Varoşlarda, köylerde, kasabaların kenar mahallelerinde nefes almaya çalışan, kendilerinden beklenen rollere sığamadıkları için deli, cinli diye yaftalanan, farklılıkları nedeniyle toplumun kenarına itilen kadınlar. İçleri vesvese, içleri ölüm ve yaşam dolu, tıpkı doğa gibi...
Ülkü Oktay, ilk öykü kitabı Vesvese'de "tuhaf" kadınların öykülerini anlatıyor. Her öykü bir kadının ağzından bambaşka bir kadının yazgısını dillendirirken, hiçbiri birbirine benzemeyen karakterler, yazarın sinemacı yönünün de katkısıyla, capcanlı karşımızda beliriyor. Tekinsizlik ve kasvet satırlara sinerken ince bir mizah damarlara yürüyor. Kenarda bir çiçek açıyor, karanlık sularda balıklar yüzüyor.
1980 yılında Ankara'da doğdu. ODTÜ'de mimarlık eğitimi aldıktan sonra Bilgi Üniversitesi Sinema-TV bölümünde yüksek lisansa başladı. Yazmış olduğu senaryolar yurtiçinde ve yurtdışında çeşitli ödüller aldı. Kısa film ve video-klip gibi çalışmalarının ardından senaristlik, yardımcı yönetmenlik ve yönetmenlik yaptı.
Sinema çalışmalarının yanı sıra öykü ve tiyatro oyunları yazmaktadır. Taş adlı oyunuyla 2019'da Nilüfer Belediyesi ve Mitos Boyut'un birlikte düzenlediği Sahne Eseri Yazma Yarışması'nda Mümkün Dünyalar adlı oyunuyla 2020 yılında Kadıköy Belediyesi Ulusal Tiyatro Sahne Eseri Yazma Yarışması'nda ödül kazanmıştır. Vesvese ilk öykü kitabıdır.
“‘Hepimizin içinde bir yılan yaşarmış,’ derdi annem, son nefesimizi verdikten sonra yılan ağzımızdan çıkar, bizden topladığı hikâyeleri kovuğundan içeri fısıldarmış. Karıncalar sözcükleri tek tek kovuklardan daha derine taşırmış, çıyanlar hikâyelerin kişilerini, kırkayaklar sevincini, böcekler hüznünü, akrepler öfkesini, fareler korkusunu taşır, örümcekler de hepsini birbirine örermiş...” Müthiş canlı kadın karakterlerin ağızından anlatılan tuhaf, tekinsiz, (kimisi) kara mizahi öyküler, konular çok çarpıcı bir dille anlatılmış, duygular çok sahici. Karakterlerin korkuları, tedirginlikleri, pişmanlıkları, öfkeleri çok rahat bir şekilde geçiyor, bunu da sanki çok kolay bir işmiş gibi yapıyor, ama böyle sade bir dil kullanarak bunu başarabilmek son derece zor bir iş. Yazarın yeni kitaplarını bekliyoruz.
Hikayeler güzeldi ama hep bir şiddet içeriyordu, okurken bile içim sıkıldı bu kadar fiziksel, psikolojik şiddeti yaşayan insanlar bu hayata nasıl dayaniyor acaba.
Açık konuşmam gerekirse beklentim düşüktü ama beni çok etkiledi bütün öyküler. Küçük insan diyebileceğimiz insanların/kadınların öyküleri. Hem çok yalın hem çok vurucu olabilmeyi başarmış öyküler. Bu kadar kısa öykülerde bu kadar duyguyu iletebilmek gerçekten zor bir iş. Bunu başarmış yazarımız. Ben kesinlikle öneriyorum. Çok beğendim.