Muz kabuğuna basarak apartman boşluğuna düşüp ölen bir kadın. İlk bilgi bu. Peki arkasındaki gerçekler nedir? Oyun yazarı, rejisör ve oyuncu olarak onlarca ödül alan, tiyatro dünyamızın değerli isimlerinden Erhan Gökgücü'nün usta kaleminden, iktidar ve güç çatışmalarının insan ilişkilerindeki etkisini cinayetlerin temel motivasyonu olarak ele alan etkileyici bir polisiye.
Yazar ile ilk kez bu kitap sayesinde tanıştım ve kendisini bu kitabın yayımlanmasından çok kısa bir süre önce kaybettiğimizi öğrenince de oldukça üzüldüm.. Polisiye kitap okumayı çok seven biri olarak bu kitabı da severek ve heyecanla okudum. Oldukça sürükleyici bir anlatımdı. Bu kitaptan bana kalan bir sözü sizlerle de paylaşmak isterim; “Hedefe varmak için yokuşu çıkmaya zorunluysanız dikliği gözünüzü korkutmamalı.”
Cinayet romanlarında farklı kişilerden şüphe duyarsınız.Kafanız karışır.Bazen tahmin ettiğiniz kişi çıkar bazen çıkmaz.Ancak bu kitapta en başta anlaşılıyor katilimiz.Sadece gizem cinayetin nasıl işlendiği konusu.Ki muz kabuğu da çok fazla meşgul ediyor zeki komiserimizi.Kitapta bahsedilen sendrom ve raskalnikov cinayetleri biraz renk katmış .Hele ki sonunda uzun uzadıya anlatım ve çözümleme hiç olmamış.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Kitapta hemen hemen her iki sayfada bir geçen klasik kültür referansları bana biraz zorlama geldi. Bu tür referanslara son yıllarda giderek daha fazla rastlıyorum. Ancak, doğal gelmediklerinden anlatımın akışını bozuyorlar. İyi bir Türk polisiye romanı arayışımda maalesef Alper Canıgüz ve kısmen Ahmet Ümit dışında tatmin edici bir yazar bulamadım.