Her şeyi kaybedebilirsin ama kendi varoluşunu kaybedemezsin.
Doğarız ve dünyaya atılırız.
Bu "olma" halidir. Varolma hali ise bizim yapıp ettiklerimizle ilgili bir şeydir. Özgür irademiz yüzde yüz var olmasa bile herhangi bir anda ne olursa olsun yaptığımız küçücük bir seçimle nasıl bir varoluşa evrileceğimize, nasıl bir insan olacağımıza karar verebiliriz. Kısacık bir anda aldığımız bir karar nasıl bir hayat yaşayacağımızı belirliyor.
Her şeyi kaybedebilirsin ama kendi varoluşunu kaybedemezsin. Aynı şey iki insan arasında sahip olmaya dayanmayan bir ilişki olduğunda da geçerli. Oraya sistem müdahale edemiyor. Sistemin en ağır şeklinin faşizm olduğunu düşünürsen senin nasıl bir hayat yaşayacağına karar veriyor olsalar da kime âşık olacağına müdahale edemiyorlar. Beyninin içine giremiyorlar. Aşk en büyük isyandır gününe göre.
Usta gazeteci Filiz Aygündüz sordu, ülkemizde alanının yetkin isimlerinden biri olan, psikiyatr Dr. Alper Hasanoğlu yanıtladı. Aşk, kimlik, ilişki, varoluş, ölüm, yas, mutluluk, evlilik, anlam, kaygı, kendinle sahici bağlar kurmak... Hayatın tüm meselelerine derin ve çarpıcı bakış açıları sunan, provokatif, zihin açıcı bir kitap Gel Hayattan Konuşalım. Sohbete katılan okura iyi gelecek...
Alper Hasanoğlu, 1967 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Erkek Lisesi'nin ardından Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'ni bitirdi. İki yıl Çorlu Devlet Hastanesi'nde fizyoloji ihtisası yaptı. Bu dönemde özellikle stres fizyolojisi ve epilepsi üzerinde çalıştı. Ardından İsviçre'de psikiyatri ihtisası yaptı. Bilişsel davranışçı terapi, şematerapi ve eş terapisi uzmanlık alanlarıdır. Almanca ve Türkçe çeşitli bilimsel kitaplarda bölümleri, Türkçe ve İngilizce bilimsel dergilerde yayınlanmış çok sayıda makalesi bulunmaktadır. Kognitif Davranışçı Terapiler Derneği'ne bağlı Bilişsel Davranışçı Terapi eğitim kursunda eğitmen ve süpervizörlük yapmaktadır.
3,5 daha doğru bir puanlama. Kendi hayat deneyimlerinden örneklerle hayata bakışını çok güzel özetlemiş. Kitabı beğendim çünkü yeni dünya safsatalarından oluşmuş soruların da cevaplarını içeriyor. Beğenmedim çünkü aslında farklı bir şey söylemiyor. Ama kitabı bitirdiğimde keyifli hissettim kendimi. Kolay okunan, içten ve tekrar olsa da bazı düşüncelerin bellekte tutulmasını hatırlatan bir kitap oldu benim için.
Yer yer verdiği güzel mesajlarla okumaktan pişman olmadığım metin seviyesinde ise okumaktan keyif almadığım bir kitap olmuş. Podcast mantığı ile çıksa daha keyifli bir noktada kalabilir. Soru sormak, bir konuyu sağlam ele alıp bağlantı kurarak kaleme almak ve iyi bir final getirmek mühim, elbette öznel hususlar. Bu alanda fazla okuma yapmış bir okur için daha fazla beklenti oluşması da normal.
Filiz Aygündüz, Kaç Zil Kaldı Örtmenim kitabıyla tanıdığım bir isim. Alper Hasanoğlu’nu ise Youtube’ta Flu Tv kanalında keşfettim. Flu Tv sevdiğim, takip ettiğim ve çoğu videosunu izlediğim bir kanal. Özellikle yemek yerken izlemek benim için çok keyifli. Bir gün izleyecek video bulamadığımda Alper Hasanoğlu’nun videosunu açtım. Yazarın konuşması, düşünce şekli, mantığı ve fikirleri o kadar hoşuma gitti ki aynı gün bütün videolarını izledim. 6-7 videoyu arka arkaya izledim o akşam.
Yazarın kitaplarının da olduğunu biliyordum ama Gel Hayattan Konuşalım yazardan okuduğum ilk kitap oldu.
Kitap diyalog şeklinde ilerliyor. Filiz Hanım soruyor, Alper Bey cevaplıyor. Benim için ilham verici ve ufuk açıcı bir okuma oldu. Çok fazla cümlenin altını çizdim. Hepsini buraya yazıyorum ki hatırlamak istediğim an gelip okuyabileyim. Psikoloji, felsefe, hayatla ilgili okuma yapmak isteyenlere şiddetle öneriyorum.
NOT: Filiz Hanım aslında bu sohbeti Prof. Dr. Engin Geçtan ile yapmak istemiş ama Engin Bey’in sağlığı izin vermeyince proje rafa kalkmış. Daha sonra Alper Bey’le hayata geçirmişler ve öğrenmiş ki Engin Hoca, sağlığı bozulduğu için bakamadığı hastaları Alper Bey’e yönlendirmiş. Kitapta sık sık Engin Hoca’nın İnsan Olmak kitabının adı geçiyor. Onu da bir arkadaşımdan ödünç aldım, bu sene bitmeden okumak istiyorum.
