Jump to ratings and reviews
Rate this book

Keşke Koleksiyoncusu

Rate this book
“Aynı anda var olmuş iki enerji dünyanın iki farklı ucuna da fırlatılsa aynıdır. Bir sağa giderken diğeri sola gitmez, birini yukarı kaldırsan diğeri aşağı inmez. Aynı anda aynı yöne gitmek için, bir olmak için var olmuşlardır, dolanıktır onlar. Dünya’nın iki farklı ucunda dahi olsalar, ayrı dinden, ayrı milletten, ayrı dillerde konuşan insanlar bile olsalar, er ya da geç bulurlar birbirlerini ve ilk bakışta tanırlar.”

280 pages, Paperback

Published January 1, 2020

1 person is currently reading
21 people want to read

About the author

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
1 (5%)
4 stars
4 (23%)
3 stars
5 (29%)
2 stars
5 (29%)
1 star
2 (11%)
Displaying 1 - 3 of 3 reviews
Profile Image for Aslıhan Çelik Tufan.
647 reviews196 followers
April 28, 2021
21-22.04.2021


Run Gülizar Run kitabı ile tanıdığım yazarın bu kitabı ne yazıkki o lezzeti vermedi. Gerçekten keşke okumasaydım dediğim bir kitap oldu.

Kolay kolay bir kitaba olumsuz yorum yapan bir okur değilimdir. Emek ve çalışmaya saygı duymam gerektiği düşüncesi hep olumsuz konuşmakta elimi kolumu bağlıyor lakin bu kitap cidden neden?
Ne karakterlerin diyalogları ne kurgu ne araya sıkıştırılan mitolojik ögeler ve hatta aforizmaları hiç biri oturmuyor herşeyden biraz biraz derken ortada kocaman bir kaos okudum.

Ben ettim siz etmeyin.

Keyifli okumalar 🌼

#readingismycardio #aslihanneokudu #okudumbitti #2021okumalarım #okuryorumu #aysegülkocabıçak #keşkekoleksiyoncusu #ithakiyayınları #ithakitürkçe #çağdaştürkedebiyatı
Profile Image for Puder.
15 reviews14 followers
December 18, 2020
“Şimdi bu yataktan kalkamıyorsam, dünya bir uçurumdur benim için de kalktığım gibi düşmekten korkarım.”

Dicle ve Fırat’ın hikayesini bilmeyen var mı? Tarihin başlangıcından bu yana dolanıp duran, birbirine hasret, yolları ve kavuşmaları nice efsanelere konu olmuş iki nehir. Su bir kere, hayatın özü, her şeyin başı. İşte Keşke Koleksiyoncusu’nun Dicle ve Fırat’ının hikayesi de okuyucuya “İnsan ismiyle yaşar” cümlesini fısıldıyor. İsimleri beraber konmuş, ömürleri beraber geçmiş, kavuşmaya “yazgılı” iki insan Dicle ve Fırat ama tıpkı adlarını aldıkları nehirler gibi, hayat onların da birleşmesine engel olmuş. Gerçi, insanı insan yapan özbilinci ve (Sartre’ın dediği gibi) aynı zamanda en büyük mahkumiyeti de olan özgürlüğüyse, insan olan Fırat’ın bu ayrılıktaki payını görmezden gelmem mümkün mü? Ya Dicle’nin “her şeye rağmen” devam eden, kendini paralayan sevgisi? İkisine de kızgınım bir yandan ama seviyorum da bu öfkeyi. Duygusal şiddeti fark ediyorsun artık bak, diyorum kendime, aferin. Ama işte, Baykuş’un da dediği gibi: “Bir olay olur. Oluş şekli tektir ama olayı görenler, olayı kendi beyinlerine göre, kendi gözlemledikleri şekilde değerlendirip bir sonuca varırlar (…) Aynı an, aynı anı, gözleyen, anlatan ve dinleyene göre başka başka şekillerde cereyan etmiş olabilir. Peki, gerçek hangisidir?” Ben bugün size, kendi gördüğüm gerçeği anlatacağım.

