“21. yüzyılda dünyanın yarısından fazlası karantina altında yaşarken, ekranlardan bize tarihe tanık olduğumuz söylendi ama büyük ihtimal, bu kitap elinize ulaştığında yaşadıklarınızı siz bile hatırlamakta güçlük çekeceksiniz. ‘O yaşadığımız neydi?’ diyeceksiniz. Maske ile sokağa çıktığınız ilk günü hatırlayacak mısınız mesela? Pencereden korku ile bakışınızı...
Yazmadıysanız, yaşadıklarınıza bir dostunuzun kulağını şahit tutmadıysanız birkaç yıl sonra karantina günleri sadece bir cümle olarak kalacak zihninizde. Sonra belki o dahi silinecek...”
Karantina Günlerinde Evin e-Hâli, yaşananlar “an”ın içinde tarih olurken okuyucuyu, sözlü kültürü yazılı formda muhafaza eden bir sohbet iklimine davet ediyor.
Fatma Barbarosoğlu ve Nazife Şişman, 2020 mart, nisan, mayıs aylarında karantina altındaki gündelik hayatın kaydını tutuyor; eğitim, iş, alışveriş... her şeyin evlerde, uzaktan tecrübe edildiği bir ortamda “Olmakta olan nedir?” sorusuna cevap arıyorlar.
Fatma Karabıyık Barbarosoğlu (d. 1962, Afyon) Sosyoloji doktoru, hikâyeci, roman yazarı. Yeni Şafak Gazetesi'nde köşe yazıları yazmaktadır.
Ortaöğrenimine, son yıla kadar, İstanbul'da devam etti, daha sonra 1980 yılında Afyon Lisesi'nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nden 1984 yılında mezun oldu. Yüksek lisans eğitimini, aynı bölümde "Türk-İslam Felsefesinde Tasavvufî Eğitimin Değerlendirilmesi" başlıklı bir tez hazırlayarak 1987 yılında tamamladı. İ.Ü. İktisat Fakültesi Sosyal Yapı-Sosyal Değişme Anabilim Dalı'nda "Modernleşme Sürecinde Moda-Zihniyet İlişkisi" başlıklı teziyle sosyoloji doktoru oldu. Söz konusu tezi, "Moda ve Zihniyet" adı ile İz Yayıncılık tarafından 1995 yılında yayınlanmıştır. "Gün Akşamsızdır" adlı hikâye kitabıyla Türkiye Yazarlar Birliği tarafından 2000 yılının en iyi hikâyecisi seçilmiştir.
Akademik çalışmalarının yanı sıra edebiyat ile de meşgul olmuştur, roman, hikâye ve deneme türünde birçok kitap kaleme almıştır
İnsanoğlu unutmaya meyilli ve hafızası kısıtlı. Sadece unutmak da değil olayları belli bir zaman sonra farklı anlatmaya da yatkınız. Hele medyanın haberleri servis ediş şeklini de düşününce bilgi kirleniyor, bazı olaylar hiç olmamış gibi oluveriyor. Bu nedenle korona günlerinde iki yazarın e-posta üzerinden yazışmalarını ve olayları okuma ve algılama biçimlerini okuyucularla sıcağı sıcağına paylaşmaları çok güzel olmuş. Koronada yaşlı olmak, bayramlar, annelik, evde olmak v.b temalar üzerinden yazarların söyleşisini okuyoruz bu kitapta. Ayrıca izledikleri filmler ve kitaplar da arada bu günlük hayatı okumalara ekleniyor ve söyleşileri zenginleştiriyor. Kitabın sonunda bazı ekran görüntüleri var: vefat eden sağlıkçılar, "luppo alan adam" la ilgili tweet'ler, zoom arka planları ile ilgili geyikler. Bu söyleşiyi belki şimdi okumak gereksiz ve can sıkıcı gelebilir ancak yıllar sonra çok değerli bir belge olacağını düşünüyorum.
Fatma Barbarosoğlu ve Nazife Şişman'nın ayrı ayrı ya da birlikte hazırladıkları eserleri ilgiyle takip ediyor; değerli buluyorum. Yaşadıkları(yaşadığımız) döneme dair sosyolojik değerlendirmelerini tarihe not düşmeleri çok önemli. Tüm ilim -bilim dallarında olduğu gibi, sosyolojide de hep batılı düşünürlere referans verilmesi bir yönüyle içimi acıtır. Bu değerli kalemler bizden de referans alınacak eserler vücuda getirmeleriyle takdire şayan.