Fresko Apartmanı, Kuzguncuk’ta, birbirlerini hafızalarıyla var eden, birbirlerinin hayatlarına sığınan Kirkor’un, Rüya’nın, Eleni’nin, Ani’nin, Nadia’nın, Ali Turhan’ın, Bora’nın ve İsmail’in kavuşma alanı. Napoli’den İstanbul’a gelen Defne’nin araladığı tozlu tahta bavul Matilda’nın bahçesine, kimsenin bilmediği kırık bir aşk hikâyesine, bu aşka duyulan saygıya, 6-7 Eylül olaylarına ve yurdundan kovulan Rumlara açılıyor. Başak Baysallı, Fresko Apartmanı’nın dairelerinde gezinirken kapıları hiç kapatmadığı gibi her hikâyeyi birbirine titizlikle iliştiriyor. Herkesi herkesle dost kılan ortak bir acının kimliğini tutuşturuyor elimize. Adım adım çözülen bir sırrın, unutuşun ve hatırlayışın öyküleri!
Zor gibi görünür, ama kolaydır Hristo teyeli. Tamam, uzaktan bakıldığında kazayağını andırıyor olabilir, ama yine de Hristo bunun adı, öyle öğrendim ben. Eleni’den… “İp, kumaşa zıt bir renkte olmalı ki teyel kaybolup gitmesin,” derdi. Ne geldiyse başımıza bu zıtlıklardan gelmedi mi zaten? Her şey Eleni’nin hafızasında yitip gitti. Kumaştaki teyeli kaybetmişim, çok mu?
Kurgu metinlerde -içerdiği derinliğin yanısıra- aradığım en önemli şey; yaratılan atmosferdir, ki bu kitapta mükemmel diyebileceğim derecede sıcak bir atmosfer yaratılmış. Sanırım içerdiği İtalyan karakterler ve İtalyan kültürüne ait bir çok unsurlar nedeniyle, biraz Ferzan Özpetek filmlerini, metinlerini hatırlattı.
Her biri farklı karakterlerin sesinden anlatılan bölümlerde, değişik kökenlerden gelen farklı kültürleri ve mutfak kültürü tariflerini, karakterlerin hayata bakışlarını izlerken, gizemli aşklarını kitabın sonuna kadar sürdürülen merak duygusu ile keşfetmeye çalışmak güzel bir duygu yarattı.
Ayrı ayrı birer öykü olarak yazılmışsa da, birbirini tamamlayan öyküler, ancak bir bütün olarak değerlendirildiğinde hikayenin tamamını görebiliyorsunuz. Bu nedenle okuyucuya alan bırakan, kısa bir roman olarak da nitelendirebilirim.
Bu kadar kısa bir metinde karakterler oldukça başarılı oluşturulmuş. Güzel bir kurgu, akıcı ve mükemmel bir Türkçe ile yazılmış. Çok beğendim.
Tam bir gecede bitirmelik hüzünlü ama tatlı bir hikaye. Yazarla ilk tanışmam, bir sonraki kitabını alırım dedirtti. Hafif bir Defne Suman tarzı hissettim. Onun kitaplarını sevenler mutlaka beğenecektir.