Kitap, “Aslında hiçbirimiz ölmedik, tıpkı hiç doğmadığımız gibi” cümlesiyle başlıyor. Sonradan Eski Gün Lokantası’nda Mevlana ile bağlantısını okurken daha bir netleşecek anlamı aklınızda. Üstelik, Defne’nin Fırat’a yazması da bu cümleyi anlamasıyla başlayacak. Dönelim ilk sayfalara, bunu söyleyen bir erik ağacı ve biraz daha okuduğunuzda Dicle’nin gördüğü sembolik bir rüyanın içinde olduğunuzu anlayacaksınız. Bu rüyada Fırat’ın eşi Müjde, erik ağacı, lolipoplar ve annesinin giderken bıraktığı kombinezonu giymiş Dicle var. “Ne zamandır kafanıza market poşeti geçirip nefesinizi tutuyorsunuz?” diye soruyor doktor kılıklı Müjde. “İntihar mı etmiş?” sorusu doluyor aklınıza hemen, “Komada mı bu kız, öldü mü Dicle?” Sonra, kitabın devamında da sizinle olacak Baykuş anlatmaya başlıyor. Yazar kitap boyunca sık sık mitolojilerden yararlandığından, “Neden Baykuş?” sorusunu sormadan geçmek olmaz. Eski Türk ve Yunanlarda bilgeliğin ve fedakarlığın simgesi olan baykuş, Mısırlılar ve Hintler tarafından “ölümün habercisi” olarak bilinirmiş; bu çiftanlamlılığın izlerini kitapta sürmek de mümkün. Peki nasıl? İki küçük ipucu: 1- Ne oldu babaanneye? 2- “Unutamıyorsan öldür kendini”.

Peki Fırat ile Dicle’nin hikayeleri ismine dolanır da, kalanların kaderi ayrı olur mu? Ayşegül Kocabıçak, isimlerin ardına anlamlar gizlemiş bizim için. Araştırmak öyle keyifli ki, size bulduğum tüm cevapları anlatmayacağım (Okuduktan ve araştırdıktan sonra yazabilirsiniz elbette, karşılaştırırız keyifle) ama buraya da birkaç ipucu bırakayım. Dicle ve Fırat doğduğunda babaları Murat ve Erdem askerde, aynı gün alıyorlar haberi. Erdem komutan koyuyor iki bebeğin ismini. Murat, Fırat nehrini doğuran iki ana koldan birinin adı. Erdem, yani Fırat’ın babası ise “asker” demek (ayrıca Erzincan ve Erzurum arasında doğan Fırat’ın babasına Er-dem ismi çok yakışmamış mı?). Rebil Hanım için bir ses benzerliği teorim var ama uzatmayayım, siz ipucunu aldınız.

Kitapta beni en çok etkileyen bir diğer unsur, anlatının neredeyse döngüsel denebilecek inşasıydı. Hem ilk hem de son sahnede karşımıza çıkan mis kokulu erik ağacı ve lolipopların kafamı çokça karıştırdığını ve bana yepyeni sorular bıraktığını itiraf edeyim. İlk sahne, son sahnenin arkasından yaşanacakların habercisi miydi? Son sahnenin gerçekleri hayallerle mi süslenmişti, tamamen hayal miydi? Burada ilginç bir farkındalık yaşadım örneğin; Fırat değil de Dicle anlatmış olsaydı yine, belki hayal kabul edecektim -oysa iki tanık birden olunca bu kez, onların gerçeğini “gerçek” kabul ettim. Merak ediyorum, siz ne düşüneceksiniz?

Anlatacak o kadar çok şey var ki.. Kitaptaki kadınların kaderi hakkında, olasılıklar ve zihinsel bağlantıların şekillendirdiği anlamlar hakkında, kitap hakkında saatlerce konuşabilirim ama iyisi mi şimdilik durayım ve kitabı size yürekten önermiş olayım. Okuduğunuzda bana da yazar mısınız? Biraz sohbet ederiz.

“Şimdi bu yataktan kalkıp dünya denen uçuruma atlamalıyım ki, bir kere olsun kendim için her şeyi riske atıp gerçeklerle yüzleşeyim."

IG:puderintorunu
Profile Image for Ozan YILMAZ.
124 reviews5 followers
September 15, 2022
Yazarı tanımıyorum, adı güzel diye aldım kitabı. Her ne kadar kitapları yazılı kağıdı okur gibi okumayı sevmesem de onlarca de/da hatası, onlarca yanlış kelime kullanımı, onlarca yanlış yanlış. Editör redaktör reaktör hiçbir şey yok mu koskoca Ithaki'de?

Neyse, üç yıldız vermezdim de Ankara hatırına dayanamadım, Ankara'yı özlediysem demek ki.
Displaying 1 - 3 of 3 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.