Her biri yalnızlıklara, uzaklaşmalara odaklanmış altı öykü. Kocası ölmüş yaşlı bir kadının, salonunun ortasında büyüyen ağaçla yaşayan bir başkasının, yıllar sonra kapısını çalan âşığına mesafelerini fark edenin; bir iskele üzerinde delikanlıların dikkatini çekemeyen genç bir kızın, o kızı seyreden aşkı tükenmiş kadının; bir adanın ortasında, değişen insan algıları karşında yalıtılmışlıklarını duyumsayan bir genç kadın ile annesinin yalnızlıkları. Yaşantının içinden çekilip sorgulanan yaşamların anlamları… Birbirinden farklı, kısa zaman dilimleri halinde aslında birbirinin aynı yaşamları sunuyor bizlere Peride Celal. Bunlardan biri, bizzat kendi yaşamından bir zaman kesiti bekli de.
Gündelik yaşamın görünümlerini anlatırken bu dünyayı karmakarışık dışavurumundan arındıran bir biçem; dingin, duru, pürüzsüz bir dil.
“Bu küçük öyküler yaşadığımız Kaos’un içinde kaybolup giden birkaç insandan esintiler. Bakalım nasıl bulacaksınız?”
Peride Celal’in 3 Nisan 1999’da Selim İleri’ye imzaladığı Melahat Hanımın Düzenli Yaşamı kitabına düştüğü nottan…
1916’da İstanbul’da doğdu. Tam adı Peride Celal Yönsel. İstanbul’da Saint Pulchérie Fransız okulunda okudu. 1944’te İsviçre’ye gitti, Bern’de Basın Ateşeliği’nde sekreterlik olarak çalıştı. Yurda dönüşte Basın-Yayın Kurumu ve Yeni İstanbul gazetesinde görev aldı. Edebiyat hayatına, Yedigün dergisinin 142. sayısında (27 Kasım 1935) yayınlanan "Ak Kızın Hikâyesi" adlı öyküsüyle başladı. ______________
Peride Celal was born in 1916 in Istanbul. She attended French college Saint Pulchérie in Istanbul. In 1944, she lived in Switzerland for a while, working as a secretary in Press Consulate. Back in Turkey, she worked for the Press Institute and Istanbul Newspaper. She started her writing career with her story "Ak Kızın Hikayesi" -published 27.11.1935- on Yedigün Magazine.
2013 yılında kaybettiğimiz Peride Celal’in bu nefis kitabında altı öykü var. Süslemelerden arınmış, sade öyküleri seviyorum. Ama sadeliğin bu denli bir ustalıkla taçlandığına nadiren şahit oluyor insan. Mükemmel bir okuma idi. Özellikle “Tozduman” çok başarılı.
Sakin ve incelikli bir hanımefendinin hatırlayışları. Büyük bir iddia yok amaç yok didakliğe düşmek yok yazıldığı zamanın hissettirdikleri var. Ayrıca kadın bakış açısından anlatılması da o dönem için biricikliğini perçinliyor. Bir bardak su içer gibi hızlıca ferah okunuyor.
İçinde farklı hikayeleri barındıran, içinizi ısıtacak bir kitap. Türk Edebiyatı dersi kapsamında bu kitabı okudum ve düzen kavramının öykünün izlekleri üzerinde etkisi ile alakalı bir makale yazdım. “ Düzen” kavramı nedir?” diye sorulduğunda nasıl açıklayacağınızı bilemiyorsanız okuyun mutlaka:)