Tutkuyla bağlı olduğun bir şey var mı? Nasıl yani? Ne bileyim işte. Hani böyle peşinden gözünü kırpmadan gideceğin bir şey? Uğruna her şeyi göze alacağın... Uzaktaki ağaçlara bakıp düşündüm. Galiba yok. O zaman için boş, dedi.
Neslihan Önderoğlu bu öykülerde günümüz insanının en büyük çelişkisini anlatıyor: İlişkilerdeki yalnızlıklar ve yalnızlıklardaki ilişkiler. Evliliklerde, işyerlerinde, ebeveyn-evlat ya da kardeş ilişkilerinde süregiden çatışmalar, rahat vermeyen dostluklar; çetin ıssızlıklar, münzevi haller… Sözgelimi bazı öykü kişileri bazen gündelik hayatın sıkıntılı rutinine bazen de sürüklendikleri çaresiz duruma isyan etseler de asla bir “ada” olamayacaklarını tecrübe ediyorlar; acı vermesine karşın kopamayan bağlarıyla, sırtlarından atamadıkları sorumluluklarla yüzleşiyorlar... Ve her şeye rağmen bazen en karanlık anlarda ortaya çıkan umudun, sevginin kora dönmüş ışığını keşfediyorlar.
Neslihan Önderoğlu, diğer kitaplarında olduğu gibi Yakınlık Korkusu’nda da toplumun her kesiminden, her yaştan insanın dünyasına eğiliyor. Yeri geldiğinde oldukça çetin meseleleri irdelemesine karşın sadelikten ödün vermeyen üslubuyla, ince ince işlediği sahnelerle akıllardan çıkmayacak sert, sarsıcı öyküler anlatıyor.
Neslihan Önderoğlu, İstanbul’da doğdu, Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun oldu. 2012’de yayımlanan ilk öykü kitabı İçeri Girmez Miydiniz? ile 2013 Haldun Taner Öykü Ödülü’nü kazandı. 2013 yılında Mevsim Normalleri adlı öykü kitabı, 2014’te ise, editörlüğünü yaptığı Karla Karışık Kış Öyküleri Seçkisi yayımlandı. Murathan Mungan’ın hazırladığı Merhaba Asker ve Kadınlar Arasında seçkilerinde ve çocuklar için derlenen Bir Masal Anlat gibi seçkilerde öyküleri yer aldı. Notos, Sarnıç Öykü, Sözcükler, Kitap-lık, Özgür Edebiyat, İzafi, Dünyanın Öyküsü, Sıcak Nal, Türk Dili, Öykü Teknesi, Patika gibi çok sayıda dergi ve fanzine öyküleriyle katkıda bulunan Neslihan Önderoğlu, Sarnıç Öykü dergisinin editörlüğünü sürdürüyor. Yazarın ilk romanı, “Köprü Kitaplar” dizisi için yazdığı Bana Sesini Bırak (2015) adlı gençlik kitabı. Çağdaş öykücülüğün önemli isimleri arasında yer alan Önderoğlu, İstanbul’da yaşıyor.
"Sahicilik dediği buydu aslında. Sıradan şeylerin içine yerleşmiş büyülü anlar. Anlatıp dursan her defasında bir şeyler eklenip bir şeyler eksilecekti. "
İnsan ilişkilerindeki en büyük açmaz olan iletişimsizlik ve kendini kapatmanın son derece sade ve içten bir dille anlatıldığı nezih bir öykü kitabı.
Neslihan Önderoğlu asla yanıltmayan, üzmeyen, beklentinin asla altında kalmayan şahane kaleminden on beş enfes öykü.
Öykü okumam, sevmem, hiç tercih etmem diyenlerin dahi keyif alacağı kendinden ufacık bile olsa bir parça bulabileceğinden çok eminim. Bu sebeple gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum, keyifli okumalar!✨✨
Neslihan Önderoğlu öykülerini özlemişim. İnsan ilişkilerindeki çıkmaz sokakları, açmazları, yalnızlıkları, yürekte biriken hüznü anlatan ince ince işlenmiş öykülerden oluşan bir kitap. Adı çok şey anlatıyor aslında. Sessiz sıradan hayatların içinde yaşam mücadelesi veren, arayış içinde olan karakterler. Soru soran, kedere teslim olmayan, yoluna devam eden, boyun eğmeyen kadın karakterler ayrı bir güzel anlatılmış
Kitabın son öyküsü olan "Atlı Adam" dışındakileri maalesef beğenmedim. Belki hiçbiri sıkıcı öyküler değildi ama son öykü dışında "iyi ki okumuşum" düşüncesini doğuran başka öykü de olmadı benim için.