Alper hasanoglu alaninda yeni bir sey soylemiyor maalesef. Kaldi ki teshis/tespitleri iddia ettigi gibi cok okuyan bir terapiste gore vasat kaliyor kanaatimce. Zira dar bir penceresi var hasanoglu’nun, yeterince kapsayici da olamiyor -40 yil boyunca fabrikada vida sıkan işçiyi blr turlu kabullenemiyor veya aksamlari evine gidince kitap okumayanlari...
Alper Hasanoğlu yıllardır ilgiyle takip ettiğim bir psikiyatrist ve yazar. Filiz Aygündüz'ün soruları çerçevesinde şekillenen orta uzunluktaki bu söyleşi kitabında, Hasanoğlu'nun hayat, psikiyatri, ruhsal sorunlar, günümüz dünyası, kapitalizm ve kendi hayatı hakkındaki görüş ve değerlendirmelerini okuyoruz.
Son derece akıcı ve düşündürücü. Hasanoğlu'nu izleyenler ve konuyu merak edenler okusunlar.
Alper Hocayı internetteki videolarından dinliyordum, kitap videolardaki bahsi geçen konuların bir derlemesi gibi olmuş. Söyleşi formatında olduğundan okuması rahat.
Alper Hasanoğlu'nun yazılarını takip eden birisi olarak kitabı keyifle okudum. Bahsettiği bir çok fikrinden daha önce haberdar olmama rağmen basit ve duru hayat anlayışı kendi perspektifimi güçlendirdi. Ölümle yüzleşme başlığı en çok ilgimi çeken bölüm oldu. Öğütlediği yaşam tarzında sanat çok yer tutuyor. Eylemden çok düşünceyi savunduğunu söyleyebilirim. Ben de böyle bir insan olduğum için görüşlerimi güçlendirdiğini söylüyorum. Kapitalizme karşı duruşu bu kitapta çok belirgin olmuştu. Aynı hislere sahip olup, aynı hataları yapan bir çok insan var. Kolejlere para yatırmak, pahalı restoranlara gitmek vs. Gibi şeyleri neden yapıyoruz? Acaba topluma uyum sağlamamak sağlamaktan çok daha güvensiz oluyor diyebilir miyiz? Kendi mesleği olmasına rağmen terapiyi çok savunmaması ya da terapiye alternatif olarak kitap okuma, sanatla ilgilenme gibi aktiviteler önermesi güzeldi. Umarım daha uzun daha detaylı kitapları yayımlanır ve biz de terapi niyetine okuruz.
Alper Hasanoglu nun tum kitaplarini okumus biri olarak tabiki yine cok begendim:) Nehir soylesi olmasi itibari ile cok da rahat okunuyor. Kitap akip gidiyor.. Iki kisi hayat, iliskiler, aşk, ölüm vs üzerine sohbet ediyorlar. Bu konulara farkli bir bakis acisi ile bakmak isteyenlere siddetle tavsiye ederim.
Hayat ile ilgili aklınıza gelebilecek hangi soru varsa Filiz Hanım sormuş, Alper Bey de dolu dolu cevaplamış. Özetle herkese tavsiye edebileceğim bir kitap. Cevaplar çoğunlukla zihin açıcı olmak ile birlikte, nadir de olsa saçma gelenler de oldu.
Tespitlerin muazzam olduğu fakat fazlasıyla konuşma dilindeki anlatımından dolayı bir türlü istikrarlı şekilde elime alamadığım kitaptır. Okumaya ilk başladığımda, 'off zaten bildiğimiz şeyleri anlatıyor'' diyerek sıkıldığımı anımsıyorum. Kindle'da öyle dolanırken yarım bıraktığımı görünce tekrar elime almış aldım. Sonra fark ettim ki, aslında herkes uzmanlaşmış ruh sağlığı uzmanı değil ve bu kitabın insanlar üzerinde yaratacağı etki bambaşka olabilir. Özellikle, Alper Hasanoğlu'nun kendi hayatına dair verdiği örnekleri okumak keyifliydi. Ayrıca youtube ve spotify üzerinden de dinleyebileceğiniz bir psikiyatrist.
Özgür irade, mutluluk, acılar, depresyon, aşk, iyi sandığımız ilişkiler, temel ruhsal gereksinimler, sosyal medya!, mutlu olmalısın sistemi!, her şeye dair bir konuşma gibi düşünün.
- 'beni korkutan tek şey var, acılarıma değmemek' (Dostoyevski) - Çehov'a soruyorlar, hayatın anlamı nedir? O da şöyle yanıtlıyor: Bir havucun anlamı nedir? Bir havucun anlamı neyse, hayatın anlamı da odur. - 'Aslında ben diye bir şey var? Nietzsche 'ben bir gramer hatasıdır' diye cevap veriyor. - Freud, Lacan, Adler, Woody Allen gibi aslında çok geniş bir entelektüel penceresi var. Hepsinin açıklamalarından cümlelerinden alıntılar yapıyor kitap boyunca. Bütünlüklü bir sohbet.
Bu kitapta en sevdiğim örnek ise şuydu. Alper Hasanoğlu, İsviçreye uzmanlık yapmak için gittiği bir zamandan; terapistiyle yaşadığı bir seansından bahsediyor. İçinde bulunduğu durumu şikayet ediyormuş; neden buraya geldim, Türkiyeyi özlüyorum gibisinden. Terapist ise seansı sonlandırırken yanına gelip şunu demiş: 'Büyümek bazı oyuncakları bırakmak demektir, bazı oyuncakları bırakacaksınız...'