Hazırlanın, Fresko Apartmanı'na bir ziyaret yapıyoruz. Fakat baştan uyarmam lazım, ziyaretiniz sonunda başındaki insanla aynı duygular aynı fikirlere sahip olamayacaksınız. Her bir daireye yaptığınız ziyaretle, birbirine bi şekilde bağlanmış, sığınmış komşuların acıları ve umutlarına tanık olacaksınız. Özellikle son zamanlarda İstanbul Rumlarına dair denk gelen okumalarımın etkisiyle kitap benim kalbimde ince bir sızı bıraktı. Yazarın çeşitli öykülerinden ödül sahibi oluiu da ilk öykü kitabıyla daha da güzel ödüllere göz kırptığının sinyalini veriyor. Muhteşem kapağı da kitabın bir diğer güzelliklerinden. Bence birbirinden bağımsız öykülerin olduğu bir öykü kitabındansa tadında bir novella havası olan bu ilk kitabı mutlaka tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar diliyorum! . . . #readingismycardio #aslihanneokudu #okudumbitti #bookstagram #okumakiptiladır #kimneokudu #kitapyolda #kitapengüzelhediye #kitaplariyikivar #kütüphanemdenyansıyanlar #okuyorum #kitap #kitaptavsiyesi #okugönder #2021okumalarım #okuyorum #okuyorumöyleysevarım #okumakgüzeldir #neokudum #öykü #öyküseverler #öyküokurları #öykücülük #everestyayınları #basakbaysalli #freskoapartmani
Fresko Apartmanı bir öykü kitabı olsa da apartmanın dairelerinde yaşayanların hikayeleri bir şekilde bütünü tamamlıyor ve kahramanlar en sonunda Kirko'nun sofrasında bir araya geliyorlar. Bu nedenle benim gibi öykü okumayı beceremeyenlere sevemeyenlere güzel bir alternatif. Acı olayların, aşkların, arkadaşlığın, dostluğun anlatıldığı sıcak ama hüzünlü hikayeler. Keşke daha uzun olsaydı keşke roman olsaydı. Çok sevdim.
Ilk kitap icin gercekten harika yazilmis bir oyku kitabi. Oyku kitabi ama bence harika bir novella kivaminda. Icinde cok sey barindiyor. Yarim kalmis asklar, hayatlar, umutlar. Arka planda yuz karamiz 6-7 Eylul olaylari ve actigi kapanmayacak yaralar. Icice gecmis hayatlari anlatiyor kitap yalin ve sade bir dille. Duru ve berrak. Cok sevdim ve uclemenin ikinci kitabi Sarkac’i da mutlaka okuyacagim.
Fresko Apartmanı'ndan geliyorum şimdi, kalbimde çokça hüzün bir o kadar da merak var. Bu defa apartman Beyoğlu'nda değil Kuzguncuk'ta ( artık gidip görmek ve Fresko'yu aramak şart oldu ) , her bir katta bir insan hepsi birbirine teyellenmiş. Öykü de denir roman da artık hangisine doyduksak. Malum 6-7 Eylül olaylarında canlarını yaktığımız onca insanın hikayesini okurken içim çok acıyor, o yüzden o günleri anlatan her şeye zaafım var. Fresko'nun sakinleri de o günlerde canını yaktıklarımızdan bir şekilde devam edenlerden. Kitapta geçmiş ile bugün dengesi çok güzel kurulmuş karakterler arasında , bitirdiğimde çok soru vardı kafamda ama en merak ettiğim adı hemen hemen her bölümde geçen Eleni'nin hikayesinin neden olmadığıydı ? Cevabını da yazarın bir söyleşisinde buldum : çünkü 1940-50'lerin İstanbul'un Eleni ile anlattığı bir roman geliyormuş. Gözlerimden kalp çıktı.Ben çok severek okudum ve bir kez daha içim cız etti çünkü biliyorum ki bugün yine aynı şeyler olsa biz yine bizden değilsiniz der yakarız canlarını ...
Kuzguncuk’ta bulunan Fresko Apartmaninda yaşayan insanların öyküleri anlatılıyor. Her ne kadar her bölümde bir apartman sakinin hikayesi anlatılsa da, tüm bu güzel insanlar/komşular birbirine bağlı ve İtalya’dan gelen Defne sayesinde eski olaylar anımsanıyor ve anlatılıyor. Rumlar’ın oturduğu bu apartmanda 6-7 Eylül olayları da olmasa olmazdı. Ah içimiz açıyor okudukça. Sevgili Başak Baysallı’yi bir dahaki ay @yazariylakonusanlar kulübümüzde konuk olarak ağırlayacağız. Heyecanla sohbeti bekliyorum. Okunmaya değer. Tavsiye ederim. #okudum #read #gelesen #freskoapartmanı #başakbaysallı
Yakin tarihimize taniklik eden bir apartman ve onun huzunlu sakinleri. Fresko Apartmaninda dairelerin kapisi acildikca orada yasiyanlarin hikayesine ve acilarina ortak oluyorsunuz.