Bazı kitapları okurken sanki içinde yaşıyormuş gibi oluyorsun ya işte ondan :) Kısa öyküler var kitapta, her öykü hemen içine alıyor seni. Çok başarılı bence.
neslihan önderoğlu'nun can yayınları tarafından yayımlanan son öykü kitabıdır.
kitapta günümüz insanlarının çelişkileri, hayatlarındaki açmazları, kendileriyle ve çevreleriyle olan çetin mücadeleleri anlatılmaktadır.
öykülerde farklı yaşamlar sürüyor gibi görünen insanların aslında mücadelesini verdikleri olaylar ve duygular bakımından ne kadar çok birbirine benzediğini görebiliyoruz.
öykülerdeki karakterlerin yakaladığı küçük bir umut ışığının bile yarattığı büyülü etki sıradanlığı kırıyor.
yazar, öykülerindeki dilin sadeliğini bozmayarak zaman zaman sarsıcı öyküler yaratabilmeyi başarıyor.
yazarın "yeryüzü yorgunları" romanından sonra tekrardan öykülerini okumak eski öykülerindeki yaratıyı bulamasak da bizleri sevindirmiştir.
Son okuduğum kitaplar hep kadınlarla ilgili... Fatma Barbarosoğlu'nun kitabında yazarın fısıltıları, mırıldanmaları, kendi kendine düşünmeleri hikâyelere karışıyordu, kimi zaman hikâyeydiler, kimi zaman bir gözlem, bir fikir, bir düşüncenin akıp gidişi...Makbule Aras'ın kitabı Sonuncu Bacaklar, oldukça iyi yazılmış bir kitaptı; ilgi çekici, huzursuz da edici hikâyeler vardı içinde, ancak her hikâye kitabın bu atmosferini sürdüremiyordu, örneğin kapanış hikâyesi kötü bir seçimdi. Ancak bunlara rağmen iyi bir kalem yazıyordu öyküleri.
İlk kez okuduğum Neslihan Önderoğlu kalemi çoktan oturmuş, tutmuş, anlatabilen, hikâye edebilen bir yazar olduğunu neredeyse her hikâyede gösteriyor. Hakikaten çok beğendim. Bu da bir kadınlar kitabı, ama tek derdi bu değil gibi, ismi gibi yakınlık korkusu, yeni veya eski ilişkiler, ama baba kız, ama abla kardeş ya da sevgili...bütün bunlardaki yaraları, korkuları vb anlatıyor- bu yakınlıkların bedelleri, ya da daha doğrusu sonuçları, izlerinden söz ediyor, bütün bunları güzel hikâyeler, olaylara sarmalayıp anlatıyor üstelik... ancak yazarın kalemi romanlardan hikâyeler çıkarmış hissi de veriyor, çok iyi buldum bir çok hikâyesini, daha doğrusu çok beğendim.
Güzel edebiyat her yerde kendini belli ediyor. Bu izler: ne olup bittiğini hiç unutmamak değil de o tat, o his, o duygu..o anlık o hikâyenin içine girip de dahil olmak, orada yaşamak, anlamak ya da anlayamasan bile dahil olmak, ve sonra kaybolup gidişi o ânın...geride bir hayat bırakmak...Önderoğlu bizim hikâyelerimizi bile anlatmış olabilir, biz hiç farketmeden bizi hikâyelerine misafir etmiş olabilir...o yüzden mutlaka diğer kitaplarını da okumalıyım, okumalıyız...
Öykü kitapları ile zaten aram iyi değildir. İyi ki okumuşum dediğim öykü kitapları bir elin parmaklarını geçmez. Neslihan önderoğlu ile tanışma kitabı olarak seçmiştim ama belki de hata oldu. Sıkıcı olmamakla birlikte öykülerin akılda kalıcılığı da yoktu bence. Okumasam da olurmuş dediğim bir öykü kitabı oldu benim için.
Rutubetli duvarların arasına sıkıştım ve kokunun rahatsızlığı tanıdık bir aidiyet hissini yenemediği için sayfaların arasında kalmaya devam ettim. Neslihan Önderoğlu’nu ilk defa okuyorum. Bir kere daha okumak isteyeceğim bir yazar oldu. Ayrıca Yakınlık Korkusu’nda son hikayesinin Atlı Adam olması çok mantıklı bir hareket olmuş:)