Hayattaki sayısız tesadüften biri. Önemsiz denebilir. Bir kadın ve bir erkek. İkisi de yalnız, yazı bekleyen bir kıyı kasabasının boş pansiyonunda karşılaşıyorlar. Adam yakındaki adaları gezmiş, yazmayı planladığı ada kitabına çalışıyor. Pansiyonun bahçesinden ufukta dizili adalar görünüyor. Alt balkondaki kız kahvaltıda ismini söylüyor: Ada. Ada ve Uraz, yaz tatili için Yunan adalarından Nisyros’a doğru yola koyulurlar. Uraz, tutkuyla bağlı olduğu adalar hakkında yazdığı kitap için araştırmasını tamamlayacak, Ada ise ilk defa bu bölgeleri görecek ve belki bu sayede Uraz’ı yakından tanıma fırsatı bulacaktır. Tanışmalarının yıldönümüne denk gelmesi ise, yolculuğa özel bir anlam katacaktır. Gelgelelim hiçbir şey planlandığı gibi ilerlemez ve ortaya çıkan sorunlara gözlerini kapayamayan Ada, çok geçmeden bir seçim yapmak zorunda olduğunu ve bu seçimin sadece yaz tatiline değil tüm hayatına etki edeceğini anlar. Ayrılığın Haritası bir yolculuğun romanı. Ertuğ Uçar, genç bir kadının kendisiyle hesaplaşması üzerinden günümüz ilişkilerine ışık tutuyor. Kadın ile erkek arasındaki değişmez sanılan dinamikleri irdeleyerek, göz ardı ettiğimiz yönlerimizle, kendimizden gizlediğimiz gerçeklerle yüzleşmenin, tehlike barındırdığı ölçüde, hayati önemde bir keşif olduğunu gösteriyor.
Antalya’da doğdu. İstanbul’da yaşıyor ve mimarlık yapıyor. Yayımlanmış öykü kitapları: Rüya Arızaları (2006), Yalnızlığın 17 Türü (2008), Dünyayı Seyretmek İçin Bir Yer (2010) ve Ormanda Kaybolmak (2014) dışında Bir Çift Ayak (2016) adlı romanı ve Woolf’un İzinde (2017) adlı deneme kitabı var. Ayrıca daha önce Rüya Arızaları ve Yalnızlığın 17 Türü adıyla yayımlanan kitaplarını yeni öyküler de ekleyerek Gece Yolculuğu (2017) adlı kitapta bir araya getirdi.
Mimar bir yazarın kaleminden çıkma bir kitap Ayrılığın Haritası, ince detay işçiliği beni bu mesleğe götürüyor zaten, Pamuk'la üslup tarzı çok başka olsa dahi o detay unsuru hep buradan. Samimi bir dille geçinmek üzere yolda olduklarını sanan çiftin Ada gözüyle hissettiği zorlukları ve yine onun gözünde aslında illüzyon içinde çift olabilmeyi sanmak üzerine bir yolculuktu okuduğum, hissedenler için daha farklısı, fazlası ya da azı. Bir yaz romanı olarak okurlarına öneririm, kalemin teması yazdı. Yazarın diğer kitaplarına bakacağım.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Metinlerine gönül bağım olan Ertuğ Uçar'ın son dönemde iki kitabı çıktı, sanırım aynı günlerde. Birine ulaşmadım daha. (Dünyayı Seyretmek İçin Bır Yer)
Ayrılığın Haritası, öykülerini bayılarak okuduğum yazarın şahane romanı. Öyküleri ayrı, romanı ayrı güzellikte olan yazarlarıma bir yenisi daha eklenmiş oldu benim için.
Roman, iki beyaz yakalı sevgilinin, Ada ve Uraz'ın aşkını hikaye ederken bir kaç ilgi çekici yan temayı da ustalıkla işliyor. Ada'nın yani kadın karakterin ağzından dinliyoruz hikayeyi. Erkek bir yazarın, kadın karakterin bilişsel, duygusal süreçlerini, daha çok hissedilerek yaşanabilecek kadınlığının özüne dair olguları oldukça berrak anlatışına nadiren şahit oluyorum bu romandaki gibi.
Ertuğ Uçar, deniz fenerlerini tutku derecesinde (takıntı derecesinde de desek olur ) seven bir yazar. Uraz karakteri ise adaları, "ada" kavramını tutku derecesinde seviyor. Yıllardır, adalarla ilgili araştırmalar yapıyor, döküman, kitap topluyor, gününün önemli bölümünü onlara ayırıyor, notlar alıyor yazacağı kitap için. Ada ile birlikte oluşunun ilk yılı bittiğinde çıktıkları Ege Adaları tatilinde de durum değişmiyor. Adalarla ilgili çalışmaları ilk planda, gezdikleri adalar ikinci planda, Ada ise bazen planda bile değil. Karakterin adı Ada olmasa belki Uraz'ın hayatında yer alamayacak. Uraz, üretme sancısı çekiyor, bu kadar emek harcadığı bu kitabı yazmaya bir türlü başlayamıyor. Ada kavramı, üretim sancısı, "neden yazılır?" sorusu kitabin ilginç temaları.
Ancak asıl tema, birbirlerini tanıdığını sanan iki insanın, bu yolculukta birbirlerinin daha önce bilmedikleri ya da sezip adını koyamadıkları özelliklerini keşfetmeleri. (Ne demiş büyükler: Bir insanı tanımak için bir onunla sofraya oturacaksın, iki onunla yolculuğa çıkacaksın) Mesela Uraz'ın soğuk, uzak, dışlayıcı (ve bence kibirli) tavrı, Ada için bu yolculukta görünür hale geliyor, daha önce hayran olduğu bu ve benzer özellikleri onu rahatsız etmeye başlıyor. Kadın-erkek ilişkilerini irdelemeyi seven okurlar kitabın bu özelliğini çok sevecekler.
Ben en çok bir ayrılığın nasıl inşa olduğunu anlatma süreci etkiledi. Neyin yapılıp yapılmaması, hangi duyguların, düşüncelerin, sözlerin, jestlerin sarf edilip edilmemesinin bu inşaya nasıl da etkide bulunduğu, ayrılığı ilmek ilmek oluşturduğunun anlatımı harikuladeydi.
Çok uzun oldu ama iki şeyi de soylemeden geçemeyeceğim: Iki yaşlı karakterin edebiyata yaşamı vakfetmek gerekliliğini anlattıkları kısa diyaloglar ve Ada'ya destek veren adalı kadınlar da unutulmazdı. Edebi yaşamların zorluğu ve kadın dayanışması (kadın gücü, kadın kardeşliği) çok yakıştı bu romana.
coğrafyadan ve insani ilişkiden beslenen bu romanın bıraktığı belleği sevdim, hatta tanıdık buldum. yine de ertuğ uçar’ın deneme/hikayelerinin tadından daha farklı geldi. belki de biraz uraz’a üzüldüm: “…herkes kitap yazmak zorunda değil.”
This entire review has been hidden because of spoilers.