Hayatlari bir sekilde kesismis birbirlerine sarilarak hayata tutunan yarali insanlar. Arka planda tarihimizin kara lekelerinden olan 6-7 Eylul olaylari ve ezip gectigi hayatlar. Ortak acilar, cevabini ariyan sorular,yarim kalmis ve kavusamayan asiklar, cozulmek icin bekliyen sirlar ile dolu bir kitap.
Aslen 6-7 eylül olaylarına ilişkin okumaları çok sevmeme, kuzguncuk, bir apartman geçmişe dayalı dostluklar temasını cook bereketli ve cazip bulmama rağmen ne olduğunu tam tarif edemedigim bir eksiklik hissi ile okudum bitirdim. Üslûpta, tempoda, derinlikte yada evet evet kurguda birşey eksikti.
Kuzguncuk’ta Fresko Apartmanında, birlikte yaşama tutunan apartman sakinlerinin öykülerine konuk oluyoruz. Her birinin ayrı derdi, ayrı kavgası olsa da aslında herkesin bir olduğunu görüyoruz. Bu tarz ayrı öykülerin kitabın sonunda birbirine bağlanmasını seviyorum. Okurken öykülerde boşta bırakılan yerler sizi rahatsız etse de, kitabın üçleme olduğu düşünülürse normal karşılanabilir. Yazarın Sarkaç adlı devam kitabını da yakın zamanda okuyacağım.
Fresko Apartmanı okumak orada yaşayanların gözünden yaşamlarına dahil olmak, yazarın akıcı ve sade diliyle ayrı güzel. Fresko apartmanı, aynı masada beraber yemek yeme hissi farklı olsak da aynı masayı paylaşabileceğimizi aynı şeylerden zevk alabileceğimizi bize gösteriyor. Ben çok sevdim onların yaşamını onların gözünden görmeyi. Sanırım biraz daha hoş görülü olmamız, yaşamda her şeye rağmen zevk almamız ve yaşama her şeye rağmen devam etmemiz gerektiğini bize kibar bir şekilde hatırlatıyor.
Kitabın kapağında öykü diye belirtilmiş ama ben bu kitaba kısa bir roman derim. Şahsına münhasır karakterlerin bir arada yaşadığı Fresko apartmanında yaşamayı o kadar çok isterdim ki... Matilda'nın bahçesinde Kirkor'un hazırladığı o sofrada bir tahta sandalyeye oturmak, sofraya bir meze de ben koyabilmek isterdim. Acının yürekte bıraktığı derin sızıyı ancak böyle dostluklar sarmalayabilirdi... Keşke daha uzun olsaydı dedim kitabı bitirdiğimde...
Konusu çok hoşuma gitse de anlatımda eksiklik hissi vardı. Karakterleri tam içselleştiremedim. Sevdiğim bölüm Defne ‘nin ağzından olayları dinlediğimiz son bölüm oldu.
