Monograflar kurmaca ve gerçek ilişkisinin irdelendiği, hatırlamanın arkeolojisi üzerine bir deneme. Fatih Balkış bu kez fragmanları kullanarak, bir okurun dönüşümünü epifaniler yoluyla aydınlatıyor.
beni çok etkileyen bir kitap oldu çünkü balkış'la aynı yıllarda aynı yerlerde dönenip durmuşuz. edebiyata aşık bir gençseniz 90'lı yılların beyoğlu'su ve biraz da cağaloğlu'su mabet demekti. balkış'ın mırıl mırıl anlattığı anlar, anılar, düşüncelerde bazen bulmaca çözer gibi kimin kim olduğunu çözmeye çalıştım, bazen geçmişi andım, bazen kendimi buldum, bazen hayran oldum. sevdiğiniz bir yazardan böyle monograflar okumak arada farklı bir bağ kuruyor bence. ben hâlâ yazar ve okur arasındaki o köprüye de edebiyata da inanıyorum çünkü.
Bir yazarın kendi okurluk serüvenine dair yazması beni her zaman heyecanlandırır ve çoğunlukla bir yazarın en iyi kitabı / kitapları da bu tarzda yazılmış olanlardır bana göre. Fatih Balkış'tan okuduğum ilk kitap, belli ki sonuncusu da olmayacak. Okurluğunu, yazarlığının bir adım önünde tutan yazarların ancak, fark yaratabileceklerine inanıyorum.
Kesimlikle çok iyi bir yazar, iyi yazarların bile bazen yapamadığı bir şeye de sahip; kelimelerle ve cümlelerle arası gerçekten çok iyi. Kendi içinde anlatmak istediğiyle, belirlediği yolla tutarlı, tutarlı ama derin bir metin. Teşekkürler. nicelerine.