir sanatçının 100 sene sonrasında hakkında değerli yazılar okunmasını sağlayacak ama bu şekilde onlarca defa tekrar eden yazım yanlışlarıyla gelecek nesillere kalmamalıydı.
Diğer kitaplarına benzer bir kitap, akıcı ve samimi bir dille yazılmış. Çok değerli bir müzisyenin iç dünyasına inebilmek, duygularına ortak olabilmek çok keyifliydi. Özellikle kitabı okurken Fazıl Say’ın önerdiği, kitapta bahsettiği müzikleri dinlemek ve yeni güzellikler keşfetmek güzel oldu. Fazıl Say’ı sevenlere önereceğim bir kitaptır.
Fazıl Say’ın müziğine, sanatına uzun yıllardır hayranım. “Akılla Bir Konuşmam Oldu” ve “Yalnızlık Kederi” kitaplarını da çok önceleri okumuştum. Şimdi bugün “Suya Yazılan”ı okurken, neden Fazıl Say’a bu kadar hayran olduğumu bir kere daha hatırladım. Buraya da not etmek isterim.
Fazıl Say, müzik konusunda dünya çapında tescilli yeteneğinin yanısıra; iyilik, bilgelik, dürüstlük, muhakeme yeteneği, demokrasi ve bilime inancı, adalet ve eşitlik kavramlarına bakış açısı, entellektüel bilgi birikimi ve de gerçek bir dahi olmasına rağmen konulara ve olaylara tevazu ile yaklaşımı ile benim için Türkiye’nin en büyük değerlerinden birisi.
50 yaşını kutladığı, pandeminin başladığı 2020 senesinde yayımladığı kitabının önsözünden kısacık bir alıntı; “Ne söylersek söyleyelim ne yaşarsak yaşayalım ne yazarsak yazalım, nafile bir imkansızlıktan fazlası değildir anlattığımız. Suyun üzerine yazı yazmanın imkansızlığı vardır her birinde. Ruhumuzda, aklımızda, kalbimizde sert rüzgarlar estiren tüm duygu ve düşünceler, bür gün ardında hiçbir iz bırakmadan silinip gidecek. Yolun yarısında bile olsak, suya yazılmış gibidir çoğu kez hayat.”
Fazıl Say'ın iç hayatına bir yolculuk kitabı, onu ve bestelerini daha iyi anlamak için okunması gereken bir kitap. Ayrıca Beethoven sonatları ile ilgili de bir çok bilgi veriyor bize Fazıl Say. Dünyanın farklı yerlerinde her yıl 120 konser veren, kalan zamanlarını beste yazarak ve kaydererek geçiren, gurur duyduğum bir sanatçı Fazıl Say. Yaşarken değerini bilmek önemli diye düşünüyorum. Yaptıklarını anlatırken mütevazi oluşuyla, duruşuyla her yönüyle saygıyla eğilirim önünde.
3.5*'dan 4*. Fazil Say yazar degil. Ilk bolumde cok kopuk kopuk ve detaya inmeden bazi yazilar var. Cok hosuma gitmemisti. Corona Donemi yazilari biraz daha derin. Pek klasik muzik dinlemeyen ve boyle bir kulturu olmayan bana ilginc gelen detaylar okudum. Zaman zaman soz ettigi kayitlari spotify'dan acip dinleyerek okudum kitabi. Keyifliydi.
Fazıl Say’ın dünyasına ortak olmak, onun tavsiyeleriyle bildiğim ya da bilmediğim müzikleri, filmleri keşfetmek pek güzeldi. Söz konusu olan müzikleri dinleyerek ve anlayarak kitapta ilerlenmesini tavsiye ederim.
Fazıl Say konserlerinden, seyahatlerinden ve gençlik yıllarından korona günlerine uzanan geniş bir zamanda anılarına yer veriyor. Profesyonel kariyerinin zorlukları, incelikleri ve renkli anlarının yanında; ilhamını, yaratıcılık enerjisini ve çalışma şevkini de yeni kitabına akıtıyor.
Warm, positive, inspiring, educational ... Fazıl Say’ı zaten takdir ederdim ama kitaptaki yakınlaşma, paylaşım çok değerliydi, okurken hep bahsi geçen müzikleri dinlemeye çalıştım, çok keyifliydi tavsiye ederim.
Although very easy to read, filled with lots of insights into music and valuable experiences of a well-known Turkish musician. Could be revisited from time to time.