Ben Kuzguncuk gezisine çıktım ve soluklanmak için bir apartmanın önünde durdum ismi Fresko ve beni içeri davet ettiler şu an terasta birlikte masada oturuyoruz ve boğazı seyrediyoruz. Hepsinin hikayesini dinliyorum ; not alıyorum ve onlarla arkadaş oluyorum. Artık onlar sıradan kişiler değil hepsinin yaşamına tanık oldum ve onlar benim arkadaşım oldu. İşte böyle bir kitap Fresko Apartmanı. Ötesi anlatılır mı evet ama bencesi siz bir ziyaret edin ama önce bir soluklanın:)
Fresko Apartmani ,birbiriyle baglantili ortak karakterleri ,her öykünün apartmanin bir sakininin agzindan anlatildigi apartman kitabı… geçmişi katliamlarla dolu memleketin 6-7 Eylül olayları ve sonrasında aynı apartmanda yaşamaya başlamış insanların ve onların ortak acılarını konu ediniyor…
Fresko Apartmanı bize bir yandan Kuzguncuk’u bir yandan bogazın kokusunu bir yandan da dostlarla kurulan rakı sofralarınının tadını hatırlatıyor .İstanbul’u okumayı,okurken gözümde canlandırmayı çok sevıyorum.
Öykü kitabı olduğunu bildiğiniz halde roman tadı veren bir kitaptı. Nasıl başladım nasıl bitti anlayamadım..Dili o kadar açık ki… okumaya niyetli olanların başlayınca araya zaman koymadan bir oturuşta okuyabilecegı nefisbir kitap..
buralardayım. bittiği gibi bir şeyler vızıldanmak kolay olmadı. apartmandan yukarı basamakları bir iştahla çıktığımdan; bu sebeple, hepsi ayakları yere basan birbirinden çeşit insanlar tanımış ve şimdi onlardan ayrılmış olmanın garip bir hüznü var üzerimde. sanatın, parmak uçlarının, ritmin, yıldızların, ateşe verilmiş olmanın, aynaların, çiçeklerin; pencere önü, apartman boşluğu derken 6-7 Eylül etrafında hayata teyellendiği bir yer fresko. çatısını; kendi olmaktan, herkesin hafızasını kıvırdığı günlerden ve en önemlisi 'siz yaktınız, yıktınız ama her şeye ve herkese rağmen buradayız, biz bir aradayız' demekten alan, duraksız öykülerdi. hayli zor gerçeklerin üzerinden perdeyi kaldırıp içlerinden bir ışık huzmesi geçirdiği insanları, bilinmeyen denklemleri çözer gibi -sonunda eşitliğin sağlanmayacağını bilerek- bir şarkı, bir şiir edasıyla anlatmış Başak hanım. bir kereliğine verilmiş şu yaşamın buruk tadına, onu içebilen herkesin adıyla bir muhasebe tutmuş,,
fresko apartmani, ortak karakterleri ve olaylariyla, oykulerini birbirine baglayan nefis bir apartman-oyku kitabi.
yakin tarihimizin buyuk utanclarindan 6-7 eylul olaylarini farkli pencerelerden anlatan kitapta, bir parca daha belki olay orgusu isteyebilirdim ama zaten roman degil oyku kitabi oldugu icin boyle bi elestiri yapmaya da hic kiyamiyorum:) ben cok sevdim. tam da yazarimizin meslegi olan edebiyat ogretmenligine yakistigi gibi, tertemiz mis gibi bir anlatim.
tavsiyem zaten cok hacimli olmadigindan kitabin hakkini tam verebilmek ve tadini cikarabilmek icin bir solukta okunmasi.
bu guzel ilk kitaptan sonra, basak baysalli’dan daha nice metinler okuyabilmek dilegiyle. yolu kalemi acik olsun.
karakterler çok karışıktı ve karakterlerin anlatımları yüzeysel geldi her bölümde farklı point of view olması güzel de kitabın içine giremedim plot kronolojisi karmaşık geldi anlatım kafa karıştırıcıydı bence ama ele aldığı konu güzel yazar kötü değil 1 yıldız versem de ayıp olur yani böyle konulu bi kitaba
Sarkaç romanının öncül kitabı olduğu için bu kitapla tanımak istedim yazarın kalemini ancak hikaye çok basmakalıp,sıradan geldi,daha derinlikli olmasını beklerdim açıkçası, kısa öykü ile novella arası bir yerde duruyor kitap,karakterler de okuru olay örgüsüne dahil etme konusunda silik kalmış,tavsiye etmiyorum maalesef
Başak Baysallı, samimiyetle peşine düştüğü bir dönem hikayesini ustalıkla aktarmış. Fresko Apartmanı, bir çok açıdan övülebilir ama ben en çok derdini anlatabilmek için yapay arayışlara girmeden sade ve dürüst bir dünya sunabilmesinden etkilendim.
