Eser 207 mektubu bir araya toplamıştır. Mikes bu mektuplarda, kendi görüşüne göre ne varsa, her şeyden bahseder. Türkiye'ye gelişlerini, Gelibolu'dan başlayarak Tekirdağ'a yerleşinceye kadar yaptıkları göçleri, kendi yaşayış tarzlarını, Türkiye'de gördüğü yerlerin, şehirlerin ahvalini, iktisadi ve zirai şartalrı, milli sosyal, idari adetleri ve nihayet Avrupa'da geçen hadiseleri anlatır ve arada sözü yine kendi yaranına ve efendisine getirir. Gelibolu'dan yazdığı ilk mektubu 10 ilkteşrin 1717 tarihini taşımaktadır, son mektubunu ise 20 ilkkanun 1758'de Tekirdağ'da yazmıştır. Böylece mektuplar hemen yarım asrın intibalarını aksettirmektedir. Mikes bunları hatıra defteri gibi muntazam bir şekildi, belirli günlerde değil canı istediği zaman, adeta olayların üstüne yükselmiş olarak ve içinden geldiği gibi yazmıştır. Onun bazen uzun sessizliğe gönüldüğü de olur.
Kitap, yazarın dönemindeki Osmanlı ve Tekirdağ'ın yapısını bir yabancı gözüyle anlatması bakımından ilginç. Yazım tarzı çoğu zaman eğlenceli ve kolay okunuyor. Mektupların yazıldığı teyzenin gerçek olup olmadığı konusunda Kelemen Mikes bizi hep arada bırakıyor.
Kitabın tek kötü yanı çevirisi. Kipler, zamanlar bazen aynı cümlede defalarca değişiyor. Eserin orijinalinde böyle olduğunu sanmıyorum. Çeviriden kaynaklandığını düşünüyorum.