Fazıl Say'ın hayranı ve takipçisi birisi olarak bu kitap, onunla sohbet etmek gibiydi benim için. Anılarını, günlüğüne düştüğü notları tek bir kitapta toplamak gibi bu kitap... Uslûbu çok sade ve herkes tarafından anlaşılır bir dille yazılmış. Anıları arasında dolaşırken kırgınlığını, kızgınlığını, burukluğunu, sevincini de çok iyi hissettim. Çok değerli dip notlar, öneriler de bulunmakta. Fazıl Say, hiç şüphesiz ki; ülkemizin değeri ve gururu. Gerek röpartajlarında, gerek sosyal medya hesabında, gerekse de bu kitabında altını çizdiği bu tavsiyelere kulak tıkamamak gerek. En sevdiğim eseri olan "İstanbul'da Bir Kış Sabahı" isimli eseri ile bir solukta okudum bu kitabı.
Fazıl Say bir edebiyat yazarı değil, tabi ki bazı ön kabullerle başlamak gerekiyor kitaba. Ben daha çok günlük gibi okudum, bu da bana keyif verdi. Kendisini çok severim, aralara serpiştirilmiş güzel anekdotlar vardı, hiç dinlememiş olduğum dünyaca ünlü bestecilerin bazı bestelerini daha öğrendim, o bestecilere dair şeyler öğrendim. En önemlisi de ilham verici olmasıydı, hayalleri olan insanlara, harekete geçmeye korkanlara, cesaretini yitirenlere. Evet çok donanımlı bir aileden geliyor, bunların da hayatına ve sanatına önemli katkıları olmuş. Ama bunlara sahip değilseniz de sevdiğiniz şeyi yapmaya ve üretmeye engel değil bazı şeyler.
Fazil Say bu kitabinda ekseriyetle cesitli mecralarda daha onceden yazdigi yazilari toparlamis. Onsoz disinda kitaba ozel yazilmis bir yazi var mi bilmiyorum. Instagram hesabinda paylastigi bircok yaziyi yeniden okumus oldum. Daha fazlasini beklerdim. Editing ve tematik-kronolojik gruplama daha iyi yapilabilirdi.
Suya yazılan’ı su gibi akarcasına okudum, pek çok not aldım, okuyup izleyip dinleyeceklerime dair. Pek çok şey öğrendim bildiğim bestecilere dair, farklı kültürlere dair. Arka planda kah Nazım Oratoryosu kah İstanbul senfonisini kah en favorim Kumru‘yu dinledim. Tamam tamam Kumruyu daha çok dinlemiş olabilirim:) Fazıl Say’ı takdir etmemek mümkün değil. Bu kitabı yaşarken yazması bize onun dilinden onu daha iyi tanımamıza fırsat verirken pek çok konuda tecrübeleri ile bizi bilgilendiriyor, genç müzisyenlere de ışık tutuyor. Bu kitaptan bir kez daha gördüm ki Fazıl Say, müthiş üretken, yaratıcı, çalışkan, savaşçı, özgün, pozitif, iyimser, tutkulu, iyi niyetli, barışçıl, kültürlü, yüksek sesle düşünebilen, yaşadığı pek çok haksızlığa rağmen geleceğe dair hala umutlu. Yılda minimum 120 konserin arasına 85 müthiş eseri nasıl sığdırmış? Kendini güncel tutması- okumaya zaman yaratması da cabası. Okurken utandım vakitsizliğin arkasına sığınarak yeterince üretken olamamaktan. Kendisine hayat düsturu aldığı sözlerden biri Nazım Hikmet’in şiirinden : “sevmek, düşünmek, anlamak”. onun için yaptığını sevmek, bir şeyi anlamak ve üzerine düşünmek. Sevgide, müzikte, hayatta, herşeyde. Kitap okurken yeni bilgiler edinmeyi seviyorum. Bu da öyle oldu. Hem çok beğendiğim ve takdir ettiğim @fazilsay bir sanatçının anılarını, düşüncelerini, hislerini okudum hem de yeni bilgiler ve yeni bakış açıları edindim
Fazıl Say’ı çok severim, çok da saygı duyarım. Daha önceki kitaplarını okumamıştım. Konserinden hemen önce bu kitabını aldım, tam olarak ne beklediğimi bilmeden. Kısa kısa, günlük yazıları gibi olan denemeler çok sıcak ve içten geldi. Bazen sanatçı, bazen öğretmen, bazen mentor, bazen baba, bazen iş adamı şapkalarıyla görüşlerini paylaştığı bu kitabı biraz aralıklarla da olsa keyifle okudum, ilham aldım, umut doldum, kendimi Fazıl Bey ile sohbet ediyormuş gibi hissettim. Kendisini biraz daha tanımama fırsat veren bu kitabı tüm sevenlerine öneriyorum.