Sıcak, samimi ve akıcı bir anlatım. Okudukça o karakterlerle birlikte oturmuş kalkmış, sohbet etmiş ve pek çok anıyı paylaşmış gibi oluyorsunuz. Defne Suman‘ın Çember Apartmanı tadında bir eser gibi hissettim ben.
Yazarın anlatım dili çok akıcı, yemeklerin tadını alıyor, çiçeklerin renkleriyle içiniz aydınlanıyor, sofraların coşkusuna katılıyorsunuz. Amaaaa, ‘ama’lar var. Öncelikle öykü kitabı diye geçiyor ama öykü kitabı değil. Apartmanda hikayesi birbirine geçen karakterlerin kitabı. Hem de roman olabilecekken sanki taslak aşamasındayken basılıp satışa sunulmuş gibi. Sonra anlatıcı konusunda bir karmaşa mevcut. Yazar, bunun bir öykü kitabı olmasına yaslanarak her bölümde ayrı anlatıcı seçilmiş ama bazen bu çok kafa karıştırıcı olmuş. Hem de hala bunun öykü kitabı olmadığını iddia ediyorum. Hele TUVAL öyküsünde anlatıcı tuval olduğu için okuyanın vay haline. İsmail karakteri bir simge, tutucu zihniyetin dönüşebileceğinin simgesi ve bu çok renkli apartmanda Türkiye mozaiği oluşturmak için orada, ama varlığı hiç gerçekçi değil. O kafa yapısında biri için fazla devrimci hareketler. Benden yorumlar bu kadar.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Fresko Apartmanı dokuz öyküden oluşan yaklaşık yüz sayfalık bir kitap. Bu dokuz öykü birbiriyle ilişkili kişilerin hayat hikayelerinin bir bölümünü anlatıyor bize. Apartmanın sahibi Kirkor, onun manevi kızı Rüya, savaştan kaçan Nadia, gazeteci Ali Turhan, ressam Bora, İsmail, Avram ve Matilda, torunları Defne, Ani, Eleni hayatlarının bir bölümünü öğrendiğimiz öykü kişileri. Bu öykülerde savaş, 6-7 Eylül Olayları, basına baskı, aydınların hoyratlığı, insanın yaşamda tutunma çabası gibi temaları okuyoruz Başak Baysallı'nın kaleminden.
Yazarın kalemi demişken üslubundan bahsedeyim: Sıkmayan bir anlatımı var. Tahminin odur ki bir, taş çatlasın iki günde okuyabileceğiniz bir kitap. Keyifle...
Fresko Apartmanı için bazı yorumlarda "kısa roman" tabiri kullanılmış ama bu kitap için "kısa roman" demek doğru olmaz. Öykülerin sadece apartmanda yaşayanları kapsaması öyküleri romanın parçası yapmaya yetmez zaten yayınevi de "öykü" olarak nitelendirmiş eseri. Yazar mekan üzerinden öykü kişilerini aynı kurgu evrenine dahil etmiş.
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Benzer acıların, yurdundan olmanın, kalıp direnmenin, geri dönmeye artık cesareti de arzusu da kalmayanların romanı. Kiminin acısının ötekileştirmeden kimininkinin de fiziksel ve ruhsal hasarlardan gelip tarihi bir apartmanda birleştiği, her şeye rağmen çiçek çiçek bahçeleştiği çok insani bir metin. Okurken hüzünlenseniz de okuduğunuz için mutlu olacağınız bir kitap.